29 Mart Yerel Seçimlerini, YSK'nin seçim yasaklarını kaldırdığı andan itibaren, izlerken aklıma çocukluk yıllarımın en müthiş filmlerinden olan Rocky geldi. Serinin en beğendiğim ve defalarca izlediğim bölümü Rocky IV'tü. O zamanlar sebebini anlamamıştım ama Rocky IV 'Sinema ve Propaganda' başlıklı bir tez konusu olacak kadar siyasi bir filmdi.
Apollo’nun ışıklar, kadınlar, şarkıcılar eşliğinde dans ederek sahne alışından, çatık kaşlı Rusların yaşamlarına; kullanılan kelimelerden, Amerikan bayraklı şortun, Rusya’ya gidip tek başına ‘Amerikan Rüyası’ için savaşan, kahraman(!) Rocky’ye geçmesine kadar her karesi propagandayla dolu bir başyapıttı bana göre…
Filmin belki de en heyecanlı kısmı: dağlarda, ormanlarda vahşice çalışan Rocky ile bilimsel metotlarla çalışan ve hareketleriyle, bedeniyle, gözleriyle tam bir robotu çağrıştıran Rus Ivan Drago’nun maçıydı. Her ne kadar boks diye sunulan şeyin gerçek boksla alakası olmasa da, ya da tek bir nizami yumruğun atılmadığı bir müsabaka olsa da, sonuçta mücadele çok etkileyiciydi.
Maç başlar başlamaz Ivan Drago sağlı sollu direklerle ve kroşelerle Rock’ye ringi dar ederken, Rocky uzaktan uzağa yumruk atmaya çalışıyor ve sadece biraz daha ayakta kalabilmek için, inatla direniyordu.
Elbette bir Amerikan propaganda filmi kötü(!) Rusların zaferiyle bitemezdi. Ve nihayet 2.raundun sonlarına doğru Rocky acayip bir sağ kroşe çakınca; bebek yüzlü, buz bakışlı, dev cüsseli, robot Ivan’ın sol kaşı açılıverdi. Ivan kanayan kaşının şokunu yaşarken, Rocky’nin köşesinden bir ses: “Kaşı Açıldı!” diye haykırmaya başlamıştı bile. Biraz daha yumruklaşıldıktan sonra, raundun sonunda, emektar antrenör yüzü gözü kan içindeki Rocky’ye bağırarak şunları söylüyordu: “ Kaşını açtın! Onun canını yaktın! Görüyorsun, o bir makine değil! O bir insan!”
Ve o andan itibaren dövüşün rengi de değişti. Evet! Artık yenilmez robotla insanın maçı değil; insanla insanın maçıydı yaşanan. O zamana kadar yalnızca ayakta durmaya çalışan Rocky, korkularından sıyrılmış olarak ve kazanmak için atıyordu yumruklarını!
Yenilmez olduğuna adı kadar emin olan Ivan’ın ise yüreğinde belki ilk kez korku vardı, şüphe vardı!
İşte bir tek yumrukla ve açılan bir kaşla ispatlanmıştı her şey ve 13 raunt boyunca kan, şiddet, acı, savaş devam etti. Fakat en azından, maç iki eşit arasındaydı artık…
29 Mart yerel seçimlerine kadar AKP ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da, aynen Ivan Drago gibi, yenilmez olduklarına inanıyorlardı. Üst üste alınan seçim zaferleri ki sonuncusu %47 gibi dev bir oranla gerçekleşmiş, AKP’yi ulaşılmaz, yenilmez, dokunulmaz kılmıştı. Ama 29 Mart günü ise AKP’nin kaşı açıldı ve uzaklardan bir ses duyuldu sanki: “ Kaşı açıldı! Erdoğan yenilmez değil!”
Ivan Drago kadar kusursuz gösterilen AKP; Amerika’nın, medyanın, cemaatlerin bütün çabalarına, psikolojik harekâtına rağmen ilk darbeyi aldı ya; artık gerisi çok daha kolay olacak. Bir kez yumruk attı ya Türk halkı Erdoğan’a; 2.’si, 3.’sü çok daha sert gelecek ve emin olun, eğer sadece savunmanın yeterli olmadığını anlarsa örgütlü güçler; AKP’yi yerle bir etmek o kadar kolay olacak.
Rocky maçı kazandıktan sonra mikrofonu alıp, daha önce kendisinden nefret ettiğini düşündüğü kalabalığa şöyle sesleniyordu: “… ben değiştiysem, sizler de değişebilirsiniz! Herkes değişebilir!...”
29 Mart seçimlerinde AKP’nin kaşını açan halkımız da bence şöyle dedi: “Amerika’nın bütün desteğine, ‘AKP’ye oy vermeyen çetelere oy vermiş olur!’ terbiyesizliğine; ‘Erdoğan ne yaparsa yapsın halk onu seçer!” cahilliğine; hizmet adı altında sadaka niyetine dağıtılan buzdolaplarına, kömüre rağmen AKP’ye yumruk attık ya; bir daha ki sefere AKP’yi ve temsil ettiği Amerikancılığı tarihe de gömebiliriz!”
Ellerin dert görmesin Türkiye!...