![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Filipinler'de doğum kontrolü: Halk istiyor, papazlar istemiyor!
![]() ![]() Her 10 kişiden 8’inin Katolik olduğu Filipinler’de, kilisenin etkinliği ve gücü öylesine büyük ki, kiliseler sadece hafta sonunda değil, hafta içinde de tanrıdan medet umanlarla dolup taşıyor. Büyük kiliselerdeki kalabalık yüzünden kentin trafiği felce uğruyor. Papazlar vaazlarında hükümetin gerçekleştirmeye çalıştığı doğum kontrol yasasına veryansın ediyor, hamileliği engellemeye yönelik her türden yapay müdahaleye karşı çıkarak, tek çare olarak arada seksten kaçınılmasını öneriyorlar. Halkın yüzde 70’i yasa önerisini desteklemesine karşın kilisenin itirazı nedeniyle öneri senatoda takılmış durumda, bir türlü uzlaşma sağlanamıyor. ![]() ABD’nin Uluslararası Kalkınma Örgütü, 40 yıl boyunca Filipinler’e toplam 400 milyon dolarlık doğum kontrol malzemesi yolladı. George W. Bush yönetimi bundan sonra sorumluluğun Filipin hükümetine ait olduğunu belirterek 2008 yılında yardım programına aşamalı olarak son verme kararı aldı. O zamanki Devlet Başkanı Gloria Arroyo, kendisine destek veren papazları küstürmemek için sorumluluktan kaçtı. Hatta gençliğinde doğum kontrol hapı kullandığı için bir papaza gidip günah çıkardığını itiraf etti. ABD yardımı kesildiğinden beri yoksullar doğum kontrol olanaklarından mahrum. Yine dışarıdan gelen sınırlı sayıdaki yardım ise yetersiz, yoksullara ulaşamıyor. ![]() Hükümetin 2008 yılında yaptırdığı bir araştırmaya göre, Filipinler’deki doğurgan evli kadınların yüzde 39’u hamile kalmak istemiyor ya da hamileliği ertelemeyi düşünüyor ama hiçbir şekilde korunmuyor. Neden olarak korunma yöntemlerinin yan etkisinden çekindiklerini belirtiyorlar. Diğer gerekçeler ise, kocalarının karşı çıkması, korunma yöntemlerinin mevcut olmaması ve masrafı. Bütün bu nedenlerden dolayı ve tanrının kendilerini cezalandırmasından korktukları için kadınların yarısı istemeden hamile kalıyor. ![]() Manila’daki en büyük kadın hastanesi Jose Fabella’nın fabrikadan, koğuşların ise cezaevi koğuşlarından farkı yok. Yılda 17 bin bebeğin dünyaya geldiği, “bebek fabrikası” diye bilinen hastanede, yasadışı yöntemlerle çocuk düşürmeye kalkışan kadınlara da bakılıyor. Kürtaj ve zorla çocuk düşürmek yasak olduğundan bu kadınlar polise sevkediliyor. Bunca korkuya, din ve devlet baskısına rağmen ülkede her yıl yaklaşık yarım milyon kadın yasadışı yöntemlerle kürtaj oluyor. Ülser için kullanılan bir hap da dahil birçok ilaçla, tehlikeli masajlarla ve yöntemlerle gerçekleştirilen bu kürtajlar yüzünden birçok kadın hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor. ![]() Kadınların çaresizliği, din adamlarının ve tutucu politikacıların umrunda bile değil. 2010 yılında seçilen Devlet Başkanı Benigno Aquino III, tartışmalı yasa önerisini destekleyeceğini söyledi. Kilise, Aquino dediğini yaparsa kiliseden ihraç edilebilir diye gözdağı veriyor. Kadınlar, kiliseye gidip gelmeyi sürdürüyor, hamile kalmaktan korksalar da korunmadıkları için doyuramayacakları, bakamayacakları çocukları dünyaya getirmeye devam ediyorlar. ![]() Batıda giderek güç kaybeden ve küçülen Katolik kilisesi, Filipinler gibi yoksulluğun ve cehaletin kol gezdiği ülkelerdeki gücüne güvenerek çağdışı çizgisinde, bağnazlıkta direniyor. Avustralya gibi ülkelerde aynı tutumu sergileyemezler. Çünkü sivil toplum örgütleri, halk ve devlet asla izin vermez. Filipinliler kiliseyi sorgulayamıyor. Fakat hayat öyle zor ki, en koyu hristiyanlar bile bu işte bir terslik olduğunu görüyor ve doğum kontrolünden yararlanmak istiyor.
YorumlarLeyla Gumus
{ 09 Ağustos 2012 05:48:03 }
Aynur hanim, yazininzi okurken kendimi kaybettim. Okumasi cok agirdi, ara vererek okumak zorunda kaldim. Kacinci asirda yasiyoruz? Dunya, ozellikle batili toplumlar nasil goz yumum izin verebiliyor boyle ilkel ve zalim zorbaliga.
Diğer Sayfalar: 1. Tabiki din adamlarinin ve politikacilarin umurunda degil, onlarin amaclari ezmek korumak degilki? tomlumlarin cahil kalmasindan onlar sorumlu cunki onlar sistemli emek harciyorlar toplumlari gelistirmemek icin. Toplumlari en iyi kontrol etmenin yolu KORKU ( ya tanridan, ya sistemden, ya orf adetlerden,ya kocadan babadan, vs,vs). Bunun cok iyi ornegi yuksek mahkemin insanlarin ozel hayatina girmesi, yatak odasina kadar girmesi kadar ilkel ve mudaledeci sistem olamaz. Ilginc olan butun gunahlar, ayiplar ,yasaklar ( dinde ve yasalarda) hep kadinlar icin yazilmiz. Kliseler dusunen toplumlarda barinamayinca kendi Ataerkil egemenliklerini koruyabilmeleri icin kendilerine yeni caresiz ve tek tutunabilicekleri UMUT olan toplumlar bulular yada yaratirlar. Bu toplumlarda malesef fakir, madur ve her turlu olanaktan uzak toplumlar. Bu toplumlarin cogunu her zaman kadinlar ve cocuklar olusturuyor. Her zamanki gibi, savaslarda ve dogal felekatlerde oldugu gibi kurbanlar gene kadinlar ve cocuklar. Insanlar tehdit olarak gordugu insanlari ezerler. Butun kadinlara sesleniyorum. Egemen siniflar bizi cok akilli , becerikli, yetenekli ve guclu olarak goruyorlarki ezme ve kontrol etme ihtiyaci duyuyorlar! Aynur hanim, bizim kapali ve korunmus dunyamizi sarsmaya devam et.
Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |