
Hamza Kaşgari, Saudi Arabistan'lı bir genç gazeteci ve şair. Şu anda tutuklu. Kılıçla başının uçurulması isteniyor. Neden? Çünkü Saudiler, Hamza'nın tanrıya ve onun elçisine hakaret ettiğini, inançlarının incindiğini, tanrılarını ve peygamberlerini korumak için Hamza'nın ölmesi gerektiğini düşünüyorlar. Yalnızca düşünmüyor, sosyal medya ağlarını, internet'in sağladığı olanakları kullanarak bunu krallarından ve de prenslerinden talep ediyorlar.

Hamza’nın öldürülmesini isteyen inançlı Saudilerin bunu ya da tanrılarının uygun göreceği bir cezayı neden doğrudan tanrılarından değil de krallarından istediklerini anlayabiliyor musunuz?
Ya bir kaç sözle inançlarının zedelenebilmesine ne diyorsunuz?
Gönülde değil de giysi gibi üstte baştta taşınan, kolayca zedelenen bir inanca inanç denir mi?
Bilmiyorum ama Hamza’nın hayatını tehlikeye sokan şu sözlerini anlıyorum. Duygularını böyle şiirsel bir güzellikle dile getirmiş olmasına ise büyük saygı duyuyorum:
"doğum gününde diyeceğim ki, içindeki asiyi sevdim, benim için hep bir esin kaynağı oldun, ve çevrende yaratılan kutsallık halesinden hoşlanmadım. senin için dua etmeyeceğim.
doğum gününde, nereye dönsem seni buluyorum. diyeceğim ki, bazı yönlerini sevdim, bazılarından nefret ettim, bir çoğunu anlayamadım.
doğum gününde, önünde eğilmeyeceğim. elini öpmeyeceğim. onun yerine, elini eşitin gibi sıkacağım ve sen bana gülümserken sana gülümseyeceğim. seninle bir arkadaş gibi konuşacağım. daha fazlası değil."
Hamza, bunları Mevlüd Kandili gecesi twitter’a kendi hesabına yazmış. Arkasından yüzlerce binlerce tehdit mektubu gelmeye başlamış. Her ne kadar özür dilediyse de öldürülmesi için imzalar toplamaya başlamışlar. Özgürlükçü düşünceleri ile tanınan genç adam, aslında pek çok Saudi’nin duygularını, düşüncelerini dile getirdiğini, aldığı bu tepkilerin yüzde birini bile beklemediğini söylüyor.
Hamza, tepkilerin büyümesi üzerine Ürdün üzerinden Malezya’ya kaçıyor, amacı Yeni Zelanda’dan sığınma istemek ancak, Saudiler Interpol aracılığıyla Malezya’da havaalına ayak basar basmaz tutuklatıyorlar Hamza’yı. Burada insanın aklına başka bir soru daha geliyor. Ortada uluslararası bir suç yokken, hatta gerçekte bir suç da yokken Interpol kullanılabilir mi? Bu interpolün kötüye kullanılması değil midir? Bir ülkedeki baskı rejiminin uluslararsı uzantısı olmak mıdır İnterpol’ün işlevi?
Dün, Uluslararası İnsan Hakları örgütü Hamza’nın idamla yargılanacağı Saudi Arabistan’a iade edilmemesi için bir imza kampanyası başlattı. Hedefte hemen 4000 imza toplamak vardı, bu toplandı ama çok geçti. Malezya Hamza’yı pazar günü Saudi Arabistan’a iade etti. İade edlimesinin üzerinden bir kaç saat geçtikten sonra da Malezya mahkemleri iade edilmemesi için karar çıkardı. Gülünç değil mi? Malezya, uluslarası topluma uygar bir ülke olarak görünmeyi önemsiyor. Öte yandan, Saudi Arabistan’a hukuğa aykırı bir işlem için bile olsa hayır diyemeyen bir zavallı ülke olarak kalıyor.
Şimdi Hamza’ya neler olacak? Duygusal ve fisiksel şiddete uğramadan, adil bir yargılama olanağı verilecek mi? Saudi Arabistan rejimini düşününce bu olanaklı mı?
Çok ciddi bir uluslararası tepki olmadığı sürece, Hamza’nın adil yargılanmayacağını biliyoruz. Hatta tek şansının kral tarafından bağışlanmak olduğu da söyleniyor.
Belki de Hamza bağışlanacak. Ama biliyoruz ki Hamza’nın başı üzerindeki kılıç tüm Saudi halkının üzerinde sallanmaya devam edecek. Ve biliyoruz ki bu paslı kılıcı kirli kınından çıkarıp Türkiye halkının başı üzerinde sallamak isteyenler de var.
Ve biz 21.yy da yaşıyoruz.
Küçükken nenem masala başlarken derdi… Az gittim uz gittim… Döndüm bir de baktım ki bir arpa boyu yol gitmişim….
Ama bu bir masal değil. 21.yy Bizim karabasanımız!
***
Hamza’ya destek olmak için yapabileceklerimiz:
Lütfen bulunduğunuz ülkedeki Saudi Arabistan elçilikleri ve konsolosluklarını telefonla arayın, mektup, ileti ve faks gönderin. Duyarlılığınızı anlatın, Hamza’nın idamının insanlık vicdanında açılan bir yara olacağının altını çizin.
Saudi Arabistan Elçiliği - Türkiye
Turan Emeksiz Sok. No:6 06700 - Ankara
Tel: (+90) 216 4685540
Fax: (+90) 216 4274886
E-mail:
tremb@mofa.gov.saSaudi Arabistan Elçiliği – Avustralya
38 Guilfoyle Street
Yarralumla Canberra ACT 2600
Tel:
+61 02 6250 7000Fax :
+61 02 6282 8911Hamza için açılan facebook sayfasından gelişmeleri izleyerek düşüncelerinizi paylaşın:
https://www.facebook.com/#!/SaveHamzaKashgari Gelişmeler konusunda bilgilenin. Hamza’nın Wikipedia'da sayfası var, düzenli olarak güncelliyorlar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Hamza_KashgariVar olan imza kampanyalarına katılın, ya da yenilerini siz düzenleyin.
http://www.thepetitionsite.com/1/death-calls-for-saudi-poet-and-blogger/
Her zaman şiddete karşı, yüreğinde insan aşkı besleyen insanlar olarak kalacağımız umudu ile…
çok yazık!!! doğruları söylediği için vahşice öldürülecek.keşke bu kardeşimiz için yapabilecek daha çok şey olsaydı.
o kılıcı türkiyenin başına sallamaya da kimsenin gücü yetmeyecek.bu böyle biline!!!!!
Yazılan bir şiirden dolayı, duygusal bir yorumdan dolayı başı kesilecekse bir insanın... Ne demeli? İmzalarımızı yolladık
umarız bir işe yarar
Düşünüyorum ama onu kurtaracak kesin bir yol bulamıyorum. Ama bulmamız gerektiğine inanıyorum.
Çok üzücü hakikaten :( Kashgari'nin Muhammed'in doğumgünü için yazdıkları aslında sizin de dediğiniz gibi çok şiirsel, ve 'mistik'; yani sufi mistisizmindeki 'Tanrı ve elçileri/peygamberleri' ile BİR olma fikrini öne çıkarıyor. Aslında hiyerarşi yok Tanrı ile kul arasında sufizme göre, dindeki kabuğu delip duvarı aşıp öze ulaşan herkes bilir birlik felsefesinin kalbi nasıl yumusattığını... ne yazık ki çoğunun kalbi nasır bağlamış, din yolu ile bu katılığa ve gaddarlığa erişmek te ilginç bir paradoks...anlaşılan özü anlamak ve öze ulaşmaktan pek yoksun çoğu ülkedeki İslam dininin yaşanışı ve güncellenmiş felsefesi. Kashgari eğer bu kavram kargaşasının kurbanı olursa çok üzülürüm,
çok teşekkürler böylesine duyarlı bir yazı yazdığınız için