
Tam olarak hatırlamamakla birlikte 1983 senesinin Aralık ayında Türkiye Odalar ve Borsalar birliğinin hazırlamış olduğu Türkiye'nin ihraç mallarının sergilendiği Türk Haftası, dost Pakistan'da Karachi kentinde düzenlenmişti. Bu seyahate haftalar öncesinden hazırlanmıştık. Urdu dilinde katologlar, tanıtım amaçlı ilgililere dağıtılacak çeşitli fuar hediyeleri hazırlamıştım.
Fuarda Türk motiflerinin işlendiği elbiselerin sergileneceği bir defilede, Türkiye’nin saygı değer mankenleri yer alacaktı. Bu zarif mankenlerin içinde güzelliği ve kibar davranışları ile ünlü, Avrupa Güzeli seçilmiş bir hanım da bu seyahate katılmıştı.
Ankara Radyosunun değerli saz ve ses sanatçılarının da yer aldığı konserlere kadife sesi ve hoş edası ile Emel Sayın da katılacaktı. Otelde bir cümbüş vardı ki sormayın. Otelin ana lobisine bakan büyük bir sahanlığın etrafını kat kat balkonla çevreleyen odaların koridorları yukarıya doğru küçülen bir iç piramidi andırmakta idi. Otelin asansör sistemi dış cephede olduğu için, iç mekan, mimari yapı olarak çok güzel görünmekte, sanki hayalimdeki dünyanın yedi harikası içinde yer alan Babilin Asma Bahçelerini görmekteydim.
Pakistan’a bir kaç uçak dolusu Türk Haftasına katılacak heyette tanımadığım bir çok kişi ile tanıdığım sanat çevresinden insanlar vardı. Dönemin Ticaret bakanı Hurşit Kemal Cantürk de uçakta bizlerle berberdi. Odalar Birliği Başkanı Karachi yolunda bizlerle sohbet edip konularımız hakkında bilgi alması bizleri sevindirmişti. Rahmetle andığım Turgut Özal’ın bazı yurt dışı seyahatlerine katılmış, Türkiye’yi dışa açmakta vermiş olduğu katkıyı hayranlıkla izlemiştim. Bu seyahatte, bu anlamda bir gezi olduğunu düşünmekteydim.
Sergi yerlerinin düzenlenmesi ve ilk akşam Türk motiflerinin işlendiği giysilerin sunulduğu defile, Türk halk danslarının sergilendiği gösteri sonrası, Türk sanat musikisi bölümünde değerli ses sanatçılarının şarkılar söylemesi ile görülecek bir sergi idi. En son Emel Sayın’ın verdiği bir saatlik konserde, devrin Dost Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül Hak da hazır bulunmuştu.
Muhteşem bir açılış izlenmiş, sanat adına dopdolu bir ziyafete konmuştuk. Gösteri bittiğinde izleyenler otelden ayrılmış, bizler lobide otururken, seyahati düzenleyen acentanın sahibi Lütfihan‘ın eşi lobide bir kenarda bulunan piyanonun başına geçip parmaklarını çalıştırırken, duyulan sese katkıda bulunmak için darbukasını alıp gelen, klarnetini ve kemanını getirenlerle otelin lobisinin bir anda konser salonuna dönüşmesini izlemek olagan dışı idi. Bu konser, büyük salonda verilen konserden çok daha uzun sürmüş sabahın ilk ışıklarına kadar şarkı söylemiştik.
Üç gün süren bu Türk haftasında çok deneyimler kazandığımı düşünmekteyim. Hatta bir gece konserden sonra Nükleer Araştırma Merkezi sahillerine gelen Caretta Carettaları izlemeye gitmiş, kaplumbağaların yumurta dökmelerindeki göz yaşlarını resimlemiştik. Sergi sırasında fuar sahamıza gelen devrin Devlet Başkanı Ziya Ül Hak nereden baksanız, ülkede askeri idareyi yerleştirmek için 5 Temmuz 1977 de Zülfikar Ali Butto’nun sivil idareden alınmasına vesile olmuştu. Hatta siyasi iradenin politik cinayet işlediği öne sürülmüş, bu suçlamalar ile idam edilmesi için mahkeme karar vermişti. Ziya-Ül Hak 4 nisan 1979 tarihinde bütün dünya devletlerinin ricasını geri cevirip idam edilmesini engellememişti.
Doğu Pakistan’da, bir başka isimle Bangladeş’de ise 1975’de bir başka General Ziya bir darbe ile ülke idaresini ele geçirmişti. Daha sonraları 1977’de yapılan çakma seçimi Ziya- Ür Rahman kazanarak ülkede kısmen de olsa istikrar sağlamıştı.
Bu tarihten dört sene sonra Bangladeş’de yine bir gurup asker darbe girişiminde bulundu ve bu kargaşa içinde Ziya-Ür Rahman hayatını kaybetti. Neresine bakarsanız bakın, bir ülkede yasalar o ülkeye düzen getiremiyorsa, askeri müdahaleyi meşru gibi göstermekte.
Bu duruma Türkiye’nin pek yabancı olmadığını düşünmekteyim. 1980 senesinde iç hizmet kanununa dayanarak yapılan müdahale, yukarıda bahsi geçenlerden nasıl farklı olabilir diye düşünmekteyim. Yakın tarihte ülkemizde çıkarılan bir kanunla böyle davranan askerlerin sorgulanmasını mümkün kıldık.
Ankara’da Çankaya’da Turan Güneş Bulvarının uzantısı olan büyük bir bulvara, iri bir taşa portresi kabartma olarak konulan ‘’ Ziya-Ür Rahman Caddesi ‘’ adının buraya verilmesini anlamakta güçlük çekmekteyim diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.