![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Noel Baba bolluğu
![]() İki... Noel Baba evinden çıkıp arabasına biniyor. Kim bilir hangi Noel partisine ya da alışveriş merkezine gidiyor? Evi Kuzey Kutbunda değil, Sydney’in mahallelerinden birinde. Kırmızı tuğla bir ev. Çimenleri de düzgün biçilmiş, üstelik yanlarda rengarenk yaz bitkileri. Boş zamanlarında bahçeyle uğraşmayı seviyor olmalı. ![]() Dört... Büyük mağazalardan birinin girişinde her zaman gördüğüm, kapıda girenlere hoşgeldiniz deyip, çıkanlara iyi günler dileyen mağaza çalışanı şimdi bir Noel Baba. Görevini her zaman büyük bir keyifle yapan, müşterilerle laflayan, çocuklarla şakalaşan bu şen adamın şimdi de mutlu, neşeli bir Noel Baba olacağına eminim. Alışveriş merkezinin klimaları çalışıyor ama Noel Babanın yüzü kızarmış. Kolay değil... Koca gün kırmızı kalın kostümün içinde, kocaman beyaz takma sakalla, başında kırmızı kışlık kukuletayla oturmak. Ter içinde, belli... Hayır! Ne denli terlersen terle üstünden bir şey çıkartamazsın Noel Baba. Aman çocuklar seni normal bir insan gibi görmesinler. Çok susadın, su içeceksin... Sakalla bıyığın arasından bir yerlerden şişeyi ağzına götüreceksin. Dikkat! Aman yanlışlıkla sakal düşüvermesin. Bu çok önemli. Karakter devam edecek. Noel Baba kılığı bir an bile bozulmayacak. Sonra Noel Babanın canı her hangi bir şeye sıkılamaz. Öfkelenemez Noel Baba. Kimi zaman on bir on iki yaşlarındaki, artık Noel Babaya inanmayan ya da en azından senin, o Kuzey kutbundaki beyaz sakallı adam olmadığını fark etmiş olan yaramaz çocuklar yanından geçerken “Biliyoruz biliyoruz, sen Noel Baba değilsin.” diye bağırıp gülseler de, hatta ellerindeki boş kola kutusunu üzerine fırlatsalar da, sen neşeli ve iyilik dolu gülümseyeceksin. Asla başka türlü olamazsın. Yoksa sırada bekleyen bunca çocuğun yıkılan düşlerinin sorumlusu sen olursun. Anneler ve babalar bu konuda çok duyarlılar. Her zaman çocuğunun cin gibi olmasını isterken, söz konusu Noel Babaysa bu istek unutuluyor. Çocuklar onun gerçek olduğuna inansınlar, Noel gecesi ağacın altına armağanlar bırakanın, yatağın başucuna asılan kocaman çorabı hediyelerle dolduranın, yorgunluğunu atsın diye mutfak masasının üzerine geceden bırakılan bir bardak sütü içip kurabiyeyi yiyenin Noel Baba olduğuna yıllarca ve yıllarca, inandıkları kadar inansınlar istiyorlar. Yeter ki dilediklerinin gerçekleşeceğine, bu dünyanın güzel bir yer olduğuna inançları yıkılmasın. Çocukça mutlulukları, iyimserlikleri bitmesin, sürebildiği kadar sürsün. Noel Baba olmak için başvuranlar ne kadar yaşlı olurlarsa o kadar iyi. Otuz, kırk yaşlarında bir Noel Baba görülmüş mü hiç? Sonra, çocukları sevmesi, Noel ruhunu sevmesi gerekiyor. Diyelim ki bunlar tamam. Yine de kolay değil Noel Baba olmak. Bu işin okulu var. Özel bir eğitimden geçmeleri, tüm kuralları öğrenmeleri gerekiyor. Noel Babalığın da kuralı mı olurmuş demeyin. Çocuklara nasıl davranacaklar... Onlarla neler konuşacaklar... Bir Noel Babanın ellerinin sürekli olarak görünür yerde olması da kurallardan biri örneğin. Gazetede birkaç Noel Babayla yapılan bir söyleşi okumuştum. Yaşadıkları bu deneyimi sihirli bir deneyim olarak tanımlıyorlardı. Pek çoğunun gerçekten böyle hissettiğine, belki de kendini buna inandırdığına eminim. Fakat, hem Noel Babalar, hem de anneler ve babalar açısından içine para karışmış bir sihir bu. Bazen saat ücretiyle çalışarak bazen de birkaç ay için işe alınarak epey para kazanıyorlar Noel Babalar. Bu arada anneler babalar da her bir fotoğraf için yüklüce bir para ödüyorlar. ![]() Noel Babayla fotoğraf sırasının hemen yanında 2014 takvimlerini satan küçük bir dükkan var. Bir tanesi gözüme ilişiyor. ‘2014 Calendar Rumi’ yazıyor üzerinde. Kapağını açınca, ilk sayfada Rumi’yi tanıtan bir yazı, sonra her sayfada her bir ay için Rumi’nin bir şiiri ya da sözü. Aklıma iki yıl önce Tasmanya’nın bir kasabasında gördüğüm el sanatları atölyesi/dükkanı geliyor. Antika kumaşlar, boyalar, resimler, kitaplar, Noel süsleri, aklınıza gelebilecek her türlü el sanatları malzemesi satan Sufi’s. Yine bir Noel zamanıydı ve duvardaki tabelada Christmas Sufi’s yazılıydı. Noel ve Rumi... Tuhaf bir buluşma. ‘I tell everything, but I do not say it because, my friend, it is better that your secret be spoken by you.’ yazıyor takvimin sayfalarından birinde. ‘Her şeyi anlatırım ama söylemek istemem, çünkü dostum, daha iyidir senin sırrını senin kendin söylemen.’ Rumi’den gözlerimi kaldırıyorum. Noel Babanın dizinde yeni bir çocuk, yüzüne dikkatle bakıyor. Bir yaşında ya var ya yok. Sakalına dokunmak ister gibi bir hali var meraklı elleriyle. Öbür dizinde ondan birkaç yaş büyük ablası canla başla gülerek kameraya bakıyor. Anne yanda yüzünde gülücüklerle bekliyor. Bu yılın Noel Baba resimleri de az sonra hazır olacak, albümde bütün öteki yılların ardında yerini alacak. Noel mevsiminin yapılacaklar listesine bir çizgi daha çekilmek üzere.
Yorumlarnihat ziyalan
{ 23 Aralık 2013 05:41:13 }
bu yazı dizinini okumak çok keyifli.eline sağlık saba öymen. devam. yeni yazını sabırsızlıkla bekliyorum.
Diğer Sayfalar: 1.
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |