A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

MEVSİMLER

Kategori Kategori: Nalına Mıhına | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Metin Atamer | 24 Mayıs 2023 07:55:51

Baharı kim sevmez ki? Hele ilkbaharı sevmeyen yoktur. Tabiat yeniden doğuşa hazırlanır. Yeryüzünde canlılık başlar, koyunlar kuzular, ağaçlar meyve için çiçek açmaya başlar. Bir telaş içinde olur insanlar. Hele toprakla uğraşan insanların toprağa atmış oldukları tohumlar ile sulama ve gübrelemeleri seyredilecek bir uğraşıdır. Bu insanlara hayranımdır. Alın terlerini bu toprağa dökerler. Toprak için ‘TOPRAK ANA‘ denir. Nedeni basittir. Tabiata canlı veren sadece ANA olarak anılır. Bu nedenle ‘ANA’ lara da saygım sonsuzdur. Nasıl bir devri-alemdir ki bir kış sonrası tabiat doğumla canlanır.



Her mevsimde oluşturulan meyvelerin tatları, mevsiminde güzeldir. Seralarda sun-i iklimlendirme ile üretilen meyvelerde mevsimsel lezzeti yakalamanız mümkün değildir. Her canlının bir ilkbaharı, bir yaz dönemi, bir sonbaharı ve de kaçınılmaz kış dönemi vardır. Bu mevsimsel dönüşümü her konuda gözlemlememiz mümkündür. Hani nasıl bir fidan dikersiniz. Aynı sene meyve vermez. Bir veya birkaç sene sonra meyve vermeye başlar. Her sene daha bir gelişir ve büyür.  Gövdesi genişler, cüssesi de büyür. Ağaç olarak oluşumu tekamül eder, mevsimsel yapraklar donanır, meyve ağacı ise meyve verir . Güz gelince yaprakları solar, ağaç uykuya yatar. Bütün kış boyunca uykuda olur. Yeni bir baharla yeniden doğar canlılar. İşte bu nedenle ben senenin ilk baharını çok severim. Bu görüşüme siz de katılırsınız kanımca.

Sonbaharı nedense hiç sevmem. Çocukluk yaşlarımda ilkokuldan sonra gönderildiğim yatılı okula eylül ayında giderdik. Ağaç yapraklarının solduğu, toprak ananın yorulduğu, ağaçların meyvelerinin sonuna gelindiği bir mevsimdir, bu sonbahar. Belki bu nedenle, belki de ailemizden, sıcak ANA şefkatinden uzakta olduğumuzdan mıdır bilmem, çok hüzünlenirim sonbaharda. Okulumuzun bir kayabaşı adı ile anılan yerde, kimsenin göremeyeceği bir kaya çıkıntısına oturup ağladığımız zamanlardır sonbahar, eylül ve ekim ayları.

Tabii hem ilkbahar hem de sonbahar şairler, ressamlar, bestekarlar gibi sanatla uğraşanların eserlerini yoğun verdikleri zamanlardır. Sanatkarlar ilkbaharda  tabiatın canlanmasında da, sonbaharda solan yaprakların renk cümbüşünün bir tuale, bir şiire yansıtılmasında da eserlerini verirşler Artık bu solan bahçede bülbüllere yer olmadığından bahsederse, şairin döktüğü bu satırlar, bir şarkının güftesi oluverir.

Yaşamın nasılda tabiatla paralel seyrettiğini izleriz yıllar boyunca. İnsanların da, tıpkı ağaçlar gibi doğumunu, gelişip büyümesini, zaman içinde yaşlanıp hayatlarının sonuna gelişini izleriz.

Toplum içindeki kuruluşlar da tabiatta ki canlılar gibi bir amaca yönelik kurulurlar. Bu kuruluşların bir gelişme çağı vardır. Tıpkı tabiattaki ağaçlar gibi. Bu kuruluşlar gelişme sürecinde kurumsallaşırlarsa, gelişmesi sağlıklı olur. Devşirme gelişmeleri bu kategoriye almak istemem. Çünkü böyle yapılar bir amiyane tabire çok benzer, hani derme çatma yapılar vardır ya, baraka tipli teneke yamalı ve de biz bu yapıları GECEKONDU adı ile anarız, işte öyle yapıda olan kuruluşların temeli olmadığı için küçük bir sallantıda yıkılırlar. Uzun soluklu olmaz bu kuruluşlar, çünkü kurumsal iskeleti yoktur. Mevsimsel dış tesirlerden çok çabuk etkilenirler, çabuk kırılırlar. Böyle kurumlar mevsim başlarında çok coşkulu gösterişlerle gelişirler. Bol miktarda taraftarları olur ve toplumları bir lider peşinden giderler.

Hedefleri ve amaçları liderlerinin hedefleri ile kitlenir ve büyümeye devam ederler. Genelde böyle toplumlarda liderler kendisinden sonra gelecek lideri yetiştirmezler. Kendi koltuğu tehlikeye düşeceğinden korkarlar. Kurumsal yapıyı da fazla sevemezler. Çünkü en ufak bir başarısızlığın faturası liderlere kesilir. Aslında bunun da doğru bir sonuç olması gerekir. Bir kurum eğer kurumsal yapıya sahipse, o kurumun ayakta kalma süresi daha sağlıklı olur. Bizans İmparatorluğunun uzun yaşamasının nedenleri arasında bir gerçek de, en güçlü komutanın İmparatorluğun başına geçmesi olarak bilinir. Babadan oğula geçmesi gibi bir gelenekleri yoktu ve bu imparatorluk MS 324 de başlayarak 1453 yılına kadar ayakta kalmış, hem de en ücra köşelere kadar hükmetmişlerdi. Tabidir ki bu İmparatorlukta  saray entrikalarının kol gezdiği dönemler olmuştur. Hani, bu gün bile, bu entrikalardan yararlananlar olduğunu düşünmekteyim.

Ülkemizde de siyasi yaşam tabiat yaşamı ile örtüştüğüne inanmaktayım. Kurumsal yapıya sahip olmayan bir çok parti ve bu partilerin liderleri kendisine rakip üretmemek adına hiç lider yetiştirmezler. Liderin yaşamı sona erdiğinde kurduğu sistem de yok olmaya mahkum olur. Bizim çok partili yaşamı ve kurallarını bildiğimize inanmamaktayım.

Demokrasiyi uygulayan ülkelerde liderler, bir dönem başı çeker, daha sonra genç ve dinamik nesle koltuğunu bırakır. Çünkü ömür boyu bir lider koltuğunda oturmaz, oturdukça yıpranırlar. Parti başına gelen genç liderler dinamizm getirir, hedeflere ulaşmak için bilimden faydalanırlar. Ancak bu kural bizim ülkede geçerli değildir.

Biz koltuğa oturduk mu, bir daha kalkmak istemeyiz. Neden mi? Brezilya’da bile 32 siyasi parti olması yanında, bizde 36 adet siyasi partinin liderleri için koltuk sıcaktır, ve de kimse koltuğu bırakmak istemez, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







İSTİHAB HADDİ
Türbülans vakaları iklim değişikliği etkisi mi?
Dünyanın gözü kulağı Ortadoğuda: İran-İsrail gerilimi tırmanıyor.
İsrail, Gazze'de yardım konvoyunu hedef aldı: Biri Avustralyalı 7 kişi öldürüldü
DEVLET-ULUSTAN FEDERASYONA, ekitap

GÜNEŞE YOLCULUK
Cumhurbaşkanlığı seçimini reformcu Pezeşkiyan kazandı.
EKŞİ, "ERİK" TADINDA
BİR TUR DAHA
30 HAZİRAN 2024

Türkiye'de açlık sınırı 20 bin TL'ye dayandı
Tayland esrarı yeniden yasaklıyor.
İstanbul kirada Avrupa’nın lideri
Türkiye AB’nin 6 milyar Euro mülteci yardımını nasıl harcadı, AB Sayıştayı’nın eleştirileri neler?
Yoksulluk sınırı bir yılda 24 bin TL arttı.

Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.
Franz Kolschitzky: Viyana Kuşatması'ndan Kalan Kahveleri Değerlendiren Girişimci
Kış güneşi arayan Britanyalıların adresi Türkiye

"İNEK BAYRAMI" ekitap
Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü
Taş Kağıt Makas Oyunu (Jan Ken Pon)
"DUHOK KONUŞUYOR" ekitap
ENTERNASYONAL

“KADERİMİZ DIŞARDAN YAZILAMAZ - DIŞARI KADERİ BELİRLEYEMEZ…”
Niyetime İlham
KİBİRLİ GÜÇ ZEHİR - ERDEMLİ BİLİM PANZEHİR
KARARLILIK - KİŞİSEL ALTYAPI
TARİHSEL KİŞİLİK

Ormanlara yasal haklar verilebilir mi, tüzel kişiliği olan ormanlar var mı?
'Yeşil İslam' Endonezya'yı iklim çöküşünden kurtarabilir mi?
İsviçreli kadınlar AİHM'de görülen iklim değişikliği davasında zafer kazandı.
Yorgun dünya artık yavaş dönüyor
Avustralya’daki dev yosun ormanlarını yapay zekâ koruyor

Türkiye, kişisel verileri en çok sızdırılan 19.ülke
Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu
Su ve deterjan olmadan çalışan bir çamaşır makinesi
Akıl okuyabilen robot tasarladılar

Kırık Camlar Teorisi
Dünyanın en eski şarabı 2000 yıllık Roma mezarında bulundu
Otizmin arkasından Neandertaller çıktı.
Beynimiz uykuda geleceği tahmin etmeye çalışıyor.
Bilim insanı Matthieu Juncker ekosistemi gözlemlemek için ıssız adada 8 ay tek başına kalacak.

Türkiye’den göç eden Türklerin sayısında 5 yılda %243 artış
BM: Dünya nüfusu 2084'ten itibaren gerileyecek
Dünya nüfusunun ruh sağlığı giderek bozuluyor
Haberleri takip etmeyenlerin sayısı artıyor…
İstanbulluların %44'ü kıt kanaat geçiniyor

"RAHATI KAÇAN" ADAM
GÜZİN'LE
GEÇİTKALE'DEN GELİYORDU...
GENÇ BİR YAZARA BİRKAÇ TAVSİYE
DEĞİŞİYOR, YOKSULLAŞIYOR

DEVENİN BOYNU
Çarpık Eğitim
Ziyafet
Kim Aptal, Kim Akıllı
SİVAS

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git