![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Sen de bundan sonra yazma AHMET ALTAN!..
![]() Neden böyle düşünüyorum, çünkü Erdoğan bana göre dolmuşa geldi ve "Çorum'a git, Sıvas'a git, Kahramanmaraş'a git..." diye yanıtlayınca hemen "Gittim ve senin bakanını gördüm..." yanıtını alıyor. Bence Kılıçdaroğlu yanıtını önceden hazırlamıştı ve birilerinin dolmuşa geleceğini biliyordu. Siyasetin inceliğini bilmediği için Erdoğan’ın tufaya gelmesine şaşırmadım ama Ahmet Altan’ın tufaya gelmesine çok şaşırdım. Ben Ahmet Altan’a Kılıçdaroğlu’nun verdiği örneklerden çok daha fazlasını vereceğim. Neden veriyorum bu örnekleri, çünkü vereceğim örnek kişiler şu an Ahmet Altan’la aynı grup içinde yer alıyor da ondan. Hepsi her anlamda aynı şeyi söylemeseler de bugün AKP’yi ve Erdoğan’ı destekleyen bir grup var. Bütün sorun bu grup içinde yer alan kişiler birbirlerinin geçmişini sorgulamıyorlar. Ahmet Altan yazısında “Var mı Erdoğan’ın bu sözlerine verecek bir cevabı olan? Danıştay cinayetini sahiplenecek olan var mı? Diyarbakır’da adamları öldürenleri savunacak biri var mı? Çorum’da, Sivas’ta, Kahramanmaraş’ta, Gazi Mahallesi’nde yaşananların büyük kışkırtma operasyonları sonucu gerçekleşmediğini iddia edecek kimse var mı? Kanlı 1 Mayıs’ta yaşananların bir “çete” işi olmadığını söyleyecek kimse var mı? Bir Erdoğan’a bakın, bir Kılıçdaroğlu’na.” diyor. Danıştay cinayetinin derin devlet işi olduğu tamam, Türk Sol’u bütün bu cinayet ve olayların arkasında derin devlet olduğunu en az 50 yıldır söylüyor. Öncesini bırakın 12 Mart 1971’den itibaren hapsi yada polisi tadan herkes bunu gayet iyi bilir ve söyler. Aramızdaki fark, biz bunu yıllardır söylüyoruz, sizler yeni söylüyorsunuz ve kendiniz keşfetmiş sanıyorsunuz. Peki Danıştay cinayetini işleyen kişinin yakalandıktan sonraki sloganını anımsıyor mu Ahmet Altan yada hangi parti ve gençlik örgütünün adını vermişti. Yani derin devlet yine kimi kullanmıştı. Diyarbakır’da öldürülenler hangi hükümetler zamanında, hangi komutanlar zamanında öldürülmüştür, bu dönemde Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan’ın adları öne çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Ne yaparsanız yapın bugün AKP’yi Refah Partisi’nden ayıramazsınız. O dönemde partili olan hatta kimileri bakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi kişiler neden isyan etmediler, hiç düşündün mü Ahmet Altan. O dönemin kimi isimlerinin neden hâlâ Ergenekon davasına dahil edilmediği kafana soru olarak takıldı mı? Sivas olayları deyince benim aklıma bir isim daha geliyor Ahmet Altan, eski Adalet Bakanı Şevket Kazan. Derin devleti, “Allah Allah” diye otele saldıranları, hepsini bir kenara bırakıyorum, babamı öldürmek isteyenleri savunan bir Adalet Bakanı’yla karşı karşıya kalıyorum ve ben bu ülkede demokrasi mücadelesi vermeye çalışıyorum Ahmet Altan. Sivas deyince aklıma o dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu geliyor, sonra mı ne oldu, iki dönem milletvekili oldu Karamollaoğlu ve daha da komiği Susurluk Komisyonu’nda görev aldı. Karamollaoğlu’nun bir tümcesini hiç unutmam Madımak Katliamı’ndan sonra “Gazanız mübarek olsun.” Kahramanmaraş olayları deyince aklıma çok şey geliyor, o dönem gece sekreteri olan Can Ataklı’yla 3 gece nöbet tuttum ben Günaydın Gazetesi’nde Ahmet Altan. Doğu Perinçek’in partisinin il başkanıyla telefonla konuşurken “Heryerde ellerinde silahlarla dolaşıyorlar, kapı kapı dolaşıyor ve öldürüyorlar. Şimdi bizim partinin kapısı kırıldı……” seslerini unutamam. Evet Ahmet Altan, telefon kapanmadı sadece konuşanın sesi gitti, ben dinleyeyim diye kapanmadı o telefon, hâlâ o kişinin yada oradakilerin yaşayıp yaşamadığını bilmem ve içimde büyük yaradır bu. O dönemde Abdülkadir Aksu orada görevliydi Ahmet Altan, sanırım bir ara Emniyet müdürü olarak bir ara da Vali Yardımcısı yada vekili olarak. Wikileaks’de adı “Uyuşturucu ticaretinden şüpheleniliyor ve genç kızlara yatkındır.” Denilen Aksu’nun şimdiki görevi nedir biliyor musun Altan, Mecliste Wikileaks Araştırma Komisyonu Başkanı. Birileri seninle mi dalga geçiyor, benimle mi bilmiyorum!.. 12 Eylül öncesi asker yönetime gelsin diye gazetelere tam sayfa ilan veren MHP MYK’sında kim vardı anımsıyor musun? Taha Akyol vardı. Nazlı Ilıcak’ın 12 Eylül yazılarını yazdım günlerce. Fethullah Gülen’in dergisinde yazdıkları ortada. 12 Eylül’ü hep sevmişler, hep pohpohlamışlar. Ve sen şimdi onlarla beraber darbe karşıtlığı yapıyorsun, hiç sorgulamadan, her zaman karşı çıktığım “Ne olursan ol gel” mantığıyla. Ne olursan ol gelme kardeşim demeyi öğrenmeden demokrasi savaşımı verilemez, bunu öğrenmen gerekir sanırım. Sen de demokrasi mücadelesi verdiğini söylüyorsun ama aramızda bir fark var Altan, ben cinayet işleyenleri ve onlara hoşgörüyle bakanları ayırt etmeyi biliyorum. Bütün derin devleti sadece ordu olarak görüyorsun, siyasileri yok sayıyorsun. Demokrasiyi sadece ordu mu engelledi yada siyasiler demokrat tavır almayı bilseydi ordu bunları yapabilir miydi, bir de buradan bak bence, tabii işine gelirse… İşte benim de aklıma gelenler bunlar, başkalarına “Konuşma” diyeceğine bence sen de “Bunları anlayana ve kabul edene kadar yazma…” Ahmet Nesin
YorumlarJGul Arslan
{ 23 Şubat 2011 01:00:46 }
Merhabalar, Yukaridaki yazinin yazarinin adi verilmedi mi ben mi goremedim, yazarin fikirlerinin coguna katildigimi belirtmek istedim.
Diğer Sayfalar: 1. Ancak ben de bu derin devlet ; taniminin yanlis kullanilidigina inaniyorum ve bu yalin bir derin devlet tanimina bir turlu aklim ermiyor. Ya da derin devlet sozunun cok yeterli ya da dogru tanimlama oldugunu duusunmuyorum izninizle. Bana gore derin devlet yoktur, Turkiye CUmhuriyetinin devamini isteyen kurumlar ve ideoloji vardir ve Mustafa Kemal'in kurdugu cumhuriyetin devamini isteyenlerle secilen hukumetlerle varsa olan celiskilerinin yok edilmesinin ya da bazen hesaplasmasinin bize yansimasi olabilir ama buna salt derin devlet diyerek yapilan hatalar oldugunda tum Turkiye CUmhuriyetinin karalanmasi soz konusu olmaktadir b u da tum topluma yanlis algi ve guvensizlik getirir diye dusunuyorum. Dunya devletlerinden de anladigimiz kadariyla her devletin ayrica derin devleti vardir ,cunku kurulus felsefesini devam ettirebilmek icin buna ihtiyac duyar diye algiliyorum. Bana gore Turkiye devletinin derin bir devleti yani devletten de otesi varsa o da Mustafa Kemalin ideolojisi ( ki ne oldugu cok nettir) yonunde olan derinliktir ve Turkiye'nin cumhuriyetle gelen kurulus politikasindan ya da ideolojisinden daha fazla derinlik politikasi arayanlar Ataturk Cumhuriyetcisi olamaz, ikinci ya da ucuncu ...cumhuriyetci olur ki bu Ataturkun kurdugu devleti baglamaz. O zaman derin devlet yerine hukumetlerin kendilerini devam ettirmek icin mafyalari ya da daha kibarca ve poltikce; ideolojilerin getirdigi hukumetlerin derin hukumetleri kisaca derin hukumet vardir demek daha dogru ve gercekci olmazmi? Ben derin devlet tanimlamasinin icine atilan bir cok seyin aslinda benim devamini anladigim Mustafa Kemalin kurudugu yada tanimladigi cumhuriyetten cok farkli boyutlara tasinmasinin cogu zamana kasitli oldugunu dusunmek istemiyorum ama cumhuriyetimizi zedelemiyor mu sizce? Tabiki Mustafa Kemal'in cumhuriyetinin devamini isteniyorsa.! SImdi yukaridaki yazidaki goruslerin hemen hemen tamamina katildigim halde kafam hala bazi tanimlamalara takilarak ortak hareket/ortak payda uretip dusunceleirmize ivme kazandiramiyorsak bu benim mi yoksa artik bazi goruslerin guncellenmesine mi ihtiyac oldugundandir diye sormak isterdim. Bu dusuncelerimde haksiz miyim? Saygilar JGul Arslan
Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |