A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar

Kategori Kategori: Özel Dosyalar | Yorumlar 0 Yorum | 17 Temmuz 2018 07:29:02

Lise tarih kitaplarımızda pek esamesi okunmayıp üvey evlat muamelesi görse de tarihte kurulan türk devletleri arasında önemli bir yere sahiptir Hazarlar. Ortaya çıktığı 7.yy'da bıraktığı etkiler hiç şüphesiz küreseldir ve dünya tarihini derinden etkilemiştir.

Bu devleti diğer türk devletlerinden ayıran özellik şüphesiz hanedan üyelerinin museviliği devlet dini haline getirmeleridir.ondan daha önemliside islam dini zuhur ettiğinden itibaren batı arabistandan, maveraünnehir ve kafkasya'ya kadar tüm devletler, ülkeler arap fatihler tarafından teker teker ilhak edilirken en onurlu mücadeleyi Hazarlar vermişdir. Bazen sendelediler, geri püskürtüldüler, yenildiler, yendiler ama güçlü arap orduları karşısında yıkılmadan dimdik durmayı becerebilen nadir imparatorluklardan biridir.



Hakimiyet sahaları neresidir?

İlk başlarda batı göktürk imparatorluğunun vassalı olarak ortaya çıkmışlardır daha sonra batı göktürk imparatorluğu gerileyip sonunda 7.yy ortalarında tarih sahnesinden çekildiğinde Hazarlar ve onların karadeniz-hazar bozkırlarındaki rakipleri bulgar birliği bağımsız kalmışlardır.

Doğu avrupa ile batı orta avrasya'nın bozkır bölgesinde,  aşağı idil boylarındaki kalbgahından ve kuzey kafkas bozkırlarından batıda dnyper nehrine ve doğuda şimdiki özbekistan'a yaklaşan bozkır bölgesine doğru uzanan geniş bir alana yayılmışlardır.

Hazar kelimesinin anlamı nedir?

Hazar kelimesinin kesin ne anlam ifade ettiği hala tartışma konusudur ama genel kanıya göre türkçe ''kaz'' yani ''başıboş dolaşmak'' veya ''ordan oraya göç etmek'' hazar=göçebe anlamı ortaya çıkmaktadır.

Hazarlar'ın kökeni nedir?

Bizans kayıtları Hazarları türk olarak kaydetmiştir. Hazarlar ise kendilerini ugor, avar, guz, barsil, onogur, bolgar ve savirler (sabar) ile akraba olarak görmektedirler. (hazar meliki yusuf'un mektubunda geçer). Arap kaynakları da Hazarları türk olarak tanımlar.

Tarih camiasında Hazarlar'ın türk kökenli olduğu kesin ve nettir ancak hangi boy veya kabile grubundan olduğu net değildir bu konuda çeşitli tezler vardır bunlar şöyledir:

Ünlü rus doğu bilimci ve tarihçi Wilhelm Barhold, Hazarlar'ın ''oğur'' kökenli olduğunu söyler. Bunu da muhtemelen arap coğrafyacı istahri'nin ''bulgarlar'ın dili Hazarlarınkine benzer'' kaydını temel alarak ortaya atmıştır.

Hazar çalışmalarının kuruculuğunu yapmış sovyet tarihçisi ve arkeoloğu Mihail Artamanov da, temel olarak bu düşünceyi paylaşır ve Hazarlar ve sabirler'in etnik olarak aynı olduğunu ileri sürer.

Hazar tarihi konusunda önde gelen isimlerden Douglas Morton Dunlop Hazarlar'ın uygurlar ile akrabalığına kanıt olarak bazı verilerin mevcut olduğunu ifade eder. Buna göre uygur kabilelerinden altısı ''ko-sa'' olarak adlandırılmaktadır ve ko-sa kelimesi hazar kelimesinin evrim geçirmemiş versiyonudur.aynı şekilde ünlü dil bilimci paul pelliot da ''ko-sa'' kelimesinin ''hazar'' kelimesi ile aynı olduğunu beyan etmiştir.

Bazı uygur kabileleri orta asyadaki topraklarını terkederek batıya doğru çekilmişlerdir. 463 yılı dolaylarında onogurlar, saragurlar ve sonucnusu muhtemelen uygurlar karadeniz'in kuzeyinde gözükmektedirler. (yani hazar topraklarında). 558 yılına geldiğimizde yine bir uygur kitlesi yine bu coğrafyada görünmekte ve burada bulunan sabir ve onogurlar bundan rahatsızlık ve endişe duymaktadır. Uygurlar 569 yılında idil'in batısında ve 576 yılında bosporus'u (kerç) kuşatmışlardır.

Başka bir ayrıntı ise seyyah ibn fadlan,Hazarlar'ın en üst ünvanlarından birisi olan ''jawshygh-r'' terimi karşımıza çıkmaktadır. Bu terimin sonu uygur olma ihtimali yüksektir.

Buna kanıtlara karşı olarak mevcut uygur kitabeleri uygurlar ile Hazarlar arasındaki lehçe yönünden bir bağlantıyı desteklememektedir. Genel kanıya göre hazar lehçesi, ''lir'' türkçesidir. Uygur lehçesi ise ''şaz'' türkçesidir.



Hazarlar'ın kökenine ait başka bir teori ise sabar kökenli olduklarıdır. Hazarlar'ın başlıca şehirlerinden 2'si belencer ve semenderdir. Sabarlarda da semender ve belencer isminde iki tane boy mevcuttur. ''sabar'' kelimesi ''yol değiştiren, başıboş'' anlamına gelmektir yani hazar kelimesiyle aynı anlam taşımaktadır. 10.yy arap tarihçilerinden mesudi '' iranlıların hazar dediği topluluk türkler tarafından sabar diye anılır'' şeklinde kaydı mevcuttur.

Hazar imparatorluğunun ilk dönemi

Hazarlar, 651 yılına kadar batı göktürk devletine sadık bir şekilde bağlı kalmışlardır. Daha sonra bağımszılığını ilan edip türk devletlerinin varisi sıfatıyla komşu kabile ve boyları önecelikle de bulgar kabilelerini kendi bünyesine katarak hızla büyümeye başlamıştır.

Bulgarlar, Hazarlara karşı inatla ama dağınık bir şekilde karşı koymuşlardır. Bu savaşlarda öğrendiğimiz kadarıyla en aktif rol oynayan kişi bulgar kralı Asparuh'tur.

Bu 2 türk topluluğunun birbirleriyle kanlı bir şekilde devam eden güç mücadelesi Hazarların lehine sonuçlanmıştır. Batbay adındaki bulgarlar Hazarlara boyun eğip mağlubiyeti kabul edip kuban bulgarları adıyla Hazarlar'a dahil olmuşlardır.

Hazarlar'a itaat etmek istemeyen bulgarlar ise ülkelerini bırakıp kaçtılar. Bir kısmı kuzeye itil bulgaryasının kurulduğu mevkiye diğerleri ise asparuh önederliğinde batıya, bizans imparotorluğu semalarında şanslarını denediler.

670 yılına geldiğimizde Hazarlar sadece azak-hazar denizi arasındaki bozkırlara değil, kırım'ın büyük bir kesimine de içine alan karadeniz sahillerinin tamamının efendisi durumuna gelmişlerdir. Kozmopolit bir imparatorluk haline gelmişti. Bünyesinde birçok irili ufaklı kavim ve boy barındırıyordu. Türlü fin kavimleri, burtaslar, desna ve orta dinyper boyundaki rus kavimleri, bazı macar boyları, bulgarlar, bazı yahudi kavimleri, gürcüler, ermeniler hepsi hazar demir yumuruğu altında zorla veya barış ile birleşmişlerdi.bu çok etnik yapıyı barındırmasına örnek olarak keza el'dad gadani ''Hazarlar'ın ülkesinde kudus'den 6 aylık mesafede yaşıyorlar. Sayıları çok fazladır. 25 devletten haraç alırlar. Hatta onların himayesine ve cesaretine muhtaç olan ismaililer (müslümanlar) dahi onlara vergi öderler''

Hazarlar, batı sınırında bulgarları sindirip kendi bünyesine dahil etmişlerdi ama diğer yandan kafkas ötesine fetih hareketlerinde bulunmuyorlardı.buranın zenginliklerinden haberdardılar yağma ve çapul amaçlı saldırıları mevcuttu ama sistematik bir şekilde seferler düzenlemiyorlardı.karşılarında bizans vardı. Bizans güçlü bir düşmandı ve bu sıralarda bulgarlar ile uğraşıyorlardı. 2 cephede birden savaşıp 2 ateş arasında kalmak genç hazaryalıları zor duruma düşürebilirdi.

Ama kısa bir zaman sonra istemeselerde güney sınırlarını korumak zorunda kalacaklardı.çünkü batı arabistan topraklarında yeni bir din ortaya çıkmıştı. ''islam''. Ve taraftarları çoğalmıştı. Kadim sasani devletini 2 hamlede tarih sahnesinden silmiş bu toprakların efendisi olmuşlardı. Bu arap fatihler'in önünde batı arabistandan hazar denizine kadar boş bir koridor açılmıştı. Bu alandaki siyasi teşekküllerin hepsi müstakil şehir devletleri halinde, hepsi kendi başının çaresine bakan, birlikten yoksun şehir devletleriydi. Tehlike büyüktü. Yeni yeni, ayakları üstünde durmaya çalışan hazaryalıların karşısında yeni bir düşman belirmişdi. Ne dağınık savaşan bulgarlara ne siyasi birlikten yoksun rus knezlerine ne de genellikle entrika üstadı bizans'a benziyordu.



Tanrının cihat emrini yerine getiriyorlardı ''din allahın oluncaya kadar....'' islam peygamberi muhammed vasıtasıyla öğrendikleri islam disiplinini pratiğe döküyorlardı. Genç, diri ve güçlüydüler. Kısa zamanda maveraünnehir, azerbaycan, ermenistan coğrafyasını fethettiler ve hazar denizi kıyısındaki derbent şehrine dayandılar. Devrin 2 büyük gücü kafa kafaya gelmişti. Bir tarafta asya'nın altın bozkırlarından gelen gök-tanrı'nın evlatları diğer tarafta ilahi kelimetullah için savaşan ve bir düzineden fazla etnik kimliğin birleşmesinden oluşan islam orduları.

İlk hazar-arap savaşları (642-652)

Bu ilk dönem hazar-arap savaşlarındaki arap ordularının amacı işgal etmekten çok keşif yapmaktır öncü birlikleri şeklinde hazar topraklarına saldırılar düzenlemişlerdir.

Müslümanların ilk tacizleri 642 yılında başlamıştı.derbend civarındaki ilk arap komutan buhayr ibn-i abdullah 641 yılında azerbaycan'a geçti ama halife ömer,buhayr ibn-i abdullah'dan haber alamayınca arkasından takviye kuvvet olarak abdurrahman ibn-i rabia'yu yolladı. Bu tarihlerde ufak çaplı da olsa çatışmalar çıkmıştır ve Hazarlar araplara kayıp verdirip geri çekilmelerini sağlamışlardır.

652 yılına gelindiğinde araplar yavaş yavaş daha düzenli bir şekilde saldırmaya başladılar. Arapların Hazarları terlettiği savaşlardan biri de bu tarihlerde meydana geldi.
Halife Osman'ın uyarılarına rağmen Abdurrahman ibn-i rabia seçme birliklerini Hazarlar'ın üzerine sürmüş ve ilk hedefini belencer olarak belirlemiştir ama Hazarlar, bu arap saldırısına ani bir baskınla cevap vermiş araplara kayıp verdirtmiş ama geniş çaplı bir yenilgiye uğratamamışlardır.

Araplar Belencer şehrini kuşatmakta ısrarcıydılar. Şehir surları etrafında kanlı bir mücadele veriliyordu. Abdurrahman askerlerine ''cesur olun ! buluşma yeriniz cennettir'' nidalarıyla moral vermeye çalışıyordu ama savaşta Abdurrahman'ın ölümü ve cesedin Hazarlar'ın eline geçmesi müslüman araplar'ın ordusunun bozulmasına sebep oldu ve hazar kuvvetleri 4.000 arap'ı kılıçtan geçirdi. Araplar geri çekilmeye mecbur kaldı. Bu ordunun içine peygamber Muhammed'in sahabelerinden ebu hureyre ve selman el-farisi'nin de bulunduğundan bahsedilmektedir.

Araplar bu belencer bozgunundan sonra saldırılarına ara vermek zorunda kaldılar çünkü devlet merkezinde sorunlar baş göstermekteydi. Halife Osman katledilmişti ülkede isyan havası hakimdi.

İkinci arap-hazar savaşları

Asıl arap saldırıları bu dönemde başlamıştır.merkezi otoriteyi sağlayan araplar artık daha güçlü bir şekilde Hazarlara saldırmaya başlamış bu bölgeye daha büyük kuvvetler getirmişlerdir.

Muhammed bin Ogbay, 692 yılında derbent şehrini ele geçirmiştir ama burada tutanamayarak geri çekilmek zorunda kalmışır. Çünkü bu tarihlerde araplar'ın ağırlıklı gücü horosan isyanını bastırmakla meşgul olduğu için Muhammed takviye kuvvet alamamıştı.

Muhammed bin mervan, 708 yılında derbent şehrini işgal etmişti. Hazarlar bu saldırıya 710 yılında cevap verdi. Öteden beri zaptetmek istedikleri albanya'yı ele geçirerek, derbent'i ve ülkenin kuzey kısmına hakim oldular. 713 yılında derbent, mesleme taraından tekrar alınmıştır. Mesleme derbent şehrinden ileri doğru gittiği esnada karşısına Alp-tarhan komutasında hazar orduları çıktı. Hazar ordusunun sayıca üstün olmasından dolayı mesleme, kamplarını, eşyalarını hatta haremini dahi bırakarak hızlı bir şekilde geri çekilmiştir.arapları geri atan Hazarlar tekrar vakit kaybetmeden albanya topraklarından içeri daldılar. 717 yılında 20.000 kişiyle Azerbaycan'ın kuzey kesimini ele geçirdiler.

721 yılında Hazarlar'ın üzerine gönderilen Zübeyr el-nehrani komutasındaki arap ordusu merc el-hicare mevkinde bozguna uğrayarak suriye'ye doğru firar etmiştir. Hazarlar, mağlup arap ordusunun kampını ele geçirmiştir ardından 722 yılında ermenistan'a girmişlerdir.

Cerrah bin Abdullah hakemi, büyük çapta bir orduyla Hazarlar'ın üzerine doğru gider yüksek ihtimalle merkezden ve lojistik destekten uzak kaldıkları için hazar orduları savaşmadan derbent şehrine kadar geri çekilirler.

Cerrah, Derbent şehrine 35 km mesafedeki narvan şehrine yöneldi. Burada hazar hakanın oğlu barcil, (derbent-nameye göre paşenk) komutasındaki hazar ordusuyla karşılaştı. Taberi'ye göre arap ordularının sayısı 25.000 idi derbent-nameye göre ise 6.000 arap, 4.000 mahalli prenslerin kuvvetlerinden oluşan bir orduydu. Hazarlar ise 40.000 kişi kadardır (ibn el esir ve balami bu sayıyı veriyor yüksek ihtiml sayı abartı) vuku bulan savaşta araplar 4.000 kayıp verirken Hazarlar 7.000 kayıp verip geri doğru çekilmişlerdir.

Cerrah, seferini semender şehrine kadar sürdürmek niyetindeydi ama aldığı bilgiler hazar hakanının büyük bir ordu topladığı yönündeydi. Acleyle geriye çekilerek kışı ''giş'' adlı köyde geçirdi. Buradan halife yezid'e mektup yollayarak takviye istediğini belirtti. Bu esnada halifeyezid öldü. Yyerine geçen halife Hişam, Cerrah'a takviye yolladı. Cerrah, 725 yılında gelen takviyeyle bahar geldiğinde harakete geçti ama bu sefer hazarya'ya saldırmayarak daryal geçidi üzerinden alan ülkesine saldırdı.

727-728 yılında mesleme azerbaycan taraflarından hazar üstüne yürüdü ve pek çok ganimetle geri geldi. Bir sonraki sene selefi cerrah, daryal geçidi üzerinden başka bir sefer tertipledi. Hazarya'ya giren mesleme, bizzat hazar hakanın ordusuyla karşı karşıya gelerek 1 ay kadar çarpıştı. Şiddetli yağmur neticesinde mesleme eli boş dönmek zorunda kaldı. 730 yılında Hazarlar tekrar Azerbaycan'a saldırdı. Haris bin amr, Hazarların saldırısnı geri pürskürttü.

Sonunda Hazarlar ardı arkası kesilmeyen arap saldırılarına cevap olarak ciddi bir hücum organize ettiler. 731 yılında büyük bir hazar ordusu azerbaycan'a girdi.arap kaynaklarına göre hazar ordusunun başında hakanın oğlu barcil bulunuyordu.bu esnada hazar hakanı ölmüş hazar kağanlığını barcil'in annesi parsbit yönetiyordu.

Cerrah, Suriyeden gelecek takviye kuvveti beklemeden hazar kuşatması altındaki erdebil şehrine girdi.kalabalık bir hazar ordusu onu bekliyordu.  (arap kaynakları hazar ordusunun 300.000 olduğunu söylesede bu çok abartılı bir rakamdır) araplar 2 gün boyunca hazar ordusuna direndiler. 2.günün sonunda durum araplar açısından hiç de iç açıcı değildi en seçme birlikleri kılıçtan geçirilmişti. 3.günün sabahında Cerrah ibni Abdullah el Hakemi'nin yanında sadece yaralılar ve ölüler kalmıştı. Hazarların hücumu sırasında araplar kaçarken Cerrah '' cehenneme değil ey müslümanlar, cennete! allah yolunda yürüyün şeytan yolunda değil'' diye bağırmıştır. Bu nidalar kısmen etkili olsada arap orduları kılıçtan geçirilmekten kurtulamadı çok büyük bir kısmı öldü, ölenler arasında Cerrah ibni Abdullah el hakemi de vardı. Hazarlar,kafasını vucündan ayırdılar. Haremi Hazarların eline geçti. Hazarlar çok büyük ganimet ele geçirdiler. Cerrah'ın elinde bulunan 25.000 kişilik ordudan kurtulan sayısı 100 civarında kişiydi.

Hazarlar savaştan sonra Erdebil'e girdiler eli silah tutan tüm erkekleri öldürdüler. Kadınları esir aldılar. Büyük miktarda ganimet topladılar. Rastladıkları her müslümanı kılıçtan geçirdiler. Azerbaycan'ı yakıp yıkmaya devam ettiler. Tebriz'e girdiler hatta Diyarbakır'a kadar gidip musul civarına kadar ilerlediler.

Halifelik bu büyük bozgun karşısında Said ibn el-amr'ı görevlendirdi. Hazarları geri pürskütmeyi başardı. Cerrah'ın hanımları kurtarıldı.

Mervan bin Muhammed kafkas ötesi genel valisiydi. 732 yılında güney dağıstanlı kabiler ile anlaşıp Hazarlara saldırmaya karar verdi. Derbent şehrine yöneldi. Derbent kalesi ele geçirilemeyinece civardaki Hazarların elinde olan yerler yakılıp,yıkıldı. Hazar ordusu bu saldırıyı engellemek için orduyla geldiğinde mesleme, tüm eşyaları kampta bırakarak cebri yürüyüşle geri çekildi.

733 yılında mervan bin muhammed belencer şehrine saldırmayı planlıyordu.sefer sırasında şiddetli yağmur yağdığından seferden istenilen verim alınamamıştır sadece ganimet ele geçirilmiştir.

Ardından merkeze dönerek halifenin huzuruna çıkıp Hazarlar ile yapılan savaşların başarılı gitmemesinin sebebinin Hazarların, arapların niyetini önceden öğrenip gerekli tedbirleri almasıydı ve Hazarlar hemen büyük çapta ordu topluyorlardı. Araplarda canlarının derdine düşüyorlardı.onun için mervvan halifeden 120.000 kişilik ordu tahsis etmesini istedi.

737 yılında mervan, Hazarları yanıltmak için elçi gönderdi ve barış yapacağını söyledi.ve hazırlanan ordunun Hazarlar'a karşı değil alanlar'a karşı olduğunu söyledi. Fakat hakanın yolladığı elçi hazırlıklar tamamlanana kadar alıkonuldu. Mervan daryal geçidi ve derbent geçidi olmak üzere 2 koldan hazarya'ya saldırmayı planlıyordu. 2 ordunun hazırlıkları tamamlanınca elçi mervan'ın huzuruna getirildi. Mervan elçiyi hakaret ederek ülkesine geç gitmesi için sarp ve dağlık yollardan yollandı. Elçi hazar hakanının huzuruna geldiğinde araplar çoktan hazarya topraklarına girmişti.

Endişe eden hazar hakanı beyleriyle toplantı yaparak geri çekilme kararı aldı. Hakan, itil nehrinin sol sahiline,  muhtemelen ural dağlarının kuzey kesiminde bir yere çekildi. Saldırıdan geç haberi olduğu için 40.000 kişilik bir kuvvet toplayabildi. Ordunun başına hazar-tarhan'ı geçirdi. Araplar geçtikleri yerleri yakıp yıkmışlardı.çok sayıda at ve 20.000 aileyi esir almışlardır.

Araplar gittikten sonra hazar hakanı tekrar ordu toplayıp orduyu mervanın peşinden yolladı. Bu yollanan ordu mervan tarafından bozguna uğratıldı 10.000 hazar askeri kılıçtan geçirildi. Hazar hakanı ordusunun yenildiği haberini alınca Mervan'a barış teklif etti. Mervan da müslüman olması aksi halde yerine başka birini tayin edeceğini duyurdu. Hakan bunu kabul etti ve halife tarafından kendisine 2 fakih yollandı. Mervan'ın yıldırım haraketı dediği bu savaş böylelikle sona ermiş oldu.

Mervan, Hazarlara da daha önce islamı kabul eden diğer kafkasya prenslikleri gibi muamele edeceğini düşünüyordu ama hazarya farklıydı. Bu ülkeyi kontrol altında tutabilmek için bir arap genel vali ve güçlü bir ordu gerekiyordu.
Bu yapılamadı çünkü islam devleti siyasi buhranlar yaşıyordu ve tansiyon her geçen gün yükseliyordu. Bu durumda ülkesinden bu kadar uzakta bir noktaya güçlü bir ordu getirmek çok riskliydi.

Bunun ardından Hazar kağanı 3 yıl sonra yani 740 yılı civarında müseviliğe geçmiştir. Mervan bu sırada dağlı prensler ile mücadele ediyordu ve devletin merkezinde emevi-abbasi çekişmesi devam ediyordu. Hazarlar'a bundan dolayı askeri harekat düzenlenemedi.

743 yılında Mervan kafkasyadan ayrılmak zorunda kaldı. Halife Velid'in öldürülmesi haberini alınca aceleyle Dımeşk'e döndü ve 744 yılında kendi halifeliğini ilan etti. Fakat 6 yıl sonra o da öldürülecek ve böylece emevi hanedanı dönemi sona erecekti.

İslam devletinde hanedan değişikliğinden sonra yeni halife ebu cafer el-mansur olmuştu. Mansur, Hazarlar ile dostane ilişki sürdürmek niyetindeydi. 753 yılında ermenistan genel valisi olarak atadığı Yezid bin usayd es-sülemi, Hazarlardan çekiniyordu. Halife Mansur dostluğu geliştirmek için yüksek ihtimal 759 yılında Yezid'in hazar kağanının kızıyla evlenmesini söyledi. Yezid,bu haberi alınca Bagatur adlı hazar hakanına elçi yollayarak kızına talip olduğunu söyledi. Kağan olumlu cevap verdi ve başlık olarak yezid 100.000 dinar bağışladı. Yezid, kağanın kızıyla 2 yıl evli kaldı. 2 çocukları oldu. Daha sonra bu 2 bebeğiyle birlikte öldü.



762 yılında Hazar kağanı bagatur bu haberi alınca kızının komlo sonucu öldürüldüğünü söyledi ve araplar'a savaş açtı. Hazarlar, bab el-ebvab üzerinden ermenistan'a saldırarak pek çok müslümanı katletti. Hazarlar 50.000 kişiyi esir aldı. Musa ibni kab'ın komutasındaki arap ordusu kılıçtan geçirildi. Mervan zamanında arapların eline geçen hamzin, lakz ve alan toprakları tekrar Hazarların kontrolune geçti.

764 yılında Hazarlar tekrar kafkas ötesine saldırdılar. Yezid'in kontorlundeki ermenistan yağmalandı, müslümanlar katledildi. Diğer bir hazar ordusu ise tiflis'i zaptetmişti. Halife Mansur bu saldırıya karşı ordu sevketti. Habin ibn abdullah er-revendi komutasında arap ordusu Hazarlar'a mağlup olmuş ve Er-revendi bu savaşta öldürülmüştür.

Hazarların, araplar'a karşı son seferi 798 yılında vuku bulmuştur. Hazarlar kafkas ötesine geçmiş ermenistan topraklarına girmiş. 70 gün boyunca hristiyan ve müslümanları katletmiş. Mallarını yağmalamışlardır

Hazarların yıkılışı

10.yy'a gelindiğinde Hazarların batısındaki rus devleti oldukça güçlenmişti. Hazarya komşularına karşı hiçbiryerden yardım talep edemiyordu ve hazar imparatorluğunun son saatleri gelmişti. Hazar imparatorluğuna ölümcül darbe 965 yılında rus krallığı tarafından indirilmiştir. 9.yy'ın ikinci yarısında çıkan kabar isyanıda devletin zayıflamasında etkilidir. Ruslar Hazarların rızası ile idil nehri üzerinden hazar denizi sahilllerindeki islam topraklarına bir dizi saldırı düzenlemişti. Buradaki şehirler Hazarların ticaret ortaklarıydı. Hazarlar kendi ayağına sıkmıştı. Aynı zamanda bizans topraklarına da saldırmıştı rusya ve bizans ile de arası bozulmuştu. Bizans, artık Hazarlar yerine peçenekleri destekliyordu. Hazarlar 2 ateş hattında kalmışlardı ve 965 yılında ruslar oğuzlar ile ittifak yaparak Hazarlar'a saldırdılar. Atil ve önemli sarkel kalesini işgal ettiler. Bu saldırı neticesinde Hazarlar bir daha toparlanamadı ve tarih sahnesinden çekildiler.

Hazarlar'ın müseviliği devlet dini haline getirmeleri

Hazarlar'ın museviliği tam olarak hangi tarihte kabul ettikleri hala tartışma konusudur ve net bir tarih yoktur. Roma ve araplar arasında sıkışan Hazarlar, bu iki büyük güçle aralarına mesafe koymak için museviliği bir vasıta olarak görmüş olabilirler. Hristiyanlık veya islamı benimsemeleri romanın veya halifeliğin siyasi açıdanan egemenliğinin tanınmasını ima ediyordu. Ancak diğer dönme hadislerinde olduğu gibi bu da bir gecede olup biten bir olay değildir. Kuşkusuz aşama aşama düzeltilerek, sindirilerek musevilik devlet dini haline getirilmiştir.

Hazarların, karaim mi yoksa rabbani museviliğine mi geçtiği çokca tartışma konusu olmuştur. Zvi Ankori'nin çalışması, eksik yönleri ne olursa olsun Hazarların rabbani museviliği'e mensup olduğunu göstermektedir. Rabbaniler ile birlikte karaim cemaatinin varlığını da dışlamaz. Ancak Hazarlarda halk tabanın hepsinin musevi olduğunu söylemek hatalı olur. Hanedan arasında olduğu gibi halk tabanında musevilik çok geniş kitlelere yüksek ihtimalle ulaşmamıştır.

Arap müelliflerin Hazarlar hakkında yazdıkları:

İbn Rusta(920 civarı) : Hazarların en büyük reisi yahudidir. İşa(şad) ve büyük reisin temayülünü göstren kumandanlar ve büyüklerde musevidir. Halkın geri kalanı türkler'in dinine benzer bir din üzerinedir.

İbn Fadlan:(921-922 civarı) Hazarlar ve kralları hep yahudidir.

İbn el Fakih:(930 civarı) Hazarların hepsi de yahudidir. Fakat son zamanlarda musevileşmişlerdir.

Mesudi: Bu şehirde müslümanlar, hristiyanlar, yahudiler ve cahiliye dinine mensup kişiler bulunur. Hükümdarları hazar kabilesindendir. Halife Harun Reşid döneminde musevi olmuşlardır. (elimizde tam mansıyla Hazarlar'ın ne zaman musevileştiğini göstren nadir kanıtlardan biri budur mesudi'nin ''harun reşid döneminde museviliği benimsediklerini söyleyen kaydı)

İstahri: (951 civarı) yahudiler azınlığı teşkil edip çoğunluğu müslüman veya hristiyanlardır.

Mukaddesi (985 civarı): Haza'ı bol miktarda koyun,bal ve yahudi dolu zor bir ülke olarak tarif eder.

Nedim: (987-988 civarı) onların en büyük hükümdarı musevi inancına riayet eder.

Bekri: (1094 civarı) genellikle Hazarlar müslüman ve hristiyan'dır. Aralarında putperest de vardır. Hükümdarları musevi dinine riayyet eder.

Yakut: (1229 civarı) burada müslümanlardan çok kimse var. 10.000 müslümanın olduğu söyleniyor. Hükümdarları yahudidir. Hazarlar müslüman ve hristiyandır. Aralarında putperest de vardır. Hükümdar maiyeti dışındakiler hristiyan ve müslümandır.

Hazarlarının çoğunluğunun musevi olmadığını gösteren başka bir kanıt ise 9.yy başlarında ülkede çıkan kabar isyanıdır. Melik Obadya dini (musevilik) ve siyasi alanda yapmak istediği reformlara karşı çıkımıştı. Obadya'nın yapmak istediği bu reformlar neticesinde feodaller isyan bayrağını kaldırmışlar bunun üzerine melik obadya guz ve peçenek kabilelerinin de yardımıyla bu isyanı bastırmıştır. Bu çarpışmadan sağ kurtulan Hazarlar madyarlar'a (macarlar) kaçarak kabarlar olarak anılmaya başlamışlardır. Obadya'dan sonra yerine oğlu yezekiil ve torunu manassiya geçmiştir ama iktidarları kısa olmuştur. Obadya ve en yakın halefleri her türlü sonucu göze alarak museviliği hazar devletinin resmi dini haline getirmeye çalıştıkları muhakkaktır.

Hazarlar da devlet kurumları ve ticari hayat

Arap kaynakları ülkenin başkentinin sarığşin ve hebnl (kitaptan aldığım alıntıda yazar bu şekilde okumuş kendiside yanlış olabileceğine dair şerh düşmüştür). Kış mevsiminde yerel halk bu iki kentte yaşar, baharın gelişiyle bozkırlara gider ve bir dahaki kış gelinceye kadar bozkırda kalırlardı. Hazar kağanları hali vakti yerinde müslümanları, varlıklarının miktarı veya zanatlarındaki başarıya göre atlı asker yetiştirme koşulu ile bir vergiye tabi tutarlardı. Toplanan vergiler işa (şad) denilen devlet görevlisinin sorumluluğu altındaydı. Her yıl peçenekler ile savaşılırdı. İşa kendi birlikleriyle savaşa katılırdı. Hraliyet ordusu 10.000 atlı süvariden oluşurdu. Kağan kendini hiç göstermez sadece yalnız dör ayda bir gerçekleşen uzun seyehat için dışarı çıktığında görünürdü. Hazar kağanının adet olduğu üzere 25 hanımı vardır. Bu kadınların hepsi diğer komşu krallardan kendisine gelen kralların kızlarıdır. Hükümdarlık süresi 40 yıldır. Bu süreyi bir gün dahi aşsa tebaası ve saray mensupları tarafından aklını kaybettiği gerekçesiyle öldürülürdü. Bir kaç kil yapının dışında oturdukları yerler keçe çadırdan oluşurdu. Pazarları ve hamamları vardır.kralın sarayı nehirden biraz uzakta tuğladan yapılmıştır.

Kral, tebaasının mülkiyeti üzerinde hak sahibi değildir. Hazinesi, gümrük vergileri, kara,deniz ve nehir yollarının kullanımına bağlı olarak alınan bir tür öşür vergisi gelirine dayalıdır. Ayrıca farklı yerleşim bölgelerinin halklarından, yiyecek, içecek vb ürünler üzerinden alınan düzenli vergilerdir.

Kralın yahudilerden, hristiyanlardan, müslümanlardan ve purperestlerden oluşan 7 yargıcı vardır. 2 müslüman, 2 hristiyan, 2 musevi ve 1 tane da şaman yargıç vardır.

Ana besin kaynakları balık ve pirinçtir. Bal ve bal mumu ülkelerine rus ve bulgar ülkelerinden gelirdi. Dünyanın pek çok yerine ihraç ettikleri kunduz kürkü de yalnızca bulgar ve rus bölgesinde bulunurdu. Semender adlı şehir bahçelerle dolu 4.000 üzüm bağı vardı.

2 tip hazarlı vardır. Birincisine kara Hazarlar denir. Bunlar esmer il koyu siyah arasında, bir çeşit hintli gibidirler. Birde göz alıcı biçimde güzel olan beyaz cinsleri vardır. Hazar ülkesi balık tutkalı dışında ihraç edilebilir hiçbir şey üretmez.


Hazar kağanlığı çok bilinmese de kafkaslar ve doğu avrupanın siyasi kaderini derinden etkilemiştir. İslam orduları karşısında tüm ülkeler diz çökerken Hazarlar son ana kadar dirayetli bir şekilde ayakta kalmayı başarmışlardır.

Kudus'ün fethi, İstanbul'un fethi, Attila'nın roma kuşatması vs ne kadar önemliyse Hazarlar'ın da araplar ile 70-80 yıl boyunca savaşması o kadar önemlidir. Eğer hazar kağanlığı düşseydi ve Mervan hazar ülkesinin kontrolünü eline alsaydı don, dinyeper ve doğru avrupa semalarına büyük bir müslüman göçü olacaktı ve ardından avrupanın kapıları müslüman araplara açılmış olacaktı. Hazaryanın bulunduğu ince hat ayakta kalmayı başarabilmiştir. Karl Martel'in franklarının pirenelerde yaptığı gibi Hazarlarda kafkaslar da arapları durdurmuşlardır.

Doğu avrupayı kurtarış bir anlamda rus knezliklerinin de işine yaramıştırki bu ruslar çok şanslı adamlar tarihte 2 defa türkler sayesinde ayakta kaldılar, diğeri Timur'un altın ordayı yıkması. Ama en fazla da bu ruslardan çekti türkler. Yüzyıllar sonra orta asya'nın canına okuyan da yine bu rusların torunları oldu.

Kaynaklar
Mihail artamanov-hazar tarihi
Douglas dunlop-hazar yahudi tarihi
Peter golden-hazar çalışmaları
Peter golden-c.zuckerman-a.zajaczkowski=Hazarlar ve musevilik


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Çingene Kızı’nın Çalınan Parçaları Sonunda Türkiye’de
'Devlet 80 IQ'yla memur alıyor, suç örgütlerinde 120 IQ var'
Fenerbahçe’den dev hareket! Dünyada bir ilk…
Sevgiyi Çoğaltanlara
'Dijital fişleme'

“Yakında aç ve boş midelerin devrimini görecekler!”
Bir isyanın anatomisi: Kim bu Sarı Yelekliler?
ASIS ajanlarına daha geniş silah kullanma izni.
Avrupa Birliği üyelerine Brexit mutabakatını onaylama çağrısı
'Trump, CIA'nın Kaşıkçı raporu hakkında yalan söylüyor'

Harç bitti, Yapı paydos!!!
Türkiye’de inşaatta alarm zilleri çalıyor
Yerli sermaye kaçıyor: 9 ayda Türkiye’den 20 milyar dolar çıktı
Bıçak kemiğe dayanmış!
Fitch'ten uyarı üstüne uyarı!!!

ÇOCUK
Tek kullanımlık naylon poşetleri tüm mağazalarından kaldırıyor
Kadınlık hallerı, yaşanmışlıklar : Oğlum ölüyor galiba
Dünyanın en eski şişe mesajı Avustralya'daki kumsalda bulundu
Çocuk gelin sayısında utandıran birincilik

Dede Korkut UNESCO listesine girdi
Umutsuz ve kitapsız olmayın
Türk Mitolojisinde Erlik Hanın Yeri Tasviri ve Kökeni
Nebil Özgentürk’ün gözünden: 11 dakikalik Aydin Boysan belgeseli
Robert kolej’de

Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
Mutluluk mu dedi biri…

2018 İklim Raporu: Dünya'yı kurtarabilecek son nesil biziz
Avustralya’da öğrencile gelecekleri için sokaktaydı…
Küresel ısınma için belirlenen hedeften uzaklaşılıyor
Yağma ve talanın süresi 49 yıla çıktı
Mercan kayalıkları için 400 milyon dolar

2020 yılında Çin kendi GPS sistemine sahip olacak
Kripto para üretiyor olabilirsiniz!
Milyonlarca kişi cep telefonu ile tehlikede!
'Milyonlarca insanın kişisel verileri, ticari ve siyasi amaçla kullanıldı'
Güneş küresi icat edildi!

İnsan beyninde daha önce bilinmeyen bir bölge keşfedildi
Çin’de yapay zeka okul müfredatına giriyor
Yedi Neşeli Ahtapot
Bir şehri 2000 yıl sonra ortaya çıkardı
'Son Troyalı'nın iskeleti bulundu

Kadınların en fazla öldürüldüğü yer: Kendi evleri
Amerika’dan sonra Türkiye ikinci
Avustralya’da Z kuşağının dünya görüşü…
Türkiye’den göç %42 arttı.
Viyana yedi yılın birincisi Melbourne kentini geride bıraktı.

Fransızlar dirgenlerini Macron'a doğrulttu
Tarihin ilk işçi grevi III. Ramses’i sarsmıştı.
Bir zamanlar sığınaktı
Işıltı
Yalnız mıyım değil miyim?

VATAN
Bir acı Hicaz
TEVHİD-İ
Trafikte yasaklar
Eğri Oturup

Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git