A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Putin’in Askeri Güç Hamlesi Dünya Barışı ve Türkiye’nin Güvenliği Tehdit Altında

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Avraham Zafer İşcen | 10 Mart 2026 15:13:51

Vladimir Putin’in Rus Silahlı Kuvvetlerindeki askerî personel sayısını 2 milyon 391 bin 770’e çıkaran yeni kararnameyi imzalaması, günümüz uluslararası güvenlik ortamı ve barış meselesi bakımından kritik bir dönemeçtir. Haber metnine göre, kararname Rus ordusunun stratejik kapasitesini artırmayı ve personel ihtiyacını karşılamayı hedeflemektedir. Aktif askerî personel sayısı 1 milyon 502 bin 640 kişi olarak belirlenmiş ve kararname derhal yürürlüğe girmiştir. Önceki artırım kararlarıyla birlikte Rus ordusunun toplam sayısı 2 milyon 389 bin 130’dan bu yeni rakama yükselmiş, bu artışın özellikle Ukrayna’daki savaşta önemli bir rol oynayan yüz binlerce askerin varlığı ile paralel olduğu belirtilmiştir.

Bu gelişme, salt bir askeri güncelleme olarak değil, uluslararası güç dengesi ve bölgesel güvenlik açısından ciddi bir gösterge olarak değerlendirilmelidir.



Putin’in bu kararı, yalnızca Rusya’nın askeri kapasitesini artırmakla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda bölgesel ve küresel barışın güvenliği açısından önemli etkiler doğurmaktadır. Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemde büyük güçlerin askerî kapasite artırımı, genellikle bölgesel gerilimleri tırmandırıcı etki göstermiştir. Bu tür artışlar, sadece rakip devletleri daha fazla silahlanmaya yönlendirmekle kalmaz, aynı zamanda bir güvenlik açığı algısı yaratır ve devletleri sürekli bir denge arayışına iter. Rus ordusundaki bu genişleme, diğer aktörler için doğrudan tehdit algısı yaratabilir ve NATO ile bölgedeki diğer ittifakların önlemlerini harekete geçirebilir. Bu durum, Türkiye gibi coğrafi olarak stratejik öneme sahip ülkeler için jeopolitik riskleri artırmakta ve ülke güvenlik politikalarının sürekli yeniden şekillenmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu artışın sadece rakamsal bir değişiklik olmadığını, aynı zamanda kalıcı bir çatışma pratiğinin devamı anlamına geldiğini de unutmamak gerekir. Rusya’nın Ukrayna’daki operasyonları göz önüne alındığında, ordunun neredeyse üçte birinin sahada görev yaptığı ve bu sayının yeni kararname ile artarak devam ettiği görülmektedir. Bu durum, uluslararası barış hukukuna ve devletler arasında barışçıl çözüm mekanizmalarına olan güveni zayıflatmaktadır. Savaşın sürekli bir norm haline gelmesi, diplomatik çözüm yollarını geri plana itmekte ve barış inisiyatiflerinin etkinliğini azaltmaktadır. Uluslararası toplum, silahlı çatışmaları sona erdirmek ve güvenliği sağlamak için mekanizmalar geliştirse de, mevcut durum bu çabaların etkisini sınırlamakta ve barışın sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır.

Türkiye açısından bakıldığında, bu tür bir askerî genişleme iki ucu keskin bir kılıç niteliğindedir. Bir yandan Türkiye, komşu ülkelerle istikrarı koruma hedefiyle hareket ederken, diğer yandan bölgede artan askerî kapasite, ülkenin güvenlik politikalarını daha karmaşık ve maliyetli hale getirmektedir. Bu durum, Türkiye’nin hem NATO çerçevesinde hem de bölgesel güvenlik stratejilerinde sürekli dengeleme ve hazırlık yapmasını zorunlu kılmaktadır. Bu tür gelişmeler, yalnızca askeri rekabeti artırmakla kalmaz, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik önlemlerin önemini de ön plana çıkarır. Barışın korunması, salt güç dengesine dayanmakla mümkün değildir; uluslararası hukuk, güven artırıcı önlemler ve diplomatik çabalar da eş zamanlı olarak işletilmelidir.

Putin’in kararnamesi, askeri güç artışının bölgesel ve küresel barış üzerindeki etkilerini göz ardı etmeden değerlendirilmelidir. Bu artış, devletler arası gerilimi tırmandırma potansiyeline sahip olmakla birlikte, çatışmanın normalleşmesi riskini de beraberinde getirmektedir. Uluslararası toplumun barış ve güvenliği korumada başarısız olması, uzun vadede sadece bölgesel değil, küresel ölçekte istikrarsızlığı artıracaktır. Bu nedenle barışın sürdürülebilirliği için devletler arasında güven inşasının sağlanması, çatışma çözümü ve diplomatik diyalog mekanizmalarının etkinleştirilmesi kritik öneme sahiptir. Silahlanmanın ve askerî kapasite artışlarının sınırsız bir şekilde devam etmesi, barışı değil savaş riskini artırmaktadır. Toplumlar ve devletler arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi, yalnızca çatışmanın önlenmesi ve diplomatik yolların güçlendirilmesi ile mümkün olacaktır.

Sonuç olarak, Rusya’nın askerî personel sayısını artıran bu karar, sadece ülke içi bir düzenleme değil, aynı zamanda uluslararası barışın ve güvenliğin korunması açısından ciddi bir eleştiri konusu olmalıdır. Bu adım, bölgesel gerilimleri tırmandırabilir, savaşın normalleşmesini hızlandırabilir ve devletlerin askeri rekabete daha fazla kaynak ayırmasına neden olabilir. Barışın sağlanması, yalnızca askeri güç dengesiyle değil, diplomasi, uluslararası hukukun etkinliği ve çatışmayı çözmeye yönelik kararlı politikalarla mümkün olacaktır. Devletlerin ve uluslararası aktörlerin, silahlı çatışmaları sona erdirme ve güvenliği sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi, küresel barışın güvenliği açısından hayati önemdedir.




Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
İran’ın Bombaları, Azerbaycan’ın Direnişi
Aile hekimleri sokağa çıkıyor.
Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği
Çocuklar Nasıl Suikastçı Olur?

Amerika yine bitmek bilmeyen bir savaşın içinde mi?
Avustralya'dan İranlı kadın futbolculara sığınma hakkı
Amerika ödeme yapabilir, ama yeniden yükleme yapabilir mi?
İran'ın Zayıflaması Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Tuzak
Yalancı Gerekçeler: Aslan Kükremesi Operasyonunun Ardındaki Yalanlar

Yeni Sömürgecilik: Enerji, Mineraller ve Kaynak İmparatorluğunun Geri Dönüşü
Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Turist sayısını en çok artıran ülkeler açıklandı.
Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik

Putin’in Askeri Güç Hamlesi Dünya Barışı ve Türkiye’nin Güvenliği Tehdit Altında
Sessiz Ağ Çin İstihbaratının Türkiye’deki Gölge Faaliyetleri
Gölgedeki Dünya: Özel Dedektiflik Şirketleri ve Modern Casusluk Endüstrisi
Kırım İşgali ve Kırım Türkleri Emperyalizme Karşı Direnişin Sesi
Gökyüzünü Delik Deşik Eden Akıl: 30 Bin Hava Hedefi – Zafer mi Yoksa Kanlı Bir Gerçek mi?

OKKALI YALAN
Yağmur Yağar
TARİH
KADI BURHANETTİN
Ne Şam'ın Şekeri

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git