A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

KANAS

Kategori Kategori: Nalına Mıhına | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Metin Atamer | 12 Ekim 2025 17:22:59

Geçtiğimiz son 15-20 sene içinde toplumda yaşadıklarımızı tahlil etmenin, tarihe not düşülmesi adına gerekli olduğuna inancım tamdır. Örneğin, iktidar değişikliği sonrası 2000’li senelerin başında, Emniyet güçleri için tedarik amacıyla çıkılan birçok ihalede, emniyetin silahlı kuvvetlerden daha fazla teçhizat teminine yönelmesini hayretle izlemiştim. Bir dönem, 1978-79 senelerinde emniyet teşkilatı ile değişik konularda çalışma yapmıştık. Hatta Türkiye’ye ilk “Jammer” cihazını verdiğimizi hatırlarım. “Jammer” cihazının üretildiği yere, İngiltere’ye emniyetten bir iki kişiyle birlikte gitmiştik.

Masaüstü, irice bir fırın kadar büyük, oldukça ağır, elektronik bir sisteme bağlı 3 metreye yakın anteni olan bu sistem, uzun şaseli bir araca konulmuştu. Emniyetten “Hoca” lakaplı, elektronik mühendisi ve laboratuvar sorumlusu, cihaz Emniyete geldiğinde açıp bakmıştı. “Biz bunu burada yaparız.” diyerek bir konu atmıştı ortaya. Daha sonraları bu jammer cihazlarını kendi bünyelerinde yapmaya, hatta gelişen teknolojiyle daha küçük ebatta üretmeye başlamışlardı.



Yine aynı tarihlerde, emniyetteki arkadaşlar İngiltere’ye bir iş için gidişimde benden bir dürbün istemişlerdi. Ben de hayır demedim, getirebileceğimi söyledim. O tarihte iş yaptığım Londra’daki firmada, emniyetle ilgili malzeme listesinde “yok” yoktu. Her konuda malzeme tedariki mümkündü. Gömlek düğmesi içine kamera yerleştirilmiş modellerden tutun da aklınıza gelebilecek her türlü malzemeyi verebiliyorlardı.

Londra’da Chelsea semtindeki firmaya uğrayıp, benim için hazırlanmış dürbün paketini aldım. İşim bitince havaalanına, elimdeki valizle gittim. Valiz, girişteki X-ray cihazına girdi. Ekranda bavul içeriğine bakan kişi bana biraz beklememi söyledi. Derken birkaç sivil ve resmi polis valizin başına geldi. Valizimi ve beni bir odaya aldılar. Valizde uyuşturucu, içki veya yasaklı bir şeyin olmadığından emin olduğumdan müsterihtim. Valizimi açmamı istediler. Tereddütsüz açtım. Eşyalarımın üstünde, kutusu içinde dürbün duruyordu. Bana açmamı söylediler. Açtım; bildiğimiz tüfeklere bağlanan dürbün vardı. Adamlar benden bunu ne için aldığımı sordular. Ben de faturasını çıkarıp gösterdim, Ankara’da Emniyetten birisi için aldığımı söyledim.

Yetkililer, bu dürbünü uçakta pilota vereceklerini, onların da Ankara’da indiğimde Emniyet güçlerine teslim edeceklerini söylediler. Ben de şaşırmıştım. Bu bir silah değildi. Neden böyle bir usule yönlendiklerini anlamadım. Ancak bana izah etmelerini rica ettim. Benim saf ve donuk bakışlarımdan bir şey bilmediğimi anlayarak bana açıklama yapma ihtiyacı duydular. Bu dürbün, 7.62 mm Dragunov KANAS adlı keskin nişancı suikast tüfeklerine bağlanıp, tüfeğin bu dürbünle 1200 metre uzaktan bir elmayı vurabilecek kabiliyete eriştiğini anlattılar. Ben de bu bilgileri yeni öğrendiğimi ve dürbünün pilota verilmesinde bir sakınca olmadığını söyledim. Bir poşete dürbünü koydular, koltuk numaram ve isim-soyadımı poşetin üstüne yazdılar. Beni doğrudan, kimseyle görüştürmeden uçağa bindirdiler. Sanki azılı bir katili ülke dışına çıkartma çabası içinde bir senaryo ile uçağa binmiştim. Uçağa biniş saatine kadar bir odada sanki hapis kalmıştım. Çok içerlemiştim.

Heathrow Hava Meydanı’ndan kısa zamanda uçak kalktı, tırmanmaya başladı. Hani gözaltında kısa süreli tutulma işlemi bile olsa, insanın hürriyetinin kısılması ne kadar da olumsuz etki etmekte. Moral düşmekte, düşünceniz sadece bir noktaya odaklanmakta: “Hürriyet.”

Uçak havalandıktan kısa bir zaman sonra hostes hanım, elinde benim dürbünle yanıma geldi. “Kaptan Pilot bu poşetin size ait olduğunu söyledi, alın.” dedi ve ben dürbünüme kavuştum.

Ankara’ya geldiğimde elimi kolumu sallayarak çıkıp eve gelmiştim. Ertesi gün, dürbünü sipariş eden emniyetteki arkadaşa teslim ettim.

Bu arada başımdan geçenleri de dile getirdim. O da doğruladı: Bu dürbünler KANAS tüfeklerine monte edilirmiş. Bir anda düşündüm; emniyette mutlaka bir tane değil, birçok KANAS tüfeğinin var olabileceği gerçekti. Hatta İstihbarat Teşkilatında bile bu silahların varlığı olasıydı.

20 Aralık 2022’de MHP Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş, Ankara’da Kızılırmak Mahallesi’nde, 1456 No’lu sokakta güpegündüz silahlı saldırı sonucunda öldürülmüştü. Bu olayla ilgili MHP kökenli Av. Serdar Öktem de yargılananlar içindeydi. Bir süre hapis yatmış, daha sonra adli kontrolle salıverilmişti. Kanımca çok şeyler bildiği muhakkaktı. 6 Ekim 2025 tarihinde Büyükdere Caddesi’nde, gündüz vakti aracında silahlı saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti.

Bu olayı duyduğunuzda sizin aklınıza ne gelmiş olabilir?

Çok şey bildiği için susturulan bir sanık dersiniz hemen. Olabilir, ancak haberlerde söylenen sözler hâlâ kulağımda: “Uzun namlulu silahlarla vurulan Serdar Öktem” diye ekranlarda bilgi verildi. Yakalanan silahlar uzun namlulu silahlar değil; daha çok kısa mesafeye ateş eden, dipçiği olmayan Kalaşnikof marka silahlardı. Bu silah da 7.72 mm’likti. Suikastta sanık olarak yakalananların birilerinin militanı oldukları muhakkak. Ancak yakalanan şüphelilerin bazısının 18 yaşından küçük olduğu söylenmekte.

Eskiden “Teşkilat-ı Mahsusa”nın yaptığı her şey “derin devlet işleri” olarak kayda bile alınmazmış; kimse konu hakkında konuşmazmış.

Bir başka olaydaş 26 Aralık 1978 tarihinde Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz, Ankara’da Kızılırmak Sokak’ta arabasına bindiğinde, araca yaklaşan suikastçı tarafından başından vurularak öldürülmüştü. Aynı zamanda Bahçelievler Katliamı sanığı olan ve MHP kökenli olan suikastçı yakalanmıtış, sonrasında ne olduğu hepimizin hafızasında… Adam MHP’den milletvekili adayı oldu, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Avustralya ve AB teknoloji devleri çocukların sosyal medya erişimini nasıl sınırlandırıyor?
DEVLETLERÜSTÜ ŞİRKET-LER ve BAŞKAN
Türkiye’de Hayvan Hakları İhlallerine Hasidik – Kabala Perspektifinden Bir Bakış
Saraybosna'da "keskin nişancı" iddiasına soruşturma
Yeni e-postalar: Epstein'a göre Trump kurbanlarından biriyle 'saatler geçirdi'

Çin Japonya'yı Test Ediyor ve Amerikan Kararlılığının Sınırları…
Emeklilerin Büyük Yürüyüşü Başlıyor: 17 Milyon Kişi Artık Sessiz Değil!
Çocuklar için bir öğün: bütçenin %1,5’inden başlayan dünya ölçeğinde bir adalet mücadelesi
Çin'in 'Salam Dilimleme' Stratejisi: Pekin, Güney Çin Denizi'nin Haritasını Nasıl Yeniden Çiziyor?
Trump, Veliaht Prens ve Kaşıkçı'nın Öldürülmesi

Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek
Avustralya - Çin İlişkileri: Avustralya'da Kavga
Gri listeden çıktık ama... AB'nin 2024 Türkiye raporu'ndan çıkan şaşırtıcı gerçekler!
Çin'in beş yıllık planları dünyayı nasıl değiştirdi?
Türkiye'de yoksulluk sınırı 88 bin liraya dayandı.

Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği
Köpek ve insanların bazı duyguları aynı genetik kökene sahip
Motokuryelerin Sessiz Çığlığı: Sokağın Gölgesinden Yükselen Sınıf Mücadelesi
Gençlerden sonra emekliler de yurtdışına gidiyor.
Cilt kanseri oranında dünyada başı çeken Avustralya'da güneş kremi skandalı.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...
JAK İHMALYAN'DAN: “RESİM ANLAYIŞIM”
Jak İhmalyan sergisi İstanbul'da
MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.
500 yıllık Da Vinci çizimi sessiz drone teknolojisine ilham verdi.
Çin, HDMI ve DisplayPort alternatifini piyasaya sürdü.
Telefonlar depremi 30 saniye önce bildirdi…
Çin'den gövde gösterisi: Yarı maratonda robotlar insanlarla yarıştı…

Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.

Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda
AP'den Türkiye'ye sert mesaj: Kriterler müzakere edilemez

İŞGALİN KARANLIĞINDA BİR IŞIK: Veciye Kaşka’yı Unutmayalım
2025 Hazar Türk-Musevi Hakanlığı: Tarih Yeniden Yazılsaydı Dünya Nasıl Görünürdü?
Sürgün Devrim girdabında Isaac Deutscher ve Avraham İşcen
Eriyen Şövalyenin Gölgesinde Devrimci Moses Hess
Kalamış ve Fenerbahçe Kıyıları Tarihiyle, Belleğiyle, Halkıyla Var Olan Bir Yerin Suskunluğa Kurban Edilmesine İzin Vermeyeceği…

Büyük Konuşmak
HUKUK KARGAŞASI
HAİN Mİ ARARSINIZ
KANAS
Kayyum

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git