![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Bu çağrı, bağımsız ve başı dik bir ülke içindir!
![]() TÜRKİYE SOĞANDAN SAMANA İTHALAT CENNETİ OLDU ![]() RİZE’DEN TÜRKİYE’YE ‘YERLİ MALI KULLANIN’ ÇAĞRISI Ancak yerli malı kullanmanın onurlu bir davranış olduğunu düşünenler de var. 12-16 Aralık tarihleri arasında kutlanan Yerli Malı Haftası dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, “ülkemizde yaşanan sorunlar karşısında ulusumuzun, doğal varlıklarımızın çıkarlarına uygun çözümler üretmek ve davranışlar geliştirmek amacıyla halkımızı bir kez daha ‘yerli malı’ kullanmaya çağırıyoruz” dedi. ‘BAĞIMSIZ VE BAŞI DİK BİR ÜLKE İÇİN’ ![]() KÜRESEL YERİNE YEREL GIDALARI TÜKETİN Yerli malının, aş, iş, refah ve toplumsal barış anlamına geldiğini dile getiren Özer, “yerli malı, sağlıklı beslenme demektir. Yerli malı, doğanın korunması demektir. Küresel yerine yerel, İşlenmiş yerine taze ürün, fast food yerine, yerel mutfakların bilgeliğini, lezzetini tercih edin. Tüketilen gıdanın kökenini, üretim zincirini denetleyin. Küresel gıda pazarında bir tüketicinin yapacağı en önemli iş, kendi bölgesinde üretilen gıdaları satın almasıdır” çağrısında bulundu. PARAM VAR AMA TÜKETMEYE HAKKIM YOK “Param var ama tüketmeye hakkım yok” diyen TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’nın yaşamı ve kişiliğinin kendilerine örnek olduğunu ifade eden Özer, tüketilen her şeyin aslında onun geldiği yeri, yani doğayı biraz daha eksiltmek, kirletmek olduğunu bilen, buna göre davranışlarını değiştiren bir toplum dilediklerini vurguladı. Özer açıklamasını “yerli malı kullan, ülkene, doğasına, tarımına, toprağına sahip çık!” çağrısıyla noktaladı. 29 BUNALIMINDAN RANTİYE EKONOMİSİNE UZANAN SÜREÇ Kent ve Kültür tarihçisi Kudret Emiroğlu, Gündelik Hayatımızın Tarihi kitabında, Türkiye’de ilk Yerli Mallar Haftası kutlamalarının, 4 Nisan 1929’da yapıldığını aktarıyor ve ardından gelişen süreci şöyle anlatıyor: 11 Ağustos’ta Galatasaray Lisesi’nde Yerli Mallar Sergisi açıldı. 24 Ekim 1929 New York Borsası’nda patlayan kara Cuma krizinden sonra “29 bunalımı” olarak tarihe geçen ekonomik kriz, bütün dünyada etkisini gösterince, sanayileşme hedefine karşın, özellikle sermaye birikimi yetişmiş emek gücü sıkıntısı çekilen ekonomide ‘devletçilik’ programı başlatmak zorunda kalındı. İthalatı kısmak, dolayısıyla yerli malı kullanmak ve tasarruf yapmak halka benimsetilmesi gerekli bir devlet politikası olarak görüldü. Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti 18 Aralık 1929’da kuruldu. TBMM başkanı 12-19 Aralık günleri arasında Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası Yerli Mallar Pazarı’nı açtı. Buradan hareketle, Feshane, Beykoz, Bakırköy ve Özel sektör ürünleri sergilendi. 1931-1935 yıllarında kriz, savaş ekonomisinin de etkisiyle derinleşti. Yeli malı kullanmak, devlet politikası olarak propagandası yapılan ve o zamanın teknikleriyle gösteriler, afiş ve sergilerle halka mal edilmeye çalışılan bir program oldu. 2000 yılına gelindiğinde, yerli ürünlerin ithal ürünlerden daha pahalıya mal edilmesi sonucunu veren uzun süreli rantiye ekonomisinden sonra ve AB’ne giriş aşamasında, ikinci yerli malı kullanma kampanyası başlatanlar oldu ve eski sloganlar canlandırılmaya çalışıldı: “Yerli Malı Türkün Malı, Herkes Onu Kullanmalı.”
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |