![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Firavunlar ölür firavunluk kalır
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
İlah Edinilen Nefs
Umut: Canlanan ve Canlandıran Yaşam Enerjisi
Bilmeden İdeolojikleşmeye
Özgürlük Sorumlulukla - Zorunluluk Sınırla
Doğa insanlar tarafından bilinip bilinmemesiyle ilgili değildir. O hep akışta dalgalanır, oluşta dönüşür, surette belirir. İnsan dışında her şey kendinde belirli, oluş-bozuluş akışıyla tutarlı ve açıktır; yasalılık altındadır, yasalılık doğanın aklıdır. Doğada ki bu akıl, yani doğa kuvvetleri insanda Us olarak tecelli eder; evrendeki kozmos insanda logos olarak varlığını ortaya koyar. ...Devamı.»Kendinde kalarak yabancılaşmak.
Doğa verilidir, kendi iç yasalarının hükmü altındadır. Oysa insan bir yanıyla doğal bir yanıyla doğaya aşkın varlıktır. Doğaya aşkınlığımız onun güçlerini onun değişmez yasalarına bağlı kalarak kullanmamız anlamına gelir. Doğada hazır olarak bulunmayan ancak onun olanaklarıyla yeni bir ‘’doğa’’ oluşturup yaşatmak Tin’e aittir; bu alandaki tüm etkinlikler, üretimler ve yaratımlar tinseldir. ...Devamı.»Felsefe yapmayı ne engeller?
İnsan hem eylemlerinin ürünü hem de eylemlerinin tasarlayıp uygulayıcısıdır. Bu durum insanın iki yönlü bir varlık olduğunu bize söyler. O, bir yönüyle madde bir yönüyle manadır; bir önüyle yaratılmış bir yönüyle yaratandır, bir yönüyle sınırlı nesne bir yönüyle sonsuz öznedir. Sonuç olarak insan bu iki yönlü gerçekliğin, yaşamsal enerjinin birliğidir. ...Devamı.»Seçerek Olmak - Olarak Bulmak
Özgürlük kavramı gerçek edimselliğini insanda bulur. Seçim yapmak aynı anda seçim yapmamayı da içerdiği zaman özgürlük yaşanan bir olgu haline gelebilir. Çünkü ancak o zaman özgür irade varolabilir. Seçim yapmak iradesi canlı cansız tüm varlıkların doğasında vardır. Bir bitki topraktan hangi mineralleri alacağını seçer. Tek hücreliden omurgalıya kadar her hayvan neyi yiyeceğini seçer. Kimyasal elementler de bileşiğe girerken birbirlerini seçerler. Burada seçimden kast edilen doğal yasalar altında tüm varlıkların ilişkilerinde bir karşılıklılık olduğudur. ...Devamı.»Olmak mı görünmek mi?
Hiç kimse bir diğerinin kendisini nasıl gördüğünü ve neler hissettiğini tam olarak bilemez. Diğer yandan hiç kimse kendini başkasına tam olarak anlatamaz. Bu, her insanın Tek (biricik) oluşunun, bu bilinir-bilinmez durumun onun doğasına ait olduğunun belirtisidir. ...Devamı.»Üç “Ş”
Günümüzde politik gerilim öylesine doruk yapmış, gündem öylesine seri değişiyor ki, ilk elden ne olup bittiğini izlemek zormuş gibi gözüküyor. Evet! görünüşe takılırsak doğru, ama görünüşteki bu “hareketlilik” sadece niceliksel bir çeşitlilik - curcuna. Ama bu durumun öne çıkardığı bir olgu var; “Ahlak ve Vicdan”. ...Devamı.»Yüzeyde dağılmak | SEDAT’a
Bilmeye yönelik sorular nesne ve olaylar hakkında olur. Bu alanda her yanıt yeni sorular doğurur. Böylece bilgi birikimi giderek dallanıp yayılır. Bilinç bu yolla bir yandan daralmış anlamda uzmanlaşır, bir yandan da içine kapanıp bütünlükle olan organik bağını unutabilir. Anlama bir yanıyla uzmanlıkların ve dağılıp yayılmış bilgilerin içsel bağını kavramaktır. Bunların yoluyla ve bunların üzerinde ise yaşama anlam katma-anlam bulma sorunu karşımıza çıkar. ...Devamı.»Bilmeye açık kalmak
Ben bilinci insanın ayrıcalığıdır. Başka hiçbir varlığın böyle bir farkındalığı yoktur. Bu ayrıcalık bir o ölçüde de bize sıkıntı yaratır. Ne zaman "Ben" desek aynı anda "Ben Olmayan"ı da koymuş oluruz. Böylece "ben"in mutlaklığı ile "ben olmayanın" değişkenliği arasındaki karşıtlığa dayalı ilişkilerin doğurduğu sorunlarla yüz yüze gelmekten kurtulamayız. Bu sorunlu süreç bizlerde pek çok ruhsal sıkıntının, arayışın, umut ve korkunun da yaşamımıza sinmesine yol açar. ...Devamı.»Yetinmezlik - Çatışkı - Modernlik
Yetinmezlik, huzursuz ve gergin bir yaşama açılan kapıdır. Bu duygu, insanın olduğu haliyle kendisiyle barışık olamamasından, kendisini olduğu gibi kabul edememesinden doğar. Yetersizlik doğal gereksinimlerin karşılanamaması halidir. Herhangi bir insani gereksinimimizi karşılamaya ya da üstlendiğimiz bir sorumluluğu yerine getirmeye güç yetiremeyebiliriz; bu yetersizliktir. Yetinmezlik bundan farklı: Yetinmezlik; varolanla doyum bulamamak, hep olması gerekene odaklanmaktır. ...Devamı.»İnsan kendine yük - Kendine dost
Hata yapmayı göze alamayan kendine güven oluşturamaz, kaybetmeyi kabullenemeyen kendini bulamaz. 'Hata yapmak' ve 'kaybetmek' yaşamın can suyu, her insan her zaman bu deneyimi yaşamakla yüz yüzedir. Mademki "Allah her an bir şendedir"; yani varoluş halden hale geçip kesintisizce dönüşüp kendinden kendini doğurup durmaktadır, İnsan da bu akışın içindedir. Üstelik hem nesne hem de özne olarak... Özgür irade sahibi; "emaneti kabul" etmiş bir sorumlu, kendi hesabını kendi görmek zorunda, içinde yaşadığı dünyaya karşı da görevleri bulunan özne olarak. ...Devamı.»"GECE DÜŞÜŞÜ" Karanlıkta Kıvranan Aydınlık.
Okumak insan için özel bir iç disiplindir. Özeldir çünkü hiç kimse sizi zorlamadan, herhangi bir görev gereği değil, sadece içinizden gelen bir itkiyle oturup saatlerce bir kitabın içine dalarsınız. Bir bilincin, insan hallerinin ve düşüncelerinin akışını izlerken kendi iç dünyanızla yüz yüze gelirsiniz. Okunan bir kitap ya da metinle hangi biçimde ilişki kurulursa kurulsun, size hangi duyguyu yaşatırsa yaşatsın sonunda her şey sizin içinizde dalgalanır. Okumak dolaylı bir biçimde yaşanan en sahici diyalogdur. Bunun sohbete dönüşmesin sizin onunla aranızda kurulan uyuma bağlıdır. ...Devamı.»"O'yu BU YAPMAK"
Yaşam eğimli bir yüzeyde mekan tutmaya benzer. Bu eğimli yüzeyde sabit bir noktada durmak mümkün olmaz; insan ya aşağı yuvarlanmak, ya da yukarı tırmanmak zorundadır. Aşağısı; içgüdülerimiz, doğal arzularımız, alışkanlıklarımız vb. güçlerin çekim alanıdır. Bunlar kendiliğinden devinirler. İnsanın bu yönde hareketlenmesi için emek sarf etmesine gerek yoktur; özel bir yetenek, zeka keskinliği gibi şeylerde gerekmez. Çünkü bu güçler bizde verili olarak bulunurlar ve günlük yaşamın sıradanlığı içinde bilincimizin gözeneklerinden içimize sızıverirler. ...Devamı.»DENİZDEN DAMLALAR; "EMİNE HATUN"
Her şey kendi halince kendini ifade eder. Aslında her ifade bütünün kendini bir biçim altında tekil bir şeymiş gibi ortaya koymasıdır. Biz "insanlar" her ne yaparsak yapalım bunu bir biçimde dile getirmekten uzak kalamayız. Bu dile getiriş sadece sözlü olmak zorunda değil; hal ile, dil ile, yazı ile, ... vd. olabilir. ...Devamı.»Yürüyen kabir; Kibir
Cennetten kovulma miti biz insanların hiç eskimeyen ve eskimeyecek olan varoluş öyküsüdür. İçinden bal, şarap, su ve süt ırmaklarının aktığı, ölümsüz yaşamın olduğu; deyim yerindeyse yan gelip yattığı bir bahçeden kovulmasının sembolik anlatımıdır. Anlatılan ana rahmidir. Her insan bu karanlık dünyada her şeyden habersiz yaşayıp giderken günü geldiğinde oradan çıkacaktır - (kovulacaktır.) ...Devamı.»Üçlemenin Döngüsü
Olgular ve olaylar tanımlanır, ama insan tanınır. Tanımlamak muhatabı bir nesne haline getirir, tanımak ise özne kılar... Tanımlamak yöntem ve formalite oluşturup işlevli kılmayı ve onu kullanmayı gerektirir. Tanımaksa anlayışla olur, anlayış geliştirir ve iletişim doğurur; birincisi insan-nesne ilişki alanına ait, ikincisi ise insan - insan ilişki alanına. Ve insan ilişkilerinde, eğer sonsuza açılan iki kapı olarak bakarsak; bu iki uç arasında gezinip dururuz. ...Devamı.»`Ben'de olan `sen'de de
Hayat... hiçbir yere gitmeyen bir sabah yürüyüşüdür (OSHO).... Kendi içimizde ne kadar derine inebilirsek o denli azaldığımızı görürüz: Bilincimizle varlığın hangi katmanına sızarsak sızalım orada donuk varlıkları değil, sadece "oluşları", "olmakta olanı" izleriz. Bu sınırsız 'yaratıcı-oluş' sürecinde kendimizin sadece bir geçit, "evrensel bir ortam", her şeyin üzerinde kalan bir "Tanık" olduğumuzu deneyimleriz. ...Devamı.»Masumsan Aynasın
Nesneler ve olaylar dışımızda, imgeler ve duyumsamalar içimizdedir. Başlangıçta bunlar tam bir uyum halinde bulunurlar, ama örtük olarak. Bu durum özdeşlik halidir, masumdur, saftır, doğaldır, ama kördür: Kördür çünkü fark yoktur, yani farkındalık ve bilinç yoktur. Varoluş farka, yani ayrıma gelmek zorundadır. Ayrımın olduğu yerde ise gerilim, çatışkı, akan bir süreç ve dönüşüm vardır. ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |