A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

New Scientist'a göre 2099

Kategori Kategori: Çevre | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: A Yorum | 09 Ağustos 2009 04:40:51

İstanbul kıyıları sular altında kalacak, İngiltere kıyılarında timsahlar güneşlenecek, Brezilya uçsuz bucaksız bir çöle dönüşecek, Saygon, New Orleans, Venedik, Bombay gibi yerler efsanevi kayıp şehirler arasına katılacak ve en kötüsü insanlığın 90'ı tarihe karışacak... Açıkçası bu hiç kimsenin gelecekte görmek istemeyeceği bir tablo.

2099 yılında küresel sıcaklığın 4 derece artması bekleniyor. New Scientist'te yayınlanan ve bu sıcaklık artışı durumunda 2099 yılı öngörülerini içeren rapora göre Dünya her geçen gün bu "sona" yaklaşıyor. Sera gazı emisyonunun önlenmesine yönelik çalışmaların başarısız olması durumunda küresel ısınma artacak. Belki de arkası alınamayacak. Bilim adamları, ekonomistler böyle bir tabloda kayıpların ardından hayatta kalanların dünyayı yeniden organize edeceğine inanıyor.

Dünyaca ünlü bilim dergisi New Scientist'in 2099 yılı için hazırladığı çevre raporunda yer alan haritaya göre İstanbul 90 yıl sonra sular altında kalacak. Derginin kapak konusu yaptığı rapora göre sıcaklıkların artmasıyla birlikte Avrupa'da birçok bölge çölleşecek ve nesli tükenen canlı sayısı artacak. Raporun Türkiye için en çarpıcı kısmı ise İstanbul'la ilgili. Dergide yer alan haritaya göre İstanbul'un kıyıları suların yükselmesiyle birlikte deniz seviyesinin altında kalacak. Türkiye'yle ilgili bir diğer bilgi ise doğu bölgelerinde yaşanması muhtemel aşırı kuraklık. Edinilen bilgilere göre 41 yıl sonra ortalama sıcaklıklar dünyada 4 derece birden artarak çölleşmiş ve kuraklaşmış bölge sayısı artacak Felaketi andıran raporun sonuçları 2100 yılına girildiğinde dünyada çok farklı bir yaşam olacağını öngörüyor. Bilim adamlarının tahminine göre süreç 2050'den itibaren hız kazanacak.İklim bilimciler Dünyayı bekleyen bu olası felaket senaryosu karşısında iki kampa ayrılmış durumda. Birinci grup emisyon hacminin kontrol altına alınması durumunda böyle bir felaketin önüne geçilebileceğini düşünürken, ikinci grup bu dakikadan sonra ne yapılırsa yapılsın faydalı olmayacağı görüşünde.

İyi bir haber ise hayatta kalmayı sadece 100 çift başarabilirse bile türümüz devam edebilecek. Fakat şu anda yaşayan hemen hemen 7 milyar insanın kaybedilmemesi için şimdiden ciddi bir planlama yapılması gerekiyor. Bu senaryonun gerçek olması için sadece 4 derecelik ısı artışı yeterli olacak.Global ısı değerlerinde yaşanacak 4 derecelik bir artış aslında çok başka bir konu, gezegende yaşayanlar daha önce hiç tanımadıkları bir ortalma karşılaşacaklar.Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin 2007 raporuna göre 4 derecelik bir artış kolayca meydana gelebilir.Yapılması gereken ise daha sıcak bir dünyaya ne kadar zaman içinde uyum sağlayabileceğimiz. Modellemelere göre m2100 yılında dünya 4 derecek daha "pişmiş" olacak. Bazı bilim adamları ise bu ısınmanın 2050 yılında gerçekleşeceğinden endişe ediyor.Dünyada bu büyüklükte sıcaklık yükselişi en son 55 milyon yıl önce gerçekleşmişti. Ozaman sıcaklıklar 5 ila 6 derece artmış, deniz seviyesi bugünkünden 100 metre daha fazla yükselmiş ve çöller Afrika'nın güneyinden Avrupa'ya kadar uzanmıştı.

Bugün ise bu tür olayların gerçekleşmesi için ısının ne kadar daha yükselmesi gerektiği, ne kadar daha buzun eriyeceği üzerine sanaryolar oluşturuyor. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ilk çözülmesi gereken problem bu kadar çok insanın yaşayabileceği yer bulmak ve bu kadar insanı besleyebilmek olacak.Daha sonra buzları erimesiyle birlikte okyanuslar genişleyecek ve su seviyesi yükselecek. Tahmin edilen yükselmenin kıyı bölgelerinde 2 metreye ulacağı yönünde. Ancak bu faktöre Grönland ve Antartika'nın büyük bölününün erimesi eklenince suların yükselişinin çok daha fazla olacağı tahmin ediliyor. İçinde bulunduğumuz yüzyıl tamamlanırken Batı Antartika'nın buz tabakalarının erimesi, en az 1 ya da 2 metre denizlerin yükselmesi anlamına geliyor. Hiç buz tabakası kalmayan bir Dünya ise bugünküne göre 80 metre daha yüksek deniz seviyesi anlamına geliyor ki böyle bir durum "korkunç" olarak nitelendirebilir.

Dünyanın yarısı tropik iklimde (artı 30 eksi 30 derece arası) yaşıyor ki bu alanlar iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler olacak. Örneğin Hindistan, Bangladeş ve Pakistan şu anda bile musonların meydana getirdiği yıkıcı sellerin etkisinde can çekişiyor. Bu bölgeler ısındıkça su çok daha hızlı bularlaşacak ve Asya genelini kuraklık alacak. Mesela Bangladeş yu anki topraklarının üçte birini kaybedecek. Afrika'da ise Sahra Çölü'nün çok daha geniş bir alana, yayıldığını düşünmek yeterli. Diğer modeller Afrika için çok daha kötümser, neredeyse bütün Afrika'nın çölleşmesinden korkuluyor. Taze içilebilir su bulabilmek sıcaklıkların artmasıyla dünya için büyük problem olcak. Çin, Güney Batı, Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika'nın neredeyse tamamı ve Avustralya topraklarında nemin azalmasıyla susuzluk korkunç bir hal alacak. Dünyanın diğer yerleri bu bölgeler kadar olmasa da suya hasret kalacak. Dünyanın bütün çölleri genişleyecek. Özellikle Sahra Çölü'nün etkisi, Orta Avrupa'ya kadar genişleyecek. Avrupa'daki dağlarda bulunan buzullarla beslenen Tuna, Ren gibi nehirler buzulların erimesiyle küçülecek. Peru Andları, Himalayalar ve Karakurum bölgesi için de benzer bir durum söz konusu. Bunların sonuçları ise Afganistan, Pakistan, Çin, Bhutan, Hindistan ve Vietnam'ın su kaynaklarının hemen hemen yok olması.

Yeterli su garantili yerler sadece yüksek enlemler olacak. NASA bilimcisi James Lovelock'un geliştirdiği Gaia teorisine göre yüksek bölgelerde bir anda nüfus patlaması yaşanacak ve bu bölgelerde her şey yetişecek. Bütün hayat da bundan ibaret olacak. Dünyanın geri kalanı ise birkaç vaha dışında büyük ölçüde çölleşecek. Peki gezegenin sadece bir kısmı yaşanabilir olacaksa, bu kadar büyük bir nüfus nasıl hayatını sürdürecek. Daha az iyimser ollar insanoğlunun çok zor bir durumla karşı karşıya kalacağını ve bunu aşmak için yeterince zeki olmadığı görüşünde. Yine de insanlığın bir tür olarak devam edeceğini düşünüyorlar ancak bu yüzyılın sonunda toparlanmasının pek de kolay olmadığının altını çiziyorlar. Hayatta kalabilen insan sayısının muhtemelen bir milyar ya da biraz daha az olacağı tahmin ediliyor. Daha iyimser uzmanlar ise, 4 derecelik bir ısınmanın dünya için büyük değişiklik olduğunu ancak gezegenin hayatta kalmak için yeterince kaynağa sahip olduğunu ifade ediyorlar. Hayatta kalabilmek için insanoğlunun bazı rakidak kararlar vermesi gerekiyor. Toplumumuz yeniden düşünmeli ve jeopolitik çizgilerden arındırılmış ancak kaynakların dağılımını düzenlemeli.Şu an ki zihniyetin her ülkenin kendi ürettiği yiyecek, su ve enerjiyle yetinebilmesi yönünde sabitlendiğini ifade eden uzmanlar, kaynakların nerede olduğu, nüfus, gıda ve çevredeki enerji üretimi gibi faktörleri planlayarak dünyaya yeniden bakılması gerektiğini düşünüyorlar. Ulusal sınırların felaketten etkilenecek insanlara açılmaması durumunda, o insanlar ölümüne terkedilmiş olacak.

Yine uzmanlara göre eğer uzaylılar Dünya'ya gelseydi Pakistan, Mısır gibi kurak bölgelerde yaşayan insanların su sorunu çektikleri halde yetişmesi için bol su isteyen pirinç ektikleri, az su isteyen mısırı ise ithal ettiklerini görselerdi muhtemelen insanoğlunun deli olduğunu düşünürlerdi. Bilim adamları dünyanın uzak güney ve kuzey bölümlerinde yağış artışı olacağını ifade ediyor. Kanada, Sibirya, İskandinavya, Grönland'ın buzsuz kısımları, Patagonya, Tazmanya, Avustralya'nın kuzeyi, Yeni Zelanda ve Antartika'nın batı kıyıları bu bölgeler içine giriyor. Diğer bir deyişle bu saydığımız bölgeler diğerlerine göre daha yaşanabilir olacak ve göç olacak.

Bir insanın minimum yaşanabilir alanını 20 metrekare olarak kabul edersek, 9 milyon kişinin yaşayabilmesi için 18 bin kilometrekare alan gerekir. Kanada tek başına 9.1 milyon kilometre kare alana sahip. Diğer yüksek enlemdeki bölgeler Alaska, Britanya, Rusya ve İskandinavya'yı da eklersek deniz seviyesinde artış olsa bile herkes için yeterince yaşam yeri var. Su erişim olan bu araziler olası senaryonun gerçekleşmesi durumunda gıda da üretilebilen değerli bir hale gelecek ve insanlar bu bölgelere göç edecekler. Eskiye göre daha kısıtlı bir alan olduğu için insanların birbirine bu kadar yakın yaşaması sorunları da beraberinde getirecek. Hastalıklar daha kolay yayılacak. Salgınların izlenebilmesi için erken uyarı sistemleri kurulması gerekecek.Bu kadar insanın aynı yerde yaşamasıyla hava daha da sıcak olacak. Şehirler normal hava değerlerine ek olarak 2 derece daha fazla ısı üretiyor. Bu sıcağa karşı binaların çatıları yansıtıcı özelliğe sahip renklere boyanmalı ve çatılara bitkiler ekilmeli ki aşırı sıcaklık artışı önlenebilsin.Su azalacağından daha verimli tarım yöntemlerinin uygulanması gerekecek. Bununla birlikte ürünlerin büyüyeceği mevsimler kısalacak. Bu nedenle ısıya ve kuraklığa dayanıklı ürün çeşitleri ekilmesi gerekecek. Belki de pirinci tamamen unutup patatese de veda etmek zorunda kalacağız.

Muhtemelen dünya daha vejetaryen bir gezegen olacak. Asitli denizler, aşırı sıcak insanoğlunu balıklardan yoksun bırakacak. Yumuşakçalar tükenecek. Tavukçuluk sadece tarım alanlarının kenarlarında yapılabilen sınırlı bir sektör olacak çünkü bu hayvanları besleyecek ne yeterli ürün ne de uygun yer olmayacak. Aynı durum hayvancılık için de geçerli.Hayvanların ve hayvancılığın azalması sonucu alternatif gübreleme için insan atıkları işlenmek zorunda kalacak. Sentetik etlere ve diğer gıdalara yönelinecek.

Kentlere enerji sağlayabilmek için maceracı fikirlere ihtiyacığımız olacak. Kuzey Afrika üzerinde kurulu devasa güneş enerjisi toplayıcı platformlar. Orta Doğu ve Güney Amerika'da dev güneş kuşakları kurulabilir. Buralarda elde edilen enerji yüksek gerilimli mevcut iletim hatlarıyla şehirlere taşınabilir veya hidrojen olarak nakledilerek daha sonra güneş enerjisi kullanarak suyu ayrıştırıp depolanabilir. Burada şöyle bir soru ortaya çıkıyor "Peki güneşten elde edilen bu enerji, bu kadar insanın tüketimini karşılayacak mı?"Normal şartlarda bu sorunun cevabı hayır. Ancak enerji üretimi için kullanılan yöntemler ve yeni yaşam tarzıyla artık çok daha az enerjiye ihtiyacığımız olacağı unutulmamalı. Yapılacak montajla binaların kendi enerjilerini elde etme imkanı da sağlanabilir ki bugün bile bunun bazı örnekleri var. Eğer toprağı, enerjiyi, gıdayı ve suyu verimli bir şekilde kullanabilirsek bunca nüfusun hayatta kalma şansı var. Ancak bunda bir süreklilik olmalı ve insanlar buna uyum sağlamalıBütün bunların insanların yaşayabilmesi için... Ancak bu olası felaket durumunda ekosistemlerin kaybolacağı, suyun azalacağı, sıcaklıkların yükseleceği, biyoçeşitliliğin hemen hemen yok olma noktasına geleceği unutulmamalı. İnsanlar aslanların kaplanların soylarını korumasını unutmak zorunda kalacaklar, çünkü insanlar onlara göre yaşamak için çok daha fazla şeye ihtiyaç duyuyor ve çok daha çaresiz.


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Davos’ta konuşan Larry Fink’ten itiraf: “Sistem 30 yıldır halka hiçbir şey vermedi”
Küresel Yardım Çöküşüyle Birlikte AB, Belirleyici Bir Sınavla Karşı Karşıya
QENDIL’in Çöküşü, Gölge Filonun Battaniyesi Altında Bir Felaket, Komplo ve Jeopolitik Oyun
“Sen Kimsin Mamdani?” Hukuku Eğip Büken Belediyecilikten Küresel Faşizme
Stranger Things ve Montauk’taki Gizli Deneyler İddiası Zihin Kontrolü, Çocuk Deneyleri ve Soğuk Savaşın Karanlık Mirası

Avrupa'nın Stratejik Sessizliği ve Grönland Şoku
Avrupa'nın Arktik Anı: Grönland, NATO ve Davos'taki Stratejik Zorunluluk
Açık Sözlü Emperyalizm: Trump, Şantaj ve Venezuela Petrolü
Grönland gerilimi sürüyor, Avrupa asker gönderiyor.
Güney Çin Denizi Muamması

Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek

Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği
Köpek ve insanların bazı duyguları aynı genetik kökene sahip

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.
500 yıllık Da Vinci çizimi sessiz drone teknolojisine ilham verdi.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda

Amerikada Saklı Karanlık Bir Ailenin Nazi Casusluk Gizemi
Bir Gençlik Çağrısı: Yosef’in Son Akşamı
ABD’deki Korku Duvarını Yıkan Yahudi Kadın, Amerikan Konsantrasyon Kampının İnanılmaz Hikayesi
İnsanın İçindeki Hakikat, Maskelerin Dünyasında Kaybolmayan İman
Türkiye’nin Yeraltı Haritası, Uluslararası Mafya Ağlarının Kavşağına Dönüşen Bir Ülkenin Hikayesi

Hasan Tahsin
SERVET
ŞAKİ...
İCMAL
PALAVRA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git