![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
ABD'yi kapatacak mahkeme var mı?
![]() ABD'nin toplumsal yapısında büyük etkiye sahip olan tarikatlar, devletin kilit noktalarında da belirleyici bir güç. Geçen başkanlık seçimlerinde önemli bir rol üstlenen Evangelistler, Amerikan basınına yön veren Moon tarikatı ya da teknolojiyi reddedip bir köşeye çekilen Amishler gibi örgütlenmelerin ortak yanı, neredeyse tamamen tasfiye edilen sosyal devletin görevlerini kısmen üstlenmeleri. Sağlık ve eğitim hizmetlerinden devlet elini çekmeye çalışan ABD, bu alanlarda görevi tarikatlara bırakıp bir taşla iki kuş vurmuş oluyor. Hem sırtından yük atıyor, hem de toplum dinle ehlileştirilip, uyuşturuluyor. ![]() ABD'de hemen herkes, toplumsal hayatta dinin belirleyiciliğini kabullenmiş durumda. Sosyal hizmetlerin tarikatlara devredildiği bir ülkede, özellikle yoksullar için, sağlık ve eğitim olanağına ulaşmanın tek yolu bir tarikata girmek. Kaliforniya Üniversitesi'nden Sosyolog ve Din Bilimleri Uzmanı Prof. Roger Friedland, dinin Amerikan siyasetindeki önemini şu sözlerle açıklıyor: "Bir ateistin bu ülkede herhangi bir makama gelmesi mümkün değil. Halkın büyük bir bölümü yalnızca Tanrı'ya inanmakla kalmıyor, Hıristiyanlık geleneği ve İsa Peygamber ile kişisel bir bağ da kuruyor. Bu insanlar cennet ve cehenneme inanıyor ve inanmayanın ahlaki açıdan iyi insan olamayacağını düşünüyor." Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi, "özgürlükler ve fırsatlar ülkesi"nde bireylerin beynine kazanan düstur şu: "Tarikatın yoksa bir hiçsin!" ![]() ABD'de laikliğin durumuna güncel bir örnek de, Bush'un sözleriyle verilebilir: "Ben sadece alçakgönüllü bir günahkârım, eğer bugün Teksas'ta bir barda oturup içki içmek yerine, Oval Ofis'te bulunuyorsam, bunun nedeni Tanrı'yı bulmuş olabilmemdir. Ben hükümetin kiliseye, kilisenin de hükümete dönüşmesini istemiyorum; ancak hükümet, inanç ve inanca dayalı programlardan korkmamalı. Dünyada süren zulmü kaldırmak için beni Tanrı görevlendirdi... Terörle savaşta Tanrı tarafsız değildir..." Dünya'nın birçok ülkesinde sanayileşme ve toplumsal refahla ters orantılı seyreden dincileşme, ABD'de tam tersi yönde gelişiyor. Ünlü "Medeniyetler Çatışması" tezinin sahibi Huntington, gelişmişlik ile dindarlık arasındaki bağ konusunda, "aynı seviyede gelişmiş ülkelerde halkın sadece yüzde 5'i çok dindarım derken, ABD'de bu oran yüzde 51" gözlemini aktarıyor. Sosyal yaşamda dinin belirleyiciliği gün geçtikçe artarken, Hıristiyanlığın ön plana çıktığı konusunda da, Huntington'un öngörüsü şöyle: "ABD toplumu sadece dindar değil, aynı zamanda Hıristiyandır. Amerikan toplumu 21. yüzyılda daha da Hıristiyan hale gelecek." Amerikan haber ajansı Associated Press, 2005 yılında, uluslararası kamuoyu yoklaması şirketi Ipsos ile 10 ülkede (ABD, Avustralya, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Güney Kore, İspanya ve Meksika'da) kamuoyunun siyaset ve din ayrımına bakışıyla, dini inançlar konusundaki tavrıyla ilgili bir kamuoyu araştırması yaptı. Bu anketin sonuçları da ABD'de toplumsal hayatta dinin temel belirleyici olduğunu gösteriyor.
YorumlarGündoğdu
{ 24 Temmuz 2008 06:36:13 }
Abdullah Gül'ün kendisiyle yapılan bir söyleşide Türkiye halkının Amerikan halkına çok benzediğini söylemesini anımsadım. Binlerce yıllık bir kültür geleneği olan Türkiye halkını Amerikan halkına benzetmek bence ağır bir hakarettir.
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |