Mutluluk üzerine birkaç not daha
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
82290 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 20 Ocak 2016 05:58:54

Bu sabah bir yayınevinden eposta geldi. Reklam. Göz gezdiriyorum, Sağlık ve Mutluluk Haftası diyor başlığında. İçeriği sağlık ve mutluluk olan kitaplarda bu hafta yüzde 10 indirim varmış. Günlük yaşamla baş etmenin adım adım yollarından; size sürekli başarısızsın, tembelsin, çirkinsin diyen kötücül iç sesinizi bastırmanın yollarına değin bir dolu kitap. Bir de, mutluluk sağlıktır diyerek, sağlıklı beslenme önerileri sunanlar.
...Devamı.»Mutluluğun küçük ve büyük halleri
Kategori: Günün içinden notlar |
4 Yorum |
86993 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 13 Haziran 2015 00:52:54

Önce sorayım: Mutluluğu küçük şeylerde bulmalıyız cümlesi sizce de gereğinden fazla söylenmedi mi? Hayatın doğumdan ölüme değin sürüp giden bir mutluluklar zinciri olmadığını herkes biliyor; kimse her an mutluluk içinde gülümseyerek dolaşmayı beklemiyor. Sürekli mutluluk olası değil, küçük mutluluklarla yaşadığımızı biliyoruz. Öyleyse? Aslında burada söylenmek istenen, bunu biliyor fakat unutuyor olduğumuz gerçeği tabii ki.
...Devamı.»Kağıttan evler
Kategori: Günün içinden notlar |
0 Yorum |
72277 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 06 Mayıs 2015 11:37:29

Göz alıcı, özendirici resimleriyle, bir ev dekorasyonu ve bahçe dergisi var elimde. Küf yeşiline boyanmış duvarlar. Yumuşacık olduğu belli olan, kemik rengi kocaman bir kanape. Kırmızılı sarılı, geometrik desenli minik bir battaniye atılmış üzerine. Hani şu, uzanınca üstünüze çekivereceğiniz küçük, örtü gibi battaniyeler var ya, onlardan.
...Devamı.»Gözlerinden öperim canım
Kategori: Günün içinden notlar |
0 Yorum |
85111 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 27 Nisan 2015 04:16:56

Ünlü yazarların, şairlerin sevdiklerine yazdıkları mektupları okumak, yalnızca onlara ait, saklı bir dünyaya giriyor olduğumuz duygusunu da yanında getiriyor. Elbette izin alarak giriyoruz bu dünyaya. İşte mektuplar. Kitap olmuş, elimizde. Yine de, bütün bunlar o iki kişinin arasında kalsaydı daha iyi olurdu gibi bir his... Kendimizi orada fazla hissetmek... İkisinin birlikte soludukları hava bizi niye ilgilendirsin ki? Ama ilgilendiriyor. Tanık olmalı mıyız mahreme?
...Devamı.»Bir elmayla bir profesörün serüveni
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
65192 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 25 Kasım 2014 03:14:02

Bir eğitim videosu seyretmiştim bir süre önce. Konuyu anlatan profesör elindeki elmayı gösteriyor ve soruyordu. “Ne dersiniz, sizce bu elma benim vücudumun bir parçası mı, değil mi?” Çok büyük çoğunluk “Hayır değil.” diyordu, “Elma ayrı bir varlık.”
...Devamı.»Bursa’nın yalnız ve çaresiz tramvayı
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
63899 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 16 Kasım 2014 15:34:26

Tramvay Osmangazi’den Çarşamba-Merinos’a geliyor. Ardından Stadyum, sonra Altıparmak. Çatalfırın, Timurtaşpaşa, Ulucami, Heykel... Yine Osmangazi. Bir daha Çarşamba-Merinos. Stadyum. Altıparmak. Yeniden... Kaçışı yok. Dönecek dolaşacak. Bu bir çaresiz tramvay, bir yalnız tramvay. İpekböceği adını vermişler bu küçük tramvaya. Yepyeni, gencecik bir tramvay İpekböceği. Ama bir şey var onda... Sanki vaktinden önce yaşlanmışlık gibi, hüzün gibi.
...Devamı.»Devlet hastanelerinin dili kırbaçlı zalimleri, refakatçiler ve meraklı oda komşuları
Kategori: Günün içinden notlar |
3 Yorum |
57084 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 03 Kasım 2014 12:29:00

Türkiye’de bir hastane. Devlet hastanesi. Her odada bir başka keder. Her yatakta ezilmiş, sönmüş bir kadın ya da erkek. Her yatağın yanında bir koltuk, her koltukta bir refakatçi. Refakatçi sözcüğünün yalnızca hasta yanında kalan, ona bakan, yardımcı olan kişi anlamına geldiği yer burası. Refakatçi olmazsa olmaz, çünkü hastanın her türlü bakımını hemşirelerin üstlenmesini bekleyemezsiniz. Elbette onlar öyle saati gelince ilaç falan veremezler. Hasta bakıcılarınınsa, adı bunu yapacaklarını söyler ama canım nasıl yetişsinler ki her işe.
...Devamı.»Galata Kulesi ve Paris’in çatıları birbirine benzer
Kategori: Günün içinden notlar |
2 Yorum |
158733 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 16 Ağustos 2014 09:14:50

Sidney hava limanında dağıtılan Qantas dergisinin dört, beş ay önce Türkiye’den dönerken aldığım sayısında İstanbul vardı. Galata Kulesi’nin ve çevresinin karşıdaki bir yapıdan çekilmiş fotoğrafına bakarken Avrupa kentlerinin klasikleşmiş görüntülerini içeren fotoğraflar geldi aklıma. Paris binalarının çatıları, üzerinde bisikletlerle bir Amsterdam köprüsü ya da Portofino’nun rengarenk evleri... Paris’in çatılarına bakıyormuş gibi baktım Galata Kulesi’nin resmine, ilkin bir yabancı gibi, sonra da defalarca gördüğüm bir yer olduğunu bilerek.
...Devamı.»Uykusuz sokaklardaki giz
Kategori: Günün içinden notlar |
4 Yorum |
106883 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 17 Temmuz 2014 10:35:22

Sidney Adalet ve Polis müzesinde Gölgelerin Şehri fotoğraf sergisini geziyorum. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki zor yıllar. Sidney’in sert, soğuk, zorba ve yoksul yanı... İki yanında ağaçlarla uzayıp giden geniş ve bakımlı sokaklar yok bu resimlerde. Pırıltılar saçan avizeleriyle büyük ve zengin köşkler ya da kapısının önüne birkaç çiçek ekilmiş mutlu görünümlü alçak gönüllü minik evler yok. Şehrin şiddet dolu, suç dolu mahalleleri bunlar.
...Devamı.»Elinden tutulacak sıradanlıklar
Kategori: Günün içinden notlar |
0 Yorum |
97151 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 26 Haziran 2014 04:22:28

Bizim için alışılmış olan, yaşantımızın pek de farkına varmadığımız bir parçası olan bir şey, önemsediğimiz kişiler tarafından fark edilir, onlardan övgü alırsa, başka bir anlam kazanabiliyor. Alışılmışlığı, sıradanlığı sürüyor, fakat artık alışılmışlığıyla sevilir, hatta alışılmışlığı nedeniyle sevilir olabiliyor.
...Devamı.»54 mezunları, kuru fasulye pilava buyrun
Kategori: Günün içinden notlar |
0 Yorum |
72556 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 19 Mayıs 2014 04:36:24

Taksi 54 mezunlarının geleneksel kuru fasulye pilav partisine doğru ilerlerken, İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka yapısı tarihi görkemiyle sağ yanımızda kalıyor. Sosyal Tesisler’in merdivenlerinin önünde iniyoruz. Güneşli, güzel bir gün. Kapıdan girince biraz ileride beyaz bir levha... Ok üst katı işaret ediyor: İTÜ İnşaat Fakültesi 1954 mezunları yemeği.
...Devamı.»“Afedersiniz, bir yerin yerlisi nasıl olabilirim?”
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
106677 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 05 Mayıs 2014 14:09:58

Bir yerin yerlisi nasıl olunur? Öyle kolay bir iş midir bir yerin yerlisi olmak? Orada doğmuş olmayı mı gerektirir, yoksa belli bir zaman, kimi desin on yıl, başkası desin yirmi yıl, yaşamış olmayı mı? İstanbul’da bir gün taksi beklerken ve herkes yanaşan taksilere doğru atlayıp zıplıyorken...
...Devamı.»Burası İstanbul... Burada yağmur... Burada seçim var
Kategori: Günün içinden notlar |
2 Yorum |
84486 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 18 Mart 2014 02:40:49

Burası İstanbul.... Burada yağmur... Hani o güzelim yağmurla karışık deniz kokusu var ya, işte o koku... Bulutlar sonra... Martılar... İnsan "Yeter, yeter yaa" diye bağırmak istiyor. Martılara değil, yağmura hiç değil... Neye olduğunu biliyorsunuz. Burası İstanbul... Burası Türkiye... Yolsuzluğu yapanların değil, yolsuzluk var mı diye sorgulayanların suçlandığı yer...
...Devamı.»Kır saçlı göçebeler
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
71937 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 17 Şubat 2014 08:00:52

Dün eve dönerken karşı sıradaki evlerden birinde oturan John karavanını yıkıyordu. Yeni dönmüşler geziden. “Cumartesi döndük Queensland’den,” dedi. “Queensland’deki kızımın en küçük çocuğu yedi yaşında. Kızım haftada üç gün çalışıyor. Anneannelik, dedelik yaptık, okullar tatildi ya, biz baktık toruna. Tatil okuluna göndermesinler dedik. ”
...Devamı.»Viyadüklerde trenler
Kategori: Günün içinden notlar |
4 Yorum |
71564 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 29 Ocak 2014 05:54:03

Çin’de son birkaç gündür milyonlarca kişi tren istasyonlarını, otobüs garlarını dolduruyor. Herkesin düşüncesi, dileği, hedefi ortak şu anda. Çin takvimine göre yeni yıla girerken, yılbaşı yemeğini ailesiyle birlikte yiyebilmek. Bu, yeryüzünün en büyük göçü. Her yıl tekrarlanıyor. Hep birlikte, aynı anda.
...Devamı.»Noel Baba bolluğu
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
80719 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 23 Aralık 2013 04:32:07

Hava çok sıcak değil bugün. Gideceğim yere yürüyerek gitmeye karar verdim. Yolumun üzerinde dört ayrı yerde dört ayrı Noel Baba. Bir... İki sokak ilerdeki çocuk yuvasının bahçesinde Noel partisi yapılıyor ve tam ben ordan geçerken Noel Baba bayram heyecanındaki çocuklara armağanlar dağıtıyor. Bir an duraklayıp bakıyorum. “Ho ho ho... Bakalım bu yıl torbamda Claire için ne hediye var?” Claire’in gözleri parlıyor, bekliyor. Yürümeye devam ediyorum, Claire’e ne geldi bilmiyorum.
...Devamı.»Bir düşünür aile babası olmalı mı?
Kategori: Günün içinden notlar |
4 Yorum |
73511 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 08 Kasım 2013 13:44:59

Düşünür olmak hoş bir şey. Bir paye veriyor insana. İlginiz sıradan şeylerin çok üstünde şeylere yönelik. Çözülecek dünya sorunları var. Düşünmek gerek. Akşam yemeğini hazırlamak mı? Daha önemli konular var aklınızda. Yemeği hazır etmeyi görev edinmiş birileri vardır nasılsa yakınınızda. Evren ve dünya sorunlarını dert etmeyen, felsefeye, dine, bilime fazla takılmayan biri.
...Devamı.»Gizli kalmış bir yaz üzerine hayaller
Kategori: Günün içinden notlar |
0 Yorum |
65213 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 05 Kasım 2013 07:03:03

Kütüphanede raslantıyla The Lost Summer of Louisa May Alcott adlı bir kitap buldum. Louisa May Alcott eski dostum Jo'nun yaratıcısı. Jo March. Küçük Kadınlar romanının March ailesinin dört kızından biri. Amy ile Beth'in ablaları, Meg'in kızkardeşi. Edebiyata düşkün, sürekli bir şeyler yazan ve okuyan Jo.
...Devamı.»Kabul etmek; ezilmeden, bozulmadan, korkmadan
Kategori: Günün içinden notlar |
1 Yorum |
56640 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 22 Ekim 2013 21:36:24

Amerikan futbolunun ünlü takımı Washington Red Skins'in adı değişsin istiyorlarmış. İsteyenler Amerikan yerlisi bir grup. Obama da desteklemiş, Redskins (Kızılderililer) adı önemli sayıda Amerikan yerlisini rahatsız ettiğine göre değiştirilmesinin uygun olabileceğini söylemiş. Takımın sahibi Daniel Snyder ise Redskins adının tarihi bir önemi olduğunu, takımın mirası ve geleneği olduğunu söylüyor, bu ad değiştirme işine yanaşmıyormuş.
...Devamı.»Gülümsedi diye cezalandırılan kadınlar
Kategori: Günün içinden notlar |
0 Yorum |
64361 Okunma
Yazan: Saba Öymen | 30 Eylül 2013 18:09:56

Kimi zaman, kimi kadınların gülüşü cezalandırılır. Gülüşü cezalandırılan, güldüğü için cezalandırılan çok kadın vardır da, ben şimdi bir tanesinden söz edeceğim. Kanadalı yazar Margaret Atwood’un, Moral Disorders adlı kitabındaki My Last Duchess (Son Düşes’im) adlı öykü beni kitaptaki diğer öykülerin çoğundan daha fazla etkiledi. Bir edebiyat dersi, derste bir şiirin yorumlanışı, genç bir kızın yaşamının bunlardan dolayı değilse bile bunlarla birlikte şekillenişi...
...Devamı.»
6 Sayfada 106 sonuç bulundu.
1.2.3.4.5.6.