![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
'Mustafa'yı niye izleyemedim
![]() Gani Müjde’yi takdir etmiş, içimden kutlamıştım. Oyuncular keyif aldığımız oyuncular. Kendilerini vererek oynamışlar. Üstelik Ata Demirer, yalnız ve insan ve hayali bir Osmanlı padişahını öyle hakkıyla oynamış ki bundan sonra ne zaman bir Osmanlı padişahı düşünsem önce çengel burnu, hükmeden çehresiyle Fatih sonra da kalender, efendi, soylu fakat tutsak tavırlarıyla Ata gelecek aklıma. ![]() Bu akşam da ‘Mustafa’ yı izlemek için oturduk ekran başına. Doğrusu ya sevmeye çok kararlıydım. Daha ilk sahnelerden, çekimlerin güzelliği, müzik, farklı yaklaşımı ile keyiflendim. İyi bir film insanı alıp götürmeli, tıpkı iyi bir kitap gibi. İyi bir film insanı coşkuya, hüzne, sevgiye, isyana boğmalı. Farklı olan bir şey yapmalı yani. Alıp götürmeli kendinden, hayatından, bildiklerinden uzaklara... Benim için böyle! Yoksa niye oturup da bir film izleyim. Evimin penceresinden bulutlara, kuşlara da bakabiliyorum. Arabamın, trenin, tramvayın penceresinden sokaklara, gidip gelenlere de bakınca zaten ne hayatlar görüyorum. Evet, kazanması zor bir izleyiciyim. Ama müziğini Goran Bregoviç yapmış, Can Dündar yazılarını kimi beğeni ile okuduğum, duyarlılığına, insan yüreğine saygı duyduğum bir yazar. Düşünmüş, araştırmış, çalışmış, değerli kişilerle birlikte emek vermiş, filmi ortaya çıkarmış. Beğenmeye hazır oturdum ekran başına. Keyifli halim uzun sürmedi! Yüreğim kararmaya, sıkışmaya başladı. Can Dündar’ın, karamsar, enerjiden yoksun, her an intihar etmeye hazır sesi mi; Mustafa Kemal’i anılarından canlandıran sanatçının, Can Dündar’ınkinden hiç de farklı olmayan düşük enerjisi mi yoksa anlatımdaki hüzün, keder, yoksulluk, yalnızlık vurguları mıydı koltukta büzülmeme neden olan! Yine de ısrar ettim. Hatta Can Dündar’ın Mustafa’sıyla İzmir’e kadar girdim. Ama daha ileri gidemedim. Depresyon nedir bilir misiniz? Her illeti olduğu gibi bunu da çeken bilir. Bu bir kapris, şımarıklık, mızmızlık, biraz nasihatla kendine gelinebilecek, stres kaldıramamak ile ilgili bir durum değil. Ciddi bir hastalık. Çok ama çok uğraşıp bilinç sıçraması yapmanız, gerekirse ilaç tedavisi ile desteklenmeniz gerekiyor. Hele kronikse bu illetten kurtulmak hiç kolay değil. Daha başta doğru adımları atamadıysanız battıkça batarsınız. Bizim memleketimiz de, yani Türkiye Cumhuriyeti, hayata çığlıkla, tekmeyle başlamış, daha büyüyemeden çile çekmeye mahkum edilmiş, son zamanlarda depresyon sınırlarını da aşmış, tıp tanımları ile kişilik bozukluklarından paranoyaya, şizofrenden psikoza her türlü belirtiyi bünyesinde yaşayan tuhaf bir canlıya dönüşmüş. Öyle olunca, yani böyle bir memleket olunca söz konusu, aydınları da en iyi olasılıkla depresif oluyor. Sonuç? Aydınlarımız ne kadar duyarlı, güzel yürekli, özgür düşünceli olurlarsa olsunlar, karamsar, çökük ruhları geçmişten geleceğe bakışlarının alanına giren her olaya, her kişiliğe yansıyabiliyor. Benim bugün izleyemediğim, Mustafa Kemal’in hayatı değildi. Ben bugün, Can Dündar’ın Mustafa’sını izleyemedim. Çünkü benim Mustafa’m, Mustafa Kemal. Ve o çok farklı birisi. Benimki coşku dolu, tutkulu, çok akıllı, çok onurlu, çok zarif bir adam. Kendine acımayan, şikayet etmeyen, durumunu gerçekliği ile gören ama içinde karamsar, kederli bir öz taşımayan bir adam. Acılarını sevinçlere, yenilgilerini, ısrarla, inatla, güvenle yengiye dönüştürüyor. Yüreği öyle sevgi dolu ki! Bir halk insanı o. Çevresinde insan gördüğü her an, coşku ve mutlulukla onlar için bir şeyler yapmak istiyor. İnsana o kadar sevgi, o kadar saygı duyuyor, akla ve özgürlüğe öyle bağlı ki, halkının çaresizliği, cehaleti, yoksulluğu, tükenmişliği karşısında üzüntüyle kahrolmak yerine, akıl ile bilgi ile yürek ile çözüm yaratıyor. Bu dünyada en zor şey, insanın hayat içindeki, toplum içindeki yerini görmesi, anlaması, kabul etmesidir. Benim Mustafa Kemal’imin en büyük gücü de burada. Dehasını biliyor, kendine güveniyor. O yerini ve ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Ama insanın ne kadar çaresizce yalnız olduğunu da biliyor ve kabul ediyor. Bunu bilmeyenimiz var mı? Kabul edemeyenimiz çoksa da! Çok sevdiğim bir sözdür ‘Yalnızlık Allah’a mahsus!’ Mustafa Kemal, benim için de bir insan. Ama sanırım Can Dündar’ınkinden çok daha farklı bir insan. Keşke bir gün ben de kendi Mustafa’mi, Mustafa Kemal’imi çekebilsem. O filmi hiç kimse ezik, karamsar, acıyan bir yürekle izlemezdi. Yüreklerinin, filmin başından sonuna GÜNEŞ UFUKDAN ŞİMDİ DOĞAR YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR diye atması için çalışırdım. Herkes, yerli ya da yabancı coşku, sevinç, neşe, umutla ayrılmazsa o salondan kahrolurdum. Çünkü benim için Mustafa Kemal, bizlere kısmet olmuş bir TANSIK ise de, o Mevlana gibi, Marx gibi, Beethoven gibi tüm insanlığın sahip çıkması gereken bir tansık. Keşke herkes kendi Mustafa’ını bir filme dökebilecek kadar birikimli ve şanslı olsa. Can Dündar’ı kendi Mustafa’sını çekebildiği için kutluyorum. Bir gün, dünyanın emperyalizme karşı en büyük savaşını vermiş ulusu da kendi Mustafa Kemal’ini hakkıyla bir filme çekecektir elbette.
Yorumlareflatun acaroglu
{ 13 Ağustos 2009 07:35:19 }
Can Bey ne yapmak istiyor, anlamis degilim.
2000'li yillarda farkli bir taraf'taymis gibi gibi davranarak o donemler neredeyse acik cumhuriyet karsitligi yapan Can, Ergenekon sorusturmalarinin ilk evrelerinde, nasilsa degisivermis, artik; " Ben cumhuriyet coocuguyum." demeye baslamisti. Insanlar degisir, gerceklerin arkina varabilir. Can Dundar'daki bu degisim gercegini soylemek gerekirse benim de hosuma gitmisti. Buraya kadar sorun yok... Yine SBS ten aldigim habere gore Can Bey'in marifetleri devam etmektedir. Haber aynen soyle: Finansini Fetullah Gulen'in sagladigi; Milli Kurtulus Kahramani Seyh Said filmini de ceviren Can Dundar'dir. HAbere gore film bitmis, dinci cevreler, mustafanin hemen ardindan gosterime sunulmasinda sakinca gormusler ve aradan zaman gecmesini istemisler, simdilik beklemeye almislar. Bu haber dogru ise, Can Dundar ne yapmaya calisiyor sorusunu sormadan edemiyor insan. Sule Sencer Toreci
{ 10 Ağustos 2009 06:50:24 }
Sevgili Deniz Hanım,
Harika bir yazı sizi yurekten kutluyorum. Filmi izlerken ben de sizinle ayni duyguları paylasmıs ve ayni sizin gibi bitiremeden sinemadan ayrılmıstım. Daha dogrusu cikmistik diyeyim. Cunki film daha ilk yarıya gelemeden salon hemen hemen bosalmıstı zaten. Bu yazıyı ben yazmayı dilerdim. Yureginize saglık. cemil eren
{ 28 Şubat 2009 16:45:40 }
sevgili denizcigim
sana tamamen katılıyorum filmi görmedim gormekte istemiyorum yazilanlari okudum yazanlara inaniyorum ondan dolayi ihanet kokan bu filmi gormek istemiyorum; kendisine verilen olanakların nereden geldigini bilmeyenler, kendi buyukluklerine inananlar ulkemizi sonu bilinmez karanlıklara suruklemekte beis gormezleri bravo sana yigit kizim... cemil gul
{ 27 Şubat 2009 04:53:14 }
Can Dundar, ilimli islam projesinin bir parcasi. Bunu biyoruz artik. Bu konuda TSK sayfalarna bakin. Anlarsiniz.Bunu herkes boyle bilsin.
Umit beyin yorumu cok dogru. Yamamen katiliyorum.Gizli niyetli olan herkesten kendimizi koruyalim. Bu film tam bir rezalet! Yakinda sozde ermeni soykirimi ile ilgili film de yapar. Oscarda verirler. Nobel verilen Orhan Pamuk gibi. Umit Dagitan
{ 26 Şubat 2009 05:04:52 }
Deniz''cigim,
Diğer Sayfalar: 1. Yazini asiri begendigimi soylersem eminim senin icin hic surpriz olmaz [:-)] Bir tek konuda birseyler soylemek isterim. Ulkemiz oyle menem bir zamanlardan geciyor ki, boyle devirde kisilerin unune, sanina, namina ve aldigi - daha da dogrusu - kendisine bahsedilen odullere hic bakmamak ve de bunlardan etkilenmemek gerekiyor. Adama yahut kadina tum hayati boyunca dogrulari yazdirir ve soyletirler - bir gun gelip ona bu millete yalanlarin en buyugunu soyleyip onlarin saflarini kandirmasi icin. Gizli niyetleri (
Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |