A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Ben bugün Ayvalık'ta mıydım, yoksa Berlin'de mi?

Kategori Kategori: Berlin Günceleri | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Gültekin Emre | 18 Nisan 2010 12:13:03

Bugün bir ahbabımızla birlikte ilkin gerçek bir İtalyan lokantasına gittik. O lokantayı otuz yıldır tanıyor dostumuz. Hiç el değiştirmemiş, bu bile bir mucize! İtalyan lokantalarının çoğunu yabancılar işletiyor çoktandır. Türkler de İtalyan lokantalarına el attılar. İşte burada Türkiye usulü bir çipura yedim ki, enfesti! Şarap da büyüleyiciydi. Hele badem likörlü (Ameretto) dondurmaya bayıldım.

29 – 4 Nisan
29 Mart, Pazartesi                                                                                                                       
 
İnsaf!
 
Sabah saat 8.30’dan akşam saat 18.00’e kadar okulda kalmak ne demek!
 
Gelecek yıl Realschule, Gesamtschule ve Hauptschule’ler kalkacak, yerine Sekunderschule gelecek. Üç ayrı okul birleşerek bir okul olacak. Onun doğum sancılarını yaşıyoruz şu sıralar.
 
Gelecek yılın ders programı nasıl olacak? Sınıflarda kaç öğrenci olacak? Daha bin bir ince ayrıntı üstünde duruluyor. Gruplar oluşturuluyor ve bu sorulara yanıtlar aranıyor. Nasıl bunaldım okulda, kuş olup uçamadığıma ilk kez bu kadar hayıflandım.
 
Ben bir tutsağım; okula sımsıkı bağlandım ekmek parası için, geleceğim için. İçim kapkara bugün, oysa ilkyaza girerken başka duygularla dolup taşmalıydım.
 
 
30 Mart, Salı
 
Öğrencileri Schlachtensee’ye götürdük bir öğretmen arkadaşla. Gölün çevresi beş buçuk kilometre. Hava kapalı. Güneş yine kayıp. Ağaçlar güneş bekliyor yeşermek için. Çiçekler de öyle. Tempolu yürüyüşle bir saat yirmi dakikada dolandık gölün çevresini. Öğrencilerin canı çıktı. Yoruldular. Sonra da onları eve yolladık. Ben de o hızla eve geldim. Böylece Paskalya tatili başladı benim için.
 
Adil İzci’nin Evler Sokaklar Kitabı’ndan okudum. “Bahar , göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti.” Diye yazıyor. Oysa bahar buraya daha yeni gelecek, gelebilirse. Biraz kestirdim divanda. Sonra Mehmet H. Doğan’la ilgili yazım için bilgisayarın başına geçtim.
 
 
31 Mart, Çarşamba
 
Mehmet H. Doğan’la ilgili yazımı üstüne çalıştım bütün gün. Sonunda da bitirdim yazıyı. Onun yazdığı kitaplardan yola çıkarak hem bir söyleşi, hem de bir mektup gibi oldu yazım. Şimdi biraz dinlenmesi gerekiyor yeniden ele alabilmem için.
 
Birikime Dayanmak (1979) kitabının sonunda yer alan “Balıkçı Günlüğü” dikkatimi çekiyor. Balıkçı ile gerçekleştirdiği “Son Mavi Yolculuk” (1973) da bir günlük gibi. “Balıkçı Günlüğü” 17 Ekim 1973’te başlıyor 30 Eylül 1975’te bitiyor. Balıkçı’nın ölümünden sonra yazılanları, okuduklarını değerlendiriyor bu kısa günlüklerde Mehmet H. Doğan. Günlüğün kendisinin değil Balıkçı’nın olduğunu söylüyor. “Onu tanımış, onunla dost olmuş, sevincini-üzüntüsünü paylaşmış olmanın mutluluğunu ve onsuz bir İzmir’in acısını birileriyle paylaşmak” onunkisi.
 
 
1 Nisan, Perşembe
 
Tatilde olmanın keyfine diyecek yok. Hava berbatmış, güneş yine çekip gitmiş, umurumda değil artık. Koca kışta hastalanmadık da bahara girerken grip olduk ailecek. Buna da diyecek bir şey yok!
 
Okul yok ya, zil sesi, çocuk sesi... yok ya, bundan güzel bayram olur mu! Beni kınayanlar çıkabilir. Otuz yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, bir de kulak çınlaması belasıyla boğuşunca böyle konuşmaya hakkım var diye düşünüyorum. Meslek hastalığı gibi bir şey ama  değil bu kulak çınlaması. Mesleğimin bir armağanı oldu bu bana doğrusu. Neyse. Tatil ya, keşke geç kalkabilsem. Yine saat altıda gözlerim açılıveriyor, sonra bir daha uyuyamıyorum. Kuşların sesini dinleyerek bir süre daha yatsam da, sonra kalkıp çalışma odama geçip gazeteleri okuyorum internetten. Ev sessiz. Komşunun kahve kokusu genzime doluyor. Gün başlıyor. Kendime sabah kahvesi yapıyorum. 
 
 
2 Nisan, Cuma
 
Her yer kapalı. Güneşsizliğe takılmak istemiyorum ama, olmuyor.
 
Yıllıkları okuyorum. Şiir yığılması. Dost kayırması. Çekememezlik. Görmezden gelme. Bir dergiden hiç şiir almama gibi ceza verme! Yayımlanmış şiir kitabını listeye koymama ilkelliği. Gençlere ağırlık vereceğim diye kötü bir yığın şiiri doldurma. Şiir ölüsü yıllıklar!
 
Yıllığa alındım alınmadım tartışmasının seviyesizliği. Şiir yok ama ortada bu kadar şiir nereden geliyor? Yıllığı şişir şişirebildiğin gibi. Okuduğum şiirler ne kadar yavan. Canım sıkılıyor ve bir kenara koyuyorum yıllıkları.
 
Dört yıllığı gördüm, iki tane daha var göreceğim. Tam bir yıllık enflasyonu yani! Oysa Almanya’da 1979’dan beri her yıl Mart başında yayımlanan bir yıllık var. Bu yıllık, bu yıl otuzuncu yılını kutluyor. 130 şairden 160 şiir alınmış bu yıllığa. Bu şiirler de yedi bin şiirden seçilmiş. Bir de bize bakalım: Ortalık toz duman!
 
 
3 Nisan, Cumartesi.
 
Bugün bir ahbabımızla birlikte ilkin gerçek bir İtalyan lokantasına gittik. O lokantayı otuz yıldır tanıyor dostumuz. Hiç el değiştirmemiş, bu bile bir mucize!
 
İtalyan lokantalarının çoğunu yabancılar işletiyor çoktandır. Türkler de İtalyan lokantalarına el attılar. İşte burada Türkiye usulü bir çipura yedim ki, enfesti! Şarap da büyüleyiciydi. Hele badem likörlü (Ameretto) dondurmaya bayıldım. Oysa ben dondurma sevmezdim, yemezdim hiç. Bazen kendim de şaşıyorum  yemek konusundaki katı kurallarımı bozuşuma.
 
Ardından Tegel gölünün etrafında uzun bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz. Piknik yapan bir Türk ailenin dışında her şey bildik düzeni içindeydi. Göldeki ördeklere, kuğulara ekmek atan çocuklar, uzakta süzülüp duran yelkenliler, tur tekneleri... Ormanlık daha bahar giysilerine bürünmediğinden yarı kış havası manzaranın güzelliğini gözler önüne seremiyordu ama olsun, tertemiz bir havada yürüyerek yediklerimizi sindirdik.
 
Eve geldiğimizde Rahime bir yere, ben bir yere serilip kaldık. Şimdilik unutulmazlar arasına girdi bu gün de gününün birinde hiçbir şey anımsamayacak olsak da.
 
 
4 Nisan, Pazar
 
Bahçedeki filizlenen atkestanelerinden iki kova toplayıp çöpe attım. Rahime elindeki tırmıkla kuru yaprakları bir yere yığdı. Ben de onları bahçenin dışındaki kuru yaprakların toplandığı yere taşıdım. Bahçemiz tertemiz oldu ama biz de iyice yorulduk. Hamlamışız ne de olsa. Kışın hareketsiz kaldığımızın bir göstergesi bu elbette.
 
Bir şeyler dikeceğimiz yeri de bir başka gün çapalayacağız. Toprak kokusu genzimize doldu. Lalelerimiz açmak üzere. Güneş birkaç gün çekip gitmese her yer yemyeşil olacak ya, bizi dinleyen kim! Hava serin olmasaydı çayımızı bahçede içecektik.
 
Aklım Ayvalık’taki mor, pembe, kırmızı güllerdeydi bir yandan da. Nar ağacımızın çiçeklenmeye başladığını söylemişti geçenlerde site görevlisi. Ben Ayvalık’a gidene kadar nar çiçekleri meyveye duracak. Asmanın üzümleri sarkmaya başlayacak. İğde ağacı kokusunu salıverecek.
 
Ben bugün Ayvalık’ta mıydım, yoksa Berlin’de mi? Bazen böyle nerede olduğumu şaşırıyorum da.
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Yüzlerce öğrenciden ABD'yi terk etmeleri istendi.
Avrupa'da İmamoğlu çıkmazı: Çıkarlar mı değerler mi?
Ayaktayız
YÜRÜYÜŞ SÜRÜYOR
'Büyük Osmanlı Soygunu': 10 maddede Eric Adams davası…

Dünyadaki boykotlar: Kim neyi hedef aldı?
Trump üçüncü kez başkan olabilir mi?
CHP İmamoğlu ve erken seçim için imza kampanyası başlattı
ABD'de ulusal güvenlik skandalı ile gündeme gelen Signal nedir?
CHP neden boykot çağrısı yaptı?

Trump yeni gümrük vergisi tarifelerini açıkladı.
Avrupa’nın en az et yiyen ülkesi Türkiye: Fiyatlar 5 yılda % 1230 arttı!
Türkiye'de ekonomi bir kez daha belirsizlik döneminde
ABD-Çin hattında ticaret savaşı: “Soğuk Savaş’tan beri görülmemiş bir rekabet”
Canberra yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl başardı?

Türkiye'de Covid-19 salgını yaşam süresini azalttı.
Uzmanlar uyardı: "Uzun yaşayanlardan tavsiye almayın"
Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.

MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024
KOLLEKTİF OYNAMALI KAZANMAK İÇİN
Oxford Sözlüğü yılın kelimesini seçti: Beyin çürümesi
"İNEK BAYRAMI" ekitap
Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü

Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?
Tokyo’dan Hasanlar’a, Kudüs’te bir mahkemeden bizim buralara…
“KADERİMİZ DIŞARDAN YAZILAMAZ - DIŞARI KADERİ BELİRLEYEMEZ…”
Niyetime İlham

Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.
Su üzerindeki iklim değişikliği baskısı Türkiye'yi su fakiri olmaya sürüklüyor.

Çin'in 10 yıllık yüksek teknoloji planı nasıl işledi?
Devrimsel Bir Teknoloji: Kaykay Şasi
Türkiye, kişisel verileri en çok sızdırılan 19.ülke
Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu

NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.
Antik Mısır'daki popüler masa oyununun şaşırtıcı kökenleri ortaya çıktı.
At binmenin kökenine dair ezber bozuldu.

"Türkiye'de gazeteciler baskı ve yıldırma ile karşı karşıya"
Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından 2024 yılı yolsuzluk algı endeksi açıklandı!
Türkiye OECD’de gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke
2023 yılında Türkye’de çocukların cinsel istismarı hakkında 40.000'den fazla dosya açıldı.
Çalışanların geliri son 20 yılda azaldı.

Kakao Endüstrisinde Çocuk İşçiliği: Tadı Kadar Tatlı Değil
Dan O’Dowd, Tesla’nın Zehirli Kültürü, Başarısız Abartı ve BYD’nin Yükselişi Üzerine
ANALAR(IMIZ) SİZLER ÇOK YAŞAYIN
Amerika dış yardım yumuşak gücünden vazgeçiyor mu?
Zelenski: Kolezyum Politikasının Kurbanı

HİTLER Diye Biri
ZAMANI VAR
TASARRUF
DUR YOLCU
EMRİ HAK VAKİ

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git