![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Aile hekimleri sokağa çıkıyor.
“Aile hekimleri sokağa çıkıyor” başlığı, yalnızca bir meslek grubunun idari bir yönetmeliğe itirazı değildir. Bu başlık, Türkiye’de sağlık hizmetlerinin dönüşümünün, emeğin metalaştırılmasının ve kamusal alanın piyasaya devrinin geldiği aşamayı gösteren tarihsel bir eşiğe işaret eder. Mesele birkaç performans kriteri, kota uygulaması ya da ödeme kalemi değildir, mesele sağlığın bir hak olmaktan çıkarılıp ticari bir sözleşme ilişkisine indirgenmesidir.Aile hekimliği sistemi, başlangıçta birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirme iddiasıyla sunuldu. Koruyucu hekimlik, mahalle temelli sağlık örgütlenmesi ve toplum sağlığı perspektifi, sistemin teorik çerçevesinde yer aldı. Ancak uygulamada, bu alan giderek performans puanları, dijital veri girişleri, kota baskıları ve sözleşmeli istihdam rejimiyle şekillenen bir bürokratik denetim mekanizmasına dönüştü. Hekimler bilgisayar başında veri girmek zorunda bırakılırken, hasta ile kurulan insani ilişki arka plana itildi. Sağlık emekçisi, kamusal bir hizmet sunan toplumsal özne olmaktan çıkarılıp “hedef tutturmakla yükümlü bir sözleşmeli çalışan” konumuna itildi. Komünist perspektiften bakıldığında burada açık bir metalaştırma süreci vardır. Marx’ın emek-değer teorisi çerçevesinde, sağlık hizmeti üretimi de emek sürecinin bir parçasıdır. Ancak sağlık alanında üretilen değer, salt piyasa değişim değerine indirgenemez, burada söz konusu olan toplumsal yeniden üretimin temel koşullarından biridir. İnsan bedeninin, toplumun biyolojik ve sosyal varlığının korunması, kapitalist birikim rejiminin insafına bırakılamaz. Buna rağmen aile hekimliğinde getirilen kota ve parça başı ödeme uygulamaları, sağlık hizmetini ölçülebilir, sayılabilir ve denetlenebilir bir “çıktı” olarak tanımlayarak onu piyasa mantığına eklemlemektedir. Bu durum yalnızca hekimlerin özlük haklarını değil, halkın sağlık hakkını da doğrudan ilgilendirir. Çünkü performans baskısı altındaki bir sistemde koruyucu hekimlik geri plana itilir, uzun soluklu takip, sosyal belirleyicilerle mücadele, yoksulluk ve çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki etkileri gibi konular sistematik olarak ihmal edilir. Kapitalist sağlık modeli, hastalığı önlemekten ziyade hastalığı yönetmeyi ve bundan gelir üretmeyi teşvik eder. Oysa kamucu ve devrimci bir sağlık anlayışı, hastalığın toplumsal köklerine yönelir, yoksulluk, güvencesizlik, sağlıksız çalışma koşulları, barınma sorunu ve çevre talanı. Yurtsever bir perspektiften meseleye yaklaştığımızda ise tablo daha da netleşir. Ulusal egemenlik yalnızca sınır güvenliğiyle ya da diplomatik manevralarla ölçülmez, halkın sağlığı üzerindeki kamusal tasarrufla da ilgilidir. Sağlık alanının uluslararası sermaye, özel hastane zincirleri ve medikal teknoloji tekellerine bağımlı hale getirilmesi, ülkenin stratejik bir alanını dışa bağımlı kılar. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin zayıflatılması, toplumun sağlık direncini düşürür ve kriz anlarında (salgın, afet, savaş) ülkeyi kırılgan hale getirir. Gerçek yurtseverlik, halkın sağlığını piyasaya değil kamusal planlamaya emanet etmektir. Aile hekimlerinin “biz aylık kotalar üzerinden sıkıştırarak birinci basamak sağlık hizmetlerini parça başı ödeme usulüyle ticarileştirenlere karşıyız” yönündeki itirazı, bu nedenle sınıfsal bir içerik taşır. Burada yalnızca ücret pazarlığı yoktur, emeğin niteliğine, mesleki özerkliğe ve kamusal sorumluluğa dair bir savunma vardır. Hekim, kendisini yalnızca bir hizmet sağlayıcı değil, toplum sağlığının kolektif sorumluluğunu taşıyan bir özne olarak görmektedir. Bu bilinç, sağlık alanında neoliberal dönüşüme karşı gelişen en önemli direnç noktalarından biridir. Devrimci bir perspektif, bu direnişi daha geniş bir çerçeveye oturtur. Sağlık politikaları, kapitalist devletin yeniden üretim mekanizmalarının bir parçasıdır. Devlet, bir yandan işgücünü sağlıklı tutmak zorundadır, diğer yandan bütçe disiplinini ve sermaye birikimini koruma baskısı altındadır. Bu çelişki, sağlık alanında kemer sıkma politikaları, sözleşmeli istihdam, performans rejimi ve özelleştirme biçiminde ortaya çıkar. Aile hekimlerinin sokağa çıkması, bu çelişkinin görünür hale gelmesidir. Ancak burada kritik soru şudur, Bu tepki salt mesleki bir savunma hattında mı kalacak, yoksa halkın sağlık hakkı mücadelesiyle birleşecek mi? Eğer mücadele yalnızca performans kriterlerinin yumuşatılmasına indirgenirse, sistemin özü değişmez. Fakat talepler kamusal, ücretsiz, eşit ve nitelikli bir sağlık hizmeti perspektifiyle birleşirse, o zaman bu hareket daha geniş bir toplumsal dönüşümün parçası olabilir. Komünist bir sağlık politikası, birinci basamağı sistemin temeline yerleştirir, koruyucu hekimliği önceliklendirir, sağlık emekçilerini güvenceli, kadrolu ve kolektif planlama içinde çalıştırır. Kota ve performans baskısı yerine toplumsal ihtiyaç planlaması esas alınır. Sağlık hizmeti bir hak olarak tanımlanır ve bütçe buna göre şekillendirilir. Bu modelde hekim ile hasta arasındaki ilişki ticari değil, kamusal ve dayanışmacı bir zeminde kurulur. Bugün aile hekimlerinin itirazı, daha geniş bir toplumsal eleştirinin kapısını aralıyor. Sağlıkta yaşanan sorun, eğitimde, barınmada, çevrede yaşanan krizlerden bağımsız değildir. İl içindeki çevre felaketleri, maden projeleri, kent rantı politikaları nasıl halk sağlığını tehdit ediyorsa, birinci basamağın ticarileştirilmesi de aynı zincirin halkasıdır. Devrimci bir analiz, bu alanları birbirinden kopuk değil, bütünlüklü bir sınıf mücadelesi perspektifiyle ele alır. Sonuç olarak aile hekimlerinin sokağa çıkışı, yalnızca bir meslek grubunun serzenişi değil, sağlık alanındaki neoliberal yeniden yapılanmaya karşı yükselen bir itirazdır. Bu itirazın yurtsever içeriği, halk sağlığını ulusal ve kamusal bir değer olarak savunmasında, komünist içeriği, emeğin metalaştırılmasına karşı duruşunda, devrimci potansiyeli ise mücadeleyi daha geniş bir toplumsal dönüşüm programına bağlama imkanında yatmaktadır. Mesele yalnızca yönetmelik değil, sağlık sisteminin kimin için ve hangi sınıfsal çıkar doğrultusunda örgütlendiği sorusudur. Bu soru yanıtlanmadan, ne hekimlerin ne de halkın gerçek anlamda sağlıklı bir geleceğe ulaşması mümkündür.
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |