![]() |
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Azıcık Hukuk
![]() “Kırk yıl siz bizi fişlediniz, şimdi fişleme sırası bizde” sözlerinin deşifre ettiği mentalite AKP hükûmetinin birçok devlet kurumundan sonra nihayet TSK ile hesaplaşmaya gittiği yönündeki kaygıları haklı olarak artırdı. 7 yıl önce darbe planlaması yaptıkları iddiasıyla içeri tıkılan askerlerin yanısıra gerçekten darbe yapmış, sol görüşlü yüzbinler ile “ülkücü” binlerin canına okumuş darbeciler halâ saygın, halâ el etek öptürüyorlar. Anayasa 12 Eylül darbecilerine dokunulmazlık tanıyor masalı artık tavsadı. Anayasa’da değişiklik yapıp bu canileri yargı önüne çıkarma girişimi oldu da desteklemedik mi? Gündem kaydırmakta usta her politikacı gibi bu hükûmet üyeleri de özelleştirme adı altında halkın malını haraç mezat eşine dostuna peşkeş çekme, tırmanan işsizlik, yürüyen işçilere “ayak takımı” deme, grevdeki Tekel işçilerine “merhamet” ve “sadaka” mentalitesiyle yaklaşma konularını gündemden düşürmek için Ergenekon, Balyoz konularını yandaş medyanın marifetiyle piyasaya sürüyor. Bu güne dek haklarında soruşturma açılanlar içinde gerçekten darbe girşimcileri varsa elbette bunlar yargı önüne çıkarılmalı. Ancak bu noktada Türkiye’de kimselerin pek üzerinde durmadığı hukuk çarpıklıkları var ki, darbeci, katil, hırsız zanlısı, kim olursa olsun her yurttaşın ülke hukukuna güven duyması için olmazsa olmaz koşullar. Bunları tartışmak yerine falanca paşa filanca paşaya ne demiş, o darbeci, bu değil, şuna değmiş buna değmemiş tartışmaları gırla. Nedir bu çarpıklıklar? Birincisi ve hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu yargının bağımsızlığıdır. Erzincan – Erzurum – İstanbul üçgeninde oynanan gülünçlü tragedya bağımsız yargı düzeni içinde düşünülemez. Bir haber: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 12 Eylül 1980 darbesinin lideri Kenan Evren hakkında iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen eski Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu`yu haklı buldu. Şikâyet başvurusunu dün karara bağlayan mahkeme, her savcının darbe suçlularının yargılanması amacıyla iddianame hazırlama özgürlüğüne sahip olduğunu vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesi ve etkili soruşturma hakkıyla ilgili 13. maddesinin ihlal edildiğini belirten AİHM, Türkiye`nin Sacit Kayasu`ya 41 bin Euro tazminat ödemesine hükmetti”. Alın size bir başka haber. Bu da Avustralya’dan: “İşçi Partili eski bir bakanın oğlu olan ve Federal Mahkeme yargıcı ve Avustralya İnsan Hakları Komisyonu kurucu üyesi, Avustralya’nın “yaşayan hazinesi” ilân edilen 72 yaşındaki Marcus Einfeld 77 dolarlık bir sürat cezasını ödememek için mahkemede yalan söylediği anlaşılınca iki yıl hapse mahkûm edildi”. Einfeld’i mahkûm eden sıradan bir yargıçtı. Bağımsız bir yargıç. Tepesinde sürülmek, fincancı katırlarını ürküttüğü için takibata uğramak gibi çeşitli Demokles kılıçları sallanan bir yargıcın bağımsız olmasını beklemek her yargıcın Don Kişot olmasını beklemek kadar abes. Hükûmet “yargı reformu” yapacaksa ilk iş yargının bağımsızlığını sağlamak olmamalı mı? Dünyada temel olarak iki hukuk sistemi vardır. Biri kökleri engizisyona dayanan ve Fransız hukuk sistemiyle sürdürülüp Türkiye’de benimsenen “soruşturma” sistemi. Teknik ayrıntılarına girmeden bunu “zanlının suçsuz olduğunu kanıtlayıncaya kadar suçlu varsayılması” olarak özetleyebiliriz. Anglo-sakson hukuk sisteminin temelinde ise “suçlu olduğu kanıtlanıncaya kadar sanığın suçsuz olduğunun varsayılması” yatar. Birincisinde suçsuz olduğunu kanıtlama yükü zanlının sırtında, ikinci sistemde iddia makamının, savcının sırtındadır. Ünlü 18. yüzyıl İngiliz hukukçu William Blackstone’un “masum bir insanı mahkûm etmektense suçlu on insanın kurtulması daha iyidir” sözü Anglo-sakson hukuk sisteminin temel taşlarından birisidir. Bu hukuk sistemi içinde bir suçu işlediğinden şüphelenilen kişi polis tarafından tutuklanırsa 24 saat içinde bir yargıç –bağımsız bir yargıç- önüne çıkarılmak zorundadır. Ve yargıç zanlının yargılanması için yeterli kanıt olup olmadığına, yargılanacaksa tutuklu mu, tutuksuz mu yargılanacağına karar verir. Tutukluluk durumu daha suçu işlediği kanıtlanmamış bir sanığı cezalandırmak için kullanılmaz. Ancak salıverilmesi toplum için bir tehlike oluşturacaksa, kaçma ya da tanıkları, kanıtları değiştirme olasılığı varsa tutuklu olarak yargılanır. Aksi halde her gün ya da haftada birkaç kez karakola gidip “ispat-ı vücut” etmek koşuluyla tutuksuz olarak yargılanır. Yalnızca darbeci olduğu iddia edilenler için değil, herhangi bir suç işlediği zannı altında bulunan herkesin bağımsız bir yargıcın kararıyla tutuklu mu, tutuksuz mu olarak yargılanacağına karar verilmesine hakkı vardır, olmalıdır. Oysa bizdeki uygulamalara bakalım. Yeri yurdu belli, çocuk, torun sahibi, istese de kaçamayacak durumda kişiler daha suçu kanıtlanmadan, daha iddianame bile ortalıkta yokken tutuklanmakta ve pratikte aylar, yıllar boyu tutuklanarak suçlu oldukları kanıtlanmadan cezalandırılmaktadırlar. Tabii Türkiye bunu yapan tek ülke değildir. “Demokrasi havarisi” ABD aynı şeyi Guanatanamo Bay kampında yaparak her konuda olduğu gibi Türkiye ile aynı kulvarda koştuğunu kanıtlamıştır. Türkiye’de halâ fikir suçu diye hukuk dışı bir kavram vardır. “Ah bir darbe olsa ne iyi olur”, “ben şeriat rejimi istiyorum”, “ben Atatürk’ü sevmiyorum” ya da “bu başbakan halkın yararına çalışmıyor” diyen kişi Türkiye yasalarına göre halâ suç işlemektedir. Oysa hukuk düşünceyi değil, fiili cezalandırmak için vardır. O fiili yapmakla tehdit etmek te suç olabilir, ama bunu düşünmek ya da söylemek ifade özgürlüğü çerçevesinde suç olamaz ve olmamalıdır. Bütün bunlar, daha ilerisini bir yana bırakın, burjuva demokrasisinin kurallarıdır. Rönesans’tan bu yana yüzyıllar boyu Avrupa’da oluşturulmuş, serpilmiş, yeşermiş ilkelerdir. Ancak bu ilkeler içtenlikle uygulandığında yasalar önünde herkesin eşit olduğundan söz edilebilir. Bunlar yoksa o ülkede hakim olan hukuk değil, guguk sistemidir. Ve o guguk kuşu bir bozuk saatten ne zaman çıkar, nasıl öter, kimse kestiremez.
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
![]() ![]()
| Tüm Yazarlar |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
|
![]() |