A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Cemaatçi Paranoya

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Prof.Dr. Şahin Filiz | 29 Eylül 2014 17:09:54

İslam dünyasının ve Müslümanların hemen her alanda geri kaldıklarını üzüntüyle izliyoruz. Bu dünyanın bir parçası olan ülkemiz de benzer geri kalmışlıkların pençesindedir. Tek farkla ki, Atatürk Cumhuriyeti olması ve Atatürk’ün muasır medeniyetler ötesini hedef olarak göstermesi sayesinde onlardan bir gömlek öndeyiz. Bu bile cemaatçi zihniyet tarafından sindirilememiştir.

İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve en önemlisi tam bağımsız bir ülke olma yolundaki çağdaş değerlerin benimsenme süreci, özgür bir ülkede özgür bir yurttaş olarak başı dik yaşamak, marjinal kesimlerin yıllardır hedef tahtasına oturttuğu; gücü eline geçirince de araçsallaştırarak kendi baskıcı tutumlarına alet ettikleri değerler olmaktan kurtulamamıştır.

Model Müslümanlık tarzı olarak Afganistan’ı bile değil, Taliban zihniyetini, Mısır’ı bile değil oradaki Müslüman Kardeşleri, Suudi Arabistan’ı bile değil oradaki Elkaaideyi din istismarcısı ideolojilerine esin kaynağı alan cemaatçi zihniyet, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları denilince bir zamanlar bunların “İslami” olmadıklarını, yabancı kaynaklardan alınan din-dışı düşünceler olduğunu ileri sürüyorlardı. Hatta bu kavramları icat edenlerin Yahudi ve İslam düşmanı laikler olduklarını söylüyorlardı.

Ne de çabuk değiştiler?

Yoksulluk, geri kalmışlık, dışa bağımlılıktan tutun, televizyon izleyenlerin, namaz kılmayanların, oruç tutmayanların sayısının artmasını bile Yahudilere fatura ederlerdi. Ayakları taşa takılsa Yahudi’den bilirlerdi. Aralarından biri affedilmeyecek bir hata yaptığında, “kardeşimiz bunu yapmaz; ama mutlaka bunda da Siyonizmin parmağı vardır” diyecek kadar paranoyaya saplanmışlardı. Her taşın, her ağacın altında bir Yahudi parmağı ararlar; kendilerince de kılıfını bulurlardı. Cumhuriyet’in kuruluşu bile, İngilizlerle Yahudilerin Atatürk’e göz kırpması ve “Türkiye’de Müslümanlığı” sona erdirmesi için verilen bir armağandı. Hz. Muhammed’i bile bu hastalıklı ruhlarına alet etmişler; Kıyamet kopunca Gargad adlı ağaç dile gelip, “Ey Müslüman, gel bak, arkamda Yahudi var, öldür onu”diye muhbirlik yapacağını yine o büyük peygamberin ağzından uydurmuşlardır. Yahudiler de Kıyamet sırasında arkasına saklanmak için habire Gargad ağacı dikmekle meşguller bu uyduruk, iftiracı Hadis’e göre.

Cemaatçi zihniyet, siyasal gücünü masum Türk halkının dini duygularını böyle kullanarak elde etti. Bilgi, duygu ve düşünce kirliliği yaratıp bulanık suda av avladı. Bilgi ve akıl, mantık ve düşünce, insanlık ve insaf, adalet ve kalkınma olmasa da artık ekonomik ve siyasal güç onda. Paranoyanın aktörleri ve yönü değişti: Yahudi yerine TSK geçti, yargı geçti ve iktidara oy vermeyen herkes, her kesim geçti. Her taşın altında artık Yahudi yok, TSK mensubu var. Başımıza ne geldiyse, ne geliyorsa onlardan kaynaklanıyor paranoyası bu kuruma yöneldi.

Demokrasi, hukuk ve insan hakları için çanlar çalıyor, kıyamet kopuyor:
            

Namus Meselesi

Gün geçmiyor ki farklı kentlerimizden, bölgelerimizden namus cinayetleri haberleri almayalım. Namus kavramı bu geri kalmış zihniyetin etkisiyle, kadınları hedef almaktadır. Bu karanlık ve gerçekte İslam-karşıtı anlayışa göre, “namus, kadından sorulur, hesabını da erkek görür.” Suçlu kadındır. Ona her türlü baskı ve işkenceyi mübah görürler. Bu ülkenin profesöründen işçisine kadar toplumun her kesiminde kadınlarla ilgili olumsuz düşünce yaygındır. “ Dekolte giyersen taciz ve tecavüze uğraman normal” diyen profesörümüzden, “kadınlarla erkeklerin eşit olduğuna inanmıyorum” diye düşünen Başbakanımıza kadar bu olumsuz düşüncelerin kadına açıkça zarar verdiğini görüyoruz.

2010’un ilk 7 ayında 478 kadın tecavüze uğrarken, 722 kadın taciz edildi.

Aile içi şiddet kapsamında 6 bin 423 kadın şiddete maruz kalarak hastanelik oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun rakamlarına göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 30 artış yaşandı.

2006’da 528, 2007’de 473, 2008’de 577 ve 2009’da 652 kadın tecavüze uğrarken 2006’da 489, 2007’de 540, 2008’de 589, 2009’da 624 cinsel taciz olayı meydana geldi. 2005-2010, arasında, 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıdan mağdur oldu. Mağdur kadınların yüzde 40’ının korktukları için şikâyetçi olmadıkları tahmin ediliyor.

Bu açıdan istatistikler gerçek rakamların ancak yarısını ortaya koyabiliyor. Kadın cinayetlerinin oranı son 7 yılda yüzde 1400 arttı. (Kaynak: İklim Bayraktar, Odatv, 3 Mart, 2011)

Her gün, vahşice namus cinayetlerinin işlendiğini okuyoruz. Kadına şiddet uygulamak, kötü muamele etmek artık hafif kaldı. Yetmiyor. Doğrudan katlediliyorlar. O da yetmiyor, öldürmeden önce her çeşit işkence tekniği deneniyor, sonra öldürüyor. Yani, ey kadın, sen acısız ölümü bile hak etmiyorsun mesajı veriliyor.

Toplumsal patoloji artık cinnete dönüşüyor. Yetkililer, aydınlar, akademisyenler bu karanlık soruna çare ve çözüm bulmak için kafa yormak yerine yapay gündemlerle bu tehlikeli gidişi görmezden geliyorlar.

Kadın bir yanda “tecavüz”, diğer yan da cinayetle tehdit altında yaşıyor. Bir de buna, yanlış yorumlanan dinle meşruluk kazandırılırsa, kadın Ortaçağ’daki gibi “şeytan” ilan edilebilir.

“Kırık Testi”den, “Ufuk Çizgisi”nden dem vuranlar, kadın düşmanlığı konusunda hiç de oralı olmuyorlar. Ama ne zaman ki türbandan söz edilse, kadın hakları ve özgürlüğü kimseye bırakmazlar.

İşte çifte standartlı bir paranoya, budur.

Daha çok muhafazakârlığı ve dindar yapısıyla tanınan bölgelerimizde kadına karşı uygulanan bu insanlık dışı muameleler, türban, takke ve tespih için kıyametleri koparan dinci çevrelerde hiç yankı bulmadı; rahatsız olmuşa da benzemediklerini gördük. Bodrum’ki bir plajda güneşlenen iki kadın turistin etrafını abluka altına alan on iki maganda da kimseyi rahatsız etmedi. Günlük yaşantımızın olağan ve sıradan olaylarından, alışkanlık kazandığımız davranış biçimlerindenmiş gibi göz önüne getirilmedi. Plaja ailesi ile gelmeyi “namussuzluk”, “laik kafalılık” ya da “gâvurluk” gibi gören, böyle inanmaya koşullandırılmış magandalar, başkasının ırzı ve namusunu yağma Hasan’ın böreği gibi gördüklerinden, bunun ahlak ve namusla en ufak bir ilgisini dahi kuramayacak kadar kendilerinin Allah katında temiz kullar olduklarını düşünmektedirler.

İşleri güçleri uçkur, tüm dünyaları bel altı olduğundan, Cumhuriyet’in bileğini bükemedikleri için, Atatürk devrimcisi insanlara, siyasilere, aydınlara, bilumum tüm vatanseverlere hep aynı taktiği uyguluyorlar: şantaj kasetleri. En son örneğini CHP Genel Başkanı Deniz Baykal üzerinde denediler. Çocuk yaştakileri nikâhlarına almayı peygamber sünneti olarak uygulamayı sevap sananlar, özgür, reşit ve bireysel ilişkileri namus bezirganlığı ile afişe etmekte; İslamiyet’teki dedikodu, gıybet ve iftira gibi ahlak düşüklüklerini akıllarına bile getirmemektedirler.

İşte dinci paranoyanın çelişkili, karanlık ve insanlık dışı ruh dünyasının en önemli meyveleri bunlardır.

           
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 4 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Katar ve 'OneLove' kol bandı!!!
O stadyumlar için 6 bin 500 işçi öldü... Nasıl seyredeceksiniz?
Rus füzeleri NATO üyesi Polonya’ya düştü: 2 ölü
İkisi de Hataylı
YUSUF DA GİTTİ...

Almanya Holodomor'u soykırım olarak tanıyacak
Yüz yıllık bir yıkım süreci mi? Yüz yıllık bir kurulum süreci mi?
“SİYAH GÖMLEKLER”İN DÖNÜŞÜ (mü?)
Küba, eşcinsel evliliğe ‘Evet’ dedi
'Erdoğan haber merkezlerini nasıl etkiledi?'

“ Eat. Play. Cash back”
ŞİRİNKFLASYON
Konya kart batağında, Hakkari bankaların takibinde
88 bin milyonerin göç etmesi bekleniyor
İngiltere'de 70 şirkette pilot uygulama: Binlerce işçi haftada 4 gün çalışacak

Avrupa’nın ardından ABD’de maymun çiçeği virüsü alarmı
Ötenazi makinesi “Sarco” İsviçre’de yasal oldu
Yananlar
Zorbalık Nedir? Zorba Kimlere Denir?
Kendisini ahşap kutuda Avustralya’dan Britanya’ya postalayan arkadaşlarını arıyor.

YENİDEN E-KİTAPLARIMIZLA
Peter Gerasimon’un Avustralya Güzelliklerini Gösteren 21 Tablosu
“KOŞARAK GELDİM, ÇORABI DELDİM”
NECO’YU NASIL BİLİRSİNİZ?
Sevdakeş – Şiire Dönüşen Şair

O kadar da şey etmeyin yani
Sandık Lekesi
Seni Kaldır Beni Kaldır…
Yenilenmek
Injured

Avustralya tehlike altındaki türleri korumak için kolları sıvadı
Akdeniz’e Türkiye’den günde 144 ton plastik atılıyor
Avustralya’nın doğası hiç olmadığı kadar tehlike altında
Dünya 2,4 derecelik bir sıcaklık artışına doğru gidiyor
Türkiye iki yıl içinde susuz kalacak.

Su ve deterjan olmadan çalışan bir çamaşır makinesi
Akıl okuyabilen robot tasarladılar
Sanal Gerçeklik, Artırılmış Gerçeklik , Metaverse, Sanal Uzay Nedir?
Apple'dan iPhone Uygulamalarına Dev Zam: 1 Dolarlık Uygulama 17 TL Oldu
Yapay Et Şirketi Üretime Hazırlanıyor

UÇAN KÜÇÜK ŞIRINGALAR
Kanser hücrelerini öldüren virüs hastalar üzerinde olumlu sonuç verdi
Çin'de havadaki Covid-19'u tespit eden maske geliştirildi
Orta Çağ'da Bir Mühendislik Dehası Cezeri
Tarihi değiştirecek yazıt… İlk kez geçiyor

Türkiye'den AB’ye ilticalarda rekor artış
Umut yolunda 29 bin ölüm
Dünya genelinde 771 milyon kişi okuma yazma bilmiyor
Türkiye’de en mutlu insanlar Ege’de yaşıyor
Yoğun zihinsel faaliyet neden yorgunluğu tetikliyor?

AFTER MATCH (MAÇTAN SONRA)
KÂBUS
Gönül makamından Gülizar’a seyir
GÖS-TERİ
ÖZLÜ SÖZLER, ÖZDEYİŞLER

BÜYÜME
GÖLGE ETME
Kellim Kellim Layenfa
Türlü Derde Deva
UZUN MEHMET

Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi
Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış
Antik Çağlarda Kendi Memleketlerine Karşı Savaşan Paralı Askerler
Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git