![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi’nde yükselen o çığlık
“Çocukların kanı elinizde!” bu ülkenin gerçek sahiplerinin, yani halkın, işçilerin, gençlerin boğulmuş sesinin patlamasıydı. O salonda atılan o pankart, yalnızca birkaç öğrencinin öfkesi değil, yıllardır sakatlanmış, ölmüş, susturulmuş çocuk işçilerin sessiz çığlığının ete kemiğe bürünmüş haliydi. ...Devamı.»Türkiye’de Engelli İşçiler ve Sınıf Mücadelesi: 3 Aralık’ta Görünmez Kılınan Emek Gerçeğine Devrimci Bir Bakış
Sevgili Yoldaşlar, Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Düzen siyaseti bu günü her yıl olduğu gibi “farkındalık”, “bireysel güçlenme” ve “engelleri aşma” temennileriyle doldururken, biz bu günü başka bir yerden, başka bir gelenekten, başka bir vicdandan konuşuyoruz. Sakatlığı bireysel bir mesele değil, Türkiye’deki vahşi çalışma rejiminin, güvencesiz istihdamın ve sermayenin sınırsız kâr hırsının ürettiği tarihsel bir sınıf sonucu olarak görüyoruz. ...Devamı.»MESEM Gerçeği: Çocuk İşçiliği, İş Cinayetleri ve Gözaltılar Karşısında Devrimci İnsan Hakları Mücadelesi
Türkiye’de yıllardır uygulanan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) sistemi, devletin resmi söylemlerinde “gençleri meslek sahibi yapan bir model” olarak sunuluyor. Oysa sahadaki gerçeklik, devrimci, yurtsever ve insan haklarına duyarlı her bireyin altını çizmesi gereken büyük bir çelişkiyi barındırıyor. Çocuklar, patronların insafına terk edildiği işyerlerinde ağır sömürü koşullarına, güvencesizliğe ve ölümle sonuçlanan iş cinayetlerine maruz bırakılıyor. Bu tablo, hem çocuk haklarının hem de temel insan onurunun açık bir ihlali niteliğinde. ...Devamı.»Vatan kirim’a sahip çıkmak: Teslimiyete karşı onurlu direniş
Kırım… Türk dünyasının kalbi, hafızası, yüreği… Tarih boyunca nice zulme, nice işgale, nice sürgüne direnen bu topraklar, bugün yine kritik bir kavşağın ortasında. Emel Kırım Vakfı’nın “Vatan Kırım Rusya’ya verilemez” diyerek ortaya koyduğu duruş, yalnızca bir açıklama değildir, adalet arayışında olan her Türk evladına, her mazlum halkın dostuna yapılmış net bir çağrıdır. Çünkü mesele Kırım olunca, mesele yalnızca coğrafya değildir, mesele varoluştur, kimliktir, tarihsel sorumluluktur. ...Devamı.»Zehirlenen yalnizca tabaklar değil: Türkiye’de gida güvenliği krizi ve sistemin çürümüşlüğü…
Türkiye son yıllarda art arda patlayan toplu gıda zehirlenmeleri ile sarsılıyor, öğrenci yurtlarında, fabrikalarda, askeri birliklerde, tarikat-vakıf okullarında, belediye aşevlerinde ve hatta özel yemek şirketlerinin yüzlerce kişiye yemek verdiği kurumsal organizasyonlarda… Kısacası ülkenin dört bir yanında aynı haber, onlarca, yüzlerce insan hastaneye kaldırıldı. Neredeyse her hafta tablo tekrarlanıyor ama sistem aynı sistem, düzen aynı düzen. Zehirlenen aslında yalnızca insanlar değil, mevcut yönetim anlayışı ve gıda denetim mekanizması çoktan çökmüş durumda. ...Devamı.»İngiltere’den Türkiye’ye £35 Milyonluk Ray Sözleşmesi: Fırsat mı, Çıkmaz mı?
İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in geçtiğimiz günlerde duyurduğu üzere, British Steel, Türkiye’nin yüksek hızlı tren (YHT) projeleri için £35 milyon değerinde ray tedarik sözleşmesi kazandı. Bu sözleşme, hem İngiltere hem de Türkiye açısından sanayi ve altyapı gündeminde önemli bir yer tutuyor. Peki, bu anlaşma Türkiye için ne ifade ediyor? Türkiye, son yıllarda yüksek hızlı tren projelerine büyük yatırım yapıyor. Ankara-İstanbul, Ankara-Sivas ve Marmara hattındaki yeni projeler, ülkenin ulaşım altyapısını modernize etmeyi ve karbon salınımını azaltmayı hedefliyor. ...Devamı.»Emeklilerin Büyük Yürüyüşü Başlıyor: 17 Milyon Kişi Artık Sessiz Değil!
Türkiye, uzun süredir görmezden gelinen bir gerçeğin tam ortasında duruyor. Ülkenin bel kemiği olan emekliler, artık sessiz çoğunluk değil, ayaklanmaya hazır, örgütlü bir toplumsal güç haline geliyor. Nazım Hikmet Kültür Sanat Evi'nde düzenlenen Türkiye İşçi Partisi’nin 1. Emekli Kurultayı, sıradan bir toplantı değil, bu ülkenin en çok sömürülen, en çok yoksullaştırılan sınıfının ayağa kalkış manifestosu oldu. ...Devamı.»İŞGALİN KARANLIĞINDA BİR IŞIK: Veciye Kaşka’yı Unutmayalım
Kırım’ın tarih sayfalarına kazınmış isimlerden biri vardır ki, onun yaşamı sadece bir biyografi değil, bir direniş manifestosu gibidir. Veciye Kaşka. Kırım Tatar milli hareketinin efsanevi emektarı olan Kaşka, zulme karşı direnen bir halkın sembolüdür. Onun mücadelesi, Kırım Tatar halkının onurunu koruma kararlılığının ve özgürlük ateşini canlı tutmanın simgesidir. ...Devamı.»Çocuklar için bir öğün: bütçenin %1,5’inden başlayan dünya ölçeğinde bir adalet mücadelesi
Türkiye İşçi Partisi Kadıköy’ün kısa ama çarpıcı çıkışı—“Bütçenin sadece %1,5’i ile tüm çocuklara ücretsiz ve sağlıklı bir öğün verilebilir”—yalnızca bir sosyal politika önerisi değil, aynı zamanda Türkiye’de ve dünyada derinleşen sınıf uçurumuna, yoksullaşmaya ve gıda adaletsizliğine yöneltilmiş politik bir soruşturmanın kapısını aralıyor. Bir öğünlük kamusal beslenmenin maliyeti hesaplanabilir, fakat bu talebin işaret ettiği şey, bundan çok daha büyük, kamusal kaynakların kimler için, kimlerin pahasına kullanıldığıdır. ...Devamı.»Motokuryelerin Sessiz Çığlığı: Sokağın Gölgesinden Yükselen Sınıf Mücadelesi
Pandemi günlerini hatırlayalım. Şehirler olağanüstü hal sessizliğine gömülmüş, sokaklar boşalmış, trafik gürültüsünün yerini sirenler ve uzaktan gelen motor sesleri almıştı. O dönemde milyonlar evlerine kapanırken, bir sınıf vardı ki hayatın akışını tek başına sırtladı. Motokuryeler. Yalnızca paket taşımıyorlardı, ilaç, gıda, umut, hız ve hayata tutunma çabasını taşıyorlardı. Toplumun görünmez omurgasına dönüşmüşlerdi. Ancak ne yazık ki pandemi sona erdiğinde bu kahramanlık unutturuldu, yerini şirketlerin birbiri ardına sıralanan soğuk kavramları aldı. “performans hedefi”, “teslimat süresi”, “puanlama sistemi”, “müşteri memnuniyeti”. ...Devamı.»2025 Hazar Türk-Musevi Hakanlığı: Tarih Yeniden Yazılsaydı Dünya Nasıl Görünürdü?
Hazarlar ve Hazarya ile ilgili yıllar boyunca tarihi keşifler yapıldı ve yazılar yazıldı. Şu ana kadar bu yazılardan hiçbir tanesi geleceğe ve/ya şimdi zamana dönük yazılar değildi. Bugün Bayrampaşa’nın soğuk rüzgarı ve kavruk kasım güneşinin etkilediği bir anda bu yazıyı yazmak istedim. Hazarya kökenli Musevi bir olarak. Merak ediyorum. Şu anda Hazar Türk Musevi Hakanlığı var olsaydı nasıl bir devlet olurdu. Tam teşekküllü bir devlet olarak nasıl bir yapısı olurdu? ...Devamı.»Sürgün Devrim girdabında Isaac Deutscher ve Avraham İşcen
Hayatta sürekli olarak bir yerlerden bir yere koşuştururuz. Oysa son durak hepimiz için aynıdır. Kitaplar benim için Doctor Strange filmindeki gibi farklı zamanlara ve de mekanlara açılan kapılardır. Uzaklarda gördüğüm her evin her penceresi, bu koca gezegende bilinmeyeni belki de hiçbir zaman bilinmeyecek yorgun, pes etmiş, yitik, umursamaz bir yaşam öyküsünü barındırır. Bu güzel memleketimizde yaşayan her bir vatandaşımızın, kendi hayat hikayesi hariç, bildiği ve/ya bilmediği ve/ya ata babalarının bilerek anlatmadığı bir efsanesi ve/ya travmatik geçmişi mevcuttur. ...Devamı.»Eriyen Şövalyenin Gölgesinde Devrimci Moses Hess
Göztepe’de bir gece… Sessizlik içinde oturuyorum, düşünüyorum, gözlerimi karşı duvarda eriyen bir şövalyeye dikiyorum. O resmin kim tarafından nasıl yapıldığını, hangi emeğin ve hangi hayalin arkasında doğduğunu sorguluyorum. Her fırça darbesi, bir direnişin sessiz çığlığı gibi geliyor bana. Ertesi gün geldiğinde, hayatın çatısı altında insanların çığlıklarını dinliyorum. Emekçilerin haklı şikayetlerini, söylenmemiş isyanlarını işitiyorum. Hayat, kimilerine göre basit bir çizgi, kimilerine göre karmaşık bir labirent. ...Devamı.»Kalamış ve Fenerbahçe Kıyıları Tarihiyle, Belleğiyle, Halkıyla Var Olan Bir Yerin Suskunluğa Kurban Edilmesine İzin Vermeyeceği…
Kalamış ve Fenerbahçe kıyılarının bugünkü tartışması, sadece bir “yat limanı revizyonu” değildir. Bu, yüzyıllardır halkın nefes aldığı bir alanı, ticari rantın soğuk betonuna teslim etme girişimidir ve bunu söylemek için tarih bilmek yeterlidir. Bu Kıyılar Bir Günden Bir Güne Oluşmadı. Kalamış ve Fenerbahçe sahilleri, İstanbul’un en eski yerleşim hatlarından biridir. Bizans döneminden beri Fenerbahçe Burnu’nun bulunduğu bölge, şehrin doğu savunma hattında sayılan, aynı zamanda doğal koyları nedeniyle sığınak olarak kullanılan bir alandı. “Fener Bahçesi” ifadesi bile köklüdür—bölgedeki deniz feneri ve etrafındaki geniş bahçelik alanlardan gelir. ...Devamı.»Boris Moiseevich Leibzon: Sessiz Devrimcinin Yolculuğu
Çarşamba akşamı rastladım sana Adberilgen diye başlıyorum yazıma. Her gün her an yeni bir başlangıçtır Breslev Hasidik öğreti böyle der kullara. Boris Moiseevich Leibzon tekrar hayata getirmek, yaşama döndürmek için yazıyorum bu akşam.Belki bir yerde bir boyutta onunla bu şekilde tanışmış ve/ya selamlaşmış oluyorum. Yitip gidenler kervanında Borisi 2025 Kasımına taşıyorum. ...Devamı.»Türkiye’de Hayvan Hakları İhlallerine Hasidik – Kabala Perspektifinden Bir Bakış
Kabala der ki: “Her canlı, Yaratılış’ın kırılmış kaplarından düşen bir kıvılcımdır.” Hasidut ise ekler: “Gerçek tsadik, kendisini savunamayanın avukatıdır.” Ekteki metinlerde de ifade edilen bu ilke, aslında insanın bu dünyaya gönderiliş amacının özüdür. Güçsüzü korumak, dilsizin sesini duymak, acıyı görünür kılmak. Bu ilke yalnızca dini bir öğreti değildir, toplumsal düzenin, devlet aklının ve bireysel ahlakın temelidir. Türkiye’de bugün yaşanan hayvan hakları ihlalleri, yalnızca bir hukuksuzluk meselesi olarak değil, aynı zamanda ulusun kolektif ruhunun imtihanı olarak okunmalıdır. ...Devamı.»Türkiye’de İş Cinayetleri Gerçeği ve 2025 İçin Çözüm Arayışı
Türkiye’de işçi hakları ve iş güvenliği meselesi, uzun yıllardır süregelen yapısal bir sorundur. İSİG Meclisi’nin paylaşımlarında görülen iş cinayetleri verileri, yalnızca tekil kazaların değil, sistematik bir ihmal düzeninin dışa vurumu niteliğindedir. Çalışma yaşamında ölümler belirli sektörlerde yoğunlaşmakta, resmi veriler ile sahadan gelen bağımsız raporlar arasında zaman zaman farklar oluşmakta ve bu durum sorunun gerçek boyutunu görünmez kılmaktadır. 2025 Türkiye’sinde işçi sağlığı ve güvenliği hala hayati bir mesele olarak gündemdeki yerini korurken, bu tabloyu değiştirecek güçlü, uygulanabilir çözümlere ihtiyaç her zamankinden daha belirgindir. ...Devamı.»Bayrampaşa’da bir Salı sabahı.
Okuyucular diyecekler ki Avraham, Bayrampaşa’ya kafayı taktı. Günümün çoğu Bayrampaşa’da geçiyor. Bayrampaşa’nın hikayesinden ve sosyal hayatımdan ruhumu besliyorum. Demirkapı esnafı, farklı etnik grupları Arnavutları, Boşnakları vb. Mahalle kültürü beni ruhen besliyor. Hava gri. İnsanlar işlerine yetişmek için koşuşturuyor. Kimisi aceleyle kahvaltısını yaparken kimisi elinde çantasıyla metroya doğru ilerliyor. Bu sıradan görünen manzara aslında bize derin sorular sorduruyor. Modern makineler mi şehrin ritmini belirliyor yoksa şehrin insanları mı makinelerin ritmine boyun eğiyor? ...Devamı.»Devrimin Nefesi ve Ramban
Bu hafta genç arkadaşlarımla beraber çalışırken aklıma bu konuda birşeyler yazmak geldi. Okuyucuların ruhlarına, hayatlarında dokunmak, anlık bile olsa mutlu hissettirmek ve de düşündürmek beni motive ediyor. Ağzımızdan çıkan her Tora kelamı, yaptığımız her Mitsva, Göklerde-Şamayimde ve tüm kainatta olumlu etki yaratıyor.“Altı gün çalışacak, yedinci gün dinleneceksin” yalnızca bir mitsva değildir, tarihin ritmidir. Ramban, Tora yorumlarında zamanın yalnızca ölçülen bir süre değil, yaratılışın içsel ritmi olduğunu öğretir. Her yaratılış günü, sadece bir olay değil, bir çağın manevi altyapısıdır. ...Devamı.»Devrimci Jacob Kats’tan Vayeleh’e Yankele ile
Yine günlerden Pazartesi diye başlıyorum… BeŞem Kol… diye devam ediyorum bu görsel sanatlar kumpanyasına… Hasan kardeşim arka planda bir progressive techno, bir Bach, bir Kırımlı Orhan Kencebay’dan eserler çalıyor. Hava kapalı, gri… ve Bayrampaşa Sanayi mi daha gri yoksa gökyüzü mü daha gri, bunu düşünüyorum. Gri aklıma Schindler’in Listesi filmdeki girişi hatırlatıyor. Gri renk birdenbire mum olup tezahür ediyor karşımda. ...Devamı.»Elul’da Hatırlamak ve Dönüşmek: Hafızadan Umuda
Ben Avraham İşcen, yaş oldu 42. Kırımlı bir Yahudiyim. Ata yurdum hala faşist Rus çizmesi altında eziliyor. Bu satırları 4 Eylül 2025’te, saat 22:39’da yazmaya başladım. Bazen düşünüyorum dışarısı mı daha karanlık, yoksa içim mi daha kasvetli bir vaziyette. Sonra birden aklıma en sevdiğim bana güç veren Mezmur 23 geliyor. T-nrı Çobanımdır, eksiğim olmaz...Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin, çomağın ve değneğin güven verir bana. ...Devamı.»Sınıfsız Toplum Mitinden Dijital Proleteryaya: Behice Boran’ın Güncelliği
Bugün, 2025 dünyasında Behice Boran’ın tespitleri belki de hiç olmadığı kadar güncel. Çünkü neoliberal çağın “eşitlik” söylemleri, biçimsel haklarla sınırlı kaldı. Dijital çağ, bilgiye erişim özgürlüğü, ifade serbestisi, girişimcilik gibi liberal değerleri kutsarken, bu özgürlükler ekonomik gerçekliğin duvarına çarpıyor. Dijital emek, tıpkı sanayi döneminin işçileri gibi yeni bir sınıfın doğuşunu simgeliyor. “Gig economy” adı verilen sistemde milyonlarca insan sigortasız, güvencesiz, algoritmik patronlara hizmet ediyor. ...Devamı.»Tanah, Devrim 1925’ten 2025’e Türkiye ve Dünya
Zenginliklerini gasp ettikleri yoksulun tarlasında saraylar kurdular; ama orada oturamayacaklar.” (Amos 5:11) Cumhuriyetin ilk yıllarında” sözüyle açılan bir çağ vardı. Toprak, alın teri, üretim ve yoksulluk aynı cümlenin içinde anılırdı. Devlet, hem burjuvaziyi yaratıyor hem de köylünün sırtından kalkınmanın yükünü almayı vaat ediyordu. 1930’ların “devlet kapitalizmi”, tıpkı bugünün küresel neoliberal düzeni gibi, sermayeyi yeniden dağıtmadı, sadece yönünü değiştirdi. ...Devamı.»Behice Boranın Aynasında Bugünün Türkiyesi
Behice Boran, elinizdeki bu satırlarda demokrasinin “kağıt üzerindeki özgürlükler”le sınırlı kaldığı bir toplumsal düzene sert bir eleştiri yöneltir. Onun için özgürlük, yalnızca yasalarla tanımlanan bir “haklar bütünü” değil, aynı zamanda bu hakların fiilen kullanılabilme imkanıdır. Yani bir bireyin gazete çıkarma hakkı olması, o gazetenin basılabileceği, dağıtılabileceği ve okunabileceği maddi koşulların da mevcut olmasını gerektirir. Aksi takdirde bu hak, soyut bir “süs”ten ibarettir. ...Devamı.»Zamanın Geçtiğini Sana Kim Söyledi?
Gerçekten kim? Anneniz mi, sabahın ilk ışığıyla uyanan telefonunuz mu, yoksa size hep daha hızlı ol diye bağıran ekonomik sistem mi? Ya da o, içinizde sessizce duran, namağlup gibi görünen ama aslında sürekli fısıldayan yetser hara (İbranice: kötü eğilim) mıydı??? “Geç kaldın. Artık yapamazsın. Bu fırsat kapandı.” Bu sözlerin zihninizde bıraktığı etkiyi bir an ölçün, biçin. İçinizde bir kilit kapanıyor mu, bir hareketi mi erteliyorsunuz, yoksa kalbiniz hafifliyor, bir kapı mı aralanıyor? ...Devamı.»
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |