![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Laleli’den Libya’ya 47,5 Milyar TL’lik Kara Para Ağı: POS Cihazlarıyla Kapitalizmin Çürüyen Kalbi
2025 ve 2026 yıllarında İstanbul’un Laleli semtinde yürütülen büyük çaplı mali suç soruşturması, Türkiye’nin yakın ekonomik tarihinin en karmaşık ve derin yapılı finansal suistimallerinden birini ortaya çıkardı. Tespitlere göre, 21 şirkete ait 312 POS cihazı üzerinden toplamda 47,5 milyar Türk lirası tutarında şüpheli işlem gerçekleştirilmiş ve bu işlemlerle 1,3 milyar TL’nin üzerinde suç geliri elde edilmiş olduğu belirlendi. Şüpheliler hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “tefecilik”, “suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama” ve ödeme sistemleri kanununa muhalefet gibi ağır suçlamalarla soruşturma açıldı.Operasyon kapsamında 60 civarında şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarılırken, 48 kişi gözaltına alındı ve 33 kişi tutuklandı; aynı zamanda 255 taşınmaz, 60 araç, 24 şirket ortaklık payı ile banka hesapları ve kripto varlıklarına el konuldu. Bu olay, yalnızca bir “kara para aklama” vakası olmaktan çıkıp kapitalizmin kendi içinde nasıl çürümeye açık yapılar oluşturduğunu gösteren sistemik bir vaka hâline geldi. POS cihazı vurgunları, teknik olarak basit ama sistemik olarak son derece karmaşık yapılardır. Temelde yapılan şey, gerçek bir ticaret işlemi varmış gibi gösterilerek finansal sistem üzerinden para transferi gerçekleştirmektir. Bu işlemler çoğu zaman “mal ihracatı” ya da “ticari ödeme” maskesi altında yürütülür. Oysa ortada ne gerçek bir mal vardır ne de gerçek bir ticaret. Laleli gibi ticaretin nabzının attığı merkezler, bu çarkın hem kalbi hem de en zayıf halkasıdır. Burada faaliyet gösteren aktörler, hem yerel hem uluslararası finansal sistemin açıklarını çok iyi bilir ve Libya gibi finansal denetimin zayıf olduğu veya siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelere uzanan para akışları bu sistemin en kritik halkasını oluşturur. Para, denetimin en zayıf olduğu yere doğru akar. Şüphe odaklı kurum raporları, gerçekleştirilen işlemlerin çoğunun gerçek ticari faaliyetle örtüşmediğini ortaya koydu. Normal bir işletmede olması beklenmeyen şekilde işlemlerin yüzde 99,99’u yabancı bankaların kartlarıyla yapıldı; özellikle Libya gibi ülkelerden gelen kartlar kullanıldı. Aynı POS cihazlarından art arda, benzer miktarlarda yüz binlerce işlem gerçekleşti. İşlemlerin büyük kısmı gece 22.00 – 08.00 saatleri arasına denk geldi ve bu da normal ticaret davranışıyla uyuşmadı. Bu bulgular, sahte işlem ağının bir manzumesi gibi işlediğini gösteriyordu: Gerçekte hiçbir mal ya da hizmet satışı yoktu; bunun yerine sahte kartlar ve POS cihazları üzerinden milyonlarca kayıtlı işlem yapılarak para aklama ağı kurulmuştu. Soruşturma dosyasındaki gizli tanık ifadeleri ve MASAK verileriyle elde edilen bilgiler, sistemin uluslararası bir aklama ağına bağlandığını ortaya koydu. POS cihazları fiziksel olarak Libya’ya gönderildi ve orada yerel kart sahipleri üzerinden işlem yapıldı. Libya’daki sabit döviz kuru ile Türkiye’deki esnek kur arasındaki fark, arbitraj imkânı yarattı ve sistemin kâr marjını artırdı. Kart sahiplerine her işlem için nispeten düşük komisyon verildi; fakat bu küçük paylar sistemin hacmiyle birleşince devasa meblağlara dönüştü. Bu yapı, uluslararası finansal sistemdeki denetim boşluklarının nasıl sömürülebileceğini dramatik bir biçimde ortaya koydu. Olayın en kritik boyutu, denetim mekanizmalarının çöküşünü göstermesiydi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), raporlarında normal ekonomiyle uyumsuz işlem davranışlarını tespit etmiş olmasına rağmen sistemin yıllarca bu şekilde işlemesine izin verdi. POS cihazları için getirilen standart denetimler, işlem hacmi, zaman aralığı, döviz kullanımı gibi anormal davranışları yeterince alarm uyarılarına dönüştüremedi. Bu da suç gerçekleşene kadar sistemin pasif kalmasına neden oldu. Bankalar, fintech şirketleri, döviz büroları ve kuyumcular gibi farklı aktörlerin sistem içindeki ilişkileri şeffaf denetim yerine “piyasa işliyor” görüntüsü verdi ve düzenleyici kurumların devreye girmesini zorlaştıran bir bariyer oluşturdu. Bu olay, yalnızca bir suç değil; kapitalizmin kendi içinde çürümeye açık yapılar oluşturduğunu gösteren sistemik bir vaka niteliği taşır. Profit motive edildiğinde denetim kurumları geride kalır. Sistemin amacı artık fonksiyonel güvenlik değil, sürekli büyüme ve hacimdir. Bu yarar mantığı, sistemin tüm kontrollerini zayıflatır. Kârlılık odaklı bankalar ve ödeme altyapıları, işlem hacmini öncelikli olarak değerlendirirken, şüpheli işlemleri ancak çok belirgin hâle geldiğinde işaretleme eğiliminde olur. Bu da sahte ağların uzun süre fark edilmeden devam etmesine yol açar. Libya gibi dış piyasalarda sabit döviz sistemi ve likidite fazlalığı, bu çarkların dönüşünü kolaylaştırır. Kapitalizmin uluslararası ağları, kayıt dışı hacimlerin sisteme girmesi için bir altyapı sunar. Sistemin en zayıf halkaları genellikle en dıştaki aktörlerdir: küçük işletmeler, düzensiz ticari faaliyetler ve kayıt dışı ekonomik kategoriler. Bu boşluklar suistimal edildiğinde, geleneksel kapitalist söylem olan “serbest piyasa şeffaf ve adil işler” miti yerle bir olur. Laleli POS vakası, sadece hukuki bir dava değil; kapitalizmin kendi gölgesidir. Denetim mekanizmaları egemen olmadan kurgulanan finansal sistemler, sermayeyi kontrol etmek yerine sermaye tarafından kontrol edilir hâline gelirler. Milyonlarca işlem hacmiyle gözüken ama gerçekte hiçbir mal veya hizmetin alınıp satılmadığı sahte ağlar, yabancı ülke bağlantılı kartlarla yapılan uyduruk ticaret kayıtları ve denetim kurumlarının uzun süre müdahale etmemesi, günümüz finansal kapitalizmin ne kadar kırılgan ve kontrolsüz olduğunu göstermektedir. Gerçek suçluların tümüyle ortaya çıkarılıp hesap verip vermeyeceği hâlâ belirsizken, bu olay hem Türkiye’nin finansal denetim sistemine hem de küresel kapitalist finans mimarilerine güçlü bir eleştiri niteliği taşır: para akarken vicdan sessiz kalmamalıdır. Laleli’den Libya’ya uzanan bu görünmez ağ, sermayenin ve denetimsizliğin birleştiğinde ne kadar yıkıcı olabileceğini açıkça gösterir.
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |