![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Belvarlı Topal Mehmet Ağa
Esmer, saçları dökülmüş, uzun alevi bıyıklı, ağır ağır Belvar aksanı ile konuşan, gülmeyen bir adamdı. Bir bacağını savaşta yitirmiş, takma bir bacakla idare ediyordu. Otururken takma bacağı öne doğru uzanır, yatarken de yatağının yanında kendine paralel olarak uzanmış olurdu. ...Devamı.»Çocukluk Arkadaşlarım
Nihat. İlk Ölüm acısı: Nihat karşı komşumuz berber Hüseyin'in oğlu idi. İki ablası bir de erkek kardeşi vardı. Aynı yaştaydık. İyi anlaşırdık, birlikte oynardık. Onun babasının geliri belki bizden biraz daha fazlaydı. Evlerine elektrik almışlardı, arada bir Nihat'a oyuncak da alınırdı. ...Devamı.»İlkokul Yılları
O yıllar her evde bir kuyu vardı; su kuyudan çekilirdi. Kuyu soğutma işine de yarardı; buz dolabımız olmadığı için karpuzu kovanın içine kor kuyuya sallardık. Bir iki saat orda durunca buz gibi olurdu karpuz. Kovayı dikkatli çekmediğimiz zaman veya ipi koparsa düşerdi. Bir gün kuyuya kedi düştü, orda öldü. Bir daha kuyudan su içmedik. Birkaç ay sonra da Bahtiyar babam kuyuyu toprakla doldurdu. ...Devamı.»Yaşam Akıp Giderken
Emeklediğim zamanları nasıl anımsayım! Yine de küçük bir fotoğraf var gözlerimin önünde: akşamdı, ocağa doğru gittiğimi, orada büyülenmiş gibi kalıp geri dönemediğimi, birisinin beni kucağına alıp geri çektiğini görür gibiyim. Yürümeye ne zaman başladım bilemiyorum. ...Devamı.»Feramuz
Doğduğum zaman adım Feramuz konmuş. Gözlerim mavi, saçlarım da sarıymış. Öyle bir hastalanmışım ki derhal adımı değiştirmişler. Feramuz adı bana ağır gelmiş, taşıyamamışım. Dinsel masallar, hurafeler arasında bir dünyamız vardı. Yalnızca aile içinde değil toplumsal yaşamımızın göstergesi olan gece oturmalarında da imgelemimiz bu sohbetlerle beslenirdi. ...Devamı.»Merzifon Dedikleri
Merzifon'da yazlar sıcak geçmekle birlikte akşam üzeri çıkan serinlik rahatlatırdı herkesi. Kışları çok soğuk olurdu. Evler genellikle tek katlı olup kerpiçten yapılmaydı. Kuzeyindeki dağlar Merzifon'un odun ihtiyacını karşılardı; kaçak olarak kesilirdi meşeler. ...Devamı.»Kaz Dağları'nda İlkyaz
21 Nisan'da çıktık yola. Kaz dağlarında Kavlaklar köyüne gideceğiz. Arabanın bagajı köy meydanında yeni yapılan su deposunun dış yüzeylerini süsleyecek olan seramiklerle dolu; eşyalarımızı seramiklerin yanına yöresine yerleştirmeye çalışıyoruz. Saat onda çıkabildik yola. Arabanın direksiyonunda Hüseyin Pazarcı, yanında eşi Nilgün Gürkan; arkada Zeki Gülay, kızım Zeynep ve ben. ...Devamı.»Haşhaş Zamanı
1 Mart 1927 yazmışlar nüfus cüzdanıma doğum tarihi diye. Oysa anam haşhaş çiziminde doğduğumu söylerdi. Onun, beni ne zaman doğurduğunu nüfus memurundan daha iyi bildiğini sanırım. Doğar doğmaz kayıt yapılmayınca sonradan anımsanan doğum günlerinin sağlıklı olacağını iddia etmek yanlış olmalı. ...Devamı.»Bir Zamanlar Kültür Kenti Ankara
1940-50 yıllarında Ankara'da kültürel etkinlikler bugün imrenilecek denli göz alıcıydı. Devlet tiyatroları yetkin yönetmenler elinde Ankaralı tiyatro severlerin ilgisini canlı tuttuğu gibi, konserler, operalar bir büyük kente yakışacak düzeyde doyurucuydu. ...Devamı.»Klasik Çin Resim Sergisi
Ressam Cemil Eren'in, Ulus gazetesindeki Resim köşesinden sizler için seçtiğimiz, Ankara'da açılan Çin resimleri sergisi üzerine, 2 Ocak 1962 tarihli bir makale. "Çinli ressamın elinde fırça, sulu boya ve mürekkep kullanarak, çok kudretli bir ifade aracıdır. Esasen yazıyı da fırça ile yazan Çinlinin okuma yazma öğrenmiye başladığından itibaren elinde fırça vardır." ...Devamı.»Çocuk Resimleri Sergisi - Ulus Yazıları
Ressam Cemil Eren'in 1961-1965 yıllarında Ulus gazetesindeki Resim köşesinden seçtiğimiz yazılarla yeni bir diziye başlıyoruz. Amacımız bir dönemin kültür sanat yaşamına, içinden, eleştirel bir gözle tanıklık etmek. Bu yazılar, aynı zamanda, genç Cemil Eren'in sanat anlayışına, sanat anlayışındaki değişimlere birer pencere açacak, resimle iç içe dünyasına bir ışık tutacak. ...Devamı.»TURGUT ZAİM
Ressam olmaya karar verdiğimde kendime seçeceğim ideal öğretmen Turgut Zaim olmalıydı. Onunla çalışma olanağı bulabilir miyim diye aklımdan geçirmiştim. Turgut Zaim, Devlet Tiyatro ve operasında harika dekorlar yapıyordu. Bense askerlikten ayrılma çabaları içinde, resimleri bir kez Devlet Resim ve Heykel Sergisinde yer alma olanağı bulmuş bir gençtim. Ve onun yaptığı resimlere hayrandım. ...Devamı.»Şemsettin Arel Ve Eşref Üren
İlk gerçek hocalarım Şemsi Arel ve Eşref Üren olmuştu. Şemsi Arel Guzel Sanatlar Akademisini bitirmiş; Eşref Üren Çaycuma Ziraat Okulunu bitirip resim yapmaya başlamış, sonra Paris'e gidip ünlü ressam Andre Lhote'la çalışmıştı. ...Devamı.»Nasıl Ressam Olunur...
Sevgili Cemil Eren'den küçük, içten bir yazı. Resme niye başladım, niye resim yapıyorum sorularına yanıt arıyor. Bir sanatçının sanatının ne anlama geldiğini sorguladığı rahat bir yazı. Büyük, gösterişli idealleri yok bu sanatçının. Kendini anlamaya ve anlatmaya çalıyor. ...Devamı.»Bir Duyarlı Adam - Vüs'at O. Bener
Cemil Eren bu yazısında, Çağdaş Türk Edebiyatı'nın yenilikçi öykü, oyun ve roman yazarlarından, yakın dostu Vüs'at Orhan Bener'i anıyor ve anlatıyor. Türk öykü ve romancılığının en özgün isimlerinden birisi olan Vüs'at O. Bener nerdeyse elli yıllık edebiyat yaşantısını görünmek, öne çıkmak, sevilmek, anlaşılmak, popüler olmak kaygılarından uzak geçirmişti. Bu büyük ustayı 31 Mayıs 2005 yılında yitirdik. Yapıtları gibi ölümü de sessizlikle kuşatıldı. ...Devamı.»Nuri İyem
Sanatçı deyince pavyonlarda şarkı söyleyen kişileri anımsayan bir ülkede yaşıyorsanız, kendinden önceki sanat yapıtlarını izlemeden sanat yapılacağına inanan kişilerce yönetiliyorsanız, kültür olarak hurafelerin öğretilmeye çalışıldığı bir yerde sanat yapmanın ne denli zor olduğunu anlayabilir misiniz bilemem! ...Devamı.»Turgut Uyar
Konya Askeri Orta Okulunun ikinci sınıfındaydım. Okula yeni gelmiş öğrenciler arasında, hepimizin giydiği kaba kumaştan yapılma haki elbiselerin yerine, dışlık lacivert elbiseler giymiş, boğazı beyaz tülbentle sarılı sarışın bir çocuk vardı. Turgut Uyar. ...Devamı.»Erhan Bener
Erhan Bener romanlarda, öykülerde ve tiyatro yapıtlarında yaşayan bir yazardır. O kitap sayfaları arasında bir yaşam alanı çizer ve orada yaşar; tasarladığı kişileri ve gerçeklerden soyutlayarak betimlediği çevre ile, somut dünyadan aldığı karakterleri değiştirerek veya kendi dünyasına uygun biçimlere ve davranışlara sokarak, orkestra şefi gibi, onlara egemen olmaya çalışır, kusurlarını düzeltir veya artırır ve senfoni diyebileceğimiz romanını yaratır. ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |