A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi olarak Müslüman Kardeşler

Kategori Kategori: Gözlerimizin Önünde | Yorumlar 0 Yorum | 12 Temmuz 2019 08:37:39

Thierry Meyssan’ın « Gözlerimizin Önünde » kitabını yayınlamayı sürdürüyoruz. Bu bölümde, ABD ve Birleşik Krallık desteğindeki Müslüman Kardeşler’in, 2011’in ilk yarısında, Tunus, Mısır ve Libya’da iktidara yaklaşmaları ya da ele geçirmeleri sürecini ele alıyor.

7- Tunus’ta « Arap Baharının » başlangıcı

12 Ağustos 2010’da, Başkan Barack Obama 11 sayılı başkanlık kararnamesini (PSD-11) imzalar. Kararnameyle genişletilmiş Ortadoğu’daki tüm büyükelçiliklerini « rejim değişiklikleri »ne hazırlıklı olmaları konusunda bilgilendirmektedir [1]. Sahada gizli faaliyetlerin eşgüdümü sağlamak amacıyla, Müslüman Kardeşler üyelerine ABD’nin Ulusal Güvenlik Konseyi’nde yer verir.



Washington, İngilizlerin « Arap Baharı » planını uygulayacaktır. Cemaat için, zafer anı gelmiştir.

17 Aralık 2010’da Tunus’ta Muhammed (Tarık) Buazizi adlı bir işportacı, polisin el arabasına el koyması üzerine kendisini ateşe verir. Cemaat olaya el koyar ve genç adamın işsiz bir üniversite öğrencisi olduğu ve bir kadın polis tarafından tokatlandığı yolunda yanlış haberler yayar. Hemen, National Endowment for Democracy’nin (yani beş Anglosakson devletin gizli servislerinin sahte STK’sı NED) elemanları ölen adamın ailesine oyunu bozmaması için para öder ve ülkeye isyan tohumları saçarlar. Ülkede işsizlik ve polis şiddetine karşı yoğun gösteriler yapılırken, Washington Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Ben Ali’den ülkeyi terk etmesini talep eder ve MI6 Tunuslu Kardeşler’in Mürşidi Raşit Gannuşi’nin Londra’dan muzaffer geri dönüşünü örgütler.

Bu « Yasemin Devrimi »’dir [2]. Rejim değişikliği, hem İran Şahının gidip yerine İmam Humeyni’nin geri dönüşü ve hem de renkli devrimler şemasının tekrarıdır.

Raşit Gannuşi daha önce Müslüman Kardeşler’in bir yerel kolunu oluşturmuş ve 1987’de darbe girişiminde bulunmuştur. Birçok kez tutuklanıp hapse atılınca, önce Hasan el Turabi’nin desteğinden yararlandığı Sudan’a, ardından da Recep Tayyip Erdoğan’a (o dönem Milli Görüş hareketinin lideri) yaklaştığı Türkiye’ye sürgüne gider. 1993’te, iki karısı ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı Londonistan’dan siyasi sığınma hakkı elde eder.



Anglosaksonlar, İslami Eğilim Hareketi yeniden adlandırılarak oluşturulan Yeniden Doğuş Hareketi (« Ennahda ») adlı partisinin imajını geliştirmesinde ona yardım eder. NED, halkın Cemaate yönelik kaygılarını gidermek için aşırı soldaki ajanlarından yardım ister. Arap İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Munsif Marzuki, teskin edici bir rol oynar. Kardeşler’in çok değiştiklerini ve artık demokrat olduklarını savunur. Tunus’un yeni Cumhurbaşkanı seçilir. Gannuşi genel seçimleri kazanır ve Aralık 2011 ila Ağustos 2013 arasında görev yapacak bir hükümet kurmayı başarır. Washington tarafından dönüştürülerek önce Maocu sonra Troçkist olan Ahmet Necip Şebbi gibi NED’in başka piyonlarını da hükümete sokmayı başarır. Hasan el Benna’yı örnek alan Gannuşi, partinin yanı sıra, muhalefet lideri Şükrü Belayid’e yönelik olan da dahil olmak üzere siyasi cinayetlere girişen, Devrimi Koruma Birliği adlı bir milisi de örgütler.

Öte yandan, ülkeye geri dönüşü sırasında Tunus halkının bir kesiminin sunduğu tartışılmaz desteğe rağmen, partisi kısa sürede azınlığa düşer. Raşit Gannuşi iktidarı terk etmeden önce, laik burjuvaziyi uzun vadede sefalete sürükleyecek mali yasaları onaylatır. Bu yolla ülkenin toplumsal yapısını değiştirmeyi ve yakın zamanda siyaset sahnesine geri dönmeyi ummaktadır.

Mayıs 2016’da, MI6 tarafından kurulan bir şirket olan Innovative Communications & Strategies, Ennahda’nın Xncu kongresini sahneler. Konuşmacılar partinin « sivilleştiğini » ve din ve siyaset işlerini birbirinden ayırdığını savunurlar. Ama yaşanan bu gelişimin laiklikle hiçbir ilişkisi yoktur, sorumlulardan sadece üstlendikleri işi paylaşmaları ve aynı zamanda hem seçilmiş, hem de imam olmamaları istenmektedir.

8- Mısır’daki « Arap Baharı »

25 Ocak 2011’de, yani Cumhurbaşkanı Ben Ali’nin kaçışından bir hafta sonra, Mısır ulusal bayramı kutlamaları iktidar karşıtı gösterilere dönüşür. Protesto gösterilerinde, ABD’nin geleneksel renkli devrimler düzeneğinin kadroları boy gösterir: Gene Sharp’ın (NATO’nun yumuşak yani savaşa başvurmadan rejim değişikliği konusunda uzman teorisyeni [3]) eğittiği Sırplar ve NED’in adamları. Gösterilere ilişkin talimatlar dahil Arapçaya tercüme edilmiş kitapları ve broşürleri, gösterilerin ilk günden itibaren yaygın bir şekilde dağıtılır. Bu ajanların çoğu daha sonra yakalanacak, yargılanacak, mahkum olacak ve ardından sınırdışı edileceklerdir. Göstericiler özellikle, ülkede %15 ila 20 arasında desteğe sahip Müslüman Kardeşler ve Kifaya (Artık Yeter!) tarafından seferber edilir. Bu, « Nilüfer Devrimi »’dir [4]. Gösterilerin çoğu Kahire’deki Tahrir Meydanında ama aynı zamanda ülkenin diğer yedi büyük kentinde de gerçekleştirilir. Öte yandan Tunus’u ayağa kaldıran devrimci dalganın çok uzağındayızdır.

Müslüman Kardeşler başından beri silah kullanmaktadır. Tahrir Meydanında, yaralılarını ilkyardım için tam teşekküllü olarak donatılan bir camide toplarlar. Petrol diktatörlüklerinin Katarlı El Cezire ve Suudi El Arabiya televizyon kanalları, rejimi devirme çağrısında bulunur ve stratejik bilgileri canlı olarak yayınlarlar. ABD, Değişim için Ulusal Birlik Başkanı, Atom Enerjisi Ajansı eski Müdürü, Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammet el Baradey’i ülkeye geri getirtir. Baradey, Irak’a karşı savaşı meşrulaştırmak için Bush yönetiminin yalanlarını BM adına teşhir eden Hans Blix’in yarattığı telaşı bastırmayı başardığı için ödüllendirilmiştir. Akılcı bir metin, programları platformunkiyle tamamen zıt olan Müslüman Kardeşler de dahil her kesimden imzacılar olmak üzere Şam Deklarasyonu örnek alınarak oluşturulmuş bir koalisyona bir yıldan uzun süredir başkanlık yapar.

Sonuç olarak Cemaat, rejimin devrilmesi çağrısında bulunan ilk Mısır örgütüdür. NATO ya da Körfez İşbirliği Konseyi üyesi tüm devletlerin televizyonları, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in kaçışını öngörürler. Bu arada Obama’nın gönderdiği özel temsilci Büyükelçi Frank Wisner (Nicolas Sarkozy’nin Üvey Babası), başlarda Mübarek’i destekliyormuş gibi görünür, ardından kalabalıkların peşine katılır. Mübarek’e geri çekilmesi yönünde baskı yapar. Sonuçta, iki hafta süren çatışmalardan ve 1 milyon kişiyi bir araya getiren gösteriden sonra Mübarek Washington’dan pes etme emri alır ve istifa eder. Bu arada, ABD, Kardeşler’i iktidara yerleştirmeden önce anayasayı değiştirmek niyetindedir. Dolayısıyla iktidar geçici olarak ordunun elinde kalır. Mareşal Muhammed Hüseyin Tantavi, devam eden işleri yöneten askeri komitenin başkanı olur. İkisi Müslüman Kardeşler’den olmak üzere 7 üyeden oluşan bir Anayasa Komisyonunu görevlendirir. Kardeşler’in iki üyesinden biri olan Yargıç Tarık el Bişri çalışmalara başkanlık yapar.

Öte yandan Cemaat her Cuma namazı sonrasında gösterilerini sürdürür ve Hıristiyan Kıptilere karşı polisin müdahalede bulunmadığı linç hareketlerine girişir.

9- Bahreyn ve Yemen’de renkli devrim yok

Aynı dili konuşmaları dışında Yemen kültürünün Kuzey Afrika kültürüyle hiçbir bağının olmamasına rağmen, Bahreyn ve Yemen’i birkaç aydır büyük bir huzursuzluk sarsmaktadır. Bu durumun Tunus ve Mısır’daki olaylarla çakışması işlerin daha da kötüleşmesi riski taşımaktadır. Bahreyn, Amerikan 5nci Filosuna ev sahipliği yapmakta ve İran Körfezi’ndeki deniz trafiğini, Yemen ise Cibuti ile birlikte Kızıl Deniz ve Süveyş Kanalının giriş ve çıkışını denetimi altında tutmaktadır.

Bahreyn’de hüküm süren hanedanlık, halk isyanının monarşiyi devirmesinden çekinmektedir ve refleks olarak da İran’ı bunu örgütlemekle suçlamaktadır. Gerçekten de, 1981’de Iraklı bir Ayetullah (Şii), İmam Humeyni’nin Devrimini buraya ihraç etme ve 1971 yılında bağımsızlık sırasında İngilizlerin oluşturduğu kukla rejimi devirme girişiminde bulunur.

ABD Savunma Bakanı Robert Gates ülkeye gider ve Suudi Arabistan’a bu özgün devrimleri daha doğmadan boğması için izin verir. Bastırma hareketi Prens Nayif tarafından yönetilir. Bir köle çocuğu olan Bender’in yeğeni olmasına rağmen, Nayif de, Prens Bender gibi Sudeyri Aşiretindendir. İki adam arasındaki görev dağılımı basittir: yeğen, terörizmi örgütleyerek devletleri istikrarsızlaştırırken, Amca, halk hareketlerini bastırarak düzeni sağlamaktadır. Önemli olan bunların hangi ülkelerde faaliyet gösterdiklerini iyi ayırt edebilmektir [5].

10- Libya’daki « Arap Baharı »

Washington, Ben Ali ve Mübarek’in müttefik yönetimlerinin savaşa başvurulmadan devrilmesini öngörmüş olsa da, Kaddafi ve Esad gibi devrimcilerin yönettiği Libya ve Suriye için farklı hareket eder.

Şubat ayı başında, Hüsnü Mübarek hala Mısır’ın Başkanı iken, CIA Kahire’de operasyonların devamının tanıtım toplantısını düzenler. Aralarında NED (Cumhuriyetçi senatör John McCain ve Demokrat senatör Joe Liberman tarafından temsil edilen), Fransa’nın (Bernard-Henri Lévy) ve Müslüman Kardeşler’in da bulunduğu çeşitli aktörlerin katılımıyla düzenlenen bir toplantıdır bu. Libya heyetine Kardeş Mahmut Cibril (Körfez’deki yöneticileri eğiten ve El Cezire’yi yeniden organize eden) başkanlık eder. Cibril toplantı salonuna Cemahiriye Hükümetinin 2 numarası olarak girer ama toplantıdan « diktatörlüğe » karşı muhalefetin önderi olarak çıkar. Trablus’ta bulunan lüks ofisine dönmez, Sirenayka’daki Bingazi’ye gider. Suriye heyetinde Anas el Abdeh (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Kurucusu) ve kardeşi Malik el Abdeh (CIA’nın finanse etti Suriye karşıtı televizyon kanalı Barada TV’nin Müdürü). Washington, Libya ve Suriye’de iç savaşların aynı zamanda başlatılması emrini verir.

15 Şubat’ta, Ebu Salim Cezaevi kurbanları ailelerinin avukatı Fethi Terbil, 1996 yılında, yerel cezaevinde yangın çıktığını ve mahkumların serbest bırakılması gerektiğini söyleyerek Bingazi şehrini dolaşır. Kısa sürede yakalanır ve aynı gün serbest bırakılır. Ertesi gün, yani 16 Şubat’ta, isyancılar üç polis karakoluna, iç güvenlik ve savcılık binalarına saldırır. İç güvenliğin cephanesini koruyan polis 6 saldırganı öldürür. Bu arada, Bingazi ile Mısır sınırı arasında kalan El Beyda’da, başka isyancılar aynı şekilde polis karakollarına ve iç güvenlik binalarına saldırır. Hüseyin el Jwaifi kışlası ve El Abrag askeri hava üssünü ele geçirirler. Büyük miktarda silahı gasp ederler, nöbetçileri etkisiz hale getirirler ve bir askeri asarlar. Koordineli bir şekilde diğer yedi kentte de, daha az çarpıcı başka olaylar da yaşanır [6].

Saldırganlar Libya İslami Mücadele Grubu (Fransızca kısaltmasıyla GICL-El Kaide) üyesi olduklarını açıklarlar [7]. Hepsi de Müslüman Kardeşler’in faal ya da eski üyesidir. Profesör Albert D. Biderman ve Martin Profesör Martin Seligman tekniklerine göre liderlerinden ikisinin Guantanamo’da beyinleri yıkanır [8].

90’lı yılların sonunda GICL, MI6’nın talebi üzerine dört kez Muammer Kaddafi’yi öldürme girişiminde bulunur ve Fizan dağlarında bir gerilla hareketi başlatmaya kalkışır. Bunun üzerine General Abdülfettah Yunus örgüte büyük darbe indirir ve onu ülkeyi terk etmek zorunda bırakır. 2001 yılındaki saldırılardan beri örgüt, BM’nin 1267 komitesi tarafından düzenlenen terörist örgütler listesinde yer alır ama Londra’da MI6’nın himayesi altında bir ofisi kullanmayı sürdürür.

GICL’nin yeni lideri, Afganistan’da ve Irak’ta Usame bin Ladin’in saflarında çarpışan Abdülhakim Belhac, 2004 yılında Malezya’da yakalanmış, ardından gerçeklik serumu zerk edilip işkence gördüğü, CIA’nın Tayland’taki bir gizli cezaevine aktarılır. ABD ve Libya arasındaki mutabakat sonucunda Libya’ya geri gönderilecek ve burada Ebu Salim Cezaevinde ama bu kez İngiliz ajanları tarafından yeniden işkenceye uğrayacaktır. 2007’de GICL ve El Kaide birleşir.

Öte yandan, 2008-2010 döneminde ABD ile yürütülen müzakereler kapsamında Seyfülislam Kaddafi, Cemahiriye ve GICL (El Kaide) arasında ateşkes pazarlığı yapılır. GICL o dönem, Tashih Araştırmaları adında, bir Müslüman ülkede aynı dine mensup insanlara karşı cihat çağrısı yaparak hata yaptığını kabul ettiği uzun bir belge yayınlar. Birbirini izleyen üç dalga halinde, bütün El Kaide üyeleri affedilir ve sadece şiddet kullanmaktan vazgeçtiklerini yazılı olarak beyan etmeleri karşılığında serbest bırakılırlar. 1 800 cihatçı arasından sadece yüz tanesi bu uzlaşmayı reddederek cezaevinde kalmayı tercih eder. Abdülhakim Belhac serbest bırakılır bırakılmaz Libya’yı terk eder ve Katar’a yerleşir. Hepsi dikkat çekmeden Libya’ya geri gelmeyi başarırlar.

17 Şubat 2011’de Kardeşler, 2006 yılında İtalyan Konsolosluğuna karşı yapılan gösteride yaşamını yitiren 13 kişinin anmak üzere Bingazi’de bir gösteri düzenler. Gösteriyi örgütleyenlere göre, o dönem Kuzey İtalya Liginin yardımıyla « Muhammet’in karikatürleri » olayını tertipleyen Muammer Kaddafi’dir. Gösteri kontrolden çıkar, hem göstericilerden, hem de güvenlik kuvvetlerinden olmak üzere toplam 14 kişi ölür.



Bu « devrimin » başlangıcıdır. Aslında göstericilerin asıl derdi Cemahiriye’yi devirmek değil Sirenayka bölgesinin bağımsızlığını ilan etmektir. Böylece Bingazi’de on binlerce Kral İdris (1889-1983) bayrağı dağıtılır. Modern Libya, ancak 1951’den sonra tek bir ülke oluşturabilmiş olan, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki üç vilayeti bir araya getirmektedir. Sirenayka, 1946 ila 1969 arasında, iktidarını tüm Libya’ya yayan Senusi monarşisi –Suudiler tarafından desteklenen bir Vahhabbi ailesi- tarafından yönetilmektedir.

Muammer Kaddafi, halkını İslamcılardan kurtarmak için « kan ırmakları akıtma » sözü verir. Cenevre’de, NED tarafından kurulmuş bir kurum olan Libya İnsan Hakları Birliği, bu açıklamaları bağlamından koparır ve Batı basınına Libya halkına yönelik tehditler şeklinde sunar. Kaddafi’nin Trablus’u bombaladığını savunur. Gerçekte ise Birlik, NATO işgalinden sonra ülkenin gelecekteki bakanlarını bir araya getiren içi boş bir deniz kabuğudur.



21 Şubat’ta, Şeyh Yusuf el Karadavi, El Cezire’de Libyalı askerlere Muammer Kaddafi’yi öldürerek halklarını kurtarmalarını emreden bir fetva yayınlar.

Birliği ve Libya Büyükelçisini dinleyen Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi’nin çalışmalarını temel alan Güvenlik Konseyi, Körfez İşbirliği Konseyi’nin talebi üzerine, halkı diktatörden korumak için güç kullanılmasına izin verir.

Pentagon kendisine GICL (El Kaide) ile eşgüdüm yapmasını emrettiğinde, AfriCom’un komutanı General Carter Ham’ın kanı donar. Irak’ta savaştığı ve deniz piyadelerini öldürmüş olanlarla Libya’da nasıl birlikte çalışılabilir? Hemen görevden alınır ve yerine EuCom ve NATO komutanı Amiral James Stavridis getirilir.



Ara: 1 Mayıs 2011’de Barack Obama, Abbottabad’ta (Pakistan) Navy Seals’in Komando 6 grubunun, 10 yıldır güvenilir bir bilgiye sahip alamadığımız Usame bin Ladin’i öldürdüğünü açıklar. Bu duyuru El Kaide dosyasının kapatılması ve mazinin Afganistan, Bosna-Hersek, Çeçenistan ve Kosova savaşları döneminde olduğu gibi onları yeniden ABD’nin müttefiki haline getirmek için cihatçılara yeni bir imaj verilmesini sağlar. « Bin Ladin »’in cesedi açık denize gömülür [9].

Altı ay boyunca Libya cephe hattında değişiklik olmaz. GICL Bingazi’yi denetimi altında tuttuğu ve üyelerinin büyük bir bölümünün geldiği kent olan Derna’da bir İslam Emirliği kurduğunu ilan eder. Libyalıları dehşete sürüklemek için, rastgele insanlar kaçırılır. Bunlar daha sonra cesetleri eklemlerinden parçalanmış ve uzuvları sokaklara dağılmış halde bulunur. Başlangıçta normal insanlar olan cihatçılara, tüm duygularını yitirmeleri için doğal ve sentetik uyuşturucu maddelerden oluşan bir karışım içirilir. Bu şekilde bilincinde olmadan vahşet uygulayabilmektedirler. Birdenbire büyük miktarda Captagon’a –bir amfetamin türevi- ihtiyaç duyan CIA, Bulgaristan Başbakanı, 2018’de Avrupa Konseyi’ne başkanlık yapan, mafya lideri Boyko Borisov’dan yardım ister. Borisov, Balkanların iki büyük mafya örgütünden biri olan Security İnsurance Company’ye katılan eski bir korumadır. Bu şirket Alman sporcuları için bu uyuşturucuyu üreten gizli laboratuarlara sahiptir. Borisov, esrar içerken emilmek üzere, bu mucize haplardan tonlarca tedarik edecektir [10].

General Abdülfettah Yunus firar eder ve « devrimcilere » katılır. En azından Batı’da anlatılanlar bu şekildedir. Gerçekte ise, bağımsız Sirenayka güçlerinin lideri haline gelerek, Cemahiriye’ye hizmet etmeyi sürdürmektedir. On yıl önce kendilerine karşı yaptıklarını hatırlayan İslamcılar, Seyfülislam Kaddafi ile hala temasta olduğunu keşfetmekte gecikmezler. Tuzak kurup onu öldürürler, ateşe verirler ve cesedinin bir bölümünü yerler.

Katar Emiri Hamad, Cemahiriyenin işini bitirmek ve daha önce Lübnan’ın anayasal olmayan Cumhurbaşkanı için yaptığı gibi yeni iktidarı yerleştirmek umudundadır. NATO havadan müdahaleyle yetinirken, Katar çöle bir taşra havaalanı kurar ve gemiyle asker ve malzeme gönderir. Ama Fizan ve Trablusgarp halkı Cemahiriye ve Rehberine sadık kalır.

NATO Ağustos ayında Trablus’un üzerine bomba yağdırırken, Katar, Tunus’a Özel Kuvvetlerini yığar ve tanklarını çıkarır. Bu binlerce kişi tabi ki Katar’lı değil ama Academi (eski Blackwater/Xe) tarafından Birleşik Arap Emirlikleri’nde eğitilen çoğunluğu Kolombiyalı olan paralı askerlerdir. Sadece gözleri görülebilecek halde siyah giysiler ve başlıklar giydirilmiş halde, Trablus’ta El Kaide’ye (BM tarafından hala terörist olarak kabul edilse de, yeniden iyi çocuk haline gelen) katılırlar.

Trablus’un alınmasına, Türkiye’ye itaat eden Mısrata Savaşçıları ve GICL olmak üzere sadece iki Libyalı grup katılır. Trablus Tugayına (El Kaide) İrlandalı Mehdi el Harati komuta etmekte ve Fransız Ordusuna bağlı muvazzaf subaylar tarafından yönlendirilmektedir.



Daha henüz Muammer Kaddafi linç edilmeden önce, Washington tarafından bir geçici hükümet oluşturulur. Hükümette bu hikayenin tüm kahramanları karşımıza çıkar: Mustafa Abdülcelil’in başkanlığında (Bulgar hemşireleri ve Filistinli doktora yönelik işkenceleri gizleyen), Mahmut Cibril (Körfez’deki Emirleri eğiten, El Cezire’yi yeniden organize eden ve Şubat ayında düzenlenen Kahire toplantısına katılan) ve Fethi Terbil (Bingazi’de « devrimi » başlatan). GICL’nin lideri ve El Kaide’nin dünyadaki 3 numarası Abdülhakim Belhac (Madrid’teki Atocha tren garı saldırılarına karışan), « Trablus’un askeri valisi » olarak atanır.

Thierry Meyssan
Kaynak : voltairenet.org | Çeviri Murat Özdemir


[1] “Obama’s low-key strategy for the Middle East”, David Ignatius, Washington Post, March 6, 2011. “Identifiying the enemy: radical islamist terror”, Statement by Peter Hoekstra, House Committe on Homeland Security, United States House of Representatives, September 22, 2016.

[2] “Tunus devriminde Washington’un rolü”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Nizamettin Karabenk, Voltaire İletişim Ağı , 23 Ocak 2011.

[3] “Albert Einstein Institution : CİA tarzı pasif direniş”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 4 Haziran 2007.

[4] The International Dimensions of Democratization in Egypt: The Limits of Externally-Induced Change, Gamal M. Selim, Springer (2015).

[5] “The Middle East counter-revolution”, by Thierry Meyssan, Translation Mahdi Darius Nazemroaya, Komsomolskaïa Pravda (Russia) , Voltaire Network, 26 May 2011.

[6] Rapport de la Mission d’enquête sur la crise actuelle en Libye, FFC (2011).

[7] “Once NATO enemies in Iraq and Afghanistan, now NATO allies in Libya”, by Webster G. Tarpley, Voltaire Network, 24 May 2011.

[8] “The secret behind Guantánamo”, by Thierry Meyssan, Оdnako (Russia) , Voltaire Network, 20 May 2010.

[9] “Reflections on the official announcement of the death of Osama Bin Laden”, by Thierry Meyssan, Voltaire Network, 8 May 2011.

[10] “Bulgaristan El Kaide ve IŞİD’e nasıl uyuşturucu ve silah sağladı?”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 4 Ocak 2016.
Thierry Meyssan



Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Turkey’s Looming Dictatorship | Türkiye diktatörlüğün eşiğinde
Üst üste 5 kez en mutlu ülke seçilen Finlandiya'nın sırrı ne?
BARIŞ KARIŞ KARIŞ
Katar ve 'OneLove' kol bandı!!!
O stadyumlar için 6 bin 500 işçi öldü... Nasıl seyredeceksiniz?

Türkiye'den AB ülkelerine yapılan iltica başvurusu rekor kırdı
İmamoğlu'na hapis cezası kararı dünya basında…
Katar'ın rüşvet iddiası: Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Kaili ile birlikte 5 kişi gözaltına alındı
Almanya Türkiye'den imam gönderilmesine son verecek
Almanya Holodomor'u soykırım olarak tanıyacak

Türkiye'nin en büyük zincir marketlerinin sermaye yapısı nasıl?
Gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında Türkiye zirvede
“ Eat. Play. Cash back”
ŞİRİNKFLASYON
Konya kart batağında, Hakkari bankaların takibinde

Kocaman bir aile gibi
Yeni Zelenda: 2009 sonrasında doğanlara sigara yasağı
Avrupa’nın ardından ABD’de maymun çiçeği virüsü alarmı
Ötenazi makinesi “Sarco” İsviçre’de yasal oldu
Yananlar

Değerli Dost Aydınlık Yürek - HASAN MEYZİNOĞLU
“ŞAİR LÂFI”
"Goblin Modu", “Metaverse”, “I Stand With”
YENİDEN E-KİTAPLARIMIZLA
Peter Gerasimon’un Avustralya Güzelliklerini Gösteren 21 Tablosu

O kadar da şey etmeyin yani
Sandık Lekesi
Seni Kaldır Beni Kaldır…
Yenilenmek
Injured

Doğayı korumak için 'tarihi' anlaşma
Avustralya tehlike altındaki türleri korumak için kolları sıvadı
Akdeniz’e Türkiye’den günde 144 ton plastik atılıyor
Avustralya’nın doğası hiç olmadığı kadar tehlike altında
Dünya 2,4 derecelik bir sıcaklık artışına doğru gidiyor

Su ve deterjan olmadan çalışan bir çamaşır makinesi
Akıl okuyabilen robot tasarladılar
Sanal Gerçeklik, Artırılmış Gerçeklik , Metaverse, Sanal Uzay Nedir?
Apple'dan iPhone Uygulamalarına Dev Zam: 1 Dolarlık Uygulama 17 TL Oldu
Yapay Et Şirketi Üretime Hazırlanıyor

UÇAN KÜÇÜK ŞIRINGALAR
Kanser hücrelerini öldüren virüs hastalar üzerinde olumlu sonuç verdi
Çin'de havadaki Covid-19'u tespit eden maske geliştirildi
Orta Çağ'da Bir Mühendislik Dehası Cezeri
Tarihi değiştirecek yazıt… İlk kez geçiyor

Dünyada tutuklu gazeteci sayısında rekor
Türkiye'den AB’ye ilticalarda rekor artış
Umut yolunda 29 bin ölüm
Dünya genelinde 771 milyon kişi okuma yazma bilmiyor
Türkiye’de en mutlu insanlar Ege’de yaşıyor

FAHRİ PETEK SERGİLERİ VESİLESİYLE : “Fotoğrafcılık Bende Çok Eski Bir Tutkudur”
Yepyeni
AFTER MATCH (MAÇTAN SONRA)
KÂBUS
Gönül makamından Gülizar’a seyir

UNUTAMAM
ÇOCUK
TAHT-I REVAN
HİPOKRAT,
İSTANBUL

Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi
Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış
Antik Çağlarda Kendi Memleketlerine Karşı Savaşan Paralı Askerler
Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git