A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Merkel’in çatalı ve Polonyalı muslukçu

Kategori Kategori: Ayorum Güncel | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Ayşe Özer | 26 Eylül 2017 17:53:28

Resmi tarih, devletlu büyüklerimizin bir savaşta yenik düşmesini kabullenemediğinden senelerce Almanlar yenilince bizim de yenilmiş sayıldığımızı anlattı durdu. Adamların tek yenilgisi var tarih boyunca, o da benim necip milletime denk gelmiş, iyi mi? Aynı resmi tarih 1. Dünya Savaşının başlangıcını Avusturya - Macaristan veliahtının saldırıya uğramasına bağlardı. Çocuk aklımda bu veliaht bir şımarık oğlan çocuğu olarak kalmıştır.

Bir saldırıya uğradın diye bütün dünya perişan oluyor, benim devletlulerim de senin yüzünden yenilmiş sayılıyor. Ergen misin nesin? Resmi tarih, insanı ergen yaşında gergin yapar abiler.

30-40’lı yaşlardaki garibanların Almanlarla ikinci tanışıklığı Doğu Almanyalı gülleci kadınlar sayesinde olmuştur. Ergenliğinin başında çiçeği burnunda bir genç kız olarak, o koca gülleleri yerden kaldırıp, pelüş ayıcıkmış gibi karşıya atan bu dev kadınların bütün kasları gelişirken göğüslerinin neden büyümediğini sordum kendime ergenliğim boyunca. Adet kanamalarının çok yoğun geçtiğini düşünürdüm bu kadınların. O kadar ağır şey kaldırılır mı, beli açılır insanın. Erkeğin yaptığı her işi onlardan daha iyi yaparız evelallah derken, Doğu Alman gülleciler yenilince biz de yenilmiş mi sayılıyoruz?

Alamanya acı vatandı benim ailemden bir kaç kişi için de. Tatillerde getirilen süper lezzetli çikolatalar, altına işeyen bebekler, konuşan arabalar bir çocuğa sevimli gelirdi elbette. Ama o aile bireylerinin Alamanya’ya dönerken yüzlerinde oluşan ifadeden öz yurtlarında parya olduklarından oraya gitmek zorunda oldukları, acı vatanın acılığı okunurdu. Altına işeyen bebek için değmezdi vatanını terk etmeye, çocukken öyle düşünürdüm ben. 50 senedir bir arada yaşadıkları Türklere hala mülteci muamelesi yapan, 50 senede bir tek kafesinde demleme çay yapmayı akıl edemeyen, Türkleri gettolarına hapseden devletin ortasından geçen ve iki Almanya’yı birbirinden ayıran duvar kaldırılınca AB genişlemesi olarak tarihe geçiyor. O kadar da mühim insanlar olduklarından yenilgileri bizim hanemize de yazılıyor. Ve o duvarın anıt kısmında şöyle yazıyor: Merkel is a donut! Helal ve tayyip gıda ürünleri fuarı yapmış ülkeyiz, bir donut olarak Merkel bize rakip olamaz. Onların yenilgileri bizi bağlamaz şekerim!

Avrupa Birliği, 9. Senfoni eşliğinde çiçekli böcekli bir barış, özgürlük profili çizmeye çalışırken, “mevzu bahis serbest dolaşımsa gerisi teferruattır” diyemedi. 60’larda genç nüfusu bulunmadığından çağırdığı Türk işçileri davul zurnayla karşılayan Almanya, birliğin en büyük nüfusuna ve parlamentoda en çok oya sahip üyesi olarak ağırlığını koydu ve dedi ki: “Bu varoş devletler üye olmasın, ya da serbest dolaşım hakkı bunlara tanınmasın. Benim halkımın iş olanakları kısıtlanır”. Sonra Fransa da dedi ki “Polonyalı muslukçu benim muslukçumun işini elinden alır” Bu muslukçu meselesi derin mevzu. Sütçü, tüpçü, muslukçu üçlüsünün devreye girmesiyle melez bir Alman veya Fransız ırkı oluşabilir. Nesebi belli olmadığı gibi, ırkı da belli olmayabilir yeni nesillerin hafazanallah. Yaşasın halkların muslukçuluğu, o ayrı. Velakin muslukçuyu diğerlerinden ayıran bir unsur var o da çatalı! Ustalık seviyesine göre açılma oranı değişen çatal, her muslukçunun, özellikle taharet musluğu tamir ederken veya lavabo tıkanıklığı açarken arka tarafında beliren, vücudun en önemli uzvu olduğundan Latince ismi de Gluteus Maximus gibi bir Roma İmparatoru ismini andıran ve memlekette her şeyi adıyla söylemeye alışmadığımız halde, Can Babanın da dediği gibi ona o dediğimiz bölgede belirir. Musluk tamir edilmemekte inatlaşırsa, daha beter açıldığından usta muslukçularda daha fena açıldığı kayıtlıdır literatürde. Oysa bir çıtçıtlı badi giyebilirdiniz bayım. Bakın kadınlar giyiyorlar, belleri açılmasın diye. Sevgiliniz henüz çıkarmadıysa, bu çıtçıtlarını bir araya getirmek için bin türlü zahmet verilen giysiden yazın henüz gelmediğini bile anlayabilirsiniz. Söz konusu bel açılmasıysa, bunu kadınlara sormalı özellikle de güllecilere.

“Kadınlar politikaya girsinler” söylemi son yıllarda iyice yaygınlaştı. Burada umulan, dünyaya kadın eli değmesi, Didem Madak’ın dediği gibi dünyanın ağır bir halı gibi çırpılması, tozların havalanması ve dünyanın kendine getirilmesidir. Koca göbekli, kravatlı, ağızlarından tükürükler saçarken muhatabına hakaret ederek, arkasından entrika çevirerek politika yapan erkek dünyasına cinsi latif düşük desibelli sesiyle bir renk getirebilir elbette. Kadının doğasında bulunan anaçlık, şefkat, merhamet gibi duygular bir kürsüden seslendirildiğinde vicdanlara dokunabilir. Velakin erkeğin yaptığı her işi ondan daha iyi yapabileceğini iddia eden kadın, söz konusu siyaset olunca masaya yumruğunu vuran, dirseğini kürsüye koyarak dayı dayı konuşan başka bir türe dönüşüyor. Başka türlü var olamıyor bu yüksek doz erkeklik içeren erkek dünyasında. Demir Lady elinde küçücük çantası, her dem fönlü saçları ve döpiyesiyle her türlü gideri olan bir kadınken, aldığı kararlarla hiç de kadın eli değmemişti dünyaya. Sarışın güzel kadın da 90’lar boyunca kadının her yerde kadın olduğu söyleminin ojeli tırnaklar veya bakımlı saçlarla ilgisi olmadığını kanıtlamıştı. Bir başka sarışın, Merkel, bir toplantıda göğüs çatalını ortaya çıkaran bir elbise tercih edince kadının politikada var olmasının önemi üzerine güzellemeler yaptılar yine köşe yazarları. Oysa mesele göğüs çatalı değil, Polonyalı muslukçunun çatalıydı. Ve yeni moda tişörtlerden artık muslukçunun değil, Merkel’in çatalı gözüküyor.

Polonyalı muslukçu AB’ye girebilse de, “mültecilere siz bakın biz size para verelim” diyen Merkel, Mabeyn Köşkündeki ihtişamı görünce mi sizinle müzakerelere başlayalım diyor? 9. Senfoni, okul zillerinde kalıyor. Tarih için tarih için tarih verildiğinde muzaffer bir edayla havai fişekler içinde yurda giriş yapan muktedir, “Türkleri AB’de istemiyoruz” diyen Merkel’e tampon bölge olma sözü verip, seçim öncesi AB’ye girmişmiş gibi yapıp iş çevrelerinden bir duduş alıyor. Bir kadın olarak Merkel, tamponun nasıl kullanılacağını biliyor. Kanamayı durdurduktan sonra işlevini tamamlayan tamponlar birer tıbbi atık olarak çöpe atılıyor. Belimiz açılıyor, coğrafyanın açılan koca rahmindeki kanama durdurulamıyor. Bu toprakların çocukları yüzme bilmediklerinden kıyıya vuruyorlar bir şafak vakti. Herkesin 15 dakikalığına da olsa mülteci olduğu dünyada, bir TV programında bir mülteci kızı ağlatan Merkel, “mülteciler sizde kalsın, müzakerelere başlayalım” diyor. Varaklardan büyük devlet olduğumuz anlaşılıyor. Sarayların ihtişamının yarattığı göz kamaşmasından, halkların yoksulluğu görülemiyor. Almanlar yenilmeyince biz yenilmiş sayılıyoruz. O koca halı bir türlü çırpılamıyor. Yeter ki muslukçular yüce neseplerini bozmasın. Oysa artık o göğüs çatalı ne sütyene ne pantolona sığıyor. Badilerden yükselen çıtçıt sesleri, kışın yaklaştığını gösteriyor.


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği
Çocuklar Nasıl Suikastçı Olur?
Aynı Karanlık, Farklı İsimler Epstein’dan Savile’a Kapitalizmin İstismar Düzeni
500 Milyon Dolar Geldi… Peki Kime Geldi, Kime Gitmedi?
Epstein belgeleri: Yeni yayımlanan üç milyon sayfada kimler var?

Avustralya'da "İsrail Cumhurbaşkanı tutuklansın" tartışması...
Yıpratma Savaşı, Otoriter Kapitalizm ve Türkiye’de Egemen Blokun Sessizliği
Kolombiya’dan Ukrayna’ya Uzanan Sinif Savaşi Ve Türkiye’nin Ulusal Gerçeği
Trump'a öfke büyüyor : ABD'de yine bir sivil öldürüldü
Suriye'den Irak'a nakil: 9 bin IŞİD'liye ne olacak?

Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda

Amerikada Saklı Karanlık Bir Ailenin Nazi Casusluk Gizemi
Bir Gençlik Çağrısı: Yosef’in Son Akşamı
ABD’deki Korku Duvarını Yıkan Yahudi Kadın, Amerikan Konsantrasyon Kampının İnanılmaz Hikayesi
İnsanın İçindeki Hakikat, Maskelerin Dünyasında Kaybolmayan İman
Türkiye’nin Yeraltı Haritası, Uluslararası Mafya Ağlarının Kavşağına Dönüşen Bir Ülkenin Hikayesi

Hasan Tahsin
SERVET
ŞAKİ...
İCMAL
PALAVRA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git