A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

BAKIŞ AÇISI

Kategori Kategori: Ayorum Güncel | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Berna Kayra | 08 Haziran 2026 07:02:05

Geçtiğimiz cumartesi öğrencim Şevval Su Kuvvet, TEDx Bodrum College Youth ’26 sahnesinde bu senenin teması olan “Bakış Açısı” üzerine bir konuşma yaptı. Şevval, konuşmasına şu sarsıcı cümleyle başladı: “Bir çocuk 'sen yetersizsin' ile hiç kan akıtılmadan infaz edilirse, büyüdüğünde hayatının sonuna kadar onu esir alacak bir kontrata imza atacaktır. Kontratta bir cümle geriye kalmıştır: 'Ben yetersizim.'”

Peki, on iki yaşında duyduğumuz bir cümle neden hayatımızın tüm kararlarını etkileyecek kadar güçlüydü?



Nörobilim; on iki yaşlarında insan beyninin kullanılmayan yolları "sinaptik budama" ile elediğini söylüyor. Geriye ise sürekli tekrar ettiğimiz şeyler, o yaşlardaki en büyük korkularımız ve inandıklarımız kalıyor. Beyin bunu geçici bir fırtına olarak algılamaktansa; geride bıraktığı her şeyi alıp ömrümüzün sonuna kadar yürüyeceğimiz o "anı otobanını" oluşturuyor. Carl Gustav Jung’un, bilinçaltımızın bilince dönüşene kadar hayatımızı yönettiğini ve bizim buna kader dediğimizi belirtmesi de tam olarak bu yüzden. Harvard Üniversitesi psikoloji profesörü Ellen Langer’ın 1979 yılındaki Counterclockwise (Saat Yönünün Tersine) deneyi de zihniyet ve yaşlanma arasındaki bu çarpıcı bağı kanıtlıyor. Zihnimizi ve çevremizi geçmişteki genç bir zamana ayarlamak, fiziksel ve zihinsel yaşlanma belirtilerini gerçekten tersine çevirebiliyor.

Deneyde 70'li yaşlarındaki sekiz erkek denek, New Hampshire'daki bir manastıra yerleştirilmiş. Ortam, 1959 yılına ait olacak şekilde tamamen baştan yaratılmış; dönemin müzikleri, dekorları, dergileri ve televizyon programları kullanılmış. Deneklerden o dönemde yaşıyorlarmış gibi davranmaları istenmiş ve geçmiş zaman kipi kullanarak şimdiki zamanı anmaları yasaklanmış. Sonuçta katılımcıların hafıza testlerindeki başarıları belirgin biçimde artmış; kavrama yetenekleri, el becerileri ve görme duyuları gelişmiş. Eklemlerdeki hareketlilik artmış, kamburlukları azalmış, yüzlerindeki kırışıklıklar hafiflemiş ve kasları güçlenmiş. Dışarıdan bakan kişiler de fotoğraflardaki deneklerin deney öncesine göre çok daha genç göründüğünü onaylamış. Bu çalışma; yaşlanmanın sadece biyolojik bir süreç değil, büyük ölçüde kabullenilmiş zihinsel bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Şevval Su’nun da vurguladığı gibi: "Bizim bakış açımız sadece fikirlerimizi değil, fizyolojimizi de değiştirebilecek kadar güçlü."

Konuşmanın devamında Japonların; kırılan seramikleri atmayıp altın, gümüş veya platin gibi değerli metallerle birleştirerek onarma sanatı olan Kintsugi felsefesine değindi. Onlar nesnenin kusurlarını kabul ediyor, altınla doldurarak o çatlakları belirginleştiriyorlar. Çünkü kusur dediğimiz şey aslında o nesnenin tarihidir ve onu dünya üzerindeki diğer tüm nesnelerden ayıran en güçlü özelliktir.

“Sistem bize kusurlarımız olduğunu ve bunları gizlememiz gerektiğini öğretiyor,” diyerek gözlerimizi kapatıp bizi geriye götürdü Şevval; bize söylenen, bizde o en güçlü etkiyi yaratan ilk çocukluk cümlemize... O an, Vivet’in (Alevi) şiddetsiz iletişim derslerinde yaptığımız empati çalışmaları canlandı zihnimde. Sahnede sorduğu sorular hepimizi sorgulamaya itti: “Özgün ve otantik miyiz gerçekten? Özgürce karar aldığımı sandığımda gerçekten özgür müydüm, direksiyonda olan ben miydim? Büyümek daha kusursuz olmak değil, çocukken edindiğimiz yara bandını nazikçe sökebilmekmiş. Bakış açınızı değiştirmek için büyük devrimler beklemeyin; sizi buraya kadar getiren çocuğa teşekkür edip 'Bundan sonrasını ben devralıyorum' demekmiş büyümek.” Öğrencimle bir kez daha gurur duydum; kendine bakmaya cesaret ettiği o yerden kalbini ortaya koyarak bakış açılarımızı sorgulattığı için.

Ardından sahneye, onuncu sınıftan beri öğrencim olan ve bu sene mezun olup Amerika'daki Fordham Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve hukuk okuyacak olan Ayşe Tuana Akıncı çıktı. Konuşmasına çok güzel sorularla başladı: “Eğer gerçekler her şeyi belirliyorsa, neden aynı gerçeklere, aynı olaya bakan insanlar bazen tamamen farklı sonuçlara ulaşabiliyor? Aynı olay, aynı gerçekler ama farklı sonuçlar..." Münazara maçlarında öğrendiği en çarpıcı şeyin; en doğru argümanın her zaman en güçlü argüman olmadığı gerçeği olduğunu paylaştı. İkna edici gösterilen doğru kabul ediliyordu. "Kimse yalan söylemiyordu, herkes inandığını söylüyordu; sadece hepimiz farklı bir koltukta oturuyorduk," diyerek hukuk ve münazara arasındaki benzerliklere dikkat çekti.

Hukuk söz konusu olduğunda bazen sormamız gereken doğru sorunun “Ne oldu?” değil, “Bu olay nasıl görünüyor?” olması gerektiğini belirtti. İnandığımızın aksine adaletin en büyük düşmanının kötü niyet değil, bazen sadece dar bir bakış açısı olduğunu vurguladı. Adalet, gerçekleri anlamlandırmaktı. "Kimin hikayesini dinlediğimiz, farkında olmadığımız bakış açıları nelerdir, hangi ayrıntıları fark ediyoruz?" gibi sorular önemliydi. Adalet, tek bir bakışı doğrulamak değil; başka bakış açılarını da görebilmekti. Çünkü adalet, bakış açısını yok etmekle değil, onu genişletmekle başlardı. Ayşe Tuana, beni kelamıyla kalbimden yaraladı. "Kelam" kelimesinin kalpte açılan yara anlamına geldiğini o sabah öğrenmiştim.

İnsanın kendinde neye inanıp neye emek verdiğinin önemine değinen bir diğer konuşmacı ise mentör Sibel Özdemir’di. Kendi babamın şu anki durumuna benzettiğim o "baba bakımı" dönemlerini ondan dinlemek benim için çok düşündürücü oldu. Hayatının tüm zorluklarına rağmen hangi bakış açısını seçeceğine karar verme noktasında, kendi yas sürecini anlatırken “Ben durmuştum,” dedikten sonra durmasındaki o boşluk çok duygulandırıcıydı. Yaşadığı nefessizliği, bir klarnet hikayesi üzerinden, durumu hiç dramatize etmeden anlattı. İnsanın hayatını değiştirmek için büyük kararlar almasının gerekmediğini söyledikten sonra derin bir nefes aldı.

Anne ve babasının rüyasına geldiği bir gece klarnet çalmaya başladığını anlatırken yaptığı seçimi açıkladı. “Bazı insanlar yaralarına bakar, bazı insanlar hayata,” dedi. Acımızı açıya dönüştürmek için, açımızın değişmemesi durumunda acımızın da değişmeyeceğini hatırlattı.

Sahneden ayrılırken bize şu iki soruyu bıraktı:
Hikayenizi nereden okuyorsunuz?

Bundan sonra kendinizi neyin kurbanı ya da neyin başlangıcı olarak göreceksiniz?



Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







BAKIŞ AÇISI
Borsa Değil Soygun Sahası Bu Vurgunun Asıl Ortağı Kim
Baltık Hava Sahasında Alarm Rusya’dan Gelen Dronlar NATO Sınırlarını Test Ediyor
Teğmen Ebru Eroğlu’nun İadesi Reddedildi Hukuk, Vicdan ve Milletin Yitirdiği Adalet
Anarad Hiğutyun Okulu: Kadıköy’den Nazim Hikmet Kültür Merkezi’ne, Kapanan Bir Kökün Hikâyesi ve Bugüne Yansıması

Dışarıda Güçlü, İçeride Kırılgan: Pedro Sánchez 2027’de İktidarda Kalabilecek mi?
Mısır - Çin İlişkilerinin 70. Yıldönümü: El-Sisi ve Xi, Küresel Güney'i ve Çin'in Dört Küresel Girişimini Destekliyor.
Yeni Soğuk Savaşı Yönetmek: Trump ve Xi Pekin Zirvesinden Gerçekten Ne İstiyor?
Avustralya'da IŞİD bağlantılı aileler için bundan sonra ne olacak? Ülkenin radikalleşmeyi önleme programlarının iç yüzü.
İran Savaşı Sona Erebilir, Ancak Trump'ın Müttefikleriyle Arasındaki Anlaşmazlıklar Kalıcı Olacak

Küreselleşmenin Sonu mu? Savaşlar ve Ticaret Çatışmaları Tedarik Zincirlerini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?
Türkiye 2025'te kira artışlarında AB ülkelerini geride bıraktı.
Küresel Ticaretin Görünmez Altyapısı
SOFRAYA KONAN HER LOKMA, BU DÜZENDE BİR SINAVDIR!

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

En eski evcil köpekler Anadolu'dan çıktı: Tüm bitki ve hayvanlardan önce evcilleştiler
Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.

Gelecek 5 yılda sıcaklıklar rekor kıracak!
Rekor sayıda ABD'li ülkeyi terk edip vatandaşlıktan çıkıyor
Türkiye otokratik rejimler arasında
Turist sayısını en çok artıran ülkeler açıklandı.
Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911

Zincirleri Parçalayan Anaların Kalplerinin İsyanı Özgürlük Ateşi
Korkunun Muhalefeti Halkın Öfkesini Bastıranlar, İktidarın Gölgesinde Yaşayanlar
İnkârın Duvarı Devlet Susuyor, Çerkeslerin Tarihi Haykırıyor
Büyük güçlerin açtığı savaşların etkileri en çok yoksul ülkeleri etkiler.
Barış İddiası, Savaş Açmak: Yeni Küresel Çatışma Çağında ABD Politikası

BİR HİCÂZKÂR HİKÂYE
ADİL...
SUÇLU KİM
TEDRİSAT İÇİN STK
AKLİ MELEKE

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git