A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Babam Kapıyı Üç Kez Çalardı.

Kategori Kategori: Berlin Günceleri | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Gültekin Emre | 26 Temmuz 2008 05:37:47

Yürüdüm 2 Temmuz 1993'ü düşünerek. Ölenler aramızdan ayrılalı 15 yıl oldu. Sivas Katliamı toplumumuzdaki en büyük kanayan yaralardan biridir. Geçenlerde Behçet Aysan'ın kızı Eren Aysan'ın internette yayımladığı mektubu okudum gözyaşları içinde. "Babam kapıyı üç kez çalardı" diye başlayan mektup küçük kızın gözünden babasının portresini çiziyor ve olanları anlamaya çalışıyor büyüdükçe.

Berlin Günceleri 30 – 6 Temmuz
 
30 Haziran, Pazartesi
 
Dün gece de çok kötü uyudum. Kalbimde sıkışmalar oldu. Kaç kez kalktım dolaştım evin içinde. Uykusuzluktan yorgun düştüm. Kulak çınlamam çıtanın en yükseğinde geziniyor. Kafam sepet gibi. Okula gidemeyeceğim. Okula telefon edip hasta olduğumu bildirdim. Sonra da doktora gittim. “Bir hafta evde kalın” dedi.
 
Kitap okumaya çalışıyorum, nafile. Olmuyor. Okuduklarımdan hiçbir şey anlamıyorum. Divana uzanıp televizyon bakmaya çalışıyorum. Onca abuk sabuk program var ki, bir tane seyredilecek ciddi bir şey bulamadım ve kapattım televizyonu.
 
Gözüm at kestanelerine takılıyor. Sonbahar gelmeden sararıp soldu at kestanelerinin yaprakları. Hastalandılar yine.
 
 
1 Temmuz, Salı
 
Ülkemde ne oluyor? Nedir bu estirilen fırtına? Cunta döneminde mi yaşıyoruz? Bir fim geriye mi sardırılıyor yeniden? Toplumun saygın ve adresi belli insanlarına yapılan  muameleye bakın! Sabaha karşı evleri basılıyor ve evleri didik didik aranıyor, bilgisayarlarına el konuyor. Onlarca polis arasında emniyete götürülüyor. Avrupa Birliği’ndeki beyler bu uygulamalara bakıp da iktidarın tavrını eleştirmiyorlar nedense. Toplumsal hareketlenmeleri kınayan, parti kapatmaya karşı duran AB, iktidarın kulağını çekmiyor, üstelik onları her fırsatta yüceltiyor.
Şaşkınım ve korkuyorum.
 
Dostlarımı, akrabalarımı, aydınları, yazarları düşününce ülkemin geleceğiyle, içim kararıyor.
Elim ayağım buz kesti sanki, oysa hava öyle güzel ki!
 
 
2 Temmuz, Çarşamba
 
Kanalda uzun uzun yürüdüm. Yürüdüm 2 Temmuz 1993’ü düşünerek. Ölenler aramızdan ayrılalı 15 yıl oldu. Sivas Katliamı toplumumuzdaki en büyük kanayan yaralardan biridir. Geçenlerde Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan’ın internette yayımladığı mektubu okudum gözyaşları içinde. “Babam kapıyı üç kez çalardı” diye başlayan mektup küçük kızın gözünden babasının portresini çiziyor ve olanları anlamaya çalışıyor büyüdükçe. Yürüdüm ve ölen dostlarımı, yakın arkadaşlarımı düşündüm. İpince ve yazıla yazıla iyice küçülmüş bir kurşunkalem gibi Metin Altıok, “Sesler ve Küller” arasında ömrünü tamamlayan Behçet Aysan, göçü karikatürlerinde yorumlayan ve mızıkasıyla hayatı savunan Asaf Koçak, Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldığım Düş Kuyusu kitabımı yayımlayan şair Uğur Kaynar.
 
Sel Yayınlarının yolladığı Yürümeye Övgü kitabına henüz başlayamadım ama Enis Batur’un Suya Seng’ini yarıladım neredeyse. Kitaplardan, kendine, düşlerinden, dosyalarından, tasarılarından, şiire, aydınlara... ince yorumlar, gözlemler, değerlendirmeler içeriyor bu kitap.
“Asıl sorun,” diyor Enis Batur, yaptığı ve yapacağı onca iyi iş için “kendimin neresine, ne kadar daha gidebileceğim, benim açımdan. Sonra yolum bitecek. Ben öleceğim. Siz de öleceksiniz. Bütün bu yatırım, çaba, uğraş Yapıt’ın beni de, siz de sonralaması uğruna –işte Proje’nin çekirdeğine ilk günden oturmuş romantik mercek.” (s. 185)
 
Sonu, sonrayı düşünmeden çalışmak en iyisi (mi?). Benden sonra tufan demek değil bu elbette, insanın elinin kolunun bağlanmaması için. Nereye kadar?
 
 
3 Temmuz, Perşembe
 
Tugrul Tanyol’u aldım otelinden. Sonra uzun bir yürüyüş yaptık kentin tarihi, mimari dokusu içinde. Kuşağımın iyi şairlerinden biriyle şiir başta olmak üzere konuşmadığımız konu kalmadı. Potsdamer Platz’da göz ve gönül doyurucu Viyana usulü schnizel yedik, İtalyan şarabı içtik. İçtiğimiz o enfes şarabı Tuğrul seçti. 
 
Farklı bir gün oldu benim için.
 
 
4 Temmuz, Cuma
 
Berlin Şiir Festivali dün akşamki konuşmaların ve yemeğin ardından resmen başladı. Bu yıl Portekizce konuşulan ülkelerin şiiri ağırlıkta, önde. 150 şair yer alıyor panel ve şiir okumalarında.Berlin’in e gözde kültür kurumlarından sayılan Akademie der Künste şiire ve şairlere ev sahipliği yapacak 5-7 Temmuz tarihleri arasında. Lizbon’un kent olarak portresinden Çağdaş Japon Şiiri’ne, Afrika’nın Denizi’nden Barselona’dan şiire, internetteki şiirden dijital ve somut şiire, müzik ve şiir ilişkisinden şiir kliplerine doğru müthiş bir açılım sergilenecek festivalde.
 
 
5 Temmuz, Cumartesi
 
Bir Amerikalı dört Alman şairle birlikte şiir okudum. Oturduğum yere yakın bir kahvenin bahçesinde gerçekleştirildi okuma. Şiir dinlemeye gelenlerin yanında kahve içip pasta yemeye gelenler de dinlediler şiirlerimizi biraz şaşırarak.
 
Onların günlük ve mekanın şiirlerinin yanında benimkiler daha lirik, aşka ve insana dönüktü. Aramızda epeyce anlayış farkı olduğunu gördüm. Şiirin tanımında neden zorluk çekildiğini daha iyi anladım bugün. Herkesin şiire bakışı farklı olunca dünya da farklı algılanıyor demektir bu.
 
Tozan Alkan-Şeref Bilsel’in hazırladığı Şairin Günah Defteri’nde (İkaros Yayınları, 2008) “Şiir nedir”e yanıt arayan şairlerin aforizmalarından geçilmiyor. Aslında şiiri yorumlayanların gözünden, şiirinden, bakışından, dünyasından süzme dizeler, sözler, cümleler... Ben de şöyle demişim bir zamanlar: “Şiir, çıkmazdan çıkmanın güzelliğidir bence.”
 
Okumaya gitmeden önce  iki makine çamaşır yıkamaya vakit bulduğum gibi, gömleklerimi de ütüledim, alışveriş de yaptım ertesi gün için
 
 
6 Temmuz, Pazar
 
Tuğrul Tanyol gelecek diye değil ama yapılması gerektiği için evi temizledim. Toz aldım. Lavaboları ovdum. Mutfağın ve banyonun fayanslarını sildim.
 
Salatayı hazırladım, bulgur pilavını pişirdim. Hindi soteyi baharatladım. Peynir tabağına özen gösterdim.
 
Türk şiirini ve şairlerini orasından burasından ele aldık, konuştuk. Şiirimizi başka ülkelerin şiiriyle karşılaştırdık. Aradaki farkın nedenlerini bulmaya çalıştık. Yayın dünyasına ve şiir yayıncılığına da değinmemek olmazdı.
 
Tuğrul, iyi konuşan, donanımlı bir şair. Tek kusuru çok sigara içmesi. Nasıl dumanaltı oldum içtiği sigaralardan. Mutfakta içmesine gönlüm razı olmadı. Bir paketi birkaç saat içinde bitirdi. Sonra sigaradan o da rahatsız oldu. Ara verdi. Bir süre sonra eskisinden daha hızlı içmeye başladı.
 
Şair Acem Özler’le kaldığı otele götürdük Tuğrul’u. Hava çok güzeldi. Yolumuzu epeyce uzatarak Berlin’de farklı bir tur yaptık onun için. Yolda, bir kahvede kahve içtik. Sonra hafif hafif yağmur çiselemeye başladı.
 
Gece uyuyamadım. Sigaradan değil, içtiğim kahveden. Bir de ertesi gün okula başlayacak olmamın sıkıntısından.
 
 
7 Temmuz, Pazar
 
Okulda herkes bir yerlere dağılmış. Karneler yazıldığı için sınıf öğretmenleri öğrencileriyle Berlin’i tanıma turlarına başlamış. Herkes kendine göre bir program yapmış. Ben de dolabımdaki dosyaları, fotokopileri düzenledim. Atılacak pek çok şey çıktı.
 
Gözlerim yanıyor uykusuzluktan. Sersem gibiyim. Hareketlerim yavaşladı kendimi yorgun duyumsadığımdan.
 
Yağmur yağacak gibi, bir türlü yağamıyor. Şemsiye ağırlık yapıyor dönüş yolunda.
 
 
 
 
 
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Yüzlerce öğrenciden ABD'yi terk etmeleri istendi.
Avrupa'da İmamoğlu çıkmazı: Çıkarlar mı değerler mi?
Ayaktayız
YÜRÜYÜŞ SÜRÜYOR
'Büyük Osmanlı Soygunu': 10 maddede Eric Adams davası…

Dünyadaki boykotlar: Kim neyi hedef aldı?
Trump üçüncü kez başkan olabilir mi?
CHP İmamoğlu ve erken seçim için imza kampanyası başlattı
ABD'de ulusal güvenlik skandalı ile gündeme gelen Signal nedir?
CHP neden boykot çağrısı yaptı?

Trump yeni gümrük vergisi tarifelerini açıkladı.
Avrupa’nın en az et yiyen ülkesi Türkiye: Fiyatlar 5 yılda % 1230 arttı!
Türkiye'de ekonomi bir kez daha belirsizlik döneminde
ABD-Çin hattında ticaret savaşı: “Soğuk Savaş’tan beri görülmemiş bir rekabet”
Canberra yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl başardı?

Türkiye'de Covid-19 salgını yaşam süresini azalttı.
Uzmanlar uyardı: "Uzun yaşayanlardan tavsiye almayın"
Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.

MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024
KOLLEKTİF OYNAMALI KAZANMAK İÇİN
Oxford Sözlüğü yılın kelimesini seçti: Beyin çürümesi
"İNEK BAYRAMI" ekitap
Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü

Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?
Tokyo’dan Hasanlar’a, Kudüs’te bir mahkemeden bizim buralara…
“KADERİMİZ DIŞARDAN YAZILAMAZ - DIŞARI KADERİ BELİRLEYEMEZ…”
Niyetime İlham

Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.
Su üzerindeki iklim değişikliği baskısı Türkiye'yi su fakiri olmaya sürüklüyor.

Çin'in 10 yıllık yüksek teknoloji planı nasıl işledi?
Devrimsel Bir Teknoloji: Kaykay Şasi
Türkiye, kişisel verileri en çok sızdırılan 19.ülke
Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu

NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.
Antik Mısır'daki popüler masa oyununun şaşırtıcı kökenleri ortaya çıktı.
At binmenin kökenine dair ezber bozuldu.

"Türkiye'de gazeteciler baskı ve yıldırma ile karşı karşıya"
Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından 2024 yılı yolsuzluk algı endeksi açıklandı!
Türkiye OECD’de gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke
2023 yılında Türkye’de çocukların cinsel istismarı hakkında 40.000'den fazla dosya açıldı.
Çalışanların geliri son 20 yılda azaldı.

Kakao Endüstrisinde Çocuk İşçiliği: Tadı Kadar Tatlı Değil
Dan O’Dowd, Tesla’nın Zehirli Kültürü, Başarısız Abartı ve BYD’nin Yükselişi Üzerine
ANALAR(IMIZ) SİZLER ÇOK YAŞAYIN
Amerika dış yardım yumuşak gücünden vazgeçiyor mu?
Zelenski: Kolezyum Politikasının Kurbanı

HİTLER Diye Biri
ZAMANI VAR
TASARRUF
DUR YOLCU
EMRİ HAK VAKİ

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git