![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
54 mezunları, kuru fasulye pilava buyrun
Taksi 54 mezunlarının geleneksel kuru fasulye pilav partisine doğru ilerlerken, İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka yapısı tarihi görkemiyle sağ yanımızda kalıyor. Sosyal Tesisler’in merdivenlerinin önünde iniyoruz. Güneşli, güzel bir gün. Kapıdan girince biraz ileride beyaz bir levha... Ok üst katı işaret ediyor: İTÜ İnşaat Fakültesi 1954 mezunları yemeği. ...Devamı.»“Afedersiniz, bir yerin yerlisi nasıl olabilirim?”
Bir yerin yerlisi nasıl olunur? Öyle kolay bir iş midir bir yerin yerlisi olmak? Orada doğmuş olmayı mı gerektirir, yoksa belli bir zaman, kimi desin on yıl, başkası desin yirmi yıl, yaşamış olmayı mı? İstanbul’da bir gün taksi beklerken ve herkes yanaşan taksilere doğru atlayıp zıplıyorken... ...Devamı.»Burası İstanbul... Burada yağmur... Burada seçim var
Burası İstanbul.... Burada yağmur... Hani o güzelim yağmurla karışık deniz kokusu var ya, işte o koku... Bulutlar sonra... Martılar... İnsan "Yeter, yeter yaa" diye bağırmak istiyor. Martılara değil, yağmura hiç değil... Neye olduğunu biliyorsunuz. Burası İstanbul... Burası Türkiye... Yolsuzluğu yapanların değil, yolsuzluk var mı diye sorgulayanların suçlandığı yer... ...Devamı.»Kır saçlı göçebeler
Dün eve dönerken karşı sıradaki evlerden birinde oturan John karavanını yıkıyordu. Yeni dönmüşler geziden. “Cumartesi döndük Queensland’den,” dedi. “Queensland’deki kızımın en küçük çocuğu yedi yaşında. Kızım haftada üç gün çalışıyor. Anneannelik, dedelik yaptık, okullar tatildi ya, biz baktık toruna. Tatil okuluna göndermesinler dedik. ” ...Devamı.»Viyadüklerde trenler
Çin’de son birkaç gündür milyonlarca kişi tren istasyonlarını, otobüs garlarını dolduruyor. Herkesin düşüncesi, dileği, hedefi ortak şu anda. Çin takvimine göre yeni yıla girerken, yılbaşı yemeğini ailesiyle birlikte yiyebilmek. Bu, yeryüzünün en büyük göçü. Her yıl tekrarlanıyor. Hep birlikte, aynı anda. ...Devamı.»Noel Baba bolluğu
Hava çok sıcak değil bugün. Gideceğim yere yürüyerek gitmeye karar verdim. Yolumun üzerinde dört ayrı yerde dört ayrı Noel Baba. Bir... İki sokak ilerdeki çocuk yuvasının bahçesinde Noel partisi yapılıyor ve tam ben ordan geçerken Noel Baba bayram heyecanındaki çocuklara armağanlar dağıtıyor. Bir an duraklayıp bakıyorum. “Ho ho ho... Bakalım bu yıl torbamda Claire için ne hediye var?” Claire’in gözleri parlıyor, bekliyor. Yürümeye devam ediyorum, Claire’e ne geldi bilmiyorum. ...Devamı.»Bir düşünür aile babası olmalı mı?
Düşünür olmak hoş bir şey. Bir paye veriyor insana. İlginiz sıradan şeylerin çok üstünde şeylere yönelik. Çözülecek dünya sorunları var. Düşünmek gerek. Akşam yemeğini hazırlamak mı? Daha önemli konular var aklınızda. Yemeği hazır etmeyi görev edinmiş birileri vardır nasılsa yakınınızda. Evren ve dünya sorunlarını dert etmeyen, felsefeye, dine, bilime fazla takılmayan biri. ...Devamı.»Gizli kalmış bir yaz üzerine hayaller
Kütüphanede raslantıyla The Lost Summer of Louisa May Alcott adlı bir kitap buldum. Louisa May Alcott eski dostum Jo'nun yaratıcısı. Jo March. Küçük Kadınlar romanının March ailesinin dört kızından biri. Amy ile Beth'in ablaları, Meg'in kızkardeşi. Edebiyata düşkün, sürekli bir şeyler yazan ve okuyan Jo. ...Devamı.»Kabul etmek; ezilmeden, bozulmadan, korkmadan
Amerikan futbolunun ünlü takımı Washington Red Skins'in adı değişsin istiyorlarmış. İsteyenler Amerikan yerlisi bir grup. Obama da desteklemiş, Redskins (Kızılderililer) adı önemli sayıda Amerikan yerlisini rahatsız ettiğine göre değiştirilmesinin uygun olabileceğini söylemiş. Takımın sahibi Daniel Snyder ise Redskins adının tarihi bir önemi olduğunu, takımın mirası ve geleneği olduğunu söylüyor, bu ad değiştirme işine yanaşmıyormuş. ...Devamı.»Gülümsedi diye cezalandırılan kadınlar
Kimi zaman, kimi kadınların gülüşü cezalandırılır. Gülüşü cezalandırılan, güldüğü için cezalandırılan çok kadın vardır da, ben şimdi bir tanesinden söz edeceğim. Kanadalı yazar Margaret Atwood’un, Moral Disorders adlı kitabındaki My Last Duchess (Son Düşes’im) adlı öykü beni kitaptaki diğer öykülerin çoğundan daha fazla etkiledi. Bir edebiyat dersi, derste bir şiirin yorumlanışı, genç bir kızın yaşamının bunlardan dolayı değilse bile bunlarla birlikte şekillenişi... ...Devamı.»Ofiste her şey bıraktığınız gibi mi
Uzun yıllar çalıştığım şirkete uğradım iş arkadaşlarıma merhaba demeye. Çalışma yaşamı olan, yıllar içinde değişik yerlerde çalışmış herkesin eski iş yerine uğramışlığı vardır sanırım. Bir zamanlar her sabah kapısından girdiğiniz, içindeki yaşamın parçası olduğunuz yapıya, konuk olarak girmek değişik bir his verir. Eskiden hemen her gününüzü ve pek çok şeyinizi paylaştığınız kişileri görürsünüz. Onlar hala oradadırlar. ...Devamı.»Erdoğan ne yapıyor?
İri yarı bir adam, orta yaşa yakın. Yardımcısı gençten biri. Siyah saçlar, esmerce ten. Kırık bir İngilizce. Elektrikçi gerekmişti, ikisi geldiler. Bir yandan çalışıyor bir yandan laflıyorlar, ben de katıldım. Oradan buradan, havadan sudan konuştuktan sonra bir ara sözün bittiği yerde, “Müslüman mısınız?” diye sordu gençten olan. Türk olduğumu biliyorlar, daha önce patronlarıyla konuştuğumuzda sözü geçmişti. ...Devamı.»Lao Lai gibi bir çocuk olmak olası mı
Sevimli çocuğuna gülümseyerek baktığımı gören adam da gülümseyerek, "Sawatdeekhrap (merhaba)" dedi. Lokantanın kapısından biz girerken onlar çıkıyordu. Çocuğuyla ilgilenildiğini görmek herkesi gülümsetir ama Tayland zaten tebessümler ülkesi diye biliniyor. Meşhur Thai gülümsemesiyle her yerde her zaman karşılaşmak olası, hatta şimdi gülümsemenin sırası mı dedirtecek hoş olmayan durumlarda bile. ...Devamı.»Havaalanına türkü yakışmaz
Eskiden tren istasyonlarıydı, belki otobüs garlarıydı hüznü çağrıştıran, artık havaalanları da var. Mektupların yerini elektronik postaların alması türünden bir gelişme bu. Gelişme sözcüğünü daha iyi olmak anlamında değil, devamlılık anlamında, sıradakinin gelmesi anlamında kullanıyorum. Tayland’a gitmek üzere Sidney havalimanındayız. Kalabalık mı kalabalık. ...Devamı.»Dostlar kurabiyesi
İnsanın eline yapışıp kalan, kurtulana kadar akla karayı seçtiğiniz kurabiye hamurunda, "kurabiye yapmak mı, bir daha asla" dedirten bir şeyler var. Yıllardır yaptığım yok aslında, sıcak bir odada pencereden yağmuru seyredip, bir fincan çay içerken kurabiye geldi aklıma. Dostlar kurabiyesi... Ne güzel adı var değil mi? ...Devamı.»Zorunlu empati eğitimi
Geçmişte kalmış yılların göz alıcılığını taşıyan, büyük ve eski sinema salonunda Sidney Film Festivali filmlerinden birini, Kanadalı yönetmen Sarah Polley’nin “Stories We Tell” adlı filmini izledim. Süslü duvarların, eskimiş görkemiyle bir yandan nostaljik duygular çağrıştırdığı, bir yandan tuhaf bir sıkıntı yaydığı salonda birbirleriyle alçak sesle konuşarak, acele etmeden, nazik adımlarla ilerleyen, koltuklarda yerlerini alan sinema seyircilerine baktım. ...Devamı.»Arkadaşlarla sohbet, Gezi Parkı ve zorbalık
İki arkadaşıma rastladım, Cumartesi öğle sonrasıydı. Kitap kulübüne gittiğim günlerden tanıyordum onları, çoktan görüşmemiştik. İstanbul, Taksim pek alışkın olunmadığı biçimde Avustralya televizyonunda ve gazetelerinde boy gösteriyordu. Gezi Parkı olaylarından söz ediyorduk ki, arkadaşımın kızının okulda akran zorbalığıyla karşı karşıya geldiğini öğrendim. Zorbalık her yerde aynı. ...Devamı.»Eski bir defterle buluşma (2)
Bir öykü yazmış ortaokul yıllarında. Ya da bir anlatı, izlenim. Kapağında nilüfer baskıları ve kendi karalamaları olan eski deftere. Bilgisayarın olmadığı, hala kalemlerin kağıtların kullanıldığı o yıllarda. Adını, Bir Günün İçinde koymuş. Bir günün içinde, şehrini anlatmış. Belki de hayalindeki bir şehri. Neyin gerçek, neyin hayal olduğu mu? Bilinmez... ...Devamı.»Eski bir defterle buluşma (1)
Sabah erken çıktım bugün. Sokaklarda yaşam yeni başlıyor. Smiling Bakery'den taze ekmek kokuları karışıyor havaya. Fırıncı sürekli gülümseyen Vietnam göçmeni bir kadın. Hep gülümsediği için mi fırının adı Smiling Bakery, yoksa fırının adı Smiling Bakery olduğu için mi hep gülümsüyor? Hayat sorularla dolu değil mi, işte sabah sabah bir soru... Ama bu sorunun yanıtı açık. Keşke hayattaki her sorunun yanıtı böyle kolay bulunsa. ...Devamı.»Benim kütüphanem
Sidney’in kütüphanelerinde yaşlı kadınlar görürüm hep. Kıvırcık kısa kır saçlarıyla, beli büzgülü dar paçalı, bej keten pantolonlarıyla, renkli hırkalarıyla birbirlerine benzerler kimileri. Ötekilerin, daha uğraşılmış saçları vardır. Çocukluğumun Burda dergilerindeki yaşlıca modellerin saçlarına benzer azıcık. Başka hiçbir makyajın olmadığı yüzlerinde dudakları renkli renklidir kırmızı rujlarıyla. ...Devamı.»Uzun kloş bir kot eteğin düşündürdükleri
Hayatın biçimsel öğeleri sabit bir hızla, gözümüzün önünde değişiyor. Tam da bu nedenle, göz göre göre değiştiği için, değiştiğini neredeyse algılamıyoruz. Bugün eski albümlerden birinde, iki kadın ve bir çocuğun olduğu fotoğrafa azıcık şaşkınlıkla baktım. Kadınlardan biri ben, yıllar önce bir arkadaşımla birlikteyken, çocuklarımız küçükken çekilmiş bir fotoğraf. Çocuklar büyüdüler, biz yaşlanıyoruz. Ama durun canım! Yıllar önce dediysem, o kadar da uzun zaman geçmedi. Ama bu uzun kloş kot etek? ...Devamı.»Sonbaharda ilkbahar kokusu
Verandada oturmuş Türkiye'de yayınlanan edebiyat dergilerinden birini okuyordum, cd çalarda Azerbaycan şarkıları çalıyordu. Gülebilmez bahar sensiz, Yüreğim od tutup yanar sensiz... Karanlık yüzlü basık hava, dergide okuduğum öykünün ruhuyla da birleşerek etkiledi beni. Ilık, hatta sıcak ama yaz değil, her nasılsa belli ediyor yaz olmadığını. Kokusuyla belki... ...Devamı.»Sevgili şair üç dakikan var, başla...
Şiir gösterisinin yapılacağı salonun önünde küçük bir kalabalık var. Kalabalık denemez aslında. Küçük bir grup. Hemen herkes Uzakdoğu ya da Ortadoğu kökenli gibi görünüyor. Gösteri toplumun değişik kesimlerini kaynaştırma amaçlı "Harmoni festivali" kapsamında olduğuna göre göçmen kökenli pek çok kişinin katılması normal. Ama Avustralya kökenli Avustralyalılar nerede? Onlardan merak edip gelen yok mu? Etnik toplum üyeleri neler yazmış, neler sunacak deyip birkaç saatini verecek olan? Göçmenler yalnızca kendi aralarında mı kaynaşacaklar? ...Devamı.»Bir kış akşamında evler ve tek başınalık
Evde olmak düşüncesi yumuşacık, sıcacık bir battaniyeye sarınmışım hissini verir bana hep. Evi, ev duygusunu seviyorum. Eve girip kapıyı bütün dünyaya kapatabilme özgürlüğünün, kendimizle kalabilme özgürlüğümüzün olmayacağı bir yaşam ne denli güç olurdu. Yaşanmaz olurdu. ...Devamı.»Bir kış akşamında erken sevgililer
Gökyüzünde mavinin laciverde dönmeden önceki eşsiz rengi... Akşam erken çöküyor şimdi. Sessiz sokakta sıralanmış ama içiçe geçmemiş evler... Kimi evlerin bacalarında duman gri ve şekilsiz, çekingen bir hayalet gibi... Soluk ve yavaş... Belli belirsiz yanık odun kokusu havada... ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |