
Kayıtlı tarih soy kırımın Anadolu’nun her bir köşesinde yaşandığına şahittir. Milattan önce 6000 yıllarına kadar giden Çatalhöyük`te yaşayan Hattiler, Etiler, daha güneydoğuda yaşayan Akadlar, onların da güneydoğusunda yaşam sürmüş olan Asurlular hatta Balilonyalılar ve Sümerliler... Kimi zaman iyi dönemleri olmuş, kimi zaman ise birbirleri ile kıyasıya savaşa tutuşmuş, yok etmeye kadar varan savaşlar olmuştur.
Kültepe adlı antik kent Kayseri şehrinin hemen doğusundadır. Çocukluğumda yatılı okulda okurken bazan bizleri götürürler, orada tarihi yaşardık. Bu nedenle tarihe karşı aşırı bir merakım vardır. Kültepe şehri bir Hitit şehridir. Kervan yollarının kesiştiği bir yerdedir. Bu nedenle zengin olması diğer medeniyetleri cezbeder. Şehir tam 7 katlı bir şehir görünümünde. 7 sefer istila görmüş şehir, her seferinde yerle bir edilip, üzerine toprak dökülüp sürmüşler. Şehirde yaşayan bütün insanların öldürülmüş olduğunu yazıtlardan öğrenmekteyiz.
Kimi zaman Hititler güneye inmiş, zengin Babilonyayı istila etmiş ve Babilin asma bahçelerini talan etmişler. Tıpkı düzmece bir ‘ mass distruction weapons/ toplu katliam silahları’ olduğunu iddia ederek Irak’ı istila edip, talan eden Amerika ve ordusunun yaptığı gibi, Babilin asma bahçeleri de talan edilmiş. Hatta kaç defa olduğu bilinmemektedir.
Hatti’nin güçlü hükümdarı Suppiluliumas zamanında, Asurluları bir daha ülkelerini istila etmemesi için kılıçtan geçirirler. Bu durum iki nehir arasında tarih boyunca yüz yıllarca devam etmiştir. Eski bir İngiliz generali olan Richard Holmes ‘un yazdığı World Atlas of Warfare adlı kitapta, harb tarihinin Tan yeri olarak adlandırdığı yer Anadolu’dur. Bilinen yazıtlardan hareketle, elde ettiği verilere dayanarak, ortaya koyduğu kitapta anlatmıştır.
Daha sonraları II.Ramses zamanında Mısır da bu kervana dahil olmuş. Uzanan Hitit sınırları Mısır ile kesişince ortaya yine senin ülken, benim ülkem sürtüşmesi çıkar. Ancak bu olay dünya tarihinde kayıtlı ülkeler arası ilk barış anlaşması ile sonlanır. KADEŞ . Ancak Hitit, Asur, ve Sumerliler zamanında kazanılan savaşlardan sonra, halkı öldürüp üzerlerinden atlı savaş arabaları geçirdikleri duvar yazıtlarından öğrenilmektedir.
Şimdi tarihi bir gerçekten hareket ederek iki nehir arasında tarihte yaşayan bu devletlerin bir birilerine soykırım yaptıklarını iddia edebilir miyiz? Önce soykırım demekle ne anlatmak istemekteyiz? Bunun bir tarifini yapmamız gerekir. Bir ırkı yok etmek diye tarif edilir mi ? Hani Anadolu Arslanı diye bir ırk varmış Anadolu’da, Hitit şehirlerinin ana girişinde şehir kapısının her iki yanını bu aslan heykelleri süslermiş, şimdi ise bu yok. Yani bu aslan soyu şu veya bu şekilde tükenmiş. Bu eğer avlanmakla soyu tükenmişse, buna soy kırım denebilir mi diye düşünmekteyim. Bu gün ortada yok, nesli tükenmiş.
Bunu bir insan ırkı için söyleyebilirmiyiz? Bence doğru değil. Globalleşen bir dünyada ırkcılık güden bir nesil hala yaşamakta mı? Osmanlı devleti her padişah döneminde Anadolu’nun doğusu her zaman çıban başı olarak Osmanlıya kabus yaşatmıştır. Osmanlı devletinin zayıflamaya başlaması ile bu kabusun şiddetlendiğini görmekteyiz.
Ne kadar ilginçtir ki Osmanlı devletinin Dünya savaşına cebren sokulmasına, iki Alman zırhlısının Boğazlardan geçip Alman komutanlarla Karadeniz’a açılıp Sivastapol’u bombalaması ile yaratılan kriz neden olmuştur. Çünkü Osmanlı Devleti sözde bu gemileri satın almıştır. Böylelikle Osmanlı Devleti savaşa kerhen katılır. Yüzbinlerce insanın ölmesine neden olan Geoben ve Breslau adlı iki gemiyi Türkler hiç unutmadılar. Çanakkale’de bütün dünyaya meydan okuyan Türk ordusu, tarihine kahramanlık destanı yazmıştır.
Almanya’da 1938lerde ülkeyi yöneten Avusturya asıllı bir deli, Hitler, ile dünya savaşlarına neden olup soğukkanlılıka yüzbinlerce yahudiyi öldürmüştür. Şimdi ise Çerkez kökenli Türk asıllı bir başka deli, CEM’in yönettiği Yeşillerle, Türkiye aleyhinde Alman Parlemento’sunda soykırım konusunda bir karar ihdas edilmiştir.
Son 15 senedir ülkeyi yönetenler, dost bilinen Almanları da kendimize düşman ettik ya sormayın gitsin, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.