![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Küçük Amerika
![]() “Takdir-i ilâhi, onlar Kur’an öğrenirken öldüler, şehit oldular. Kızlarımız, diskoda, balede dans ederken ölmediler. Biz bu ölümler için üzülmüyoruz; mutluyuz. Onlar Allah yolunda öldü. Bizim günahımız çok, ölen çocuklarımız öbür dünyada bize şefaat edecek". Birinci alıntı ABD’de bir partinin başkan yardımcısı adayı Sarah Palin’e ait. İkincisi ise Konya’da çöken bir binanın altında kalarak ölen bir kızın babasına ait. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül daha Çankaya yolunu tutmadan önce Amerikan ve Türkiye halklarının birbirlerine çok benzediğini söylüyordu. Gül, çok doğru ve yerinde bir tanı koymuştu. Her iki halk ta din sömürüsüne alabildiğine açık, soyulmayı, sömürülmeyi, öldürülmeyi takdir-i ilâhi olarak görebilen iki halk. ABD’de Cumhuriyetçi Parti başkanlık seçimini kazanırsa ve zaten oldukça yaşlı olan John MacCain ölürse bu hatun ABD’nin başına geçecek. Alaska valisi Sarah Palin, bakın kendi eyâletinin doğasını mahvederek bir avuç petrol şirketine milyarlar getirecek olan 30 milyar dolarlık boru hattı için ne diyor: “Allah’ın bu boru hattının yapılması için halkı ve şirketleri birleştirme yolundaki iradesini yerine getirmeliyiz”. Amerikan halkı Allah’ın kendisine “hadi evlâdım George, git şu Irak’ı işgâl et” dediği sanrısından muzdarip Bush oğlu Bush’u başkan seçtikten sonra Sarah Palin’i seçerse neden şaşmalı? Irak’a postalanıp ölen 4000 kadar gariban genç Amerikalı’nın ailesini Allah’tan başka ne ile kandırabilirsiniz? Marmara depreminden sonra "efendim o bölgede alkol kullanımı çok fazlaydı, insanlar dinden imandan çıkmaya başlamıştı", Akdeniz'de orman yangınları çıktığında "efendim oralarda yazın zina oranı çok artıyor da o yüzden" denmişti. ABD’de bir seçim kampanyası yürütebilmek için milyonlarca dolar gerekiyor. İtalyan Devlet başkanı Berlusconi gibi milyarder değilseniz ve milyarlarınızı çoğaltmak amacıyla başa geçmek için milyonlar harcayabilecek durumda değilseniz, bu parayı bağışlardan toplarsınız. Kimse de size bu paraları üzüm gözleriniz için vermez. Büyük şirketler ABD’de her iki partinin kampanyalarına “yatırım” yaparlar. “ABD/Türkiye için, Allah için, hayırda bulunmak için, yoksulların karnı doysun, yetimler aç kalmasın, çıplak kalmasın” diye para toplar, bu paraları cebini doldurmak için din işportacılığı yapanlara aktarırsınız, onlar da başa geçince bu kıyağınızı unutmaz, siz de yolunuzu bulursunuz. Olur olmaz herşeye itiraz etmeyi muhalefet sanan ve inanılırlığını tümden yitiren Baykal bir yana, bakın AKP’nin en tutucularından sayılan Bülent Arınç ne diyor: “Ben 25 yıllık hukukçu ve siyasetçiyim. Yıllar yılı genele kıyasla çok yüksek olan milletvekili maaşını alıyorum. Benim 25 yıllık tasarruf birikimim 61 milyar. Sağlam bir arabam olsun istedim ve 105 milyara bir arabayla pazarlık ettim. Eksik olan 44 milyarı ben ve eşim bankaya gidip kredi alarak karşıladık ve her ay maaşımdan 2.5 milyar geri ödüyorum. Sorarım size asla müsrif olmayan ben, 25 yılda 60 milyar biriktirebilirken geçmişlerini bildiğim bazı arkadaşlarımın milyon dolarlık servetleri beni çok düşündürüyor... Nereden geliyor bu paralar? Biz AKP’yi yoksulluğu ve yolsuzluğu bitireceğiz diye kurmadık mı? Gördüğüm bazı şeylerden hicap duyuyorum.” Birçok konuda AKP’ye arka çıkan MHP başkanı Bahçeli bile susmuyor. Bahçeli, AKP'nin "iktidar olmanın getirdiği imkânları utanmadan yandaşlarına peşkeş çektiğinin gelişmelerden anlaşıldığını" söylüyor. "Bu kapsamda peşi sıra kamuoyuna yansıyan AKP merkezli yolsuzluk ve rüşvet haberleri, millet ve devlet hayatı için endişe verici bir aşamaya gelmiştir. AKP'li bazı belediyelerin oluşturduğu ihale ve imar çetelerinin organize yolsuzlukları, AKP üst düzey yöneticilerinin bulaştığı utanç verici rüşvet olayları, yandaş medyayı beslemek için kamu kaynaklarının ulûfe olarak dağıtılması tek tek ortaya çıkmaktadır. Türk milleti bir taraftan manevî değerleri hayasızca istismar ederek inanç hortumculuğu yapan, öte yandan kul ve yetim hakkına el uzatan ve bundan da hiç rahatsızlık duymayan AKP'nin yolsuzluk kervanının son yolculuğunu izlemektedir.” Sosyal devlet yerine sadaka mentalitesi de ABD ile Türkiye’nin benzeştiği konulardan birisi. Amerikan yöneticileri Amerikan halkından aldıkları vergileri petrol ve silâh şirketlerine aktarırken, garibanları Vietnam’da, Irak’ta ölüme yollarken yoksul vatandaşlarına çözüm olarak din temelli “charity”leri (hayır kuruluşlarını) gösteriyor. Bu kuruluşlar da dinci hükûmete arka çıkıyor. Devletin vatandaşının refahını sağlama görevini bir yana bırakan Türkiye iktidarı, vatandaşa arada bir “başımın gözümün sadakası” diyerek kömür falan dağıtıp oy topluyor. Cumhuriyet gazetesi Konya muhabiri Mehmet Menekşe, bölgeye gidip topladığı bilgilerle “kurs binasının çökmesi sonucu ölen 17 kız çocuğunun daha önce Diyanet’e ait kurslara devam ettiği, ancak tarîkatlar tarafından çocuk başına ayda 20 YTL verilmesi nedeniyle denetimsiz yurtlara geçtikleri ortaya çıktı” diyor. Çocuğu aylak dolaşmasın diye, üstüne de alacağı ayda 20 YTL’ye muhtaç olan, kızının kafasının anlamadığı Arapça ile doldurulmasına izin veren ana baba takdir-i ilâhi demesin de ne desin? ABD 18 yaşına kadar dinî eğitimi yasaklayan Çin’e elbette “din, inanç ve vicdan özgürlüğü” palavralarıyla saldıracaktır. Matematik ve fende 30 OECD ülkesi arasında 29., okumada 28. olan Türkiye elbette insanca yaşama hakkı yerine özgürlüğü türban takıp takmama düzeyine indirgeyecektir. Ha gayret, küçük Amerika olmamıza çeyrek kaldı.
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |