A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Kovdular onu ama kalbi İstanbul'da kaldı...

Kategori Kategori: Araştırma | Yorumlar 1 Yorum | Yazar Yazan: Aynur Çağlı | 03 Eylül 2012 09:52:54

1914'de Rusya'da doğan, 3 yaşından itibaren Türkiye'de yaşayan Musevi kökenli gazeteci ve çevirmen Erol Güney 1955'de sınırdışı edildi. Orhan Veli ve Sabahattin Eyüboğlu gibi 20. yüzyılda ülkenin kültür yaşamına damgasını vuran aydınların yakın dostuydu. Kedisi ve baldızı Orhan Veli'nin şiirleriyle ölümsüzleşti. Rus, İngiliz ve Fransız klasiklerini harikulade çevirileriyle Türkçe'ye kazandırdı.

Vatansız kalınca İsrail’e yerleşti. Yaşam öyküsü kitaplara, belgesellere konu olan Güney, 2009’da öldüğünde 95 yaşındaydı.

Yahudi nüfusunun yoğun olduğu Odesa kentinde (Ukrayna’nın Karadeniz kıyısında) yaşayan Rottenberg ailesi, 1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra İstanbul’a göç etti. Oğulları Mişa, Kadıköy’deki St Joseph Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi’nin felsefe bölümünü bitirerek Türk vatandaşlığına geçti ve Erol Güney adını aldı. Renkli bir kişiliğe sahipti, çapkındı, neşeli, esprili, hayat dolu bir insandı. Evliliğe karşıydı, fakat o yıllarda evli olmadan birlikte yaşamak imkansızdı. Bu nedenle o da birçok arkadaşı gibi bir süre sonra nikah masasına oturdu. Karısı Dora kültürlü ve donanımlı bir kadındı.

1940’larda ve 50’lerde İstanbul’da entellektüel bir canlılık yaşanıyordu. Dönemin önde gelen aydınları Nusret Hızır, Orhan Veli, Mina Urgan, Abidin Dino’nun eşi Güzin Dino ve Azra Erhat ile aynı okula giden Güney, engin edebiyat ve yabancı dil bilgisi ile bu yaratıcı ortamın vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı olan, köy enstitülerinin kurucusu Hasan Ali Yücel’in başlattığı Tercüme Bürosu’nda görev aldı. İsmet İnönü, 100 yabancı eserin Türkçe’ye çevirilmesini emretmişti. Aralarında Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin ve Orhan Veli’nin de bulunduğu çevirmenler kolları sıvadılar. Bu proje sayesinde Tolstoy, Moliere, Puşkin, Çehov, Dostoyevski ve Shakespeare gibi edebiyat dehaları ilk kez Türk okurlarla tanıştılar. MEB yayınları olarak basılan bu kitaplar şimdi antika muamelesi görüyor. Erol Güney’in Rusça, İngilizce ve Fransızca’dan yaptığı çeviriler gerçekten kusursuzdu.

Çevirmenler arasında Erol Güney’in karısı Dora da vardı. O zamanlar ülkenin en seçkin aydın kesimini oluşturan bu çevirmenlerin bazıları birkaç dil konuşuyordu. Dora Güney’in Almancası ve Fransızcası mükemmeldi, ayrıca İngilizce, İspanyolca ve Yunanca da biliyordu. Dora’yla Erol Güney’in nikah şahitliğini yakın arkadaşları Melih Cevdet Anday ile Necati Cumalı yapmıştı. Güzel Sanatlar Müdürlüğü’ndeki işiyle Türk opera ve tiyatrosuna değerli katkılarda bulunan Dora Güney’in de Türkiye’ye çok emeği geçti.

1946’da tek parti iktidarı sona erdi. Hasan Ali Yücel istifa etti, çeviri bürosunun hiçbir işlevi kalmadı. Bu arada proje tamamlanmıştı. Erol Güney’in en yakın arkadaşları artık yanında değildi. Sabahattin Eyüboğlu Paris’e gitmiş, Orhan Veli genç yaşta yaşamını yitirmişti. Güney, Agence France Press’in (AFP) Türkiye muhabiri olarak işe başladı. 1955 Mart'ında Sovyetler Birliği’nin Türkiye ile ilişkilerini iyileştirmek istediğine dair bir haber yazdı. Bu haberden ötürü casuslukla ve Türkiye aleyhine faaliyet yürütmekle suçlandı.

Amerikan Elçiliği’nin davetindeyken siyasi polis tarafından tutuklanan Güney’in üzerinde smokin vardı. Değişmek istedi ama izin vermediler. Zorla arabaya bindirerek çok uzaklardaki bir açık hava cezaevine götürdüler. Arabadan inen Erol Güney’in smokinini gören tutuklular, smokini  casus giysisi zannettiler. Daha sonraları bu hikayeyi dostlarına aktaran Güney, bir yandan anlatır, bir yandan da kahkahayla gülermiş.



Güney, Bakanlar Kurulu kararıyla önce Yozgat’a sürgüne gönderildi, sonra vatandaşlıktan çıkarılarak sınırdışı edildi. Tutuklama kararını imzalayan Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Güney’in “çok şey bildiği için” sınırdışı edildiğini söyledi. 2006 yılında kendisini İsrail’de ziyaret eden gazeteci/yazar Can Dündar’a o sıralarda yabancı diplomatlarla arasının oldukça iyi olduğunu anlatan Güney, başını derde sokan Rusya haberini Belçika elçisinden duyduğunu belirtti.

Yeniden göç yolları
 
Güney’in göçmenlik serüveni bitmemişti. Sınırdışı edildikten sonra Paris’te yaşamayı denedi, olmadı. Göçmen muamelesi görmekten bıkmıştı. 1956 yılında İsrail’e yerleşti. Ölünceye dek (2009) orada yaşadı. Vatandaşlıktan atılmak çok ağırına gitti Güney’in. Vatanı saydığı, askerlik yaptığı ve içtenlikle hizmet ettiği Türkiye’ye öyle bir küstü ki, senelerce Türkçe konuşmadı. İstanbul’da yayınlanan Şalom gazetesine yazmaya başladığında yazıları Fransızca kaleme aldı. Şalom gazetesi bu yazıları her defasında Türkçe tercümeyle yayınladı. 1955’de sınırdışı edilen gazetecinin, Türkiye’den vize alması 35 yıl sürdü. 1990’dan itibaren mümkün olduğunca sık ziyaret etti İstanbul’u ve darıldığı ülkeyle barışmaya başladı.

Erol Güney Türk devletinin küstürdüğü ne ilk, ne de son aydındı. Azınlık mensubu olarak ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören Güney, kısa bir sürgünün ardından sanki kendisini bekleyen bir ülke varmış gibi tezelden sınırdışı edilmişti. Türk kökenli aydınlar eziyet görmelerine, hapislerde çürümelerine ve yurtlarını terketmek zorunda kalmalarına rağmen en azından sınırdışı edilmiyorlardı.

Türkiye’deki binlerce azınlık mensubu, politik kriz dönemlerinde soylarının asırlardır yaşadığı coğrafyadan, anavatanlarından kovuldular. Doğdukları, büyüdükleri, şekillendikleri ve tutkuyla bağlandıkları topraklara dönemeden ölenler çoğunluktaydı. Güney talihliydi, 76 yaşında da olsa geri dönebilmişti. 2002 yılında Türkiye’nin İsrail Büyükelçiliğine atanan Feridun Sinirlioğlu, Tel Aviv’e ayak bastıktan sonra ilk nezaket ziyaretini Erol Güney’e yaptı. Bu ziyaret Güney’i çok memnun etti ve duygulandırdı.

Orhan Veli ile dostluğu

Erol Güney ile Orhan Veli çok yakın arkadaştı. Aynı okulda okumuş, Tercüme Bürosu'nda beraber çalışmış, aynı yıl askere gitmişlerdi. Can Dündar’a arkadaşından bahsederken "Çok içiyordu" diye yakınan Güney, Orhan Veli’nin şiirlerine konu olan kedisinden de söz etti. Erol-Dora çiftinin Edibe adlı bir kedileri varmış. Orhan Veli ne zaman Güney’lerin evine gitse Edibe’yle oynarmış, sonradan yazdığı iki şiirle bu sevimli kediyi edebiyata armağan etmiş:

"Bir erkek kediyle bir parça ciğer / dünyadan bütün beklediği / ne iyi" dizeleri... Ve Edibe'nin hamileliğinde yazdığı:

"Çıkar mısın bahar günü sokağa / işte böyle olursun / böyle yattığın yerde / düşünür düşünür / durursun..." Sahipleriyle beraber İsrail’e giden Edibe 22 yaşında ölmüş.

Bir de Orhan Veli'nin şu meşhur, "Olmaz ki, böyle de yatılmaz ki" diye biten "Sere Serpe" şiiri var. O şiirdeki genç kadın Erol Güney'in karısı Dora’nın kızkardeşi Bella için yazılmış.

SERE SERPE
Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama…
Olmaz ki!
           Böyle de yatılmaz ki!


Ankara’da oturan ablası ile eniştesini sık sık ziyaret eden Bella, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde İngilizce öğretmenliği yapıyordu. Misafirler salonda otururken sedire uzanmış ders çalışmakta olan Bella’nın duruşundan çok etkilenen Orhan Veli, yazdığı şiiri kenardan izlediği genç kıza uzatıyor. Genç şair Bella’ya sürekli kur yapıyor. Ama Bella içkiye düşkünlüğü ve çapkınlığıyla tanınan şaire fazla pas vermiyor. Onu daha çok bir aile dostu olarak görmeyi seçen Bella, genç yaşta ölen şairle düzenli olarak görüşmeye devam ediyor. Hala hayatta olan Bella şu an İstanbul, Bebek’te oturuyor. Onun da en az eniştesi ve ablası kadar renkli bir hayat hikayesi var.

Şalom gazetesinden Tilda Levi, Erol Güney’in ölümünün ardından yazdığı, “Bir deryaydı Erol Güney” başlıklı makalede şunları söylüyor:

“Bazı kişiler hiç ölmeyecekmiş gibi gelir insana. Erol Bey onlardan biriydi. 95 yaşında pırıl pırıl bir zekaya sahipti. Erol Güney bir insan değil, akan bir deryaydı adeta. Bir yaşam değil, öyküler zinciriydi. Zira hayatı boyunca karşı cinsi etkileyen bir kişiliğe sahipti. Yaşamının son günlerinde dahi paylaştığı, sohbet edip, yürüyüş yaptığı bir bayan arkadaşı oldu. Erol Güney sıradışı bir yaşam sürdü, çok sevdi ve sevildi, ama hepsinden öte her zaman genç yaşadı.”
Türkiye’de önemli bir sürece tanıklık eden Erol Güney’in yaşamını anlatan “Erol Güney’in Ke(n)disi” “Göçmen-Çevirmen-Gazeteci-Sevgili” adlı anı kitabı, 2005 yılında piyasaya çıktı. Haluk Oral ile M. Şerif Özsoy tarafından yazılan kitap, birbirinden ilginç hikayelerle dolu.
Banu Yalkut’un 2011’de T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık görülen “Yaşamın Sürüklediği Yerde-Erol Güney'in Yaşam Öyküsü” isimli belgesel çalışması TRT’de yayınlandı. Yönetmen bu filmle günümüzde köken öne çıkarılarak sürdürülen dini, siyasi ve etnik tartışmalara farklı bir açıdan yaklaşmayı hedeflediğini söyledi. Bu hikayenin Türkiye’nin kendisiyle yüzleşmesi bağlamında anlamlı olduğunu vurguladı. Belgeselin Türkiye siyasi tarihinin önemli bir bölümüne ışık tutacağını ve yükselen anti-semitizme karşı mücadeleye bir katkıda bulunacağını inandığını belirten Yalkut’un filmiyle Erol Güney bundan böyle hep sevgiyle ve minnetle anılacak.


 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 7.5 / 11 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Suat Yilmaz { 03 Eylül 2012 10:25:15 }
Ellerine ve yuregine saglik.Turkiye'nin aydinlanmasina gercek katkida bulunmus,boyle bir degeri;her nekadar zamanin kendilerine "VATANSEVER" yoneticileri tarafindan degeri bilinmesede,okuyucuya,bizlere o guzel duru yazma biciminle anlatip,EROL GUNEY'i bizle bulusturdugun icin tesekkurler.Ne yazik ki,EROL GUNEY gibi nice VATANSIZ buyuk degerlerimiz var.Onlari birkez daha bu vesileyle saygiyla ANIYORUZ.Seni okumaya devam edecegiz.
Saglik ve sevgiyle KAL.
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Yüzlerce öğrenciden ABD'yi terk etmeleri istendi.
Avrupa'da İmamoğlu çıkmazı: Çıkarlar mı değerler mi?
Ayaktayız
YÜRÜYÜŞ SÜRÜYOR
'Büyük Osmanlı Soygunu': 10 maddede Eric Adams davası…

Dünyadaki boykotlar: Kim neyi hedef aldı?
Trump üçüncü kez başkan olabilir mi?
CHP İmamoğlu ve erken seçim için imza kampanyası başlattı
ABD'de ulusal güvenlik skandalı ile gündeme gelen Signal nedir?
CHP neden boykot çağrısı yaptı?

Trump yeni gümrük vergisi tarifelerini açıkladı.
Avrupa’nın en az et yiyen ülkesi Türkiye: Fiyatlar 5 yılda % 1230 arttı!
Türkiye'de ekonomi bir kez daha belirsizlik döneminde
ABD-Çin hattında ticaret savaşı: “Soğuk Savaş’tan beri görülmemiş bir rekabet”
Canberra yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl başardı?

Türkiye'de Covid-19 salgını yaşam süresini azalttı.
Uzmanlar uyardı: "Uzun yaşayanlardan tavsiye almayın"
Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.

MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024
KOLLEKTİF OYNAMALI KAZANMAK İÇİN
Oxford Sözlüğü yılın kelimesini seçti: Beyin çürümesi
"İNEK BAYRAMI" ekitap
Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü

Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?
Tokyo’dan Hasanlar’a, Kudüs’te bir mahkemeden bizim buralara…
“KADERİMİZ DIŞARDAN YAZILAMAZ - DIŞARI KADERİ BELİRLEYEMEZ…”
Niyetime İlham

Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.
Su üzerindeki iklim değişikliği baskısı Türkiye'yi su fakiri olmaya sürüklüyor.

Çin'in 10 yıllık yüksek teknoloji planı nasıl işledi?
Devrimsel Bir Teknoloji: Kaykay Şasi
Türkiye, kişisel verileri en çok sızdırılan 19.ülke
Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu

NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.
Antik Mısır'daki popüler masa oyununun şaşırtıcı kökenleri ortaya çıktı.
At binmenin kökenine dair ezber bozuldu.

"Türkiye'de gazeteciler baskı ve yıldırma ile karşı karşıya"
Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından 2024 yılı yolsuzluk algı endeksi açıklandı!
Türkiye OECD’de gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke
2023 yılında Türkye’de çocukların cinsel istismarı hakkında 40.000'den fazla dosya açıldı.
Çalışanların geliri son 20 yılda azaldı.

Kakao Endüstrisinde Çocuk İşçiliği: Tadı Kadar Tatlı Değil
Dan O’Dowd, Tesla’nın Zehirli Kültürü, Başarısız Abartı ve BYD’nin Yükselişi Üzerine
ANALAR(IMIZ) SİZLER ÇOK YAŞAYIN
Amerika dış yardım yumuşak gücünden vazgeçiyor mu?
Zelenski: Kolezyum Politikasının Kurbanı

HİTLER Diye Biri
ZAMANI VAR
TASARRUF
DUR YOLCU
EMRİ HAK VAKİ

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git