A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

ANNEMİN YASASI

Kategori Kategori: Nalına Mıhına | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Metin Atamer | 14 Ocak 2024 13:59:00

Siz rahmetli annem ŞÜKRİYE’yi tanımadınız. Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerindendi annem. Bursa Muallim Mektebi mezunu olarak ilk görevinde Denizli Cumhuriyet İlkokuluna tayin edildi. Orada görev yaparken Saraçlar’dan Kamil, kendisini görüp, dest-i izdivacına talip oldu. Denizli’de evlendiler. Validemin nikahında ne annesi ne de babası bulunabilmişti. Daha sonra Ankara’da NAFIA VEKALETİNDE çalışmaya başladı Kamil bey. Ankara’da yeni kurulan KURTULUŞ mahallesinde bir eve yerleştiler. Evde ana-erkil düzen başladı.



Her ne kadar evde BABA figürü olsa da, evde annemin bazı katı kuralları geçerliydi. Her sabah erkenden kalkılırdı. Evimizde bir banyo olduğundan ilk kalkan sırayı kapardı. Banyonun karşısında mutfak vardı. Sabahleyin erkenden çay suyu konur, demlenmeye bırakılırdı. Sofranın kurulmasına herkes yardımcı olurdu, hatta küçük kardeşim de sandalyeleri masanın etrafına koyar, herkesten evvel masada yerini alırdı. Sofraya taze ekmek koymak için karşıdaki fırından ekmeği almak benim görevimdi.

Babam sofraya oturmadan kahvaltı başlamazdı. Annemin kurallarından bir tanesi de baba sofraya oturmadan, hiçbir yemeğin yenmemesiydi. Yemeği yapan annem, mutlaka sofrada yemeğin dağıtılmasını yapardı.

Her gün okula giderken, akşam eve zamanında gelmem tembih edilirdi. Akşam yemeği saat yedide yenirdi. Bu saati kaçıran için yemek sofrası tekrar kurulmazdı. Ya mutfakta birkaç lokma atıştırır, ya da aç kalırdı. Sofra kalktıktan sonra tekrar kurulması kaide dışında olduğu için sofraya geç kalmak demek, aç kalmak demekti. Evde daha bir çok kurallar manzumesi vardı ve bu kurallar genelde değişmezdi.

Hele evin eşyaları, yerlerini hiç terk etmezdi. Kanepenin yeri, masanın yeri, hatta büfenin içindeki bazı malzemelerin yeri hemen hemen hiç değişmez, aynı yerde bulunurdu. Seneler sonra bile yine aynı yerde dururlardı.

Yatılı okuduğum senelerde tatile eve geldiğimde, çekmeceleri bir bir açar bakardım. Dantelli peçeteler mutlaka yeşil kapaklı komodinin içinde bulunur, gümüş kaşıklar büfenin ilk çekmecesindeki yerini korurdu.

Evlendiğimde eşim bazı örtülerin yerini değiştirmeye kalktığında, annemden ciddi sözler dinlemişti. Her evin içinde bulunan sabit yasaları vardır ki, bunları değiştirmek doğru olmaz. Ben bunları ‘Annemin Yasası’ olarak adlandırırdım. Annemin yasaları herkes tarafından kabul gören bir kaideler zinciri olarak tanımlanırdı.

Ülkelerin değerli insanları tarafından hazırlanmış, iyidir veya değildir, zamana uygundur veya değildir, ama bir anayasamız vardır. Bu anayasa çok değerli, tarafsız, konunun uzmanları tarafından hazırlanmıştır. Yani herhangi bir partinin üyesi bir hukukçu tarafından değil, tamamıyla bağımsız bir hukuk kurulu tarafından hazırlanmış ve halk oyuna sunulmuş bir ANAYASA olarak bugün hala geçerlidir. Bunu beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, bu bizim anayasamızdır. Şahsi menfaatlerinize uymayabilir bu anayasa. Ancak şahsi düşüncelerden çok, toplum menfaatlerine uygun olarak hazırlanır her yasa.

Neden iktidar partisi bir yeni ana yasa üzerinde israr etmekte, bunu anlamakta güçlük çekmekteyiz. Anayasa’nın 101. maddesinin ilk fıkrasında belirtilen Cumhurbaşkanının tahsil durumunu değiştirmek için yeni anayasa yapılması gerekmez.

Bir de, mevcudiyeti çok önemli bir madde vardır Anayasa’da; MADDE 138; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

İktidar partisinin siyasi kanadındaki hukukçuların ortaya koyacağı bir revize anayasayı halka kabul ettirmek, buna halkı zorlamak, anlaşılması güç bir denklem.

Giyim ve kuşam bir gereksinmedir, ama bu gereksinme bir aşireti, bir ideolojiyi, bir tarikatı, bir cemaati temsil ediyorsa, bunun kabul edilmez bir durum olduğuna inanmaktayım. Mustafa Kemal Atatürk’ün GENÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİ için hazırlattığı ‘ANNE YASALARI‘ tek tek yıkmayı hedef almak, ülkeyi meçhule doğru bir yere yönlendirmek abestir. Kılık kıyafetin neden mecburi kılındığını bir düşünün, sarıklı, takkeli ve serpuşlu insanların devlet dairelerinde dolaştığını, üniversitelerin bahçelerinde poturlu çocukların top oynadığınıı hiç düşündünüz mü?

Büyükada'da bir Suudi Arabistanlı ailenin meydandaki saatin altında resim çektirmesini hayretle izledim. Adam kısa kollu gömlekli, 6 çocuk etrafında, Kadın siyah BURKA çarşaf altında, göz hizası siyah tülle kaplı, yani ne el, ne ayak ne de gözü görünmeyen siyah çarşaflı bir siluetle Büyükada hatıra resmi. Türkiye'nin çekilmekte olduğu hedef, işte burası demek istiyorum.

Validem Cumhuriyet döneminin ilk öğretmenlerindendi, dindardı ve beş vakit namazını kılardı. Teni güneşe hassastı, bu nedenle uzun kollu giyinirdi ve baş örtüsünü yalnız güneşli zamanlarda dışarıda kullanırdı. Okulda hiç baş örtüsü kullanmazdı. Bugün yaşasaydı annem, bizim gördüklerimize ve şahit olduklarımıza inanmak istemeyerek evdeki kendi ANNE YASASI'na daha sıkı sarılırdı diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.



Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği
Çocuklar Nasıl Suikastçı Olur?
Aynı Karanlık, Farklı İsimler Epstein’dan Savile’a Kapitalizmin İstismar Düzeni
500 Milyon Dolar Geldi… Peki Kime Geldi, Kime Gitmedi?
Epstein belgeleri: Yeni yayımlanan üç milyon sayfada kimler var?

Avustralya'da "İsrail Cumhurbaşkanı tutuklansın" tartışması...
Yıpratma Savaşı, Otoriter Kapitalizm ve Türkiye’de Egemen Blokun Sessizliği
Kolombiya’dan Ukrayna’ya Uzanan Sinif Savaşi Ve Türkiye’nin Ulusal Gerçeği
Trump'a öfke büyüyor : ABD'de yine bir sivil öldürüldü
Suriye'den Irak'a nakil: 9 bin IŞİD'liye ne olacak?

Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda

Amerikada Saklı Karanlık Bir Ailenin Nazi Casusluk Gizemi
Bir Gençlik Çağrısı: Yosef’in Son Akşamı
ABD’deki Korku Duvarını Yıkan Yahudi Kadın, Amerikan Konsantrasyon Kampının İnanılmaz Hikayesi
İnsanın İçindeki Hakikat, Maskelerin Dünyasında Kaybolmayan İman
Türkiye’nin Yeraltı Haritası, Uluslararası Mafya Ağlarının Kavşağına Dönüşen Bir Ülkenin Hikayesi

Hasan Tahsin
SERVET
ŞAKİ...
İCMAL
PALAVRA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git