![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Eti pilavı kim yediyse gerdeğe de onlar girsin!
![]() ![]() Kültür Başkenti olma sürecini kurumsal bir yapıya kavuşturmak için hazırlanan yasa tasarısının taşlarının yerine oturması için güçlü bir İstanbul lobisi de ortada yok. Şimdi, İstanbul'da tarihi bölgeler istila edilmiş, trafik sorunu çözülmemiş, bir adada 5 ayrı imar verilmiş, şehrin düzeni, tarihi dokusu bozulmuş. En önemlisi tarihî mekânların restorasyonu konusunda somut projeler hayata geçirilmiyor. Özellikle Topkapı Sarayı ve Gülhane Parkı'nı çevreleyen Suru Sultani'de iyileştirme yapılması, tarihî yapıların restorasyon çalışmalarının da hızla devam etmesi gerekirken henüz ortada yapılan bir şey yok. İstanbul geçmiş yöneticiler tarafından hoyratça kullanıldığı için bir sürü çarpık ev ve gecekondu var. Sıvasız çirkin evler de yapılınca varoşlarda, insanı ürperten hayalet mahalleler yaratılmış. Şimdi bu kentin bu haliyle Kültür Başkenti olamayacağını bütün İstanbul`lu bilmektedir. Başbakanın talimatı yeni rant alanları yaratacak. Başbakan, evini sıvamayanlar evinin sıvasın, yoksa belediye sıvasın makbuzunu evine gönderin talimatı verdi. Bu talimat şunu gösteriyor. Sıva parası vermeyenlerden icra yoluyla alın. Bu doğru bir talimat değil. O zaman belediyeler meclis kararıyla yapacakları için bir yasal sorumluluk doğacak, firmalar sıvadıkları evlerden kafasına göre büyük meblağlar talep edecekler. Şimdi, bir buçuk yıl zamanımız çıkar çevrelerinin iştahlarını kabartmış. Şimdiden boya sanayicileri 2010 Yılında Kültür Başkenti olacak İstanbul'un Binalarının Dış cephelerini boyamaya talip olduklarını açıkladılar. Boya Sanayicileri Dernek Başkanı Büyük Şehir Belediyesiyle temas halindeyiz, Kültür Başkentini temasına uygun bir renkle boyamak istiyoruz diyor. Aslında Sn. Başbakanın da zamanında yapılan bir sürü kaçak mahaller var. O zaman İstanbul'u kapsayacak herkesin kabul göreceği bir kampanya başlatıp kumunu, çimentosunu belediye versin halk da kendi evini sıvasın, ardından da boyasın gibi bir projeyle yola çıkılırsa hiç kimse zor durumda kalmaz. Diye düşünüyorum. İkinci proje de en güzel bina ödüllü yarışmalar düzenlenirse İstanbul'un büyük bir kısmı bu kampanya çerçevesinde boyanır. İstanbul'un varoşlarında elektriği, suyu telefonu, kesik; kredi kartından dolayı bankalara borçlu, ekmek parası bulamayan yoksul bir halk evini nasıl sıvasın, nasıl boyasın, eğer sıvayı şirketler yaparsa icra yoluyla vatandaşı zor duruma düşürürler. Bu bir felaket olur. Diye düşünüyorum Dünyanın karşısına sıvasız boyasız çıkıp rezil olmamak için yapması düşünülen bu ev sıvama ve boyama işini ranta dönüştürmeden, sivil inisiyatif kendi aralarında örgütlenip, yeni bir yol haritası çizip, belediyelere sunmalıdır. 2010 Kültür Başkenti Yürütme Kurulu Başkanı Nuri Çolakoğlu: Kendisine "Bu unvanı veren jürinin açıklamasından sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi bu aslında İstanbul'u geri kazanım projesi" dedi. Ama Çolakoğlu'nun unuttuğu bir şey vardı. Sn Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde kaçak yapılara izin vermeseydi, bu gün 1,5 yılda bu döküntü şehri nasıl ayağı kaldırırız soruları ortalıkta dolaşmazdı. Kent siyaseti olmadan kültür başkenti yolunu nasıl açacaksınız? Yerel Yöneticiler, İstanbul'dan rant sağlayan Siyasiler ve arazi mafyaları; önce bu şehrin kimliğini bozdular, sonra da insanların kimliklerini bozmak için 30 yıldır çaba gösteriyorlar. Kültür Başkenti bu kentin ortak meselesi ama gel gör ki gözünü para bürümüş yöneticiler insan ilişkilerinin bütününü zedelemiş. 2010 yılında Kültür Başkenti olma yolunda yürürken bu şehrin aydınları, Mimarları, sanatçıları, ozanları, sivil toplum temsilcileri, yerel medyası, muhtarları vs. nerede? İstanbul'u mafya şehri yaptıkları için insanlar arasındaki dostluklar da yok olup gitmiş. Bütün İstanbul`luyu bu işin içine koymadan bu işin altından kimsenin çıkamayacağı, başarıya ulaşamayacağı açıkça ortada. Bu şehirde insan ayrımı yapacaksın, insanları birbirinden uzaklaştıracaksın, partizanlık yapacaksın, partine üye olmayana iş, öğrenciye burs vermeyeceksin, yerel medyanın belini kıracaksın, sivil inisiyatifi kendine malzeme yapacaksın, senden olmayana yaşama hakkı tanımayacaksın, insanları sürekli yoksullaştırıp onurlarını elinden alacaksın, doğru eleştirenlere saldıracaksın, bu şehrin insanının duruşunu bozacaksın, yılda iki kez kaldırımları söküp yapacak, ihalelerini kendi partinin yandaşlarına vereceksin, İstanbul'un kaymağını yiyeceksin, sonra gelin hep birlikte bu işin altından çıkalım deyeceksin. Olur mu böyle yağma!!! Bizim yörede Hesso adında çok saf bir çoban varmış. Ağasına çok iyi hizmet ettiği için ağası onu evlendirmiş. Düğün günü Hesso sabahtan akşama kadar gelen giden konuklara hizmet etmiş, pişirilen et ve pilavı taşımış, gece olmuş yemek bitmiş. Hesso çok acıkmış yorulup bir duvarın dibinde açlıktan kıvranırken Hesso'nun Sağdıç'ı Hessoya bağırmış. Ula Hesso neredesin çabuk gel seni gerdek odasını götüreyim. Hesso olmaz demiş. Eti pilavı kim yemişse gerdeğe de o girsin. Bu şehirde, yeşil sahaları, sit alanlarını, sosyal alanları okul hastaneyi, park alanlarını kim imara açmışsa, kim arazi mafyalarıyla ortaklaşa bu şehrin tarihi dokusunu bozmuşsa, kim gecekondularla bu şehri çarpık ve yıkık şehir yapmışsa, kim bu şehrin kaymağını yiyip, bu şehri kirletmişse, yedikleriyle bu şehri onlar temizleyip 2010 Kültür Başkentine onlar taşısınlar. Mustafa KÜPELİ
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |