![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Cumhuriyet - Halkımızın Başındaki Taç
![]() Kimbilir, eğer Cumhuriyet, kuruluşunun özündeki, temelindeki değerlerle yaşıyor olsaydı, tüm Türkiye halkının, mutluluğu, dirliği, kardeşlik ve barışın egemen olduğu bir düzen sağlanmış olsaydı, bizler Cumhuriyet’imizi böyle ateşli bir biçimde kutlama gereği duymayacaktık. Cumhuriyet değerlerindeki yozlaşma, Cumhuriyet’in acı, zalim bir kapitalist, emperyalist bir işbirlikçi, ve ülkemizi yine ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyen düzenin emrine girmesi bizleri daha duyarlı kıldı, daha büyük sorumluluklar yükledi. Cumhuriyet değerleri diyoruz. Ama nedir bu değerler? Cumhuriyet’in en önemli değeri, iki bin yıl boyunca, önce Roma, Doğu Roma krallarına, sonra Selçuklu, Osmanlı sultanlarına kul olmuş, koca Anadolu halkının kadın ve erkek her bir bireyinin kulluktan kurtulup özgür insan olarak tanınmasıdır. Anadolunun kadim halkları, önce hristiyan kiliselerinin manevi ve maddi yaşamlarını üzerinde kurduğu baskılarla boğulmuş, yetmemiş Haçlı seferlerinin talanına, yıkımına uğramış. İslamın aydınlanma çağını kaçırmış, yobaz ve gaddar din adamlarıının eline düşümüş bu kez de. Cehaletin, savaşların, hastalıkların, yağmaların, yalanın dolanın yuvası olmuş. Gözümüzün bebeği, uygarlıklar beşiği Anadolu... Binlerce yıl boyunca, insanlığa ışık tutan düşünürlerin, bilgelerin, ozanların Anadolusu... Her köşesinden başka bir uygarlığın fışkırdığı, dağlara taşlara kültürün kazındığı Anadolu, üstünde yaşayan gerçek sahiplerinin köklerinden koparıldığı, cahilliğin yalnızlığına, karanlığına mahkum bırakılmış Anadolu. İşte, Kurtuluş Savaşının, gerçek anlamını bulmak istiyorsak bakışımızı buraya yoğunlaştırmamız gerekir. İşgalcileri sürdü Anadolu. Dünyanın tüm mazlum ülkelerine örnek olarak, emperyalizmi gümbür gümbür devirdi Anadolu. Ama yalnızca 600 yıllık bir çöküşten sağ çıkmış değil. Aslında iki bin yıllık karanlığı yarıp başını aydınlığa uzattı Anadolu. Anadolu halkının uzattığı o başı taçlandıran ise Mustafa Kemal’dir. Anadolu halkının değişik dönemlerde karanlığı yarma savaşımı ilk kez onun ve arkadaşlarının tüm Türkiye halkıyla birlikte akılalmaz özverisiyle başarıya ulaşmıştır. Bu yüzden o Atatürk’dür. Onun kurduğu Cumhuriyet daha ileriye götürülmediği sürece, bizim için Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti aynı anlama gelecektir. Laik Cumhuriyet bizim insanlık onurumuzdur, Onu korumak, savunmak, yükseltmek ise tüm insanlığa borçlu olduğumuz evrensel bir ülküdür. Neden mi? Atatürk’ün öğretmenlere seslenişinde bulabiliriz yanıtı. “Öğretmenler! cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” Cumhuriyet’in gerçek anlamı, kulluktan çıkıp birey olma, kadın erkek, hangi din, dil, kökenden olursak olalım eşit yurttaş olma hakkını kazanmakta yatıyor. Ne yazık ki, bu haklarımız hileyle, yalanla sürekli aşındırıldı, aşındırılmakta. Artık, çocuklarımızın beynini de ufacıktan ele geçirmek istiyorlar. Kazandıkları mevzileri hepimiz yakından izliyoruz. Yurtta barış dünyada barış ilkesiyle büyüdük bizler. ... Oysa anayurdumuzu yönetenler bu ilkeyi hiçe sayarak, egemen devletlerin emrinde onların çıkarları dorultusunda onların yedek gücü olmaya soyunuyorlar. Son olarak Suriye’de oynanan oyunların baş aktörleri de onlar. Yalnızca kendi halklarının değil, komşu halkların felaketlerinin de taşeronluğuna soyunuyorlar. Cumhuriyet, egemenliğin kayıtsız şartsız ulusda olduğu bir yönetim biçimidir. “Büyük hedefimiz, ulusumuzu en yüksek uygarlık düzeyine ve refaha ulaştırmaktır.” demişti Atatürk. Oysa, Mustafa Kemal’in sağlığında ayağına gelen ülke liderleri, bugün Türkiye’yi adeta bir sömürge olarak görüyor. Ulusumuzun, su dahil olmak üzere sermayeye, yabancılara peşkeş çekilmemiş hiçbir kaynağı kalmadı. Ata’mızın bir öğüdü var. “DOĞRUYU SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ” diyor. Bizlerin de artık heryerde korkmadan doğruyu söyleme zamanıdır. Doğruyu konuşmak için doğruyu görmemiz gerekir. İnancın yalnızca kişinin yüreğinde olduğu zaman bir değeri olduğunu görebilmeliyiz. İnanç başkalarına zulüm etmek, onları boyunduruk altına almak için değildir. Eşit yurtaşlık hakkı, her kökenden bireyin, başka bireylere zarar vermeden barış içinde kendi dilini konuşabilme, kültürünü yaşayabilme hakkıdır. Hiçbir etnik köken, eşit yurttaşlığın esas olduğu hukuk devletinde diğerlerinden daha üstün olamaz. Türkiye’deki her birey özgürce ve gururla Kürt, Türk, Çerkes, Arap, Rum ya da Gürcü olduğunu söyleyebilmelidir. Kendi dillerini kullanabilmeli kendi kültürlerini yaşayabilmelidir. Bu Anadolu’muzun bir zenginliğidir. Ancak, günümüz, emperyalizmin böl ve yönet politikalarına karşı etnik köken temelinde ayrışma değil, Kurtuluş Savaşımızdaki gibi elele bağımsızlığımızı koruma günüdür. Bu nedenle, hepimizin bir üst kimliği de olmak zorundadır. Alman, Amerikalı, Çinli, Fransız nasıl tek bir ırktan oluşmuyorsa... Bizler de farklı kökenlerimize karşın eşitliğin, barışın, refahın egemenliğindeki Türk ulusu çatısı altında birlikteliğimizi koruyabilirsek uygar dünyada yer alabilme, aydınlığa ulaşma şansımız var. Emperyalizmin günümüzdeki oyunu küreselleşme nasıl karşısındaki her türlü direnci yıkmak için ulus devletleri hedef alıyorsa, ona karşı savaşımın temelinde de ulus devleti korumak vardır. Bugün Cumhuriyetimizin kutlanmasına bile yasaklar getirildi. Mustafa Kemal Atatürk demişti ki: “Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.” Evet bugün Türkiye’de başta Ankara’da olmak üzere tüm ülkede yasaklara rağmen Cumhuriyet çocukları bayramını kitlesel katılımlarla kutluyor. Polis barikatlarını aşıyor. Anıtkabir, Atasına koşan yüzbinlerle doldu taşıyor. Köylerde, kasabalarda, kentlerde halk coşkuyla, gururla, başı dik Cumhuriyeti kutluyor. Gerekirse İkinci Ulusal Kurtuluş savaşımızla Cumhuriyeti Ata’mızın izinde yeniden kuracağız. Cumhuriyet bilinci, Cumhuriyet aydınlığı kutlu olsun. Deniz Günal-Dinçkal
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |