![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Dünya Sevgililer Günü!
Delikanlıların ellerinde çiçek buketleri, ya da tek güller. Ele el tutuşmuş ortayaşlı ya da yaşlıların yüzlerinde huzur... Sevmenin verdiği mutluluk! Sait Faik'i gel de anma: "Her şey bir insan sevmekle başlar" Sevmeyi bilenler için ne çok şey ifade ediyor bu cümle. ...Devamı.»Savaşın Arka Yüzü
Boyalı Kuş'ta Kosinski 2. Dünya Savaşı yıllarının Polonya'sını, Polonya köylülerini on yaşındaki bir çocuğun dünyasıyla ele alıyor. Savaştan etkilenmemesi için yaşlı köylü bir kadına emanet edilen erkek çocuğun başına neler neler gelir bu kadının ölümünün ardından. Polonya köylüleri hep sarışın, bu çocuk ise siyah saçlı ve kara gözlü. Çocuğu çingene ve Yahudi sanırlar. Kendilerine uğursuzluk getireceklerine inanırlarken, bir yandan da Alman askerlerinin Yahudi ve çingeneleri saklayanları öldürmelerinden korkarlar. ...Devamı.»Ölümle İçiçeydi Bizim Gençliğimiz
Kimi şeylere geç sevinmeyi öğrendi benim gençliğim. Sanki erken, zamanında sevinmek harammış gibi. Kendimden öte yazdıklarımı nasıl anlatabildim bu söyleşide, bilmiyorum. İnsanın yazdıklarının arka planını ve kendisini anlatması ne zor! Kendimi anlatmayı hiç beceremedim neden yazdığımı bir türlü çözemediğim gibi. Yazmak, iç dökme değil bana göre, eksik bir şeyleri tamamlama da değil, bunların ötesinde bir şey. Ama ne? İşte bunu bir bilsem. ...Devamı.»Şen Olasın Halep
Alman Türk, Polonyalı, Yugoslav, İtalyan, Arap... ortak bir dilde buluşmuşlar sanki: Türkçe ağırlıklı, pazara, alışverişe özgü bir dil! Anlaşmakta, pazarlıkta sorun yaşanmıyor hiç. Ispanağın ardından pırasa, havuç da girdi alışveriş çantamıza. Üç kilo elma, portakal, mandalina da. Pazarda kilo ya da tane hesabı yok, iki, üç kilo üzerinden yürüyor alışverişler. ...Devamı.»Tanrı isen
Dağlarca'nın "Dualar" başlıklı şiirinde geçiyor bir Vietnam türküsünde geçen şu dize: "Yalvarıyorum göğe yağsın diye". Bu dizenin ardından Tanrıyı köşeye sıkıştıran şu dizeler geliyor oldukça sert ve suçlayıcı: "Tanrı isen, Al benim sokmuş dilim, ona ver, Yılan adamı da. ...." ...Devamı.»Behçet Aysan Ödülü
Hayâl Yayınları katılmış ödüle. Benim için tam bir sürpriz oldu. Olsun varsın, bazen bu tür güzel sürprizler insana müthiş bir motivasyon sağlar. Benim motivasyonum hiç eksik değildi ama biraz daha hız kazandı çalışmalarım. "Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır/ Asıl bu kalır". ...Devamı.»Bendeki Malatya
Yıllar önce ardında bıraktığı Malatya'nın öyküsüdür Bendeki Malatya. "Bir yanı düş, bir yanı anı, bir yanı özlem, bir yanı dilek... Kelebek kanatlarıyla her şeye biraz dokunup geçen." Dünyayı ilk oradaki renkler ve görüntülerle algılar Arife Kalender. İlk kez orada öğrenir sıfatları. "Kurşunkalemin harflere dokunan ucunu, silginin silemediği sabit kalem izlerini, defterdeki sayılar ve yazıların yanına papatyalar, güller çizmeyi orda" öğrenir. ...Devamı.»Yürekli bir gezgin
Göçe tanıklık etmiş bir yazar Emine Sevgi. Sirkeciden Münih'e giden kadınları 'taşıyan trenlerden biriyle gelir Almanya'ya. Berlin'de bir kadın yurdunda kalır ve Telefunken fabrikasında radyo lambaları bağlar gözünde büyüteç, elinde cımbızla. Kadınların erkeksizliğini, yurt özlemini, hızla değişmelerini... ele alıyor büyük bir açık yüreklilikle. Göç tarihinde onun yazdıklarının kalıcı ve önemli bir yeri var bence. ...Devamı.»Tekmil ufuklar kışladı.
Aç kurtlar kentimize inmemişti ama gözlerimizde bir ıssızlık vardı kar sessizliğini içimize sindirirken. Bu havalarda yollarda kalanlar, kaza geçirenler, sevdiğinden haber bekleyenler, hastanede iyileşmek için umutla dua edenler... sobadan zehirlenenler, sıcak bir çorba pişirecek olanaklardan yoksun olanlar... daha neler neler geçti beynimden. ...Devamı.»Nerede Bu Kale?
Ahmet Resmi Efendi Berlin ve Viyana'da elçilik yapmış bir devlet adamıdır. Türklerin iki kez kuşattıkları Viyana kalesini (Osmanlılar uzun süre Viyana'ya Beç demişler) şöyle betimliyor Sefaretnâme'sinde: "Beç kalesi, Tuna nehrinin bir kolu kenarında düz bir yüzeyde, suru aşağı yukarı 16 zirâ (bir zirâ 68 santimetre) genişliğinde ve çevresi ortalama yürüyüşle yirmi dakika, hendeğinin derinliği ve genişliği orta olan bir kaledir." ...Devamı.»Tanıklık edemez kendine, susmayı bilmeyen deniz
O unutulması mümkün olmayan Sivas Katliamını romanın örgüsü içinde ustalıkla ele almış Hidayet Karakuş. Kendisi de o cehennemden kurulanlardan, onun için aradan geçen sürede olayın sıcaklığından, aceleciliğinden kurtularak, iyice sindirmiş bir biçimde konuyu ele almış romanında. ...Devamı.»Fikret Demirağ - Bir zeytin dalı daha eksildi dünyamızdan
Kaçırdığım, edinemediğim iyi kitaplarla sonradan karşılaşınca hep yanmışımdır elimin altında, kütüphanemde olmadıkları için. Kaptanın Şiir Defteri de (2000) bu tür hayıflandığım kitaplardan. Bu bir seçki, ki seçkiler benim ilgi alanımdadır hep, ama gözümden kaçmış, hiç fark edememişim. Bir seçki ama çok farklı bir seçki Kaptanın Şiir Defteri: Deniz- denizci, gemi- gemici, balık-balıkçı, liman, martı, lodos, denizkızı... gibi denize, gemiye ilişkin ne kadar şiir yazılmışsa onları bir araya getirmişler Cevat Çapan'la Erdal Alova. ...Devamı.»Yolculuk bitiyor, belli varış istasyonum
Kadın Öykülerinde Avrupa kitabı bir İngiliz yayınevi tarafından İngilizce yayımlanacakmış. Çok sevindim. 24 kadın yazarın öykü dünyası bir başka dilde dolaşıma girecek demek ki. Acaba bu öyküleri İngilizce okuyacak kadınlar ne düşünecekler bu kitap için? Kadınlar birbirlerinin dünyasını, dilini, geçmişini, geleceğini... merak ediyor mudur? ...Devamı.»Kabusnâme
"Ey oğul, eğer şair olup da şiir söylemeğe niyetlenirsen, şiirde sözünün ruşen olmasına, yani açık olmasına çalış, sakın gaamız söylemeyesin, yani örtülü söylemeyesin. Meselâ bir şiirde bir sözün anlamını yalnız sen biliyorsan başkası bilmiyorsa böyle sözü söyleme, çünkü şiiri halk için söylerler, kendi kendileri için söylemezler. Öyleyse şiirin anlamı açıklık gerektir ki açıklığından ötürü herkes beğensin." ...Devamı.»Gurbetin neresinde gençliğim?
Kanal boyunda yürüdüm, yürüdüm ölümü ve yaşamı düşünerek, rengârenk yaprak denizine dalıp giderek... mavnalar geçiyordu yüklenirini zor taşıyarak... kuşlar çığlık çığlığa bir şeylerden kaçıyorlardı ya da bir yerlere yetişmeye çalışıyorlardı. Bulutlar köpürüp duruyordu başımın üstünde. İçimde derecesiz bir hüzün, acı, sıkıntı... Şiire dökemediğim ne çok görüntü ve duygu seli içimi oyup duruyordu. Gözlerime yaş doldu. ...Devamı.»Türk misafir işçiler için seyyar cami
Sokakları ve kenti boydan boya ikiye bölen ünlü Berlin Duvarı 1989'da yıkıldı. İşte o duvarın yıkılışı da pek çok ailenin parçalanmasına neden oldu. Pek çok Türk'un Doğu Berlin'de sevgilisi vardı. Duvar ortadan kalkınca Doğulu kadınlar Türklerden olma çocuklarının ellerinden tutup Batı'ya geçtiler ve pek çok Türk ailesini perişan ettiler. ...Devamı.»Bugünlerde Bahar İndi
Yaşar Kemal'in bu kitapta yer alan "Irgatlık Anıları" günlük biçiminde, çok kısa. Şiirleri ise özgün; onun Çukurova toprağına, doğasına, insanına bakışını iyice perçinliyor, gözler önüne seriyor. Sıcak, samimi ve yalın şiirleri birkaç kez okudum ve büyük bir romancının dünyasındaki şiiri gördüm. Onun romanlarındaki şiirin gücünü de bu kitapla daha iyi kavradım. ...Devamı.»Her Ölüm Erken Ölümdür
Arif Damar ağabeyi kaybetmişiz. Üzüldüm. Onunla iki yıl önce "Şiir Ayvalık'ta" etkinliğinde mini bir söyleşi yapmıştım. Akşam gittiğimiz lokantada yan yana oturmuş ve levrek eşliğinde rakı içmiştim. Devrimci düşüncelerinden hiç ödün vermeyen önemli bir şairdi. Şiirini hep geliştirmesini bildi. Yoksulların dünyasında yer aldı hep. ...Devamı.»Güz Hüzünlüdür Hep
Betül Tarıman'ın çocuklar için yazdığı şiirlerinin toplandığı kitabın adı Rüyaya Kaçan Kuşlar olmuş. Sevdim bu adı. Kuşlar bir yerlere uçarlar hep, bildikleri bir şey var herhalde. Ama, belki de en çok rüyalara uçuyorlardır çocukların uykusunda. ...Devamı.»Dağ Çiçekleri
Bitlis'in Hizan kasabasının bir dağ köyündeki yeni mezun genç bir öğretmenin gerçek yaşamını romanına taşımış Deniz Günal. Kahramanları ve romanda geçen tüm olaylar gerçek. Sıcak, samimi bir anlatım kitabı nasıl da okutuyor elden bırakmadan. İnternet üzerinden yazışarak oluşturulmuş bu kitap. Dağ köyünde öğrencilerini okula kazandırmaya çalışan, onlara okuma-yazma öğretmek için didinen idealist öğretmenin dünyasına ışık düşürüyor bu farklı roman. ...Devamı.»Uyum ve Değişim
4. Don Quichotte Uluslar arası Karikatür Yarışması'nda ödül alan ve almayan karikatürlerin sergisinde "Uyum" ve "Değişim" konularının çizgilere yansımasındaki derinliğe, ince esprilere hayran kaldım. Göç sürecinde yaşananların karikatürde yorumlanması hiç de kolay değil ama olanaksız da değil. ...Devamı.»Asimilasyon
Cumhuriyet gazetesinde haber olarak yayımlandı Thilo Sarrazin'in kitabına karşı gösterdiğim karşı çıkış. Türk kadınlarının değişmediğini savunuyor ve ezildiğini söylüyor kitabında bu beyefendi. Değişme ve değişmeme görecelidir. Alman halkı hızla değişiyor mu? Geleneklerinden kopuyor mu? Alman köylüsü geleneğine sahip çıkmıyor mu? Bir başka toplumun içinde yaşayan yabancılar geleneklerine sarılmışlar çok mu? ...Devamı.»A Bir Coşku Kapısı Daha!
Berlin'de sonbahar çok güzel olsa ne olur ki, aklım ülkemde. Burada yurtsuz gibi durup dururken, yurdum aklıma geliyor ve gözlerim doluyor acıyla. Neden iktidara geçenler ülkemi yağmalarlar? Neden yabancılara sattılar önemli kurumları? Neden işgal altında bir ülke görünümünde Türkiye? ...Devamı.»Güvercinim Uçuverdi
Baskın rüyalar başka anıların diyarında / Alışmak mı ölümün kör karanlığına / "Rahatı Kaçan Ağaç"lar sağır, topal / Işık ışıklığını biliyor ama ne fayda / Şakası, şakıması yok beden göçünün ...Devamı.»Avrupa'da Yirmi Senem Nasıl Geçti?
Rebia Tevfik Başokçu'nun Avrupa'da Yirmi Senem Nasıl Geçti? (1942) kitabını okuyorum elimden düşürmeden. 1920'li yılların sonuyla otuzlu yılların başlarında Berlin'de kurduğu dikiş atölyesiyle başarılı olmuş bir işkadının yaşamı bana nasıl da çekici, ilginç geldi. Paris'ten 7 Frankla Berlin'e gelen ve azmi sayesinde ayakları üstünde kalarak çevre, dost edinen başarılı olan bu kadının bir de yakın arkadaşı var evlilikte başarı olmamış, Sorbonne'de okumaya çalışırken tanıştığı, Leyla hanım. ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |