A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

EMEK...

Kategori Kategori: Berlin Günceleri | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Gültekin Emre | 29 Mayıs 2011 12:23:30

Emmek sözcüğü Moğolca'daki "em"den (ilaç) geliyormuş. Biraz daha açalım bunu: Anadolu ya da Asya Türklerinde, Moğollar'da büyü yapmakta kullanılan kokulu ota "em" denirmiş. Bu ot emilerek alınırmış. Giderek anlam kayması yüzünden emilen, soğrulan, emilerek alınan içilen nesne anlamına gelen "em-ek" türetilmiş. "Em"in aldığı "m, ek" ekleriyle de "em-m-ek"e dönüşür. Daha sonra "emzirmek, emzik" türetilir. Utku bize emmek sözcüğünün etimolojisini kazandırdı.

8 – 15 Mayıs 2011
 
8 Mayıs, Pazar
 
Dün geceki düğünün yorgunluğundan daha çok düğün heyecanının ve telaşının bitmesine sevindik. Düğüne katılan 90 kişinin çoğu Belinda’nın akrabasıyla Emre ve onun arkadaşlarıydı. Erkek tarafından fazla kimse yoktu. Onun için Temmuz sonunda Ayvalık’ta da bir eğlence yapacağız.
 
Yemeklerle birlikte lokantanın bahçesi ve hava çok güzeldi. Yenildi içildi ve eğlenildi.
 
Güzel, sade bir düğün oldu. Belinda ve Emre mutluydu, düğüne katılanlar da.
 
 
9 Mayıs, Pazartesi
 
Dün tam bir tarih ve kültür turu yaptık. Turun sonunda konuklarımıza Bergama Müzesi’ni gezdiremedik kapanış saatine denk geldiğimizden.
 
Onun dışında Marlene-Dietrich Alanı’nı (Berlin Film Festivali’nin yapıldığı salonun önündeki küçük, hoş meydan), Potsdamer Meydanı’nı, mezarlığı andıran Yahudi Soykırım Anıtı’nı, Brandenburger Tor’u, Ihamurlar Altında Caddesi’nde sağlı solu ne varsa onları, Humbolt Üniversitesi’ni, Komik Opera’yı, ünlü Berliner Dom’u, daha çok antik dönemin yapıtlarını sergileyen Eski Ulusal Galeri’yi... gezdik.
 
Berlin’i gezerken insan biter yorgunluktan ama Berlin bitmez. Tarih, mimari, kültür... iç içe geçmiştir ve insanı büyüler. Bizim büyülendiğimiz ne varsa konuklarımzla paylaştık dün. Onun için bugün kısa çevre gezileri yaptık kanal boyunda.
 
 
10 Mayıs, Salı
 
Utku, odak noktamız. Onca insanın kendisiyle ilgilenmesinden çok mutlu. Bunu da iyi kullanıyor gülerek, mızıldanarak, kucak isteyerek, acıktığını belirtmek için iki parmağını emmesiyle... 
 
Emmek sözcüğü Moğolca’daki “em”den (ilaç) geliyormuş. Biraz daha açalım bunu:  Anadolu ya da Asya Türklerinde, Moğollar’da büyü yapmakta kullanılan kokulu ota “em” denirmiş. Bu ot emilerek alınırmış. Giderek anlam kayması yüzünden emilen, srulan, emilerek alınan içilen nesne anlamına gelen “em-ek” türetilmiş.
 
“Em”in aldığı “m, ek” ekleriyle de “em-m-ek”e dönüşür. Daha sonra “emzirmek, emzik” türetilir. Utku bize emmek sözcüğünün etimolojisini kazandırdı.
 
 
11 Mayıs, Çarşamba
 
Wannsee’ye gittik. Wann Gölü’ne yani. Yelkenliler, tekneler ve deniz manzarası olağanüstüydü. Bir tekneye sahip olma düşüm depreşti ve içim gitti o güzel tekneleri kuğu gibi gözümün önünde süzülür görünce.
 
Denizci olamadığıma hayıflanmadım, geçti artık o hayıflanma, ama bir teknem olursa mutlu olur muyum? Diye sordum kendime. Bunu bilemedim işte. Tekneye nasıl zaman ayıracağımı bilemedim daha doğrusu.
 
Ben, masa başı çalışmasına alışmış biriyim. Onca teknik ayrıntıyla donatılmış, sürekli bakım gerektiren tekneyle nasıl baş edeceğimi düşündüm de işin içinden çıkamadım. Aman, hele bir teknem olsun da.
 
 
12 Mayıs, Perşembe
 
Utku’nun üç tekerlekli kocaman bisikleti kaldı, götüremediler. Utku’yu sürekli anımsayacağız bu bisiklete baktıkça. Mutlu oluyordu oturduğuna bisiklete. Babası arkasından iterek sürdükçe, Utku da ilgiyle etrafını izliyordu. Bavulları toparlamak ve kısaca çocuk parkına gidip gelmekle geçti gün neredeyse. Bir de Utku’yu seven kızlar kaldı günden. Utku da onlara yolduğu çimleri sundu çiçek yerine. Onlar gidince bir süre kendimize gelemeyeceğiz, bu kesin.
 
Evin kalabalıklılığına, yeni düzenine, hareketliliğine... alışmıştık iyice. Birden sessizleşecek ev ve eski haline gelene kadar epeyce zaman geçecek. Anılardan konuşacağız ve Utku’dan.
 
 
13 Mayıs, Cuma
 
Adana’dan gelen romancı arkadaşım Sana Kırer’le birlikteydim öğleden sonra. Kız kardeşinde kalıyor. Marzaahn’da. Dazlakların ve yabancı düşmanı gençlerin yaşadığı semtte.
 
Ablasının eşi Alman. Saba ile de kültür, tarih, mimari turu yaptık bugün. Hem edebiyattan konuştuk, hem de ona gezdiğimiz yerleri, yapıları anlatmaya çalıştım. Akademie der Künste’nin Brandenburger Tor’daki binasında Ayşe Erkmen’in yüksek duvarlarına yansıtılmış düzenlemesinin altında kahve içtik, pasta yedik.
 
Ihlamurlar Altı Caddesi her zamanki gibi kalabalıktı, turist kaynıyordu. Jandarma Meydanı’da hınca hınç doluydu. Fransız üsluplu kilise, operaların fotoğrafını çeken çekeneydi. Saba’nın “İç Seyahat, Dış Seyahat , Çocukluğumuz” bölümlerinden oluşan Ayna Kırılmış Baksana (2010) kitabını karıştırdım eve gelirken. “Dış Seyahat” bölümü ilgimi çekti. “Haldun Taner, Berlin’de Türk Gettoları, Nursel Duruel, Toplumsal Bir Yaraya Dönüşen Almanya Olgusu, Füruzan, Kent-Getto Birlikteliği ve Şey’leşme” yazılarını bir çırpıda okudum. İyi özümlenmiş yazılar olarak belleğime kazındılar.
 
 
14 Mayıs, Cumartesi
 
Ülkü Bey’i Merkez Garı’nda karşıladım ve ekspres otobüsle Tegel Havaalanına gittik. Uçağa binene kadar lafladık. Ödemişli Ülkü Bey. Aynı zamanda Ece Ayhan’ın Siyasal Bilgilerden yakın arkadaşı. Yazışmaları ve dostlukları kesintilere uğrasa da Ülkü Bey’in diplomat olarak yurtdışında uzun yıllar kalması yüzünden, mektuplaşmaları kesilmemiş.
 
Şimdi tanıklıklarla, yani Ece Ayhan’ı tanıyanlarla görüşmeler yaparak, söyleşiler oluşturarak, kendisine yazılan Ece Ayhan mektuplarıyla birlikte bir kitap hazırlıyor. Bir yandan da Ödemiş’te kültürel etkinlikler yapmaya çalışıyor.
 
Ülkü Bey’e bir iki saatte doyulmaz, günlerce konuşmak gerekiyor. Ne çok şey anlatıyor ve o anlattıkça insanın ufku genişliyor. İlgi alanlarının başında müzik geliyor ama edebiyat, şiir, felsefe ve de siyaset de onu derinden etkiliyor. O uçtu İzmir’e, ben mahzun bir biçimde döndüm eve.
 
 
15 Mayıs, Pazar
 
Biraz kapalı, biraz güneşli, yağmur ha yağdı yağacak bir Pazar. Aptal, kişiliksiz, sıkıntılı bir Pazar.
 
Bit pazarına kadar yürüdüm. Ne işime yarayacak bir kitap bulabildim, ne de kartpostal. Yürümüş olmamın dışında beni mutlu edecek bir şey yoktu bugün. Hüzünlü ve sıkıntılı bir gün.
 
Neden hüzünlü olduğunu bilmiyorum, sıkıntı da havadan. Bir de sevgili Hulki Aktunç’un durumunun giderek kötülemesi sıkıntımın ana kaynağı. Hava bahane. Eşi Semra Hanımla konuştum. “Dua edin” dedi. Bu iyice dokundu bana. Onun için kedi bibloları topluyordum oysa. Bir de ortak şiir kitabı çıkaracaktık.
 
 “Opus 2010”da bir onun, bir benim şiirim yer alacaktı. Onun yazdığı şiire ben bir şiir yazmıştım, benim yazdığım şiire de o bir şiirle karşılık vermişti. Güzel, farklı bir dosya oldu. Hulki’siz bu kitabı nasıl yayımlarım ben.
 
 
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Dünyanın gözü kulağı Ortadoğuda: İran-İsrail gerilimi tırmanıyor.
İsrail, Gazze'de yardım konvoyunu hedef aldı: Biri Avustralyalı 7 kişi öldürüldü
DEVLET-ULUSTAN FEDERASYONA, ekitap
Dünyada altın madenciliği nasıl yapılıyor, kazalar ne kadar yaygın?
Afganistan: Aktivistlerden kadınlar için online dergi

Avustralya Dışişleri Bakanı Wong: Filistin'i tanımaya hazırız.
İngiltere'de polis, silah ruhsatı almak isteyenlerin eşleriyle de mülakat yapmaya başladı.
Beterin beteri var!
Sağ popülistler ilk kez AB Parlamentosu'nun kontrolünü ele geçirebilir…
Türkiye raporu: Özgürlükler ciddi zarar gördü

Yoksulluk sınırı bir yılda 24 bin TL arttı.
Türkiye son 20 yılda faize 563 milyar dolar ödedi
Uber Avustralya'da taksi şoförlerine 178 milyon ABD dolar tazminat ödeyecek
Çin 2024 ekonomi hedeflerini açıkladı
Almanya'daki Türk doktor sayısı 2 bin 600'ü geçti

Fahri Kiamil
İki annenin başlattığı akıllı telefon karşıtı hareket çığ gibi büyüdü
Afganistan'da onlarca arkeolojik alan buldozerle yıkılarak yağmaya açıldı.
Franz Kolschitzky: Viyana Kuşatması'ndan Kalan Kahveleri Değerlendiren Girişimci
Kış güneşi arayan Britanyalıların adresi Türkiye

Dünya tarihini şekillendiren 6 içecek türü
Taş Kağıt Makas Oyunu (Jan Ken Pon)
"DUHOK KONUŞUYOR" ekitap
ENTERNASYONAL
REMZİ RAŞA’YI ANMAK İÇİN

KİBİRLİ GÜÇ ZEHİR - ERDEMLİ BİLİM PANZEHİR
KARARLILIK - KİŞİSEL ALTYAPI
TARİHSEL KİŞİLİK
TARİHSEL İNSAN
SÜREÇ VE TARİHSEL ÖZNE

'Yeşil İslam' Endonezya'yı iklim çöküşünden kurtarabilir mi?
İsviçreli kadınlar AİHM'de görülen iklim değişikliği davasında zafer kazandı.
Yorgun dünya artık yavaş dönüyor
Avustralya’daki dev yosun ormanlarını yapay zekâ koruyor
2023'te sıcaklık rekoru kırıldı

Apple otomobili ABD'de üretime bir adım daha yaklaştı.
Yaşgünün Kutlu Olsun James Webb Uzay Teleskobu
Su ve deterjan olmadan çalışan bir çamaşır makinesi
Akıl okuyabilen robot tasarladılar
Sanal Gerçeklik, Artırılmış Gerçeklik , Metaverse, Sanal Uzay Nedir?

Beynine çip takılan kişinin düşünceleri 25 dakika boyunca okundu.
14 Mart Pi Günü, Günün Kutlu Olsun Pi !
Tüm canlılar için en ideal sıcak
Avustralya’da 350 kişinin konuştuğu yeni bir dil gelişti
İnsanlık için küçük ama Türkiye için çok büyük bir adım

Servet dağılımı adaletsizliği: Türkiye'de %1’lik kesim servetin %40’ını alıyor
BM Raporu: İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısında soykırım suçu iddiası
Doğurganlık oranında 'büyük düşüş': Ülkelerin % 97'sinde nüfusun azalması bekleniyor
Dünya Mutluluk Raporu yayınlandı: Avusturalya listenin 10., Türkiye 98. sırasında yer aldı.
Dünyada zorla çalıştırılanların sayısı artıyor.

GEÇİTKALE'DEN GELİYORDU...
GENÇ BİR YAZARA BİRKAÇ TAVSİYE
DEĞİŞİYOR, YOKSULLAŞIYOR
“KİRAZ ZAMANI” SERÇELER, KİRAZ AĞACIMIZ, RAZZİA
Enflasyon Rehberi

UCUZ ET
Hesap
---İST
SANDIK
TAKSİ DURAĞI

İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi
Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git