A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Saraçhane’de Halk Var, Liderler Nerede Cesaretin Yerine Sessizliği Seçenlere Açık İsyan!

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Avraham Zafer İşcen | 27 Mart 2026 03:30:15

Bu ülkenin meydanları suskun değil; suskun olan, o meydanların sesini omuzlayıp büyütmesi gerekenlerdir. Saraçhane’de toplanan kalabalık, yalnızca bir anlık öfkenin değil, yılların biriktirdiği adaletsizlik hissinin, görmezden gelinmiş taleplerin, bastırılmış umutların dışavurumudur. Bu insanlar bir “organizasyonun parçası” oldukları için değil, kendi hayatlarının daraldığını, nefeslerinin kesildiğini hissettikleri için oradadır. Ve tam da bu yüzden, böylesi anlarda siyaset kurumu ya tarihin önüne geçer ya da tarihin gerisinde kalır.

Bugün tartıştığımız şey basit bir “pasiflik” meselesi değildir. Bu, irade meselesidir. Bu, yön verme cesareti ile kalabalığın arkasına saklanma arasındaki farktır. Çünkü halk bazen kendi yolunu bulur, ama o yolun bir istikamete dönüşmesi için bir siyasal akla, bir kararlılığa ihtiyaç vardır. Gezi Parkı protestoları bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Orada milyonlar vardı; cesaret vardı, yaratıcılık vardı, dayanışma vardı. Ama yön yoktu. Ve yön olmayınca, o büyük dalga kıyıya vurdu, dağıldı, geriye hatıralar ve kırgınlıklar bıraktı.



Bugün aynı hatanın eşiğinde dolaşmak, yalnızca bir siyasi tercih değil, tarihsel bir sorumluluktan kaçıştır. Çünkü halkın sokağa çıktığı anlar, sıradan zamanlar değildir. O anlar, toplumun kaderinin yeniden yazılabileceği anlardır. Ve o anlarda “bekleyelim”, “zamana bırakalım”, “gerilimi artırmayalım” demek; çoğu zaman gerilimi düşürmek değil, umudu söndürmek anlamına gelir. Zira umudun karşısındaki en büyük düşman baskı değil, belirsizliktir.

Elbette sokak çağrısı yapmak risklidir. Elbette devletin refleksleri sert olabilir. Elbette hukuki bedeller vardır. Ama siyaset dediğimiz şey zaten risk alma sanatıdır. Eğer her riskten kaçınılacaksa, eğer her ihtimal “ya kötü olursa” diye törpülenecekse, o zaman ortada siyaset değil, yalnızca idare kalır. Ve idare edenler, hiçbir zaman tarih yazmazlar; tarihi yazanlar, o kritik anlarda adım atanlardır.

Saraçhane’deki kalabalık bir işaret fişeğidir. Bu fişeği görüp de “henüz erken” diyenler, aslında hiçbir zaman “tam zamanı” bulamayacak olanlardır. Çünkü doğru zaman, bekleyerek değil, yaratarak gelir. Eğer muhalefet liderleri o kalabalığın önüne geçip “yürüyoruz” diyebilseydi, evet, risk olurdu. Evet, çatışma ihtimali artardı. Ama aynı zamanda ilk kez bu ülkede insanlar, yalnız olmadıklarını, bir iradenin arkasında birleşebileceklerini somut olarak hissederdi. Bu duygu, bazen bütün dengeleri değiştirir.

Bugün eksik olan şey sadece hareket değil, anlatıdır. Halkın öfkesi var ama bu öfkenin yönü yok. İnsanlar rahatsız ama bu rahatsızlığın politik karşılığı net değil. İşte liderlik tam burada devreye girer: dağınık duyguları bir hedefe dönüştürmek, korkuyu kararlılığa çevirmek, kalabalığı topluma, toplumu harekete dönüştürmek. Bu yapılmadığında, en büyük kalabalıklar bile bir süre sonra yorulur, dağılır ve yerini daha derin bir umutsuzluğa bırakır.

Pasiflik bazen strateji olabilir; ama sürekli pasiflik, strateji değil alışkanlıktır. Ve alışkanlık haline gelmiş temkin, zamanla korkuya dönüşür. Korkuyla siyaset yapılır mı? Yapılır. Ama korkuyla sadece kaybetmemeye oynanır; oysa bu ülkenin ihtiyacı kaybetmemek değil, kazanmaktır. Kazanmak ise ancak risk alarak, inisiyatif koyarak, gerektiğinde bedel ödemeyi göze alarak mümkündür.

Bu yüzden mesele bir yürüyüş çağrısından ibaret değildir. Mesele, bu ülkenin muhalefetinin kendi rolünü nasıl tanımladığıdır. Seyirci mi olacak, yoksa özne mi? Tepki veren mi olacak, yoksa yön veren mi? Kalabalığın arkasında mı duracak, yoksa önüne mi geçecek? Bu soruların cevabı verilmeden, hiçbir meydan gerçek anlamda bir değişimin başlangıcı olamaz.

Ve belki de en acı gerçek şudur: Halk çoğu zaman liderlerinden daha cesurdur. Sokakta bunu defalarca gördük. İnsanlar copun karşısına çıktı, gazın içine yürüdü, gözaltıyı göze aldı. Ama aynı cesareti, o insanların oy verdiği, umut bağladığı liderlerde her zaman göremedi. İşte kırılma tam da burada başlıyor. Çünkü halk bir noktadan sonra şunu sorar: “Ben buradayım, peki siz neredesiniz?”

Tarih bu sorunun cevabını affetmez. Ya o anda orada olursunuz ya da sonradan ne söylerseniz söyleyin, eksik kalır. Saraçhane gibi anlar, sadece birer protesto değil, birer turnusol kağıdıdır. Kim gerçekten değişim istiyor, kim sadece değişim söylemiyle varlığını sürdürüyor, o anlarda ortaya çıkar.

Bu yüzden bugün ihtiyaç duyulan şey daha fazla temkin değil, daha fazla iradedir. Daha fazla hesap değil, daha fazla cesarettir. Çünkü bu ülkenin insanları artık sadece konuşan değil, yürüyen; sadece eleştiren değil, yön veren; sadece izleyen değil, değiştiren bir siyaset görmek istiyor. Ve o siyaset ortaya çıkmadığı sürece, her meydan bir umut olarak doğacak, sonra yavaş yavaş sönüp gidecektir.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Borsa Değil Soygun Sahası Bu Vurgunun Asıl Ortağı Kim
Baltık Hava Sahasında Alarm Rusya’dan Gelen Dronlar NATO Sınırlarını Test Ediyor
Teğmen Ebru Eroğlu’nun İadesi Reddedildi Hukuk, Vicdan ve Milletin Yitirdiği Adalet
Anarad Hiğutyun Okulu: Kadıköy’den Nazim Hikmet Kültür Merkezi’ne, Kapanan Bir Kökün Hikâyesi ve Bugüne Yansıması
Rus Ordusunda Ölümün Sonrası Kafalar Kesiliyor, İnsanlık Tükendi

Trump'ın İran kumarı, yıkmayı hedeflediği rejimi daha da güçlendirdi.
Ülkelerin birbirini 'eğlence olsun diye' vurabildiği yeni dünya düzeni
Hackerlar FBI'ın Epstein dosyalarına sızdı.
İran Savaşı Aslında Çin'le İlgili
Amerika yine bitmek bilmeyen bir savaşın içinde mi?

İran savaşı, küresel tahvillerde 2,5 trilyon dolarlık bir kayba yol açtı
Dünya ekonomisi, İran savaşının etkilerinin “ön faturasını” bekliyor.
Von der Leyen, AB'nin ticaret anlaşmasında sona yaklaştığı Avustralya’yı ziyaret edecek.
Yeni Sömürgecilik: Enerji, Mineraller ve Kaynak İmparatorluğunun Geri Dönüşü
Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

En eski evcil köpekler Anadolu'dan çıktı: Tüm bitki ve hayvanlardan önce evcilleştiler
Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.

Türkiye otokratik rejimler arasında
Turist sayısını en çok artıran ülkeler açıklandı.
Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!

Saraçhane’de Halk Var, Liderler Nerede Cesaretin Yerine Sessizliği Seçenlere Açık İsyan!
Ankara Bahçelievler Katliamı: Türkiye’yi Sarsan Siyasi Şiddetin Arkasındaki Gerçekler
Başkomiserin Skandalı Polis Teşkilatında Şok Eden Uyuşturucu Olayı
Aldatılmış Gençlik, İşgal Altındaki Topraklar ve Bitmeyen Emperyal Hayal: Rusya’nın Savaş Makinesinin Karanlık Yüzü
Putin’in Askeri Güç Hamlesi Dünya Barışı ve Türkiye’nin Güvenliği Tehdit Altında

OKKALI YALAN
Yağmur Yağar
TARİH
KADI BURHANETTİN
Ne Şam'ın Şekeri

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git