A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Gültekin, Sen!

Kategori Kategori: Berlin Günceleri | Yorumlar 2 Yorum | Yazar Yazan: Gültekin Emre | 25 Eylül 2008 13:51:53

Sempozyum'daki konuşmamı tamamladım: Kısa ve öz. Birikmiş Evrensel gazetelerini gözden geçirdim. Bir iki tanesini ayırdım. 15 Ekim'de Frankfurt'ta sunacağım "Türk ve Alman Edebiyatında Entegrasyon" başlıklı bildirim için gerekli kitaplarımı önüme dizdim.

Berlin Günceleri 1 – 7 Eylül

1 Eylül, Pazartesi
 
Sasırdım kaldım. On beş yıldır bana “Herr Özkan”ve “siz” diyen müdürümüz bugün bana adımla seslendi. “Gültekin” dedi. “sen” dedi. Benim de kendisine adıyla seslenmemi ve “sen” dememi, istedi. Bu yakınlaşmanın anlamını anlayamadım. Artık beni benimsediğini mi imliyordu bu davranışıyla, anlayamadım, ama Almanya’nın bu olduğunu bir güzel anladım! Kendimi onca yıl boşuna yabancılaşmış duyumsamadım okul ortamında, öğretmenler odasında.
 
İlhan Berk’le meşgul kafam. Bu upuzun adamın ölümüyle, sıkıntının babasıyla.
“İzmir’e” nasıl götürdü “bir gülü / Sarı bir gülü” acaba?
 
Beklenmedik bir yağmur bastırdı, bahçe göle döndü. Yağmuru yazmalı, o uzun düşüşü.
“Artık şiirlerde geçer geçse geçse yağmurun elleri.” (İlhan Berk)
 
Dünya Barış Günü! Onca kırgın, küs, kavgalı ülkenin içi ne zaman rahat edecek?
 
 
2 Eylül, Salı
 
Masumiyet Müzesi’ne devam. Kemal’le Sibel’in nişanında Orhan Pamuk da şöyle bir gözüküyor:
 
“Bir zamanlar zengin olup da servetlerini beceriksizce kaybeden pek çok aile gibi Pamuklar da içlerine çekilmişlerdi, yeni zenginler karşısında huzursuzluğa kapılıyorlardı. Güzel annesi, babası, ağabeyi, amcası ve kuzenleriyle oturan, durmadan sigara içen yirmi üç yaşındaki Orhan’da, sinirli ve sabırsız olmasından ve alaycılıkla gülümsemeye çalışmasından başka kayda değer bir şey görmedim.”  (131-132).
 
Kitabin yazarı Kemal’in Orhan Pamuk yorumu böyle. Orhan Pamuk, Kemal’in sevgilisi Füsun’u dansa kaldırdığından tam yirmi beş yıl sonra “gözleri parlayarak” söz etmiş (140).
 
Nobelli yazarımızın ilk kitabına da gönderme var bu romanda: “Bir masada İstanbul’un ilk Müslüman zengin tüccarlarından merhum Cevdet Bey’in oğulları, kızı ve torunlarıyla oturup fotoğraf çektirdim.” (s. 145).
 
Kemal, Mecnun olmuş. Leyla da Füsun mu acaba?
 
 
3 Eylül, Çarşamba
 
Cuma günü yapılacak Çağdaş Türk Edebiyatı Sempozyumu’nun programı, geç de olsa, elime geçti. Literaturhaus’daki etkinlik 16. 30’da başlayacak. Dört şair-eleştirmenle  1840’lardan günümüze dek Türk şiirinin tarihini ele alacağız. Sempozyumu ben yöneteceğim. Sözlü gelenekten başlayarak tarihsel süreç bildirilerle aktarılacak.
 
Mehmet Can Doğan, Modern Türk Şiiri’ni (1840-1940) ele alırken, Nilay Özer, 1940’tan 1960’a Yirmi Yılın Günlüğü’nü – 1940 Toplumcu Kuşağı’nı, Garip Hareketi’ni ve 2. Yeni’yi- değerlendirecek. Gökçenur Ç. Türk Şiirinde 1960 Kuşağı’nı 1980’e dek Türk şiirinin yol haritasını ele alacak. Son olarak da Bâki Asiltürk, “1980 Kuşağı Şiirinin Genel Görünümü”nü işleyecek bildirisinde. Ben de trafik memurluğu yapacağım.  Bakalım sempozyuma ilgi nasıl olacak. Böylece Frankfurt Kitap Fuarı’nın startı Berlin’den verilecek.
 
Cumartesi günü de roman ve öykü sempozyumları yapılacak. Akşam da bir şiir okuması gerçekleştireceğiz.
 
Hareketli günler başlıyor.
 
 
4 Eylül, Perşembe
 
Sempozyum’daki konuşmamı tamamladım: Kısa ve öz.
 
Birikmiş Evrensel gazetelerini gözden geçirdim. Bir iki tanesini ayırdım.
 
15 Ekim’de Frankfurt’ta sunacağım “Türk ve Alman Edebiyatında Entegrasyon” başlıklı bildirim için gerekli kitaplarımı önüme dizdim. Bu arada bu bildiriyi de hazırlamam gerekiyor hızla.
 
Eylül ayıyla birlikte kültürel etkinlikler atağa geçti sanki.
 
Masumiyet Müzesi’nde anlatılan nesneleri yıllarca biriktirmiş Orhan Pamuk. Bunun için de bir daire satın almış. Bu ilginç müze, yakında açılacakmış. İlginç değil mi?
 
Ayvalık’ın bir müzesinin olmaması ne acı!
 
 
5 Eylül, Cuma
 
Sonunda Çağdaş Türk Şiiri Sempozyum’u yapıldı. Türklerin az, Almanların daha ilgili olduğu etkinliğin öncesi ve sonrasında Bâki Asiltürk, Mehmet Can Doğan, Nilay Özer ve Gökçenur Ç’yle birlikte olmak beni Türkiye’ye daha da yaklaştırdı. Sanki tatilden dönmemiş gibiydim.
 
Varlık’in Eylül sayısıyla birlikte Özgür Edebiyat dergisi, Radikal, Cumhuriyet, Dünya gazetelerinin kitap ekleri de geldi. Dünyalar benim oldu.
 
Yarin öykü ve roman sempozyumu var.
 
 
6 Eylül, Cumartesi
 
“Öykü yazmak” diyor Oktay Akbal, Günlerde:
 
 “Çeyrek yüzyıldır yaptığım bu. Bakıyorum yüz sayısını geçmiyor yazdığım öyküler. Ortalama dört tane düşüyor bir yıla. Az, çok az!  Yüz öykü daha yazabilecek miyim? Kimbilir?”
 
Bu soruları sorduğunda Akbal 43 yaşındadır. Belki de yüz öykü daha yazmıştır. Bugün 85 yaşını süren yazar yaşlanmakla ilgili de şunları söylüyor günlüğünde:
 
“Yaşlanmak mı? Birtakım nenlerin boşluğunu anlamak mı? Bıkmak mı yoksa her öyküde kendini, yaşamı, boşluğunu, yokluğunu hep yeniden yeniden duymak?”
 
Öykü sempozyumunda Oktay Akbal’ın yazdıklarını anımsıyorum:
 
“Öyküler yazmalı. Çekilip bir  kır kahvesine, bir meydan gazinosuna, bir vapur kanepesine. Ya da geceyarıları herkes uyuduktan sonra yatağında doğrulup bir yastığa dayanarak. Yaş kırkı da, elliyi de geçse yazmalı, hep öykü yazmalı.”
 
Bu bir tutkudan öte, yaşam biçimidir artık onun için.
 
“İşte defterlerdeki notlar, yazılacak öyküler sıra sıra, bekliyor bu çabayı. Bin kişi, iki bin kişi de okusa, okumasa da yazmalı.” (s. 161-163) 
 
 
7 Eylül, Pazar
 
Sabah erkenden Dirim’le Rahime’yi karşılamaya gittik. Evden çıkarken nasıl yağmur yağıyordu, göz gözü görmüyordu neredeyse. Eve dönerken ise yağmurun hızı iyice kesilmişti.
 
Masumiyet Müzesi elimden düşmüyor öğleden sonra. Orhan Pamuk’un diline takılıp dursam da ikide birde, okumamı sürdürüyorum. Kemal’in Füsun’u araması bıktıracak kadar uzun. Ayrıca Füsünlar’daki “sekiz yıl”, “1593 mutlu gece” nin anlatımı da çok uzun geldi bana. Kaç kez kitabı bırakma noktasına geldim. detaylara yaslanarak konunun etrafında dönüp duruyor, Orhan Pamuk.


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

kübra öztürk { 11 Mart 2009 14:15:13 }
slm arkadaşlar umarım hep böyle güzel günleriniz olur.sevgi_heryerde_66@msn.com
aykut { 25 Eylül 2008 18:01:05 }
bindokuzyüzaltmışlarda frankfurt'ta birahanecilik yaptım.
üç yıl.
bir çok alışılmadık - benim için tabii - iliginç şeylere tanık oldum.
bunlardan biri (yazının başındaki"sen" ile ilgili)
masada bira içiliyor. iki kişi. genelde alman. ve boş bardaklar gidip yenileri geldikçe sohbet bir yaım saat içinde koyulaşıyor.
sohbetin bir yerinde birisi ötekisine:
-darf ich dutzen!..
bunu ayık kafa ile teklif eden hiç bir almana rastlamadım, daha sonraları...
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Yüzlerce öğrenciden ABD'yi terk etmeleri istendi.
Avrupa'da İmamoğlu çıkmazı: Çıkarlar mı değerler mi?
Ayaktayız
YÜRÜYÜŞ SÜRÜYOR
'Büyük Osmanlı Soygunu': 10 maddede Eric Adams davası…

Dünyadaki boykotlar: Kim neyi hedef aldı?
Trump üçüncü kez başkan olabilir mi?
CHP İmamoğlu ve erken seçim için imza kampanyası başlattı
ABD'de ulusal güvenlik skandalı ile gündeme gelen Signal nedir?
CHP neden boykot çağrısı yaptı?

Trump yeni gümrük vergisi tarifelerini açıkladı.
Avrupa’nın en az et yiyen ülkesi Türkiye: Fiyatlar 5 yılda % 1230 arttı!
Türkiye'de ekonomi bir kez daha belirsizlik döneminde
ABD-Çin hattında ticaret savaşı: “Soğuk Savaş’tan beri görülmemiş bir rekabet”
Canberra yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl başardı?

Türkiye'de Covid-19 salgını yaşam süresini azalttı.
Uzmanlar uyardı: "Uzun yaşayanlardan tavsiye almayın"
Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.

MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024
KOLLEKTİF OYNAMALI KAZANMAK İÇİN
Oxford Sözlüğü yılın kelimesini seçti: Beyin çürümesi
"İNEK BAYRAMI" ekitap
Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü

Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?
Tokyo’dan Hasanlar’a, Kudüs’te bir mahkemeden bizim buralara…
“KADERİMİZ DIŞARDAN YAZILAMAZ - DIŞARI KADERİ BELİRLEYEMEZ…”
Niyetime İlham

Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.
Su üzerindeki iklim değişikliği baskısı Türkiye'yi su fakiri olmaya sürüklüyor.

Çin'in 10 yıllık yüksek teknoloji planı nasıl işledi?
Devrimsel Bir Teknoloji: Kaykay Şasi
Türkiye, kişisel verileri en çok sızdırılan 19.ülke
Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu

NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.
Antik Mısır'daki popüler masa oyununun şaşırtıcı kökenleri ortaya çıktı.
At binmenin kökenine dair ezber bozuldu.

"Türkiye'de gazeteciler baskı ve yıldırma ile karşı karşıya"
Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından 2024 yılı yolsuzluk algı endeksi açıklandı!
Türkiye OECD’de gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke
2023 yılında Türkye’de çocukların cinsel istismarı hakkında 40.000'den fazla dosya açıldı.
Çalışanların geliri son 20 yılda azaldı.

Kakao Endüstrisinde Çocuk İşçiliği: Tadı Kadar Tatlı Değil
Dan O’Dowd, Tesla’nın Zehirli Kültürü, Başarısız Abartı ve BYD’nin Yükselişi Üzerine
ANALAR(IMIZ) SİZLER ÇOK YAŞAYIN
Amerika dış yardım yumuşak gücünden vazgeçiyor mu?
Zelenski: Kolezyum Politikasının Kurbanı

HİTLER Diye Biri
ZAMANI VAR
TASARRUF
DUR YOLCU
EMRİ HAK VAKİ

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git