A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

İfadenin İfadesi Olarak Söz (III)

Kategori Kategori: Söz | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Mustafa Alagöz | 14 Şubat 2026 15:41:42

Yaşamın bütününe baktığımızda ilgi alanlarımızın ve onların doyum bulma yollarının çeşitliliğini görürüz: Yaşamsal gereksinimlerimizi karşılamak için çalışmak zorunluluğu, toplumsal yaşamda uymamız gereken hukuksal kuralların sınırlamaları, ayrıca hiçbir zorunluğun ve kuralın belirlemediği gönüllü bireyselliğe dayalı arkadaş, eş-dost, komşuluk, vd. alanlar. Bunlar birbirinden bağımsız, kendi içine kapalı alanlar değil; tersine birbirini besleyen hem de bireyselliğimizin o alanlarda da deneyimlenebileceği zeminleridir.

Alan ne olursa olsun temelde insan insana ilişki içeren bireysel-örgütsel-toplumsal yaşam süreçleridir. Bireyler nerede olursa olsun kendi karakteri, ahlaki yapısı, kendine özgü inançsal donanımı ve alışkanlıkları ile katılır. Bunlar her insanın kendi biricikliğini oluşturan kişisel nitelikleridir; sevecen, güler yüzlü, gergin, neşeli, esnek yapılı, kolay ilişkiler kurabilen ya da kapalı, mesafeli, katı kurallı birisi de olabilir. 



Her insanın bu karakter çizgileri hiçbir kural, ilke, hukuksal sorumluluk altına alınarak herhangi bir dışsal dayatmayla oluşturulamaz, ortadan kaldırılamaz. Ayrıca yaşamın bu alanının yapılandırılmasının, yönlendirilmesinin planlanmasının kitabı, okulu, hukuksal ya da polisiye tedbiri yoktur. 

Her türlü dışsal dayatma doğal olarak bir direnç doğurur; çünkü insanın fıtratına-aslına özgürlük olan doğasına aykırıdır. Dışarıdan gelen uyarı, öneri, zorlama vb. girişimler buna hedef olan kimsenin kendi rızası olduğunda anlamlı ve işlevli olabilir. Bu durumda etkileşim dayatma değil bir paylaşıma, karşılıklı özgür bir ilişkiye dönüşmüş olur; üretken, besleyici, özlenir iletişim. Bireylerin dışarıdan bir dayatma, görev sorumluluğu, konulmamış kurallar olmadan kendilerini rahat hissetmesi bundan dolayı olsa gerek; kendini açık etme cesaretini gösterme, kendi tutum ve davranışları üzerinden kendini deneyimleme olanağını bulmuş oluyor.

Anlaşılacağı üzere bu alan günübirlik ilişkilerin yapısının ne olduğunun, kendine göre değer ve ilkelerinin olup olmadığı konusunu önümüze getiriyor.

İnsan kavramından söz etiğimizde onun her bireyinde ortak evrensel, varoluşsal bir yaşam enerjisinin temel olduğunu söylemiş oluyoruz. İnsana dair pek-çok tanımlama ve değerlendirme yapılagelmiştir. Onun bütün yapıp etmelerinin, amacının, içsel dürtülerinin bütünlüğü olarak, ki Platon bunu temsili olarak “Psykhe” sözcüğü ile ifade etmiştir Tasavvuf söyleminde nefes, nüfus sözcüklerinin kaynağı olan “Nefs, psikolojide “yaşam enerjisi” olarak dile getirilen bir kavram. Her insanın her davranışı, söylemi, amacı, öfkesi, hayalleri, tasarımları, idealleri kısaca insana dair ne varsa bu temelden doğar. Dolayısıyla birey kendini ifade etme ve gerçekleştirme yönünde her ne yapıyorsa, görünüşe çıkarıyorsa bunun gerisinde nefsinin, yaşam enerjisinin nesnel olguları olarak önümüze gelir. Bu, aynı zamanda geçici olanla kalıcı olanın zorunlu bağıntısını kurmamızın koşulu olarak değer kazanır.  

Geçici olanın geçici olmayanla içsel zorunlu bağlantısı kurulmayınca görüngüleri anlamak, anlamlandırmak ve olması gereken gerçekçi iletişim kurmak mümkün olamıyor.

Konuya biraz daha yakından bakmak gerekirse her birey doğuştan getirdiği, içinde biteviye bir itkide bulunan ortak yaşam dürtüleri ile yüklüdür: Örneklersek; verili yetileri ortaya çıkararak kendini gerçekleştirme isteği; ayrıca varlığının bir anlamı olduğunu, yapıp-etmelerinin başkaları tarafından onanmasını içten içe istemesi, kişisel onuruna saygınlık kazandırmak gibi. 

Varoluşsal süreç, zorunlu ve evrensel eğilimler her bireyin kendi yetileri, arzuları, tasarımları ve amaçlarının gücüyle varlık kazanır. Bu niteliklerin kaynağı ortak, ama hayata yansımaları her bireyde başka başkadır: Her insanın biricik-özgün-kendinde olmasının varoluşsal sebebi budur.

Olumlu-olumsuz; gösterişçi, sahici, öfkeli, anlayışlı tüm tutumların; ayrıca bilim, sanat, spor, ticaret her ne yaparsa yapsın tüm etkinliklerin kaynağı Nefs’dir (Psykhe, yaşam enerjisi). İnsanların karakterini, ahlaki özelliklerini, düşünce ve niyetlerini, ruhsal hallerinin içeriğini anlamak varlıklarında içkin olan bu temelle bağını kurmakla mümkün olabiliyor.

Bu söylediklerimiz yaşamımız için ne anlam ifade ediyor olabilir?  “Kendimizi bilmek”, anlamlı ilişkiler kurmak, güzel anılar ve dostluklar inşa etmek için. Toplumsal yaşamda ise özgürlük ve adalete yönelik, hak temelli eylemlerde bulunmayı göze almak ancak hayata alan açıcı gayretle gerçekleşebilir.

Bizler için kendini gerçekleştirmek en güçlü itki olsa da bu, bireyin kendi varlığının bir anlamı olduğunu kanıtlama duygusu, bir değeri olduğunun fark edilip onanması isteğidir. Bir insana akılsız, cahil, beceriksiz, daha pek-çok rencide edici yargıda bulunmak elbette onu mutsuz eder, ancak onu en derinden etkileyen şey: “hiçbir değerin yok, beş para etmezsin” yargısıdır. Nazi Auschwitz kampında bir SS sorumlusu demiryolu inşaatında çalışırken Victor Frankl’a şöyle der: “O kadar aşağılıksın ki seni dövmeye bile değmezsin”. Frankl, bunun kendini her şeyden daha çok etkilediğini söyler. Tersi noktadan baktığımızda ise yararlı, güzel, övgüye değer bir eylememiz, ayrıksı bir yanımız dile getirildiğinde bir hoşnutluk hissederiz.

Bunları dile getirmekten amaç, bireysel ilişkilerde olmazsa olmaz şu ilkeye dikkat çekmek: muhatabın zati olarak (özü itibariyle) bizimle eş değerde, kendine göre biricik, buna bağlı olarak varlığının bir anlamı olduğunu onadığımızı göstermek. Bunun ilk adımı yargısız, ötekini kendini savunmak durumuna düşürmeyen bir anlayışla davranmaktan geçiyor. Burada dikkat edilecek ilk şey sade-saf bir halde dinlemektir. Susmak kendi başına yeterli bir koşul olmuyor. Dışarıdan susmak kolay, ama içeriyi yani zihni susturmak o kadar kolay değil.

Dinlemek zihinsel bir disiplin gerektirir. Her ilişki deneyiminde sözlü diyalog sürecinde çağrışımlar, anılar, uykuda olan bilgi kırıntıları zihinde uyanır; dirençler, not vermeler başlar. Karşılıklı sözlü iletişimlerde dile getirilen düşünceler karşısında içten içe yargılamalar, yorumlar ve bunların nasıl ifade edileceğinin planları yapılır. Artık dinleme disiplini dağılmıştır. Ötekine karşı bu yargı ve yorumlamanın nasıl ifade edileceğinin planları yapılır.

İletişim yolları bulanmaya başlar. Bir konu üzerinde fikir paylaşımları, konu hakkında gerçeği aramanın yerini kimin kime baskın geleceği, kimin daha çok kabul göreceği bir çekişme ortaya çıkar, orada egoların cengi başar. Televizyonda, gazetelerde, sosyal medya kanallarında yorumcular arasında, bir doğa olayı   hakkında bile bilimsel tartışmalarda neredeyse hakarete varan atışmalara şahit olabiliyoruz. Ancak günübirlik ilişki ve iletişimlerde böylesi sorunların temel kaynağı egosal kaygı, bencilce hırslar değil zihinsel yapımızın doğal niteliğidir, yani varoluşsaldır. Eğer birisi diyelim ki sağlık hakkında bir şeyler anlatıyorsa kaçınılmaz olarak o anda benim kafamda sağlığa dair bildiklerim aklıma gelir. Duyusal uyarıları irademizle değil, algı organımızın hükmüyle fark ediyorsak, sözel iletişimlerin verdiği uyarıların zihnimizde çağrışımlar, anılar uyanmasını da irademizle durduramayız. Fakat uyarıların bilincimize baskı yaparak aklımızı bulandırmasına karşı koymak yargılarımızı belirlemek, amaç oluşturmak ve davranış biçimini belirlemek te bize bağlı. 

Zihin canlıdır; çünkü günlük yaşamın sonsuzca uyarıları, algı çeşitliliği, hayal dünyamız, zihnimize imgeler yükler. Hafızada çerçöpe dönüşen birikintiler düşünceleri dağıttığı gibi aynı güçler zekanın keskinleşmesinin, bilincin parlamasının, dengeli, farkındalıklı ve kendi kendisiyle dolu bir benlik oluşturmanın gıdası da olabilir; ancak bunun için ısrarlı bir gayret, kendini kendine konu edinerek içsel sorgulamalar yapmak koşuluyla.
 
Uzakdoğu bilgeliğinin insanlığa armağanı olan Yoga, Meditasyon yöntemleri, sufilerin nefs terbiyesi pratikleri hep zihin temizliğine yönelik somut deneyimlerdir. Pisagor’un okulunda taliplerine 5 yıl boyunca konuşma yasağı uygulandığı söylenir; zihnin gevezeliğini dizginlemenin en etkili yollarından birisi olduğu için. Bazı inanç ve geleneklerde susma orucu tutulduğu biliniyor. Susmak günübirlik ilişkilerde saygının ve nezaketin temeli, “dinleme edebi” deyişimiz bundandır. Edep, kişisel ahlaki yapımızın pratik uygulanışıdır, ötekinin değerine saygının da göstergesi

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği
Çocuklar Nasıl Suikastçı Olur?
Aynı Karanlık, Farklı İsimler Epstein’dan Savile’a Kapitalizmin İstismar Düzeni
500 Milyon Dolar Geldi… Peki Kime Geldi, Kime Gitmedi?
Epstein belgeleri: Yeni yayımlanan üç milyon sayfada kimler var?

Avustralya'da "İsrail Cumhurbaşkanı tutuklansın" tartışması...
Yıpratma Savaşı, Otoriter Kapitalizm ve Türkiye’de Egemen Blokun Sessizliği
Kolombiya’dan Ukrayna’ya Uzanan Sinif Savaşi Ve Türkiye’nin Ulusal Gerçeği
Trump'a öfke büyüyor : ABD'de yine bir sivil öldürüldü
Suriye'den Irak'a nakil: 9 bin IŞİD'liye ne olacak?

Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda

Amerikada Saklı Karanlık Bir Ailenin Nazi Casusluk Gizemi
Bir Gençlik Çağrısı: Yosef’in Son Akşamı
ABD’deki Korku Duvarını Yıkan Yahudi Kadın, Amerikan Konsantrasyon Kampının İnanılmaz Hikayesi
İnsanın İçindeki Hakikat, Maskelerin Dünyasında Kaybolmayan İman
Türkiye’nin Yeraltı Haritası, Uluslararası Mafya Ağlarının Kavşağına Dönüşen Bir Ülkenin Hikayesi

Hasan Tahsin
SERVET
ŞAKİ...
İCMAL
PALAVRA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git