
Rusya’ya ilk seyahat ettiğimde Demir Perde hafif aralanmış, başında kırmızı lekesi bulunan bir adam, batıya yönelip ülkesindeki insanlara daha serbest bir yaşam vaat etmişti. Hatta bu batıya bakan lider öyle kuralları değiştirmişti ki, halkın bu değişikliği özümlemesi, 75 yıllık komünist rejimden sonra pek de kolay olmamıştı.
Mikhail Gorbachev ve daha sonra idareye gelen Boris Yeltzin zamanında ülkede paranın paritesi bankalarda başka, serbest piyasada bambaşka idi.
Bankada 100 dolar bozdurduğunuzda elinize 60 Ruble geçerdi, ancak lokantalarda şef garsonlar, bindiğiniz araçlarda taksi şöförleri, hatta gezer bayan bankerler odalara kadar gelip vereceğiniz 100 dolara 900 ruble bile verirlerdi.
Bütün bir gün boyunca bir Çayka taksiyi 10 dolara kiralayabilirdiniz. Kalinin Ploşat adı ile bilinen meydana bakan bir gece kulübü vardı, Bar Vizovski. İçinde 10-15 masa ancak vardı. Bu barı 200 dolara kapatıp, Şantör ALLA’yı tek başınıza dinlemeniz mümkündü. Yalnız bir lokantada yemek yemek için telefonla yer ayırtmamışsanız, lokanta bomboş bile olsa, sizi kabul etmezlerdi. Mutlaka bir yolunu bulabilirdiniz, bu da şef garsona 5 dolar toka ettiğinizde, sizi istediğiniz Masaya oturturlardı. пожалуйста diyerek, yani pozhaluysta sözcüğünü kullanarak memnuniyetinizi mutlaka sunmanız gerekir. Yoksa bir sonraki ziyarette o masayı bile bulma imkanınız olmazdı.
Teşekkür etmek, onların vazgeçilmez davranışlardan, olmazsa olmazları idi. Çarşı pazarda dolaşmayı severdim, hatta İsmailova adlı bir park vardı. Parkın uzunluğu 4 – 5 kilometre kadardı. Pazar günleri buraya ressamlar yaptıkları resimleri getirir satardı. Hatta evde kenarda köşede kalmış eşyayı, kaşık , çatalı, hatta el işi, el oyması ev eşyasını da oraya getirip satarlardı. Bir nevi semt pazarı gibi. Mangallar yakılır, Rusların şişman sosisleri bu mangal üzerinde kızartılır, yanında yöresel bakkallarda satılan çok güzel içimli votkalarını yudumlarlardı.
Bir şey almaya kalkarsanız mutlaka size bu votkadan ikram ederler, netice ne olursa olsun ayak üstü sohbete bayılırlardı. Ben de çok severdim. Kaldığım otelden mutlaka oraya pazar günü gider, yerel halkla sohbet ederdim. İçkiyi biraz kaçırdıklarında size bir şey ikram ederken veya hitap ederken извините пожалуйста derlerdi. Rusların bilhassa kadınların bu iki kelimeyi söylemelerine bayılırdım. Fransızca ‘excusez-moi s'il vous plait ‘diye hitabet nasıl melodik latif bir anlam içerirse, Rusçada da aynı letafeti bulursunuz. İlk kelime ‘’izvinite‘’ yani özür dilerim kelimesini Ruslar bir ricada mutlaka kullanırlar.
Geçtiğimiz hafta düşürülen uçak için Türkiye’nin Rusya’ya gönderdiği mektupta Rusça tercümesini Reuters ajansının yayınladığı şekli ile IZVINITE kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Ne oldu şimdi; biz özür dilemedik desen ne olur, demesen ne olur? İçeriği özür olan bir ifadede ülkemizin başının önde olacağını düşünen bir nesle aşina değilim, ülkenin özür dilememesinden dolayı kaybını düşünmek gerekir. Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.