![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
|
Şair dünyaya bir erkeğin bir kadına baktığı gibi bakar.
Öğlen Kadını, bitmek üzere. Genç kuşak Alman yazınının gözde yazarlarından Julia Franck, hem Birinci, hem de 2. Dünya Savaşı'nı canlar yakarak ele alıyor romanında. Bir ailenin, bir kadının ve savaşın değişik pencerelerini gözler önüne seriyor. Yıkımlarda bile ayakta kalabilen onurlu, cesur Helene'nin öyküsü çok sardı beni. ...Devamı.»Neden, neden çekip çıkardın denizden beni?
Rafael Alberti'nin "Deniz" şiirini çok severim. Deniz bir metafor olarak bu kadar güzel anlatılabilir: "Deniz, deniz, / deniz, sadece deniz!" Sonra yanıtsız sorular geliyor denizi de içine alan: "Baba, neden şehire getirdin beni?" Suskunluk. Bir can alıcı soru daha, çivi gibi: ...Devamı.»Güneş bulutlara tutuna tutuna batıyor bir direnişçi gibi.
İnsanımız evinde titiz, temiz, ama sokağa çıktığı anda çevresini, sokağı, bulunduğu yeri kirletmekten hoşlanıyor sanki. Evini pırıl pırıl yapan kadınlar sokaklarda çekirdek çitleyerek ve çekirdeklerin kabuklarını yere atarak geziniyorlar gönül rahatlığıyla. Erkekler boş sigara paketlerini buruşturup yere atmakta bir sakınca görmüyor. Çocuklar dondurma kâğıtlarını yere atıveriyor, anne babaları da hiçbir şey söylemiyor. ...Devamı.»Gaziantep yemekleri kitabı
Ne çok börek, zeytinyağlı, piyaz, cacık, turşu, kızartma, tatlı, helva, serinletici, şıra, meze... adı varmış meğer: "Karnıyarık, lahmacun" da böreklerden sayılıyormuş. "Şiş börek'le "Tarhınlı peynirli" böreği merak ettim. "Loloz, Maş, Patates" piyazını ne duydum ne de tattım. ...Devamı.»Ayvalık yükünü tutmuş...
Ayvalık'tayım, Vatandaşın Yeri'nde. Aysel Hanım ve Ayşe Kilimci'yle birlikteyim. Bir yılın biriken olaylarını, yaşamımızda yer edenleri, gözlemlerimizi ve yakın gelecekte olacakları konuşuyoruz. Sonra 8 Ağustos'ta yapılacak "Şiir Ayvalık"ta'yı da şair Turgut Baygın geliyor beni almaya. Koyu bir sohbete dalıyoruz tenha bir kahvede ...Devamı.»Kadın Öykülerinde Avrupa
Umutsuzluk, aşk, kırgınlık, özlem, merak... öykülerin dünyasını oluşturuyor. Göç, göçmenlik öyküleri değil ama göçün yolunda oluşan yeni yaşamları ele aldıkları için yine de belgesellik içeriyorlar. ...Devamı.»Oflu Mustafa'nın gecekondusu
Memleket havasını yansıtan derme çatma binanın bahçesinde karalahana ekiliydi. Türk-Alman bayrağı da aılsmış bir güzel! Berlin'in ortasında küçük bir Of kurmuş vatandaşımızın dünyasının ne olduğunu biz nasıl bilebiliriz? O yaşamından mutlu olmalı. Yıllardır ne mahkeme, ne polis onu buradan çıkaramadı....Devamı.» Dişi mi erkek mi olduğu belli olmayan kent
Berlin'e alışıp alışmadığımı soranlara, Berlinsiz yapamadığımı söyleyeli kaç yıl oldu, bilmiyorum. Ben, 30 yıldır Berlinliyim ve ilk yılları saymazsam çabucak alıştım bu bağlanıp kaldığım kente. Eskiyle yeninin uyumlu uyumunun büyüsü mü beni bu kente bağladı, yoksa yemyeşil oluşunun yanında kanalları ve gölleri mi? ...Devamı.»Keçinâme ve Sınırlanmış Alanlar.....
Keçi inatçı, zeki, güçlü, kurnaz ve ormanlar için zararlı bir hayvan. Ağaçlar ise masum, lekesiz, zararsız... yaşayıp gidiyor bizimle. Keçiyle ağacın iç içe geçmesi, hoş bir rastlantı bu sergide. ...Devamı.»Şarap ve Aşkın Kitabı ......
Dilimize Şarap ve Aşkın Kitabı yapıtları kazandırılan Fas'ın en ünlü şairi Muhammed Bennis'le tanışmak istiyordum. Olmadı. Şarap kitabının girişindeki şu dizeler bir kez daha beni etkiliyor: "Etrafa inen toprağın olması için / Rüzgârın esmesi gerek / Yollarda güzel kokun / Olması için / Yalnız ve / Sarhoş / Kaybolman gerek". ...Devamı.»Her yeni kitap ayrı bir heyecan!
Viyanalı şair Ernst Jandl, deneysel şiir ustalarının başında geliyor. Esprili, zekice buluşlarla ördüğü şiirlerinde somut şiirle, dada arasında gidip gelerek sürekli başka biçimler, anlatım olanakları denedi. Ondan yapılan bir seçme şiirler toplamı Dilin İntikamı başlığıyla yayımlandı Pan Yayıncılık tarafından. ...Devamı.»Dünya Bayram Olsa........
Kültürler Karnavalı'nın renkliliği nasıl da capcanlı! Diller, renkler, ırklar, yemek kültürü, şarkılar, geleneksel giysiler... birbirine karışıyor bu karnavalda. Dans eden, çeşitli yemeklerin tadına bakan, tanımadığı müziğin ritmine kendini kaptıran... ne çok insanin yüzünden mutluluk okunuyor. Kin, düşmanlık yok, sevgi ve hoşgörü var. ...Devamı.»Şiirlerimde, imgelerimde yaşayan babamı çok seviyorum!
Ne babam, ne de ben "babalar günü"nü yaşadık, bilmiyorduk böyle bir günü. Baba olduğumda öğrendim böyle bir günün olduğunu. Babasız büyümenin benim üzerimdeki yakıcı, can alıcı etkisi şiirlerime imge olarak giriyor elimde olmadan. Yaşlandıkça babasına benzermiş erkek çocuklar, kızlar da annelerine. Benim babama benzediğimi söyleyecek kimse yok etrafımızda ne yazık ki. Babasız büyümenin nasıl bir duygu birikimi oluşturduğunu ise kimse anlayamaz benim gibi, bu duygularımı çocuklarıma anlatmam da kolay değil. ...Devamı.»Baş döndürücü bir şiir yaşamı!
Dağlarca'nın Bütün Şiirleri'nin 2. cildindeki yapıtların çoğunun adını daha önce duymadığım gibi görme, okuma şansım da olmamıştı. 19 Mayıs Destanı'yla başlıyor 1824 sayfalık şiirler toplamı şu yapıtlarla devam ediyor: Hiroşima, Vietnam Körü, Malazgirt Ululaması, Haliç, Kınalı Kuzu Ağıdı, Sakarya Kıyıları, 30 Ağustos, İzmir Yollarında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ... ...Devamı.»Bugün hep 1977'yi yaşadım
O kanlı 1 Mayıs'ı. Televizyonda ölümden dönenlerle konuştular. Sevinç ve burukluk, şaşkınlık iç içeydi yüzlerinde; acı da. Arkadaşlarının neden öldüğünü düşündüklerini söylediler. Ben kurtuldum o zaman ama başkaları kurtulamadı ve ben onları düşündüm bugün. ...Devamı.»İnsan olmanın halleri...
Aygül Özkan, Hıristiyan demokrat partiden Kadından sorumlu bakan oldu. Almanya'da bu bir ilk. Artık bu ilklerin arkası gelecek. Belediye Meclisine giren Türk de bir ilki başarmıştı, parlamentoya giren de. Sonunda bakan da oldu göçmen bir ailenin kızı. Türk-Alman'lar giderek üst yapı kurumlarında daha fazla yer alacaklar elbette. Buna şaşırmamak gerekiyor. ...Devamı.»Döndüm kendime seni bulmaya
Antikçağ Anadolu Şiiri Antolojisi'nde (çeviren, Alova) nasıl güzel şiirler var eskimeden bugüne kadar yaşamış; kalmış! Özlü söz gibi, aforizma gibi şu iki dize çarpıp duruyor beni: "Sürtüşme bir başlamasın / Adamdan sayılır sıradan olan" ...Devamı.»Çocuk ve Allah..............
On bir dil bilen bir hanımla Nâzım Hikmet'i konuşmak ilginçti. Babası yakından tanıyormuş şairimizi. Başımı döndürdü bu çokdilli hanım. Babasının yirmi altı dil bildiğini söylemesi ise, benim için hiç de sürpriz olmadı. Bu kadar çok dil bilen biri, bu kadar çok insan mı yani şimdi? Öyle olmalı. ...Devamı.»Ben bugün Ayvalık'ta mıydım, yoksa Berlin'de mi?
Bugün bir ahbabımızla birlikte ilkin gerçek bir İtalyan lokantasına gittik. O lokantayı otuz yıldır tanıyor dostumuz. Hiç el değiştirmemiş, bu bile bir mucize! İtalyan lokantalarının çoğunu yabancılar işletiyor çoktandır. Türkler de İtalyan lokantalarına el attılar. İşte burada Türkiye usulü bir çipura yedim ki, enfesti! Şarap da büyüleyiciydi. Hele badem likörlü (Ameretto) dondurmaya bayıldım. ...Devamı.»Bakla ve Rakı
Havada bahar kokusu, kışa geçit yok artık! Yetti! İlkyaz, kış ne kadar zorlu geçerse geçsin, geldi geliyor. Kuşların cıvıldaşması daha neşeli, lalelerin boyu daha uzun, erken açan ağaçlar sapsarı çiçeğe durdu; şapkaya, atkıya, paltoya, çizmeye, bota... elveda! ...Devamı.»Her Şeyin Sonundayım
Daha çok Tezer Özlü'den Ferit Edgü'ye yazılan 40. mektup. "Yazarlık gücünü yaşadıklarından alan, yaşadıkları için yazınsal bir dil yaratan, varoluşunu yazmaya, yazısını varoluşuna borçlu biri"dir Tezer Özlü. Ferit Edgü, "Önsöz"de şu saptamayı da yapıyor onun için: "O, çektiği acıları kullanarak, ortaya koymadı yapıtını. Çektiği acılardan bir yapıt yarattı. Diyebilirim ki varoluşunu yazarak gerçekleştirdi." ...Devamı.»J'ai vu a mer... Denizi Göreceksin
Ne çok yazarı, sanatçıyı böyle sıkı takibe aldı iktidarlar. Sonunda o iktidarlar, o polisler çekilip gitti, adları bile anılmıyor şimdi ama izledikleri, izlettikleri yazarların, sanatçıların adları yaşıyor. İktidarlar utanmaz böyle sahtekârlıklardan. İktidarda başları ağrımadan kalmak isterler çünkü. ...Devamı.»Köprüden Geçiş
Süheyle Aşçı'nın resim sergisi: Köprünün Üstünde. Berlin-İstanbul arasındaki yaşamı köprüden geçiş olarak değerlendirmeyi seviyor Almanlar. Ressam, elbette kendi kültürüyle yoğuracak yapıtlarını, içinden aldığı toplumdan aldıklarını da katacak içine, bu kaçınılmaz. Bir köprüden daha çok bir salıncakta sallanan biri gibi geliyor bana sanatçının yurtdışındaki konumu. Hem ülkesinde, hem de her an, hem de içinde yaşadığı toplumda, burada da her an. ...Devamı.»Bir Kış Masalı
Son derece değerli bir çevirmen Arif Gelen. Türkçesi inanılmaz etkili, güzel. Brecht'ten, Zweig'dan, Kafka'dan çevirdiği kitaplar ortada. Bir de anılarını yazdırabilseydim ona. Bulgaristan göçmeni yoksul bir ailenin oğlu, Köy Enstitülerinden yetişme, Almancayı kendi kendine mükemmel öğrenme, çeviriye başlama ve başarılı olma, öğretmen sendikalarında görev alma... ...Devamı.»Toz İçinde Bir Güneş
Güneş çıkar gibi oldu, hurrraaa! Yaz geldi sandık. Salonun penceresinin önüne dizildik, dışarı baktık ailecek; güneşe. Güneş, gitmese artık, hep bizimle kalsa! M. C Anday, Güneşte kitabına adını veren şiirde "Çünkü saatler dardır, her şeyi almaz / Güneşte çözülür ve kayarlar bir yana" diyor ya, buz tutmuş halim bugünkü bir parçacık güneşte çözülmeye başlamış gibi oldu. ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |