|
|
Biri Başbakan'a "kamu yararı"nı anlatmalı.Kategori: Türkiye | 0 Yorum | Yazan: Haberci | 17 Şubat 2010 05:15:01 AKP TEKEL arazilerini "kamu yararı" adı altında yandaşlarına peşkeş çekiyor. Tayyip Erdoğan "tahsis" dese de hukukçular ve akademisyenler kendisiyle hemfikir değil. AKP Hükümeti tarafından özelleştirilen TEKEL arazileri yok pahasına dağıtılmaya devam ediliyor.
4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 2. maddesi i. bendine uydurularak, “kamu yararına” olduğu iddiası ile yapılan bu arazi devirlerine dair Başbakan Tayyip Erdoğan her ne kadar “peşkeş çekmedik, yasal yetkimiz” dese de akademisyenler ve hukukçular söz konusu yasanın mevcut kullanımının “yasanın maksadını aşan” ve “iyi niyetli olmayan” bir kullanım olduğuna dikkat çekiyor. “Kamu yararı” kavramı hangi niyete yeniyor? Söz konusu madde ile ilgili gerçekleştirilen, “kamu yararı” gerekçesi ile Maliye Bakanlığı’na devredilen arazilerin neredeyse tamamının AKP’li belediyelere ya da AKP yandaşı kurum ve vakıflara “tahsis edilmesi”. Bir diğer nokta “kamu yararı” gerekçesi kullanılarak bu araziler özel üniversitelere devrediliyor ki, yıllık on binlerce dolar ücretle öğrenci alan özel üniversitelerin hangi kamunun yararını gözettikleri sorusu cevapsız kalıyor. Son olarak eğer kamu yararına bir arazi tahsisi yapmak söz konusu ise bunun neden öncelikle “gerçek” kamu kuruluşu olan devlet üniversiteleri ya da devlet hastanelerine yapılmadığı bilinmiyor. 'Binlerce insan devlet hastanelerinde yer olmadığı gerekçesi ile tedavi göremez ve öğrenciler devlet üniversitelerinde derslik sıkıntısı çekerken kamu yararı Unkapanı’nda ya da Cevizli’de bir devlet üniversitesi kampüsünü ya da bir devlet hastanesini gerektirmiyor mu?' soruları hükümet tarafından yanıtsız bırakılıyor. Unkapanı’ndaki TEKEL arazisi Metropolitan Sağlık Grubu'na TEKEL'in Unkapanı binası ve arsası Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 22 Mayıs 2009 tarihli kararı ile Maliye Bakanlığı'na "eğitim ve öğretim hizmeti" yoluyla kamu yararına kullanılması kaydı ile devredilmişti. Maliye Bakanlığı da 3 bin metrekareyi bulan arsayı ve binayı Medipol Hastaneleri’ni bünyesinde barındıran Metropolitan Sağlık Grubu'nun kurmuş olduğu vakıf üniversitesine tahsis etti. 49 yıllığına İstanbul Medipol Üniversitesi’ne devredilen arazinin devri için belirlenen ön izin bedelinin miktarı ise bilinmior. Cevizli’deki TEKEL arazisi Fethullah’ın üniversitesine TEKEL’in cevizli’deki 300 dönümlük arazisi de geçtiğimiz sene başında 49 yıllığına Fethullahçıların olduğu bilinen İstanbul Şehir Üniversitesi’ne devredilmişti. Satış bedelinin yaklaşık 250-300 milyon dolar olduğu hesaplanan arazinin Şehir Üniversitesi’ne devri için ön izin bedeli yalnızca 1.6 milyon dolar olarak belirlenmişti. Cevizli’deki arazinin de AKP yandaşı bir özel üniversiteye devri sırasında Unkapanı arazisindekine çok benzer bir süreç yaşandı. Öncelikle Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından Kartal’daki arazinin Maliye Bakanlığı'na devri yapıldı. Ardından da arazi, Maliye Bakanlığı'ndan, üniversite kampusu için irtifak hakkı yoluyla hazine arazisi talebinde bulunan Şehir Üniversitesi’ne tahsis edildi. “Bu işte bir terslik var” Tek Gıda-İş adına TEKEL’in Cevizli’deki arazisinin İstanbul Şehir Üniversitesi’ne tahsisine kaşı açtığı davanın avukatlığını da yapan Gökhan Candoğan soL’a konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede bu tahsislere gerekçe olarak gösterilen 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 2. maddesi i. bendinin kullanımında bir terslik olduğuna dikkat çekiyor. Candoğan, Kamu İktisadi Teşekkülleri’nin kötü yönetildiği ve zarar ettiği gerekçesi ile özelleştirilerek, bu yasa ile başka bir kuruluşa bedelsiz ya da çok az bir bedel ile devredilmesinin mantıksız bir işlem olduğunu belirtiyor. Avukat Candoğan 4046 sayılı kanunun esasen kamu kuruluşlarına arazi tashihi için getirilmiş bir kanun olmadığını, bu maddenin mevcut kullanımının da suistimallere ve keyfi uygulamalara yol açtığını söylüyor. Neye göre satış? Neye göre tahsis? Bu madde kullanılarak yapılan arazi tahsislerinin nedense ağırlıklı olarak siyasi iktidara (bakanlıklar gibi) ya da taşradaki siyasi iktidarın elindeki belediyelere yapıldığına dikkat çeken Candoğan örneğin İzmir’de özelleştirilen KİT arazileri ile ilgili benzer bir karar bulunmadığını, buradaki arazilerin ihale usulüyle satışa çıkarıldığını ancak Malatya’daki Türk Şeker’e ait arazinin ise belediyeye devredildiğini kaydediyor. Kamu yararı ne demek? Candoğan’ın bir diğer eleştirisi de doğrudan “kamu yararı” kavramını hedef alıyor. Maliye Bakanlığı’nın söz konusu arazileri talep ederken bu talebini “kamu yararı” ile gerekçelendirmesi gerektiğini hatırlatan Candoğan, özel üniversite söz konusu olduğunda bunun “kamu yararı” olduğunun söyelenemeyeceğini ifade ediyor ve şu soruyu soruyor: “Ondan fazla özel üniversitenin bulunduğu İstanbul’da bir özel üniversitenin daha kurulmasında kamu yararı var mıdır ki?” “İhale yapılsa fiyat yükselecek” Daha önce orman arazilerinin Koç ve Sabancı gibi özel üniversitelere tahsis edilmesine karşı açılan davalarla gündeme gelen, Kamu İşletmeciliği Geliştirme Merkezi yöneticisi İlter Ertuğrul da soL’a yaptığı değerlendirmelerde “kamu yararı” kavramının kılıf olarak kullanıldığına işaret ediyor ve bu kavramla ve söz konusu yasa kullanılarak, Maliye Bakanlığı üzerinden hükümetin kendi yandaşlarına kaynak aktardığını kaydediyor. İhaleye çıksa, bu arazilere bir sürü insanın talip olabileceğine ve böylece fiyatın yükseleceğine, o zaman da "yakın çevre"nin bu inayetten yararlanamayacağına dikkat çeken Ertuğrul niye bazı illerdeki taşınmazların satılıp da bazılarının da tahsis edildiği sorusunu gündeme getiriyor. "Erdoğan AKP yokken işe başlamıştı" Konuyla ilgili soL'a konuşan Prof. Dr. Rıfat Okçabol, Recep Tayyip Erdoğan'ın kamu mallarını partisi kurulmadan önce Belediye Başkanlığı döneminde dağıtmaya başladığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: AKP özelleştirmede gösterdiği hovardalığını, kamu mallarını-KİT’leri yok pahasına birilerine peşkeş çekerken gösterdiği cömertliği, vakıf üniversitelerine bina ve arazi tahsis ederken de gösteriyor. Daha AKP doğmadan ve bu partinin kurulma olasılığı bile ortalarda yokken Erdoğan’ın belediye başkanlığı sırasında, vakıf üniversitelerine orman arazisini tahsis etmekle işe başladığı biliniyor. İlgili mahkeme bu orman tahsisini iptal etmiş olsa da, tahsis edilen ormanda Koç Üniversitesi gelişmeye devam ediyor. Kamusal üniversitelere ve okullara çok cimri davranan ve merkezi yerlerdeki kamu okullarını satmaya hazırlanan AKP’nin iş özele gelince birden elinin açıldığı biliniyor ve görülüyor. Bu vakıf üniversitelerinin, ÖSS’de düşük puan alan varsıl aile çocuklarına hizmet ettiği de biliniyor. Vakıf üniversitelerinin burs vererek yoksul çocuklara fırsat verdikleri söylemi de gerçeği yansıtmıyor. Araştırmalara göre, ÖSS’de vakıf üniversitelerinden burs alacak puan tutturan öğrenciler genellikle paralı okullarda okumuş ve dershanelere yüksek bedeller ödemiş öğrenciler oluyor. Vakıflardan burs alacak düzeyde puan tutturan yoksul/dar gelirli öğrencinin, “burs alsa da, vakıf üniversitelerindeki tüketici ortama ayak uyduramayacağı için” bu bursu istemeyip kamu üniversitesini seçtikleri de biliniyor. Arazi tahsisleri de, paralı eğitim de, sınavlar da, sınavlara bağlı olarak artan dershanecilik de varsılların yararına işliyor. AKP’nin tahsisleri yasal mevzuata uygun olarak yapması, tüm yurttaşların hakkı olan toplumsal varlıkların varsıl kesimlere peşkeş çekildiği gerçeğini gidermiyor. Ayrıca, AKP’nin vakıf üniversitelerini, “kâr amaçlı” özel üniversitelere dönüştürmek istediği de göz önüne alınınca tahsislerin özel sektöre kıyak çekmek olduğu açıkça görülüyor. Kamuya sordunuz mu? Hukukçular ve akademisyenler eğer “kamu yararı” söz konusuysa devletin görevinin kendi üniversitesine kaynak aktarmak olduğuna işaret ediyorlar. Bu nedenle de özelleştirme ile devletin eline geçen bir arazinin tahsisi söz konusu olduğunda ilgili bakanlığın öncelikle ilgili kamu kuruluşlarına böyle bir arazi tahsisine ihtiyaç duyup duymadıklarını sorması gerektiği ifade ediliyor. Bu durumda Maliye Bakanlığı’nın Unkapanı ya da Cevizli’deki değerli arazileri özel bir üniversiteye tahsis etmeden önce devlet üniversitelerine böyle bir araziye ihtiyaç duyup duymadıklarını sorup sormadığı da yanıt bekleyen sorular arasında. Kaynak: sol.org.tr
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
| Tüm Yazarlar |
|