![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Ata'dan kısa alıntılar.
Tarihsel kişilikler zamana aşkın fikirler üretip hayata geçirdikleri için ölümsüzdürler. Aslında ölümsüz olan hakikatlerdir. Bunlar zamanın koşullarına göre uygulama alanı bularak yeniden yorumlanır ve zenginleşirler. Ne yazık ki tarihin bir de olumsuz diyebileceğimiz bir yasası vardır; Bu eylemler ve fikirler birileri tarafından çıkara, politik amaçlara uygun olarak çarpıtılırlar ...Devamı.»Ötekiyle beraber
Zihnimiz sonsuz istek ve eğilimlerle doludur; ama eylem tektir, orada ikircim olamaz. Bu nokta kendimizi her an yaratıp-inşa ettiğimiz, hem de ağır endişeler ve çaresizlikler yaşadığımız bir andır. "An" aslında daimdir. Sözü edilen bu yaratma ve inşa etmenin aydınlığı ile belirsizliğin karanlığı birbirlerine bitişiktirler. ...Devamı.»Saygıda Kendin Olmak - Yüceltmede Hiç Kimse
Varolma kaygısı içimizdeki en güçlü dürtülerden birisi. Bu dürtü bizi sürekli olarak uyarır ve bu uyarının itkisiyle belirli etkinlikler, giderek eylemler yaparız. İnsanın kendini varetmesi fıtratında olan yetilerini açığa çıkarması, bu yetileri birer yetkinliğe dönüştürmesidir. ...Devamı.»Hayat Yeşil - İnanç Gri
Büyük sözler ya da zamana aşkın söylemler kendilerini tarihin her döneminde kanıtlamış düşüncelerdir. Bir söylemin evrensel düzeyde olması hayatın bütün değişimleri içinde kalıcı olanı açık etmesine bağlıdır. ...Devamı.»Kendine kendini sormak
Soru sormak ve sorgulamak; her ikisi de düşüncenin yol olma biçimleridir: Bilincimize konu olabilen her şey bu yolla kendimize açık hale gelir. Soru bize nesnelerin ne olduğunu verir, sorgulamak ise süreci. Sorgulama sorularla yol alır. ...Devamı.»Aynadaki yalancı
Yanılgıya düşmek ya da hata yapmak Akla ait bir edimdir. Çünkü sadece bilmeyle ilgili deneyimlerde yanlış ve doğrudan söz ederiz. Doğada yanlış-doğru diye bir şey yoktur, onlar kendilerinde nasılsa öyledirler; cansız nesneler fiziksel-kimyasal yasalılıklarına bağlı olarak varlıklarını sürdürürler, hayvan ve bitkiler ise biyolojik kurguları ne ise onu işleyip dururlar. Hatta bu anlamda doğanın tarihi yoktur. Eğer dış biçimin değişik görünümlerde ortaya çıkma silsilesini tarih olarak kabul etmezsek. ...Devamı.»Bir Olan Bütündür
En büyük sıra dışılık en küçük sıradanlıkla mümkündür. Varolan her şey varolduğu haliyle hem bir sır hem de eşsizdir. Evrende birbirinin tekrarı ne bir nesne, ne bir süreç vardır. Yaşamın güzelliği ve gizemi buradan kaynaklanıyor olsa gerek. Aslında varolmak varlığın sürekli yeni görünüşler ve formlar altında görünüp yok olma serüvenidir. ...Devamı.»Sonuç belirli ise; Çatışma - Korku
Feryadımızla çağrımız arasında kendimizi ararız. Teşekkürle özür arasında çiçek açarız. Hiçlikle sevgi arasında varoluruz. Bu salınımlar arasında sorular üretip yanıtlar ararız. Bütün içsel çatışkılarımız kendini sorularda gösterir, bütün yanıtlarımız bizi yeni boşlukların ortasına atar. ...Devamı.»Başlangıç belirli ise
Tanım yapmakla belirleme yapmak ayrı şeyler: Tanım; bilmek-anlamak üzere önümüze koyduğumuz şeyi Bir'e getirmektir, yani onu çevresinden ayırarak isimlendirmektir. "Bir şeyin ismi ise, o şeyin bilinmesinin tanınmasının aracıdır" (İbni Arabî). Ele alınan olgu kesin sınırlarla çevresinden ayrılmadan onu bilmek olanaksızdır. ...Devamı.»KURAL MI, İLKE Mİ?
"Hep tespitte kalmak yakınmanın bir türüdür." Bu sözü bir sohbette duymuştum. O anda pek çok ilişki alanları ve kendilerine özgü söylemleri belleğimde canlanmaya başladı. "İfade" deneyimi yaşamın doruğudur. Çünkü tüm etkinliklerinizin, tasarımlarınızın ve eylemlerinizin içselleştirilip bir başka bilince sunacak olgunlukta ortaya konulması demektir. ...Devamı.»İkizler: Şehvet - Şiddet
Yaşamımız korku ile ümit arasında salınıp durur. Bu duygular geleceğe aittir, ama şimdide duyumsanır. Olmayan bir durumun şimdideki kaygısı olarak yaşanırlar. Günlük uğraşılarımız, yaşamı anlamlandırma gerilimimiz, ilişkilerimizi belirleyip yönlendirme telaşımız bu iki kutup arasındaki salınımlarımızın görüngüleridir. ...Devamı.»Berzah'da (Ara Yerde)
Duygular düşünceler gibi ifade edilemez. Bu bir önermedir, eğer böyle ise ikisi arasında niteliksel bir fark olması gerekir. İki şey arasındaki farkı görmek aslında onlar arasındaki ilişki kurmak demektir. İlişki bir yansımadır; bir işlev, bir etki, bir üçüncü hal olarak ortaya çıkma durumudur. ...Devamı.»Kaygan Zemin
"Olmak" zorunda olmak insanı gerdirir. Gerilim, içimizdeki kuşkunun duyumsanmasıdır. Bu varoluşsal sorun düşünce tarihinin en önemli konularından biri olarak dirimselliğini sürdürür, sürdürmeye de devam edecektir. Öyle ki varlığımızın kanıtı bile kuşkunun bilinci yoluyla ileri sürülmüştür. ...Devamı.»Kendine Yaslanmak
Özgürlük iki boyutludur, başka bir ifadeyle birbirine bağlı iki aşamalıdır: Bir şeyden özgür olmak ve bir şey için özgür olmak. Bir şeyden özgür olmak ve orada kalmak insanın çıldırması için (anlam arayışı olanlar için) gerekli koşulları yaratır. İnsan, kendini varolduğu durumdan daha öteye taşıyamazsa, bulduğu halde bırakırsa yoğun bir sıkıntının içine yuvarlanır. ...Devamı.»VEFA...
Anadolu'da yetişmiş çağdaş bilgelerden sevgili İsmail Emre'in bir doğuşu şöyle başlar: "Sabır gerek evvela." Peki ne için? Bu soruya çok genel bir yanıt vermek yanlış olmaz, ama boş olur. Evet, her şey için; " sabır, her şey için. ...Devamı.»Geçmişin Zinciri - Hakikatin Aşkınlığı
Geçmişle neden ilgileniriz? Olmuş bitmiş olaylar yığını neden bizi bu denli kendine çeker? Onu herhangi bir biçimde değiştiremeyeceğimize, yeniden yaşamak - yaşatmak mümkün olmadığına göre, neden...? Toplumsal geçmişimiz, olaylarla dolu bir süreç; bireysel geçmişimiz anılar toplamı; akıl geçmişimiz bilimsel birikimler yumağı... ...Devamı.»Hem Merkeziz Hem Çeper
Bütün-parça ya da merkez-çeper bağıntısı varlığımızın temelini oluşturur. Bunun göstergesini net olarak sanat alanında görmek mümkün. Her sanatçı eser ortaya koyma sürecinde şizofreniktir, hatta bu durum ne denli keskinse sanatsal niteliğin o ölçüde yüksek olma olasılığı vardır. ...Devamı.»Ben Nerde?
Bütün yapıp etmelerimiz 'Ben' üzerinden hayat bulur; şöyle de diyebiliriz: Tasarım yaptığımızda, etkinlik gösterdiğimizde, eylem gerçekleştirdiğimizde ve bunları değerlendirip dile getirdiğimizde merkezde hep 'Ben' vardır. ...Devamı.»Güzellik Sevdirir - Sevilen Güzeldir
Edebiyat- Aklın Güzellik Diyarı
İletişim ne kadar yaygınlaşıp hızlanırsa hızlansın edebiyata olan gereksinim azalmıyor. Çünkü o, gelip geçici heveslerin değil, tinsel dünyamızın yapısından kaynaklanan gereksinimlerimizin karşılığı olarak vardır. Romanlar, öyküler, şiirler yüzyıllardır kitap olarak yayınlanıyorlar. Hangi biçimde olursa olsun edebi söylem insanlarla buluşuyor. ...Devamı.»Korku Hayatın Bekçisi - Özdeşlik Korkunun Elçisi
Hayata ne için geldiğimiz sorusuna doğru dürüst bir yanıt veremeyiz, ancak ne aradığımız konusunda bir şeyler söyleyebiliriz. Yaşımıza, sosyal konumumuza, yetilerimize ve olanaklarımıza bağlı olarak farklı yanıtlarımız olsa da bunları soyutlamaya taşıdığımızda sonuçta "Mutluluk" istediğimiz konusunda birbirimize yaklaşırız. ...Devamı.»İlk Taşı Kim Atacak?
Gereksinimden Kaygıya
Kaygılarımız neredeyse soluğumuz, kan dolaşımımız kadar yakındır bize, benliğimizin her yanına nüfuz ederek bütün ilişkilerimizin içine sızabiliyor. Beğenilme kaygısı, başarma kaygısı, gelecek kaygısı, anlatma-ikna itme kaygısı, farklı olma kaygısı... Neredeyse kendi farkındalığımızı kaygılarımızla duyumsarız. ...Devamı.»Şimdi Ve Burası
Sevinç mi Endişe mi?
Hesabı verilmemiş kavramlar sadece birer tasarım veya inancadır. Farkındalığı olmadan dile getirilen düşünceler birer zan, herhangi bir çağrışım veya anlık bir uyarana karşı verilen tepkilerdir. Konuşurken veya yazarken kurduğumuz cümlelerin gücü gramere bağlı düzenliliğinden değil içerdiği anlamdan doğar. ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |