![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
AYDIN
![]() Genellikle düşünce ve zeka çalışmaları ve/veya kavramlar oluşturma etkinlikleriyle tanınan, bu tür faaliyetlere öncelik veren kişiyi aydın diye tanımlamak mümkün. Pek çok bilim kadın ve adamı, yaratıcı zeka ve kültür oluşumunu sağlayıcı çabalara yönelik çalışmalarıyla bilinenleri aydın olarak görüyor. Aydın böylece siyaset sosyolojisinin ve siyasetbiliminin inceleme alanına giriyor. Aydını « yaşantısını belli bir fikre, bir düşünceye adayan kişi » şeklinde tanımlayanlar da var. Ancak bu tanımlama aydın için varolma unsuru sayılması gereken « fikirsel/düşünsel bağımsızlığı » hasır altı etmesi olasılığı nedeniyle kapsamlı sayılamaz. Çünkü aydının en belirleyici özelliği bağımsız olmasıdır. Düşünsel alanda, davranış biçimlerinde, tavır alışlarında. Ancak hemen eklemek te şart : Bağımsız olmak tarafsız olmak anlamında kullanılmıyor. Aydın elbette taraf tutar, kendisinin seçtiği tarafı. Dayatmalara gelemez. Gelmemelidir. Değişik siyasi partiler, değişik siyasi yaklaşımlarla neredeyse eşit uzaklıkta veya yakınlıkta (bu nereden baktığımıza göre değişiyor) bulunmalıdır. Aydının başkalarınca ve bilhassa kimi siyasetci ve kimi militan tarafından en « çekilmeyen » yönlerinden biri budur. Ama bu yön olmayınca aydın da olunamaz. Aydın emir-komuta zinciri içinde bir halka biçimine dönüştürülürse aydın-latmak işlevi de biter çünkü. Aydın biraz filozof, biraz bilge, biraz öğretmen ama aynı zamanda her zaman öğrenmeye hazır, bütün « antenleri » açık, mütevazi, kendini begenmişlik, benmerkezcilik/megalomani hastalıklarına belki yakalanmış ama bundan yakasını sıyırmış bir insan, bir erkek veya kadındır demek te olası. Kendini, varsa « ününü », göreceli tanınmışlığını başkaları için kullanan kişidir aydın. Kendi reklamını «kendini pazarlamak » için yapan değildir. Tam aksine kendini bir tür reklam araçı gibi kullanarak başkalarının, sessizlerin, konuş(a)mayanların davasını savunandır aydın. Sessizlerin sesi olan, bilgisini başka davaları savunmak için değerlendirendir. Aydın sayılabilmek için sadece çok okumuş çok yazmış, sadece geniş bilgi hazinesine sahip olmak yeterli değildir. Aynı zamanda insan aklının sınırsız ve sonsuz derecede gelişebilirligine inanmak gerekir. Gerçeklere akıl rehberliğiyle ulaşılabileceğine inanmak, aklı ve zekâyı dinsel ve dinsel olduğunu iddia edenler de dahil her türlü baskıdan ve önyargılardan kurtarmak ve özgürlüge kavusturucu çabalara girişmek de şart. Aydın olmanın kurallarından biri de geniş hoşgörü sahibi olmaktır. İnsana, kadın, erkek ve çocuğa önyargısız ve bilhassa sevgiyle yaklaşmaktır. Bu tamamen saflık biçiminde algılanmamalı elbette. Ama ille her insana karşı da olumsuz, kötü niyetli yaklaşılmamasını önermektir. Aydının doğaya karşı da sorumluluğu vardır. Aydın doğanın ve insanın sömürülmesine dur demesini bilmelidir. Her türlü sömürünün durması için gayret göstermelidir. Doğanın, erkek, kadın ve çocukların akıl almaz biçimde sömürüldüğü günümüzün « frenleri patlamış », gözü kararmış, haydut türü vur-kaç yöntemleri kullanmaktan kaçınmayan kapitalizmin tepetaklak gidiş serüveninde bunlara ihtiyaç olduğu apaçık. Doğanın korunması ve insanın sömürü ögesi olmaktan, mutsuzluklardan ve yoksul yaşamlardan kurtarılması için aydın mutlaka eyleme katılmalı. Gerekirse eylemin başını çekmeli. Yani aydın engagé olmalı. Angajman, burada, atılım ve katılım, belirli bir eyleme katılmak, o eylemi başlatmak biçiminde anlaşılmalıdır. Evet aydınım diyebilmek için tarafını seçmek, taraf olmak ve bu iş için kolları sıvamak ve mücadele edenlerle yürümek lazım. Okumuş-yazmışlıktan angaje aydına varış hiç bir yerde bir defada ve kolay olmadı, kolay olmuyor. Değişik « dünyalar »da değişik biçimlerde geçişler, kimi kez dramlarla birlikte, yaşandı. Angaje aydın genel olarak hiç bir yerde layık olduğu ilgi ve özeni görmedi. Horlandı. İtilip kakıldı. Vuruldu. İdam edildi. Ama yılmadı. Her ölümden yeni aydınlar tomurcaklandı ve İnsanlık Tarihi büyük bir git-gel içinde kendi aydınlarını doğurdu. Bizim cografyamızda Yunus Emre’ler, Şeyh y Bedreddin’ler, Nasreddin Hoca’lar ve daha niceleri yolu açan isimler olarak mutlaka anılmalıdırlar. Onlar kurulu, verili ve değişmez olduğu iddia edilen düzenleri sarsaladıkları, sorguladıkları için günümüz aydının « babaları »dırlar. Aydınlar sayesinde zaman içinde insan aklına ve zekâsına öncelik verildi. İnsanı aklın rehberliğinde düşünmeye ve iş görmeye yöneltmek, alıştırmak amaç biçimine dönüştürüldü. Bu da az şey sayılmamalı.
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |