A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Emekçinin Dönüşü

Kategori Kategori: Korona Günlüğü | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: M. Şehmus Güzel | 03 Nisan 2020 01:33:31

Sabah erken, çok erken saatte, otomobildesiniz ve işe bir an önce yetişmek için direksiyon sallıyorsunuz. İşyerinize çok az kaldı ama dar bir sokakta siz de dardasınız yine. Her sabah bu saatte olduğu gibi, sarı yeşil iş giysilerine bürünmüş temizlik emekçilerinin çöp tenekelerini tek tek toplamasına seyircisiniz istemeyerek.

Paris, 2 Nisan 2020

Geceden çıkarılmış çöp tenekelerinin tek tek boşaltılması, çöp tenekelerinin yeniden yerlerine konulması epey zaman alıyor, trafik beterin beteri sıkışıyor, otomobillerinde yalnızlıklarının tadını çıkaran, radyo haberlerine dalmış veya müzik dinleyenlerin homurtuları kent gürültüsüne karışıyor. Hiç kimse onları görmüyor. Evet evet temizlik emekçilerini hiç kimse görmüyor. Onlar birer makina gibi çalışıyor. Birer hayalet sanki. Görünmüyorlar. Göze çarpmıyorlar. Kimse onlara bakmıyor bile. Homurtular yükseliyor ...



Yukarıdaki hikaye tarihe karıştı çoktan. Paris Belediyesi “Çoğul Sol” tarafından yönetilmeye başlayınca temizlikçiler ordusunun çöp tenekelerini günün daha sonraki saatlerinde ve haftada iki defa toplamaları düzene sokulunca, trafik artık bu yüzden sıkışmıyor, homurtular azaldı, emekçiler tümüyle görünmezler kervanına katıldı.   

Zaman geçti.

Süpermarket kasalarında neden daha çok sayıda kadın çalışır? Neden sadece elleri gözümüze çarpar, yüzlerine bakmak aklımızın ucundan geçmez? Meçhul değil: Çünkü aklımız satın aldıklarımızda: “Makarnayı unutmadım umarım”da. Konserve kutusunun üstündeki fiyatla kasa etiketine yazılanın birbirine  uyup uymadığında. Veya başka bir yerde, başka bir şeyde. Ama kasadaki genç kadında değil. Bu kesin. Kasadaki kadın da görünmezler ordusunun bir neferi.  

Hastabakıcılar, çoğu çok genç, erkek ve kadın, koşturuyor, hastalara, kimine kibarca, kimine sertçe, hizmet sunuyor. İlaç veriyor, iğne yapıyor, dert dinliyor ... Ama görünmüyorlar. Göze çarpmıyorlar. Kimse onlara metelik vermiyor. Ayıp ediyoruz ama kural değişmiyor. Kaçımız bize hizmet etmiş, iyileşmemizde önemli rol oynamış hastabakıcımızın ismini anımsıyoruz? Kaçımız?

Bunlar Koronadan Önce (KÖ) günlerine, haftalarına, aylarına, yıllarına ait. Koronadan Sonra (KS) her şey değişti:

Görünmezler görünür oldular. Birdenbire: Işıklar onlara çevrildi çünkü. Onların günlük yaşantımız ve kısaca yaşantımız için ne kadar önemli, ne kadar belirleyici oldukları anlaşıldı. Nihayet. Yeniden ve yeniden. Bugünkü zalim korona saldırısı altında hizmeti sürdürüyorlar cesaretle.  

17 Mart 2020’den beri her gece saat tam 20’de balkonlarımıza çıkıyor, pencerelerimizden sarkıyor ve alkışlıyoruz: Dakikalarca. Bütün sağlık personelini, ama öncelikle ve özellikle hastabakıcıları.

Hastabakıcılar küçük ekranlara, isimleri ve soyisimleri yazılı, çıkıyorlar, yaşanılanları anlatıyorlar, yineliyorlar ama sanki hiç yorulmuyorlar. Onlarsız hastanelerde işlerin yürümeyeceği bu kadar açık ve seçik bir biçimde hiç bir zaman gösterilmemişti. Sağlık dünyasında onların ihmal edilemez rolü bu kadar somut bir biçimde yansıtılmamıştı.

Son iki yılda, yeni cumhurbaşkanının seçilmesinden hemen sonra, sürekli eylem içinde, gösteri, yürüyüş ve dönüşümlü grevlerinde, “sarı yeleklilerle” birlikte veya kendi eylemlerinde, hastanelerin feci durumunu, personel azlığını, malzeme yetersizliğini, araç-gereçlerin eksikliğini düzenli olarak dile getiren ve kimi kez sadece bu konularda çözüm bulunması için isyan eden hastabakıcılar başta bütün sağlık emekçileri bu defa koronaya karşı hazırlıklı olunmadığını, ülke yöneticilerinin okulların kapatılmasından “evde kal”a hemen hemen her konuda karar almakta geçiktiklerini, karar verdiklerinde ise kararların birbiriyle çelişkili olduğunu örnekleriyle açıklıyorlar. Ölü sayısının durmadan artmasına, hasta sayısının çokluğuna neden olanların bulunması için araştırma yapılmasını, komisyonlar kurulmasını ısrarla istiyorlar. Hastanelerde nelerin eksik olduğunu, kimin neyi neden, nasıl ihmal ettiğini, hiçkimseyi bizzat yargılamadan, çok kesin ve açık bir dille gözler önüne seriyorlar. Ajitasyon yapmadan, sakince, kararlılıkla. Bir daha bu tür hatalar yapılmasın diyerek. Kimseyi af etmek istemedikleri için olmalı hastane düzeyinde, Sağlık Bakanlığı,  Hükümet ve genel ülke yönetimi düzeyinde kusuru olanların, hata yapanların bulunması için küme küme biraraya gelip davalar açıyorlar. Hastabakıcılar yanında, doktorlar, ölenlerin yakınları, bir dernek bünyesinde örgütlenenler, sendikalı olanlar sendikalarıyla ve avukatlarıyla birlikte dava açıyorlar, davalara yeni davalar ekliyorlar. Muhalefetteki siyasi partilerin “ulusal birlik” adına yapmadıklarını sağlık emekçileri gerçekleştiriyor. Cephede en ön saflarda onların bulunması da belirleyici elbette: Fransa’da, İtalya’da, İspanya’da ve diğer ükelerde ölenler arasında hastalarını kurtarmaya, onlara hizmet sunmaya çabalayan kadın ve erkekler de var: Kimi dayanışma için emekliliğini askıya alarak hastanelere koşmuş doktorlar, genç hastabakıcılar, genç doktorlar. Bu işin peşini bırakmayacaklar. Burası Fransa. Nitekim Cumhurbaşkanı, başbakan, ilgili bakanlar, yöneticilerden karar alanlar, kararlara katılanlar şimdiden savunmaya geçtiler bile. Kimi iki saate bir “milli birlik” çağrısı yapıyor. Kimi “bizleri erken sorgulamaya kalkan kötü niyetlilerden” söz ediyor.

Ölü sayısı artıyor. Duruşma günleri yaklaşıyor. Bu işin peşi bırakılmayacak.

Hastalarının hayatını kurtarmak için günde onbir oniki saat didinenler, özel yaşamlarını, ailelerini ihmal etmek zorunda kalanlar, kendi sağlığını tehlikeye atanlar, yersiz kararları ve apaçık yalanlarıyla yurttaşlarının ölümüne neden olanları yargı önüne taşıyor. Fransa yakın tarihinde örnekler eksik değil. Cumhurbaşkanına ve başbakanına güvenenlerin oranı son bir hafta içinde on puan  yitirdi: % 56’dan % 46’ya indi. Müktedirler zorda, darda. KS daha zor ve daha beter duruma düşecekleri olasılığı artıyor.  

Büyük ihtimalle ölüler kendilerinden daha sonra da söz ettirecekler. Sağlık krizinin sorumluları bağımsız mahkemeler önünde mutlaka yargılanacakar:

Neden “artık kullanılmaz” maskeler imha edildikten sonra gerekli “stratejik stoklar” alınıp, depolara konulmadı?

“Hastane de bir işletmedir, kazanç getirmeyenler kapatılmalı” diyen ultraliberal ekonomi politikasının uygulayıcıları, küçük kent, kasaba ve köyleri nasıl hastanesiz, sağlık merkezsiz, doktorsuz, hastabakıcısız bıraktılar? Suçlular kim?

Neden gelen tehlikenin farkına zamanında varılmadı. Nasıl oldu da Şubat ortasında bile “Bize ulaşmaz” demek cahilliği gösterildi?

“Tehlike var” deyip alınması gereken önlemler sıralanırken 15 Martta belediye seçimlerinin birinci turunun onca itiraza rağmen yapılması doğru muydu? Sandık görevlilerinden korona belasına yakalananların sorumlular hakkında açtığı ortaklaşa dava soruyu yanıtlayacak mutlaka.

Ve daha bir dizi nedenle davalar açıldı, açılıyor.

Herkes hastabakıcıların, doktorların koronaya karşı mücadeledeki ÖNEMİNİ anladı. Alkışlar bunun için de.

İtfayeciler her gittikleri yerde alkışlarla karşılanıyorlar.

Kadın ve erkek postacılar, mektup dağıtanlar ve bürolarda yurttaşları güler yüzle karşılayanlar da alkışı hak ediyorlar.

Görünmezler görünür oldular.

Eğer temizlik işçileri sokaktan geçerken, birkaç kişinin “Bravo! Bravo!” teşviki ve mütevazi alkışı yanında daha geniş bir biçimde akışlanmıyorlarsa, bu kitlelerin “evde kal”masından. Yoksa hepimiz onların önemini anladık ve not ettik. Onlarsız bu işin altından kalkamayacağımız aşikar.  

Süpermarketlerde herşeye rağmen, bazen ayda sadece 900 veya bin öroya,  hizmete devam eden kadınları yanaklarından şapur şupur öpmüyorsak bir laubalilikten korktuğumuzdan, bir de kasa emekçilerinin yüzlerinin neredeyse yüzde yüz kapalı olmasından. Öpüşme yasağı da var, kusura bakma Angélique!

KS bunun da acısını çıkarağız. Şimdilik emekçinin dönüşünü kutluyoruz. Oyumu bu defa emekçilere vereceğim. Bu kesin.

Yoksul mahallelerin gönlü cömert eli açık apartmanlarında anaların “Oğlum büyüyünce ya çöpçü ya itfayeci ya doktor ya da cumhurbaşkanı olacak, kızım ya hastabakıcı ya kasa emekçisi ya doktor ya da cumhurbaşkanı olacak, oğlum seçilemezse.” dediklerini duyuyoruz.

Daha dün ara sokaklardan birinde eşimle yürürken solumuzdaki bembeyaz bir duvarda iri harflerle ve beyaz boyayla yazılı bir duvaryazısı okuduk, kendimize saklayamam, sizlerle paylaşmazsam üzülürüm. Aynen aktarıyorum:
“pompiers, infirmières, éboueurs, grévistes, je vous aime!”

Çevirisi : “itfayeciler, (kadın) hastabakıcılar, grevciler, sizi seviyorum!” (1)

Başka biri duvaryazısının bittiği noktanın dibine bir çember çizmiş içine de “nous aussi” diye yazı vermiş. Çevirisi: “BİZ DE”. Evet biz de.

Duvaryazısının fotoğrafını çekmeyi akıl edemedim diye hayıflanıyorum. Bu kıyamet günlerinde yolumz oradan bir daha geçerse söz, fotosunu çekeceğim ve sizlerle paylaşacağım. Söz evet!

(1)    Yazan, hastabakıcıların sadece kadın olduğu sanısıyla infirmières demiş. Erkeklerin de hastabakıcı (erkek olunca: infirmier) olduğunu eşitlik bozulmasın diye eklemeli.
 

 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Aile hekimleri sokağa çıkıyor.
Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği
Çocuklar Nasıl Suikastçı Olur?
Aynı Karanlık, Farklı İsimler Epstein’dan Savile’a Kapitalizmin İstismar Düzeni
500 Milyon Dolar Geldi… Peki Kime Geldi, Kime Gitmedi?

Amerika ödeme yapabilir, ama yeniden yükleme yapabilir mi?
İran'ın Zayıflaması Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Tuzak
Yalancı Gerekçeler: Aslan Kükremesi Operasyonunun Ardındaki Yalanlar
Dış Politika Sıkıntıları: Avustralya Dış Politika Beyaz Kitabı
Trump'ın Avrupa'ya Karşı Savaşı Washington'ı Parçalıyor

Yeni Sömürgecilik: Enerji, Mineraller ve Kaynak İmparatorluğunun Geri Dönüşü
Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Turist sayısını en çok artıran ülkeler açıklandı.
Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik

Kırım İşgali ve Kırım Türkleri Emperyalizme Karşı Direnişin Sesi
Gökyüzünü Delik Deşik Eden Akıl: 30 Bin Hava Hedefi – Zafer mi Yoksa Kanlı Bir Gerçek mi?
Mali Devletin Çatlağı 11 İlde 93 Vergi Müfettişi Operasyonu Üzerinden Yapısal Bir Hesaplaşma
Devletin Sınıfsal Ele Geçirilişi ve Kadrolaşma Rejiminin Teşhiri
Açlık Oyunları Düzeni ve Türkiye

OKKALI YALAN
Yağmur Yağar
TARİH
KADI BURHANETTİN
Ne Şam'ın Şekeri

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git