A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Filipinler'de doğum kontrolü: Halk istiyor, papazlar istemiyor!

Kategori Kategori: Dünya | Yorumlar 1 Yorum | Yazar Yazan: Aynur Çağlı | 02 Ağustos 2012 06:45:00

Yoksul Filipinlilerin çoğu doğum kontrolü istiyor ancak Katolik kilisesi kesinlikle karşı çıkıyor. 96 milyon nüfuslu Filipinler'de doğum kontrolüne sadece parası olanların gücü yetiyor. Hükümet yasal değişiklik yaparak toplumsal eğitim yoluyla insanların bilinçlendirilmesini ve yoksulların her türlü korunma yönteminden ücretsiz ya da az bir ücretle yararlanmasını istiyor. Katolik kilisesi ve savunucuları ise hiç ödün vermeden, tam 14 yıldır bu yasanın çıkarılmasını engelliyorlar.

Los Angles Times gazetesinde 29 Temmuz’da Kenneth R. Weiss imzasıyla yayınlanan “Kilisenin Seçeneği” başlıklı yazıda, yoksul ailelerin doğum kontrolünden mahrum kalmasının baş sorumlusu olarak Katolik kilisesi gösteriliyor.

Her 10 kişiden 8’inin Katolik olduğu Filipinler’de, kilisenin etkinliği ve gücü öylesine büyük ki, kiliseler sadece hafta sonunda değil, hafta içinde de tanrıdan medet umanlarla dolup taşıyor. Büyük kiliselerdeki kalabalık yüzünden kentin trafiği felce uğruyor. Papazlar vaazlarında hükümetin gerçekleştirmeye çalıştığı doğum kontrol yasasına veryansın ediyor, hamileliği engellemeye yönelik her türden yapay müdahaleye karşı çıkarak, tek çare olarak arada seksten kaçınılmasını öneriyorlar. Halkın yüzde 70’i yasa önerisini desteklemesine karşın kilisenin itirazı nedeniyle öneri senatoda takılmış durumda, bir türlü uzlaşma sağlanamıyor.

Katolik kilisesinin doğum kontrolüne karşı olduğu biliniyor. Kilise liderleri, Avustralya ve Almanya gibi insan ve kadın haklarının yasalarla koruma altına alındığı gelişmiş ülkelerde doğum kontrolü konusunda sessiz kalmayı tercih ediyor. Çünkü kamuoyu tepkisini göğüslemeleri ve mevcut sistemi değiştirmeleri imkansız. Aynı kilise, Filipinler gibi yoksul ülkelerde halkın kiliseye körü körüne bağlı olmasını ve cehaleti fırsat bilerek acımasız politikalarında ısrarlı, tehditkar ve hatta saldırgan bir tutum sergiliyor. Filipinli Katolikler, Meksika gibi yoksul ülkelerdeki din kardeşleri gibi sadakat karşılığında ödüllendirilmek yerine cezalandırılıyor. Cehenneme gitmekle korkutuluyor, yoksulluğa ve çaresizliğe mahkum ediliyor. Kilisenin gücü sadece mazluma yetiyor.

ABD’nin Uluslararası Kalkınma Örgütü, 40 yıl boyunca Filipinler’e toplam 400 milyon dolarlık doğum kontrol malzemesi yolladı. George W. Bush yönetimi bundan sonra sorumluluğun Filipin hükümetine ait olduğunu belirterek 2008 yılında  yardım programına aşamalı olarak son verme kararı aldı. O zamanki Devlet Başkanı Gloria Arroyo, kendisine destek veren papazları küstürmemek için sorumluluktan kaçtı. Hatta gençliğinde doğum kontrol hapı kullandığı için bir papaza gidip günah çıkardığını itiraf etti. ABD yardımı kesildiğinden beri yoksullar doğum kontrol olanaklarından mahrum. Yine dışarıdan gelen sınırlı sayıdaki yardım ise yetersiz, yoksullara ulaşamıyor.

Vatikan’ın da desteğiyle katı tavrını koruyan papazlar, yasayı onaylayanları ve açıkça destekleyenleri cemaatten çıkarmakla tehdit ediyorlar. Daha da ileri giderek, doğum kontrol haplarının başlamış olan döllenme sürecini durdurduğu için kürtajdan farkı olmadığını öne sürüyorlar.  

Hükümetin 2008 yılında yaptırdığı bir araştırmaya göre, Filipinler’deki doğurgan evli kadınların yüzde 39’u hamile kalmak istemiyor ya da hamileliği ertelemeyi düşünüyor ama hiçbir şekilde korunmuyor. Neden olarak korunma yöntemlerinin yan etkisinden çekindiklerini belirtiyorlar. Diğer gerekçeler ise, kocalarının karşı çıkması, korunma yöntemlerinin mevcut olmaması ve masrafı. Bütün bu nedenlerden dolayı ve tanrının kendilerini cezalandırmasından korktukları için kadınların yarısı istemeden hamile kalıyor.

Filipinler, Asya’da nüfus artışının en hızlı olduğu ülkelerden biri. Bu hızla nüfusun 2050 yılına kadar 155 milyona erişeceği öngörülüyor. Eski belediye başkanı Jose Atienza, nüfusun üçte birinin sefalet içinde ve gecekondularda yaşadığı başkent Manila’daki sağlık ocaklarında doğum kontrol yardımını 12 yıl önce yasakladı. Ortada hiçbir sorun yokmuş gibi konuşan Atienza, Manila’daki seyyar satıcıları ve yurtdışında hizmetçilik ya da işçilik yapanları kastederek Filipinlilerin son derece yetenekli, vasıflı ve parlak zekalı olduğunu söylüyor. 10 milyonu aşkın Filipinli yurt dışında, en ağır koşullarda çalışarak yakınlarına destek olmaya çabalıyor. Kendileri varlık ve servet içinde yüzen Atienza gibi politikacılar ise, bundan utanacakları yerde övünüyor. Sorumsuzca doğum kontrolünün yanlış olduğunu, aileyi zayıflattığını, devlet fonlarının bu işlere harcanmaması gerektiğini savunuyor.

Manila’daki en büyük kadın hastanesi Jose Fabella’nın fabrikadan, koğuşların ise cezaevi koğuşlarından farkı yok. Yılda 17 bin bebeğin dünyaya geldiği, “bebek fabrikası” diye bilinen hastanede, yasadışı yöntemlerle çocuk düşürmeye kalkışan kadınlara da bakılıyor. Kürtaj ve zorla çocuk düşürmek yasak olduğundan bu kadınlar polise sevkediliyor. Bunca korkuya, din ve devlet baskısına rağmen ülkede her yıl yaklaşık yarım milyon kadın yasadışı yöntemlerle  kürtaj oluyor. Ülser için kullanılan bir hap da dahil birçok ilaçla, tehlikeli masajlarla ve yöntemlerle gerçekleştirilen bu kürtajlar yüzünden birçok kadın hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor.



Kadınların çaresizliği, din adamlarının ve tutucu politikacıların umrunda bile değil. 2010 yılında seçilen Devlet Başkanı Benigno Aquino III, tartışmalı yasa önerisini destekleyeceğini söyledi. Kilise, Aquino dediğini yaparsa kiliseden ihraç edilebilir diye gözdağı veriyor. Kadınlar, kiliseye gidip gelmeyi sürdürüyor, hamile kalmaktan korksalar da korunmadıkları için doyuramayacakları, bakamayacakları çocukları dünyaya getirmeye devam ediyorlar.

Kadın hakları kuruluşları, yoksul mahallelerde yaşayan bir grup kadını örgütleyerek, sağlık ocaklarında doğum kontrol hizmetlerinin geri getirilmesi için mahkemeye başvurdular. Bu kadınların tek isteği, yasal yoldan ve ucuza spiral taktırmak, doğum kontrol hapı ve kondom alabilmek. Başvuru, biri yüksek mahkeme tarafından olmak üzere iki kez geri çevrildi. Alt mahkemeye yapılan son başvuru ise üç yıl süreyle donduruldu.  

Batıda giderek güç kaybeden ve küçülen Katolik kilisesi, Filipinler gibi yoksulluğun ve cehaletin kol gezdiği ülkelerdeki gücüne güvenerek çağdışı çizgisinde, bağnazlıkta direniyor. Avustralya gibi ülkelerde aynı tutumu sergileyemezler. Çünkü sivil toplum örgütleri, halk ve devlet asla izin vermez. Filipinliler kiliseyi sorgulayamıyor. Fakat hayat öyle zor ki, en koyu hristiyanlar bile bu işte bir terslik olduğunu görüyor ve doğum kontrolünden yararlanmak istiyor.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 5.5 / 8 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Leyla Gumus { 09 Ağustos 2012 05:48:03 }
Aynur hanim, yazininzi okurken kendimi kaybettim. Okumasi cok agirdi, ara vererek okumak zorunda kaldim. Kacinci asirda yasiyoruz? Dunya, ozellikle batili toplumlar nasil goz yumum izin verebiliyor boyle ilkel ve zalim zorbaliga.
Tabiki din adamlarinin ve politikacilarin umurunda degil, onlarin amaclari ezmek korumak degilki? tomlumlarin cahil kalmasindan onlar sorumlu cunki onlar sistemli emek harciyorlar toplumlari gelistirmemek icin. Toplumlari en iyi kontrol etmenin yolu KORKU ( ya tanridan, ya sistemden, ya orf adetlerden,ya kocadan babadan, vs,vs). Bunun cok iyi ornegi yuksek mahkemin insanlarin ozel hayatina girmesi, yatak odasina kadar girmesi kadar ilkel ve mudaledeci sistem olamaz. Ilginc olan butun gunahlar, ayiplar ,yasaklar ( dinde ve yasalarda) hep kadinlar icin yazilmiz.

Kliseler dusunen toplumlarda barinamayinca kendi Ataerkil egemenliklerini koruyabilmeleri icin kendilerine yeni caresiz ve tek tutunabilicekleri UMUT olan toplumlar bulular yada yaratirlar. Bu toplumlarda malesef fakir, madur ve her turlu olanaktan uzak toplumlar. Bu toplumlarin cogunu her zaman kadinlar ve cocuklar olusturuyor. Her zamanki gibi, savaslarda ve dogal felekatlerde oldugu gibi kurbanlar gene kadinlar ve cocuklar.
Insanlar tehdit olarak gordugu insanlari ezerler. Butun kadinlara sesleniyorum. Egemen siniflar bizi cok akilli , becerikli, yetenekli ve guclu olarak goruyorlarki ezme ve kontrol etme ihtiyaci duyuyorlar!
Aynur hanim, bizim kapali ve korunmus dunyamizi sarsmaya devam et.
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Yüzlerce öğrenciden ABD'yi terk etmeleri istendi.
Avrupa'da İmamoğlu çıkmazı: Çıkarlar mı değerler mi?
Ayaktayız
YÜRÜYÜŞ SÜRÜYOR
'Büyük Osmanlı Soygunu': 10 maddede Eric Adams davası…

Dünyadaki boykotlar: Kim neyi hedef aldı?
Trump üçüncü kez başkan olabilir mi?
CHP İmamoğlu ve erken seçim için imza kampanyası başlattı
ABD'de ulusal güvenlik skandalı ile gündeme gelen Signal nedir?
CHP neden boykot çağrısı yaptı?

Trump yeni gümrük vergisi tarifelerini açıkladı.
Avrupa’nın en az et yiyen ülkesi Türkiye: Fiyatlar 5 yılda % 1230 arttı!
Türkiye'de ekonomi bir kez daha belirsizlik döneminde
ABD-Çin hattında ticaret savaşı: “Soğuk Savaş’tan beri görülmemiş bir rekabet”
Canberra yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl başardı?

Türkiye'de Covid-19 salgını yaşam süresini azalttı.
Uzmanlar uyardı: "Uzun yaşayanlardan tavsiye almayın"
Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.

MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024
KOLLEKTİF OYNAMALI KAZANMAK İÇİN
Oxford Sözlüğü yılın kelimesini seçti: Beyin çürümesi
"İNEK BAYRAMI" ekitap
Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü

Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?
Tokyo’dan Hasanlar’a, Kudüs’te bir mahkemeden bizim buralara…
“KADERİMİZ DIŞARDAN YAZILAMAZ - DIŞARI KADERİ BELİRLEYEMEZ…”
Niyetime İlham

Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.
Su üzerindeki iklim değişikliği baskısı Türkiye'yi su fakiri olmaya sürüklüyor.

Çin'in 10 yıllık yüksek teknoloji planı nasıl işledi?
Devrimsel Bir Teknoloji: Kaykay Şasi
Türkiye, kişisel verileri en çok sızdırılan 19.ülke
Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu

NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.
Antik Mısır'daki popüler masa oyununun şaşırtıcı kökenleri ortaya çıktı.
At binmenin kökenine dair ezber bozuldu.

"Türkiye'de gazeteciler baskı ve yıldırma ile karşı karşıya"
Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından 2024 yılı yolsuzluk algı endeksi açıklandı!
Türkiye OECD’de gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke
2023 yılında Türkye’de çocukların cinsel istismarı hakkında 40.000'den fazla dosya açıldı.
Çalışanların geliri son 20 yılda azaldı.

Kakao Endüstrisinde Çocuk İşçiliği: Tadı Kadar Tatlı Değil
Dan O’Dowd, Tesla’nın Zehirli Kültürü, Başarısız Abartı ve BYD’nin Yükselişi Üzerine
ANALAR(IMIZ) SİZLER ÇOK YAŞAYIN
Amerika dış yardım yumuşak gücünden vazgeçiyor mu?
Zelenski: Kolezyum Politikasının Kurbanı

HİTLER Diye Biri
ZAMANI VAR
TASARRUF
DUR YOLCU
EMRİ HAK VAKİ

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git